ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Muhabir Seda Taşkın'ı tutuklatan ihbar emniyetten!

Mezopotamya Ajansı'nın tutuklu muhabiri Seda Taşkın'ın tutuklanmasına yol açan ihbar mailinin Muş Emniyetinden atıldığı ortaya çıktı.

Etkin Haber Ajansı / 30 Nisan 2018 Pazartesi, 15:22

MUŞ - Tutuklu gazeteci Seda Taşkın’ın ilk duruşmasında savunma yapan Av. Gulan Çağın Kaleli, Taşkın'ı ihbar eden mailin bizzat Emniyet Müdürlüğü'nden atıldığını kaydetti.

Mezopotamya Ajansı muhabiri Seda Taşkın’ın ilk duruşması Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Taşkın duruşmaya Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS'le bağlanarak katıldı.

Taşkın'a mahkeme tarafından sorulan ilk soru "Seda" isminin kod olup olmadığı oldu. Hakime cevap veren Taşkın, "Seda ismim kod isim olarak iddianameye geçmiş. Seda ismi ailemin kullandığı isimdir. Doğduğumdan beri bu ismi kullanıyorum. Cezaevi'nde annemle yaptığım ilk telefon konuşmamda da annem bana Seda diye hitap etti" dedi. Mahkeme heyetinin Muş'a neden geldin? sorusunu yanıtlayan Taşkın, "Ben Ankara’da gazetecilik yaptım. Gazetecilik faaliyetleri doğrultusunda Muş’a geldim. Zannediyorum ki bir gazeteciye neden bir kente veya ile gittiği sorusu sorulmaz” cevabı verdi.

Taşkın’a hakim tarafından KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) ve Mezopotamya Ajansı’nda çalıştığının sorulması üzerine Taşkın, “Benim çalıştığım iki ajans da yasal ajanslardır. Mezopotamya Ajansı halen faaliyet yürüten yasal dayanağı olan bir ajanstır. İkisinin de basın kartlarını kullandım. Bu kartlarla TBMM’ye dahi girdim” diye belirtti.

Varto’ya neden gittiği sorulan Taşkın, savunmasını şöyle açıkladı: “İlk gittiğim yer Varto oldu. Varto’da bir kültür derneği vardı ve oraya gittim. Varto’nun neyinin meşhur olduğunu, doğa güzelliklerini ve tarihsel yerlerini sordum. Onların haberini yapma amacındaydım. Bunlar benim mesleğimin bir parçası. Örgüt adına propaganda yaptığım söylenilmiş. Buna gerekçe olarak da sosyal medya paylaşımlarım gerekçe gösterilmiş. Türkiye’de çalışan bir gazeteciyim elbette DAİŞ’in Ortadoğu’da kadınlara, çocuklara yönelik yaptığı katliamlar dikkatimi çeker ve bunları paylaşabilirim. Muş’ta 4 gün boyunca gözaltında kaldım. Bu 4 günlük gözaltı sürecim boyunca hem fiziki hem psikolojik şiddete maruz kaldım. Çıplak arama dayatıldı bunu kabul etmediğim de ise bunun zorla yapılacağı söylenildi. Hastaneye gidip gelirken ring aracına binmek istemediğimde fiziki olarak darp edildim. Gözaltı süresi boyunca bana mesleğimle ilgili bir şey sorulmadı. Sürekli mesleğim dışında yoruma açık şeyler soruldu. Bunlar bana kabul ettirilmeye çalışıldı. Suç içerikli bir faaliyet içerisinde bulunmadığım iddianamede de anlatılıyor. Basın özgürlüğü, kişi hürriyeti ve halkın haber alma hakkı vardır. Benim bütün faaliyetlerim bu amaçla olmuştur."

Taşkın’ın ardından savunma yapan Avukat Gulan Çağın Kaleli, iddia makamının hazırladığı iddianameye katılmadıklarını belirterek, "Usule uygun bir iddianame hazırlanmamıştır. Dosyada ciddi eksikler var. Terörle Mücadele Şubesi’nde önce dosya hazırlanıyor ardından gözaltının gerçekleştiğini görüyoruz. Müvekkilim hakkında 16.40’ta mail yoluyla bir ihbar yapılmış. Her ne hikmetse kolluk kuvvetleri yapılan ihbardan 20 dakika sonra müvekkilimin Muş’ta hangi adreste olduğu, ne yaptığını tespit etmiş ve gidip orada gözaltına almıştır" diye açıklık getirdi.

İHBARIN MUŞ EMNİYETİ'NDEN YAPILDIĞI ORTAYA ÇIKTI

Kaleli, Bu dosyanın en önemli delili olarak gösterilen ihbar mailine de ilişkin açıklık getireceğiz. Emniyet bu ihbarın kimden geldiğini açıklamasa da bize sonradan ulaşan belgelerle bu ihbarın Muş İl Emniyeti’nden yapıldığı ortaya çıkmıştır. Mahkemenizce bu mailin IP adresinin tespit edilmesini talep ediyoruz” dedi.

Taşkın'ın sosyal medya hesaplarında paylaştığı bazı haberlerle de suçlandığını ifade eden Kaleli, şöyle devam etti: "Müvekkilimin sosyal medya paylaşımlarının hiçbirinde şiddet ve cebiri övücü ifadeler bulunmuyor. Müvekkilimin beğendiği sayfalar veya isteği dışında üye olduğu sayfalarının içerikleri dosyasına suç olarak işlenmiştir. Örgüt üyeliği ve propagandası suçu cezanın şahsına taban tabana zıttır. Yine müvekkilime bir kargo gelmiş kolluk kuvveti kargonun içinde ne var? diye soruyor. Müvekkilim ısrarla kargo içinde bir polar olduğunu söylemesine rağmen sanki içinde apayrı bir şey varmış gibi yorumlanmış. Müvekkilimin sosyal medya paylaşımlarında Nazım Daştan isimli gazetecinin yaptığı paylaşımlar suç unsuru olarak gösterilmiş, oysa Nazım Daştan’ın bütün bu suçlamalardan Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nden beraat ettiği kararını görüyoruz."

Soruşturma esnasında Taşkın'a "örgüt üyeliği" suçlaması olmamasına rağmen iddianamede "Örgüt Üyeliği"nden söz edildiğini belirten Kaleli, "Müvekkilim ilk mahkemede serbest bırakılırken avukat arkadaşımızın şahitliğinde müvekkilimize polislerce 'sen nasıl çıktın, sen nasıl serbest bırakılırsın? hemen itiraz edeceğiz' şeklinde baskı yapılmıştır. Ocak ayından bu yana müvekkilim tutuklu ve dosyasına tek delil girmemiştir. Örgüt üyeliği için gereken tüm somut delilleri size saymak istiyorum. Açıkçası müvekkilimiz yaptığı haberlerden ve uydurma bir ihbarla aylardır tutuklu bulunuyor. Son olarak şuna vurgu yapmamız gerekir ki; müvekkilimin çalıştığı ajans, muhabirin haber dili, sizi- bizi-toplumu rahatsız edebilir. Ama bu haberlerin yanlış olduğu anlamına gelmez. Bütün bu zorlama yorumlamalar kişi özgürlüğünü, basın hürriyetini ve halkın haber alma hakkını açık şekilde ihlal etmektedir."

Avukatlar Akkan ve Konak’ta, AYM ve AİHM’in basın hürriyeti hakkında kararlarına dikkat çekerek Taşkın’ın beraat etmesini aksi takdirde ise Adli kontrolle serbest bırakılmasını talep etti.

Savunmaların ardından savcılık mütalaasında Taşkın’ın tutukluluğunun devamına karar verilmesini isterken, Mahkeme ise Avukatların ısrarla araştırılması istediği mailin IP adresinin aranması talebini reddetti. Seda isminin komşuları ve yakınları tarafından soruşturularak araştırılması için tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme, duruşmayı 2 Temmuz’a erteledi.