ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Yasemin'le öğrendik sevinçten ağlamayı- Havva Cuştan

Erkek yargı, Yasemin'in özneleşmesine, hayatı yeniden var etmesine, kadınlara umut olmasına tahammül edememiş olacak ki, yerel mahkemenin verdiği beraat kararını bozup 15 yıl ceza verdi.

Etkin Haber Ajansı / 19 Nisan 2018 Perşembe, 09:03

HAVVA CUŞTAN- Yasemin Çakal... 4 yıl önce, yıllarca kendisine her türlü işkenceyi uygulayan eşi Özkan Kaymaklı'ya karşı özsavunma hakkını kullanmasıyla duymuştuk adını. Çilem'den sonra kadınlara/bize bambaşka bir umut olmuş, yaşamak için savaşmak gerektiğini göstermişti. Davası 3 yıl sonra sonuçlandı. Yasemin, bu yıllarda, erkek yargının mahkeme salonlarında, kendisine uygulanan işkenceyi defalarca yaşadı/yaşattılar. Konuşamadı Yasemin, konuşturmadılar, kendisini savunamadı. Yaşadıklarını kendisi değil, avukatları anlattı. Dava boyunca kadın dayanışmasının, kadın dostluğunun gücüyle hayata tutundu. Ve 4 yıl sonra özgürlüğüne kavuştu.

Yasemin'in özgürleşmesi hepimizin özgürleşmesiydi aslında. 4 yıl önce kadın özgürlük mücadelesinin bir savunucusu olarak sahiplendiğim Yasemin'in davasını, artık kadın bir gazeteci olarak takip ediyordum. Karar duruşmasının olduğu gün kadın avukatlar, Yasemin'in kadın dostları ve biz kadın gazeteciler, sanki kendi davamızmış gibi heyecanlıydık.

Yasemin'in özgürlüğünün; Nevin'in, Namme'nin, Aylin'in ve diğer birçok kadının özgürlüğünü getirecek olduğunun farkında olan kadın avukatlar, Yasemin'i büyük bir özveri ile savundular. Avukatların ağzından çıkan her kelime ile Yasemin'in haklılığını bir kez daha anladık. Sıra Yasemin'in kendisini savunmasına gelince “Böyle olsun istemedim, isteyerek yapmadım” diyebildi sadece. Yasemin o gün kadın dayanışmasıyla özgürleşti. Çilem'in açtığı yolla 'sevinçten ağlamak' ne demekmiş, bunca kadın kırımının yaşandığı bu ülkede o gün öğrendik biz.

Tahliye olduktan sonra oğlu ve kız kardeşi ile birlikte bir hayat kurmaya çalıştı. Karşısına çıkan her erkek akla “Bu hayatı kendim kazandım, artık kimseye boyun eğmem” anlayışıyla karşılık verdi. Sadece kendisi için yaşamadı, kendisi gibi olan kadınlar için de mücadele etti. Namme'nin duruşmalarına katıldı, Nevin özgürleşsin diye sesine ses oldu. O artık kızkardeşlerinden güç alan değil, kızkardeşlerine güç veren bir kadındı.

Ancak erkek yargı, Yasemin'in özneleşmesine, hayatı yeniden var etmesine, kadınlara umut olmasına tahammül edememiş olacak ki, yerel mahkemenin verdiği beraat kararını bozup 15 yıl ceza verdi. Yasemin, istinaf mahkemesinin duruşması öncesinde verdiği röportajda, “Yorgunum ama hala savaşıyorum, şimdi yine kızkardeşlerimin desteğine ihtiyacım var” diyordu. Kızkardeşleri yine ona destek olmuştu ama erkek yargı ona verdiği cezanın sadece Yasemin'e olmadığını; ona destek olan tüm kadınlara, eylemini sahiplenen tüm kızkardeşlerine olduğunun farkında olduğu için verdi bu cezayı. Aynı günlerde, Pendik'te 15 yıldır işkence gördüğü eşini öldürerek hayatına sahip çıkan Filiz'in mahkeme tarafından serbest bırakılmasına savcının itiraz ederek tutuklanması da tesadüf değildi, emsal bir karar olacaktı. Özsavunmayı tanımak anlamına gelecek olan Filiz'in serbest bırakılması, erkeklere korku, kadınlara cesaret verecekti. Bekasını kadınların yaşamları, erkeklerin egemenlikleri üzerinden sürdüren erkek egemen kapitalist sistem elbette buna engel oldu. Ama biz kadınlar şaşkın değil, öfkeliyiz. Erkek devletin unuttuğu ise bizim öfkemizin büyümesi, mücadelemizin de büyüyeceği anlamı taşıdığıdır.

Bizler bir kez daha öğrendik 'sevinçten ağlamak' ne demekmiş, bundan sonra asla unutmaya niyetimiz yok. Yasemin belki erkek-devlet yargısında cezalandırılacak ama biz kadınların vicdanında Yasemin değil, erkek yargı mahkum edilecek...