ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Bilgen: Türkiye'de ifade özgürlüğü ciddi tehdit altında

Meclis'te basın toplantısı düzenleyen HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, "Artık gazete kapatmayı da aşan biçimde mühürlemeyi, makinalara el koymayı tercih eden bir anlayışla karşı karşıyayız. Türkiye'de ifade özgürlüğü açısından son derece ciddi bir tehdit oluşturuyor" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 30 Mart 2018 Cuma, 16:21

ANKARA - Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, Meclis'te düzenlendiği basın toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ana akım medyayı eleştiren Bilgen, "Türkiye tarihinde belki Osmanlı'nın son döneminden bu yana benzer kritik dönemde örneği yaşanan bir siyaset medya ilişkisi ile karşı karşıyayız. Bir tarafta yeterince şeffaf olmayan, medya etiği ilkeleriyle de bağdaşmayan siyaset-sermaye medya ilişkisi, öbür taraftan da doğru bilgilendirmeyi önleyen yaklaşımlar medyaya yönelik bakışın bütününü oluşturuyor. Bu durumun bedelini bazen gazeteciler bazen de yurttaş ödüyor" dedi.

Özgürlük Demokrasi ve Gün Matbaası'na yapılan baskın ve atanan kayyuma tepki gösteren Bilgen, "Artık gazete kapatmayı da aşan biçimde, hatta mühürlemeyi, makinalara el koymayı tercih eden bir anlayışla karşı karşıyayız. Türkiye'de ifade özgürlüğü açısından son derece ciddi bir tehdit oluşturuyor" diye konuştu.

Bilgen konuşmasını şöyle sürürdü:
"Bir farklı örnek de Doğan Medya ile ilgili gelişmeyle paralel ele almamız gereken bir durum. İronik biçimde 2014'te medya el değiştirmelerinde son derece hızlı, takip etmekte zorlandığımız görüntü ile gerçek arasındaki çelişkiyi ortaya koyan bir seyirle karşı karşıyayız. Demirören grubunun sözcüsünün temsilcisinin bundan 4 yıl önce bugünü Cumhurbaşkanı ile diyaloğunda kullandığı tabirler, patron ifadesi aslında bugün Doğan Medya'ya biçilen rol konusunda kaygı duymayı gerektirecek bir tabloyu ortaya koyuyor."

'TÜRKİYE TARİHİNE GEÇECEK AYIP'

Efrîn'den yayın yapan Habertürk'ün Efrîn'li bir kişi ile "ÖSO yağmaladı" sözlerini "YPG" diye çevirmesi skandalına ilişkin de konuşan Bilgen, "Türkiye tarihine geçecek bir ayıp. Talanı yapanlarla ilgili ifadede 'ÖSO' denilmesine rağmen 'YPG' olarak çevrilmesi, neye tenezzül edildiğinin ya da yanlış tercümenin milli güvenlik sorunu gibi görüldüğünün göstergesidir" dedi.

Yine Diyarbakır'da İnsan Hakları Anıtı'ndaki bildirgenin kaldırılmış olmasına da tepki gösteren Bilgen, bu konuda şunları söyledi: "Galiba Türkiye'de meselenin sadece Kürtler, HDP'liler olmadığının, meselenin bütün olarak insan halklarına tahammülsüzlük olduğunu göstermeye yetiyor. Tabi Kürtlerin payına daha fazlası düşüyor. İstanbul'da bir şirkette işçilerin Kürtçe konuşmasının engellenmesi de kamuda başlayan yasakların, engellemelerin özel hayata, günlük hayata yayıldığının göstergesi. Bu mantık yayılırken siyasetten, devlet mekanizmasından güç alıyor."

FRANSA'NIN SURİYE'YE ASKER GÖNDERMESİ

Basın mensuplarının Fransa'nın Suriye'ye asker göndereceği yönündeki açıklamalara dair görüşlerini sorduğu Bilgen, bu konuda şu değerlendirmelerde bulundu:
"Suriye'nin bu hale gelmemesi konusunda herkesin kendi payıyla yüzleşmesi gerekiyor. Ortadoğu'da taleplerin karşılanmasına dair bir duyarlılık gelişmediği için bu tabloyla karşı karşıyayız. Demokratikleşme, değişim konusunda toplumsal taleplere kulak kapatmayan bir yaklaşım olsaydı bu tabloyla karşı karşıya kalmazdık. Kürtlerin statüleri tanımayarak var olma sorunu uluslararası bir sorundur. Bölge ülkeleri gerilimi tırmandırarak bu sorunun uluslararası hale gelmesine hizmet etmektedir. Fransa'nın Suriye'de geçmişten beri bir ağırlığı var, mandası. Oradaki gelişmelere müdahil olmayı da beraberinde getirir. Bu bölgede sorunların diyalogla çözümünde, devletlerin halkları tehdit olarak görmemesi ve sorunları içeride çözme becerisini sergilemesi gerekiyor. ABD için de Rusya içinde Fransa için de aynı bizim için. Türkiye oradaki kazanımları (Kürt kazanımları) kendisi için tehdit olarak görmezse, durumu müdahale gerekçesi olarak tarif etmezse sorun Ankara'da Şam'da çözülebilir. Bu çözümsüzlük siyaseti bölgede egemen olmaya devam ettikçe uluslararası müdahaleler, arayışlar da devam edecektir."

'ÇÖZÜM HAK ÖZGÜRLÜKLERİN GARANTİ ALTINA ALINMASIDIR'

Bilgen, ABD Başkanı Trump'ın "Suriye'den çekileceğiz" yönündeki açıklamalar dair görüşlerini ise şöyle paylaştı:
"ABDnin uzun verimli stratejisinin Ortadoğu'dan Asya'ya kayması yıllardır tartışılır. Ama Trump'ın sözü üzerinden yorum yapmak doğru olur mu bilemiyorum, kendi sözcüleri de tekzip etti. Trump'ın kendi siyaset tarzının tipik bir yansıması gibi görünüyor. Ortadoğu'da kalıcı çözüm bölge dışı müdahalelere ortam bırakmayacak biçimde herkesin hak ve özgürlüklerinin garanti altına alınmasıdır. Vesayet savaşları devletlerin kısa erimli çıkarlarını güvence altına alabilir ama bedelini halklar öder. Silah tüccarları kazanır ama bedeli tabutlardır, ölümlerdir."

Erdoğan'ın "Frekansı yüksek cevap verdim" sözlerini de değerlendiren Bilgen, "Sadece çetele tutarak, kongre salonlarında ölü sayısı belirtilerek bu sorun çözülemez. Defalarca aynı noktaya geldiler ama sonuç ortada. Türkiye 10 yıllardır büyük bir bedel ödüyor. Burada da Fransa Erdoğan'ı kızdırdı mı yoksa tam tersine bir ihtiyat payı açık kapı ile mi hareket edilmiştir bilemeyiz. İnsan hakları sorunları kimsenin iç işi değildir, insanlığın ortak sorunlarıdır. Devletlerin bu sorunları pazarlık meselesi yapmasının tek yolu ciddi cesur risk üstlenecek bir siyasetin geliştirilmesidir" diye konuştu.

Meclis'teki bir tiyatro etkinliğinde kadın oyunculara sahnede yer verilmemesine ise Bilgen, "Bu çatı altında kadının toplumdaki yerinin bir sanat etkinliğindeki rolünün tartışılıyor olması tam da siyasetin Türkiye hayatında Türkiye toplumunun umut dünyasında hak ettiği yerde durup durmadığının göstergesidir" dedi.