ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Dink Davası: Yargılanan askerlerden komplo savunması

9'u tutuklu 85 sanıklı Hrant Dink davasının bugünkü duruşmasında, İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli askerler savunma yaptı. Kendilerine komplo kurulduğunu söyleyen askerler, Agos'u ve Hrant Dink'i tanımadıklarını söyledi.

Etkin Haber Ajansı / 12 Mart 2018 Pazartesi, 21:18

İSTANBUL - Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin yeniden görülen davaya İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.

Bianet'te yer alan habere göre duruşmanın sabahki kısmında Dink'in öldürüldüğü dönemde İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli astsubay Yavuz Karakaya, öğleden sonraki kısımda ise İstanbul Jandarma Komutanlığı'nda görevli olan tutuksuz sanıklar Adnan Acar, Ali Barış Sevindik, Hacı Şefik Şimşek, Metehan Kadir Yıldırım ve Mikdat Özbek savunma yaptı.

Karakaya iddianameye göre, 19 Ocak 2007'de Dink'in öldürülmesine nezaret eden jandarma görevlilerinden biriydi. İstanbul İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevlilerinden biri Karakaya'yı teşhis etti. Telefon sinyal bilgilerinden de cinayetten önce ve sonra olay yerinde olduğu tespit edildi.

Samast'ın cinayet günü görüntülerini çektiğini söylediği videonun varlığının kanıtlanmadığını, Samast'ın bu ifadeyi cinayetten 9 sene sonra verdiği için inandırıcı olmadığını savunan Karakaya "Olmayan bir görüntü nedeniyle savunma yapıyorum" dedi. Karakaya, Akbank ve Saray Kumaşçılık'ın güvenlik kameralarından yapılan tespitte kendisinin görüntülerinin olduğu iddiasını da reddetti.

Karakaya'nın "Muharrem Demirkale [dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü Bölücü Faaliyetler TİM Komutanı, cinayet sırasında Üstteğmen, bugün tutuklu yarbay, dava sanığı] benim amirim değil. Olay günü beni yönlendirdiği doğru değil" sözleri üzerine mahkemenin üye hakimi "Muharrem Demirkale rütbece üstün olmasına rağmen sana neden 'abi' diye hitap ediyor" sorusunu yöneltti. Karakaya ise, “Demirkale herkese 'abi', 'abicim' der. Sahada ve sivil çalışan personeliz sivil şahısa kimliğimizi hissettirmemek adına böyle bir durum söz konusuydu."

SEVİNDİK: BİZE YAPILAN KUMPAS

Verilen aranın ardından tutuksuz sanıkların savunmasıyla duruşmaya devam edildi. Acar "İstihbarat asayiş görevim yoktur hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum" derken Ali Barış Sevindik "Bize yapılan kumpastır" diye konuştu.

2007 tarihinde İstanbul Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü Kısım Amiri Albay Ali Barış Sevindik savunmasında cinayetten önce Hrant Dink'i tanımadığını, Agos'u hiç duymadığını söyledi. Sevindik şöyle konuştu: "Samast 10 yıl boyunca Bakırköy ile ilgili açıklama yapmadı ve daha önce hiç Bakırköy'e uğramadığına göre, Bakırköy'de bir keşifin olması hayatın olağan işleyişine aykırı. Böyle bir keşif yoktur. Olay yerinde yokum, değil tutuklanmam gözaltına alınmam bile şaibelidir. Bu davaya dahil edilmemiz bir kumpastır. Emniyet raporu bize iftira için hazırlanmış. Sanki birilerinin gizlenmesi için İstanbul Jandarma Komutanlığı kurban seçilmiştir."

Mahkeme Başkanı Ali İhsan Horasan'ın dava sanığı jandarmalar Okan Şimşek ve Muharrem Demirkale ile görüşmelerine ilişkin HTS kayıtlarını sorması üzerine Sevindik, Bakırköy'de jandarmanın bir ek hizmet binası olduğunu ve orayı kullandıklarını belirterek "Dink öldürüldüğü tarihe kadar bize onunla ilgili hiçbir bilgi gelmedi. Bütün olaylar, evi ve işyeri polis bölgesinde bizimle alakalı değildi. Agos'u hiç duymamıştım" dedi. Sevindik, Demirkale ile ilgili "Muharrem Demirkale'nin örgüt üyesi olduğunu ben bilmiyorum. Öyleyse çok üzülürüm" dedi.

ŞİMŞEK: KANUNSUZ EMİR ALMADIM

Sevindik'in ardından İstanbul Jandarma İstihbarat görevlilerinden Hacı Şefik Şimşek savunma yaptı. Kanunsuz hiçbir emir almadığını, alsaydı yapmayacağını söyleyen Şimşek şöyle konuştu: "Cinayete dair ne bir suçum, ne bir görgüm ne de bir bilgim vardır. Trabzon ve Samsun [Jandarma] ekibini hiç tanımam. Kanunsuz bir emir hiç almadım, alsaydım da yapmazdım. 20 yıllık jandarmayım, arkası dönük şapkalı bir insanın görüntüsünden şahıs tespiti yapıldığını görmedim. Kamera kayıtlarına yansıyan kimse İstanbul Jandarmadan değildir."

Şimşek, Mahkeme Başkanı Horasan'ın sorusu üzerine "Birimlerde cemaat yapısının yerleştiğine dair bilgim yok" dedi.

'EMNİYETTE BASKI YAPILDI'

Şimşek'in ardından cinayet döneminde İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli astsubay olan Metehan Kadir Yıldırım savunma yaptı. Yıldırım "Emre Cingöz [gazeteci, tutuklu dava sanığı], Muharrem Demirkale [dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü Bölücü Faaliyetler TİM Komutanı, cinayet sırasında Üstteğmen, bugün tutuklu yarbay, tutuklu sanık], Yavuz Karakaya'yı [cinayet işlendiğinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde astsubay, tutuklu sanık] suçlamam ve teşhis için emniyette bana baskı yapıldı" dedi.

ÖZBEK: ZEKERİYA ÖZ TARAFINDAN CEZALANDIRILDIK

Yıldırım'dan sonra cinayet sırasında İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü Aşırı Sağ Faaliyet biriminde görevli astsubay Mikdat Özbek savunma yaptı. Özbek de cinayetten önce Dink ve Agos'u duymadığını savundu.

Özbek, Fethullah Gülen cemaati tarafından hedef seçildiğini savundu. "Cemaat işlerini takip ediyorduk. Savcı Zekeriya Öz [eski Ergenekon davası savıcı, görevden ihraç edildi, hakkında "FETÖ soruşturması" kapsamında dava açıldı, firari] tarafından vaktiyle telefon dinlemeden cezalandırıldık" diyen Özbek, bu nedenle isimsiz bir ihbar mektubu nedeniyle hakkında Ergenekon soruşturması yapıldığını söyledi.

Davaya yarın savunmalarla devam edilecek. (EA)