ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Lenin'in şoföründen anılar... - Cemil Aksu

"Lenin'le Altı Yıl". Devrimin hemen sonrasından ölümüne kadar Lenin'in şoförlüğünü yapan Stepan Gil'in kendi kaleminden Lenin'le ilgili anıları anlatıyor. Büyük devrimin, büyük liderinin bize bıraktığı büyük sorunlar olduğu muhakkak ama küçük Lenin'i okumak, küçük devrimleri görmek de çok önemli. "Lenin'le Altı Yıl" adlı bu küçük kitap bunu yapıyor.

Etkin Haber Ajansı / 05 Mart 2018 Pazartesi, 09:01

CEMİL AKSU - Ekim Devrimi'nin 100. yılı vesilesi ile Kasım ayı boyunca bir çok sempozyum, panel gerçekleştirildi, yayınevleri kitaplar yayımladı. Batıl bir beklenti olsa da, 100. yıl nedeniyle, Ekim Devrimi'ne, koskoca yüzyılı derinden etkileyen sosyalizm deneyimine ve ondan bakiye kalan sorunlara dair yeni araştırmalar, tartışma metinlerinin yayınlanmasını bekledikse de henüz karşılaşmadım böyle bir tartışma ile. Yine de devrimi anlatan romanların (Çernişevski'nin Nasıl Yapmalı'sı, John Reed'in Dünyayı Sarsan 10 Gün'ü, Solohov'un iç savaşı anlatan Durgun Don ve diğer Don Hikayeleri... Elbette her zaman yeni okumalara açık bu başyapıtların) yeniden basımları da ve yeniden okunmaları da önemli...

100. yıl vesilesiyle yayınlanan kitaplardan biri, ilk kez Türkçe'ye çevrilen, "Lenin'le Altı Yıl". Devrimin hemen sonrasından ölümüne kadar Lenin'in şoförlüğünü yapan Stepan Gil'in kendi kaleminden Lenin'le ilgili anıları anlatıyor.

Bu incecik kitapta Gil, Lenin'le beraber yaşadıklarını aktarırken, Lenin'in gündelik yaşamı, kişiliği ile ilgili anektotlarla birlikte dönemin, iç savaş koşullarının yoksunluklarına, ağırlığına da tanıklık ediyor. Bizzat, tabiri caizse, "devletin başı" Lenin'in yaşadığı yoksulluk...

Kitabı okurken, Lenin'e, "proletarya diktatörlüğü"ne bakışımın ne kadar da sakatlanmış olduğunu farkettim birden bire! Büyük bir devrim yapmış büyük bir liderin yaşamı, Çarlık koşullarında en gizli tedbirlerle ayakta kalmayı, örgütlenmeyi başarmış büyük bir parti tarafından, sıkı güvenlik koşullarında, en ince ayrıntısına kadar planlanmış şekilde belli bir konfor sağlanmış olmalıdır, diye düşünüyorken yakaladım kendimi. Hele ki iç savaş koşullarında! Hem Sovyetlere dair hikayelerde hep "büyük birader" ÇEKA'nın nasıl herkesi izlediği vb. anlatılmaz mı!

Oysa karşımızda, bugün bırakın herhangi bir devlet başkanının sahip olduğu koruma ve konforu, bir sendika ağasının sahip olduğu konfora ve korunma koşullarına sahip olmayan, sıradan bir insan var; Lenin.

Lenin, hiçbir yere korumalarla gitmiyor, şoföründen başka koruması da yok. Ki Lenin, şoförünün de silah taşımasını yasaklıyor. Bu nedenle başına gelmedik olay da kalmıyor! Lenin'in erken ölümüne neden olan suikat girişimi nasıl o kadar kolaylıkla gerçekleşiyor, inanılır gibi değil. Sonra arabasının çalınması, gezintiye gittiği bir yerde soyulması, hatta konuşma için gittiği toplantıya zorlukla kalabalığı yarıp, nöbetçileri zorlukla ikna edip girmek durumunda kalması... Lenin'in ve tabi şoförü Gil'in başından geçen daha bir çok trajikomik hikaye...

Gil, şoförü olmanın avantajı belki bu, Lenin'in partideki, devletteki işlerini anlatmıyor, bilakis o işlerden kaçtığı anları anlatıyor. Moskova'nın etrafındaki ormanlarda, göllerde yaptığı gezintiler, köylülerle beraber çıktığı avlarda çoğu zaman hiç silahını ateşlemeden ama sabırla karda, çamurda beklemekten aldığı zevki... Eşi Krupskaya ve kızkardeşi ile haftasonlarını geçirdikleri kır evinden pazartesi sabahları erkenden ayrılırken uyuyanları rahatsız etmemek için yola kadar arabayı beraber itmelerini, beraber lastik tamir etmelerini... İşte bunları anlatıyor, Gil. Gündelik yaşamda sıradan bir insan olarak Lenin'i.

Kitapta beni en çok etkileyen şu bölümü iki nedenden dolayı aktarmak istiyorum:

Nihayetinde altı yıl şoförlüğünü yapan Gil'in aklında/yüreğinde yer alacak kadar önem gördüğünden ve benim için de önemli olduğunda. Hikaye şu: Moskova'nın etrafındaki ormanların korunması...

Lenin, sağlık durumunun ağırlaşmasından dolayı son aylarını Gorky köyünde bir çiftlik evinde geçiriyor. Evin yakınlarında ağaçlı yolların ve küçük meydanların olduğu güzel bir park var. Bu parkın içinde iki tane de devasa büyük köknar ağacı var ve Lenin her defasında bu ağaçların yanına giderek hayranlıkla onları izliyor. 1919 yılının bir yaz akşamı Kremlinden Gorki'ye geldiklerinde Lenin her zamanki gibi arabadan inip ağaçlı yoldan köknarların olduğu yere gidiyor. Fakat daha oraya varmadan köknarlardan birinin yok edildiğini farkediyor. Olayın hemen soruşturulmasını istiyor ve kısa zamanda ağacı kesenin Gorki'deki evin komutanı olduğu ortaya çıkıyor. Kıdemli komutan Lenin'den iyi bir fırça yemekten kurtulamıyor.

Lenin'in doğal yaşama olan ilgisine dair bir anı daha aktarıyor Gil. Yine bir orman gezisi sırasında Lenin etrafta kesilmiş ağaçların olduğunu fark ediyor. Ormanda araştırmaya çıkıyor ve kısa sürede kışlık yakıt için köylülerin ormanda gelişi güzel ağaç kesimi yaptıklarına şahit oluyorlar. 'Oldukça geniş ve gür ormandan köylüler üç beş ağaç kesmiş ne olacak, yerine yenisini dikilir' demiyor Lenin. Kremlin'e döner dönmez, Moskova'nın otuz mil çevresindeki ormanların sıkı bir şekilde korunması için bir kararname yayınlanmasını sağlıyor.

Velhasıl, büyük devrimin, büyük liderinin bize bıraktığı büyük sorunlar olduğu muhakkak ama küçük Lenin'i okumak, küçük devrimleri görmek de çok önemli. "Lenin'le Altı Yıl" adlı bu küçük kitap bunu yapıyor. Meraklısına...

Lenin'le Altı Yıl, Stepan Gil
Çeviren: Fırat Sözeri
Ceylan Yayınları