ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Aktaş, 'şaka' gibi Whatsapp tutuklanma hikayesini anlattı

Whatsapp'ta yazışma yapmadığı halde otobüste arkasında oturan kişinin "Whatsapp'ta Devrim Der diye grup kurmuşlar" ihbarıyla gözaltına alınıp tutuklanan ESP MYK üyesi Aktaş, ihbarcılık oyunlarının tutmayacağını kaydetti.

Etkin Haber Ajansı / 26 Şubat 2018 Pazartesi, 12:03

İSTANBUL- Otobüste bir yolcunun ihbarı üzerine gözaltına alınarak tutuklanan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) MYK ve Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) MYK üyesi Hatice Deniz Aktaş, yaşadıklarını aktardı.

Sabiha Gökçen Havalimanı'na gitmek için otobüse binen Aktaş, arkasında oturan Şeref Canseven isimli şahsın polisi arayarak ihbarda bulunması üzerine gözaltına alınmıştı. Otobüs seyir halindeyken polisi arayan Canseven, whatsapp yazışmaları olduğunu söyleyerek, "Devrim der diye grup kurmuşlar" demiş ve otobüsün geçtiği güzergah hakkında bilgi vermişti. Bunun üzerine polisler Pendik'te otobüsü durdurarak Aktaş'ı gözaltına almıştı. Aktaş, ertesi gün çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi'nde tutuklu bulunan Aktaş, ETHA'ya gönderdiği mektupta yaşananları anlattı. "Bir gün havaalanına gitmek için 06.00'da bindiğiniz bir otobüste haberleri okurken 6 polis aracıyla otobüsünüz durdurulup indirilirseniz şaşırmayın! Yaşadığım olaylar dizisi tam da böyle başladı. Karşımda onca polisi görmenin şokunu atlatamadan elimdeki telefona el konuluverdi. Ben havaalanına yetişip uçağa binme derdindeyim. Neden indirildiğimi sorgularken kendimi karakolda buluverdim" diyen Aktaş, götürüldüğü karakolda, telefonunda "Devrimder" diye bir gruptan Whatsapp yazışmaları yaptığı, örgüt üyelerinin fotoğraflarına baktığı yönünde otobüsteki bir şahıs tarafından ihbar edildiğini öğrendiğini aktardı.

Aktaş, "Merak ettiyseniz şunu da söyleyeyim ne telefonumda böyle fotoğraflar var ne de 06.00'da yazışabilecek kadar sosyal bir grubum" dedi.

Böyle bir ihbardan hareketle o kadar polisle karşı karşıya kalarak düştüğü duruma şaşırdığını kaydeden Aktaş, "Bu yanlışlığın 'seni hemen bırakırlar' diyen polisler, 'seni bu sebeple tutuklasalar avukatlığı bırakırım' diyen avukatımla geçirdiğim saatlerden sonra savcının karşısına çıktım. Savcıya yaşadıklarımı anlatırken telefonuma bakmasını istedim. Bu şekilde ihbarın asılsız olduğunun anlaşılacağını ekleyerek savunmamı bitirirken, uçağa yetişme planları yapmaya başladım. Telefonuma bile bakma gereği duymayan savcı tarafından tutuklanmaya sevk edildiğimi öğrenince, azıcık da olsa kalan umudumu yanıma alarak çıktığım mahkemede nöbetçi hakim tarafından tutuklanıverdim" ifadesini kullandı.

'EKMEĞİMİZE, AŞIMIZA GÖZDİKENLERİN İHBARCILIKLA OYUNU TUTMAZ'

Aktaş, şöyle devam etti: "Televizyonlar karşısında bangır bangır ihbarcılık çağrısı yapılarak hayatımızın içine yerleştirilmeye çalışılan muhbir vatandaş örneklerini çokça duyar olmuştum. Metrobüste sohbet eden iki kişinin ihbar sonucu 'Cumhurbaşkanına hakaretten' gözaltına alındığını, üst komşunun halı silkmesine sinirlenen vatandaşın komşusunu örgüt üyesi diye ihbar ettiğini, teklifini kabul etmeyen sevgilisini 'FETÖ'cü diye tutuklatanları duysam da bir gün benim de başıma geleceğini hiç düşünmemiştim. Bunları anlatınca şaka gibi gözüküyor olabilir ama ben bu satırları hapishaneden yazıyorum. Şu bilinmeli ki bizler kapı komşumuzun unuyla kekimizi, tuzuyla aşımızı pişiren bir toplumuz. Ekmeğimize, aşımıza göz dikenlerin ihbarcılıkla oyunu tutmaz; komşumuza da yolcumuza da güvenimiz azalmaz."