ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Suruç davası sanığı polis: MİT'in sorumluluğundan bahsetmiyorum bile

Suruç katliamı davasındaki sorumluluğu nedeniyle yargılanan dönemin Suruç TEM amiri Ahmet Oğuz Davarcı, tüm gün Suruç'ta kabarık bir yelekle gezen, üstelik emniyetin önünden geçen bombacıyı durdurmamalarını "Kişiyi bilmediğimiz için müdahale edemedik" diye açıkladı.

Etkin Haber Ajansı / 14 Şubat 2018 Çarşamba, 13:10

İSTANBUL- Suruç katliamındaki sorumlulukları nedeniyle açılan davanın sanıklarından dönemin Suruç Terörle Mücadele Şube amiri Ahmet Oğuz Davarcı, İstanbul'da talimatla ifade verdi.

"Görevi kötüye kullanmak" suçundan yargılanan Davarcı ile polis memuru Ali Koçak'ın davası 26 Mart'ta Urfa'da görülecek. Suruç katliamından sonra İstanbul'a atanan Davarcı'nın ifadesi İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi'nde alındı. İfadesinde katliam günü görevini yerine getiren tek polisin kendisi olduğunu iddia eden Davarcı, sorumluların İstihbarat Daire Başkanlığı, Adıyaman, Antep ve Urfa istihbarat müdürlükleri ile MİT olduğunu söyledi. Tüm sorumluların yargılanmasını isteyen Davarcı'nın ifadesinin hakim tarafından sürekli kesilmesi ve kısa tutması yönünde talimat vermesi dikkat çekti.

Duruşmaya katliamda yaşamını yitiren düş yolcularının aileleri ile avukatları da katıldı. Duruşmada ifade veren tutuksuz sanık Ahmet Davarcı, kendisinin sorumluluğu olmadığını iddia etti. Savunmasını, diğer kentlerin emniyet ve istihbaratının sorumlu olduğu iddiası üzerine kuran Davarcı, toplanmasını istediği kanıtların toplanmadığını söyledi.

20 Temmuz günü bir grubun Kobane'ye geçeceğinin belirtildiğini, bu nedenle Suruç'a takviye polis geldiğini kaydeden Davarcı, iddianamede hakkında "Muhtemel saldırılara karşı önleme araması yaptırılmadı, güvenlik tedbiri alınmadı" şeklinde suçlama olduğunu belirtti. Davarcı, bu görevin kendisine ait olmadığını, para cezasına çarptırılan Mehmet Yapalıal'ın olduğunu söyledi.

Katliam günü Urfa TEM Müdürü Oykun İlgün ve İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Yapalıal'la yaptıkları toplantıda kendisine "caddede şüpheli şahıslar üstünde uygulama" görevi verildiğini belirten Davarcı, bu görevi yaptığını, MOBESE kayıtlarının incelenmesinde görüleceğini kaydetti. Davarcı, "Israrla bu görüntüleri istememe rağmen görüntüler çıkarılmadı" dedi.

SADECE 40 POLİS GÖREVLENDİRİLMİŞ, HİÇBİRİ BOMBACIYI FARK ETMEMİŞ!

Tüm toplumsal gösterilerde adeta polis ordusu yığılırken, Davarcı'nın anlatımına göre o gün Amara Kültür Merkezi civarında sadece 40 çevik kuvvet polisi yerleştirilmiş. Bunlardan 20'si Amara Kültür Merkezi'nin 500 metre ilerisindeki İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 20'si de 600 metre mesafede bulunan polis karakoluna yerleştirildi. Bölgede 2 tane de TOMA olduğunu, ayrıca bir sivil ekibin polis merkezinin gerisinde bulunduğunu anlatan Davarcı, "İlk patlama olduğunda o ekip anons etti, 'burada büyük patlama oldu, ambulans lazım' diye" dedi.

İlçe Emniyet Müdürü Yapılal'ın yürüyüş yapılmayacağı için GBT ve üst araması yapılmayacağını söylediğini aktaran Davarcı, "Kültür merkezine girenlerin tek tek kimliğini sorgulamaya gerek yok dedi" diye konuştu.

'YURTDIŞINA ÇIKACAK' DİYE YAZDIĞI İÇİN YAKALAMAMIŞLAR!

Katliamın ardından savcıyla görüşerek tüm kamera kayıtlarını bizzat topladığını ve delillerin hepsini soruşturmayı yürüten Urfa TEM yetkililerine teslim ettiğini söyleyen Davarcı, daha önce pek çok ülkede onlarca katliam gerçekleştiren faşist IŞİD üyelerini yakalamamalarının gerekçesini ise şöyle açıkladı: "Bildirilen yazı sadece kayıp şahsın terör örgütüne katılabileceği yönünde. Bu yazıda sadece radikal terör gruplarının terör örgütü kamplarına katılmak için illegal yollardan yurtdışına çıkabileceği yazıyor. Çatışma bölgesi ve örgüt kamplarından kasıt Kilis, Hatay ve Antep karşısında bulunan Suriye sınırındaki örgütlerin kamplarıdır."

Davarcı, bombacı Abdurrahman Alagöz'ün Suruç'tan önce Antep ve Urfa'ya gittiğini belirterek, deşifrasyonunun bu kentlerin istihbaratının görevi olduğunu söyledi, sorumluluktan kaçınmaya çalıştı.

HAKİM SANIĞI SUSTURMAYA ÇALIŞTI

Bu sırada mahkeme heyeti başkanı, sanığın sözünü keserek, çok uzattığını belirtti. Suruç İçin Adalet Platformu Avukatı Kazım Bayraktar, sanık polisin söylediklerinin son derece önemli olduğunu belirtmesi üzerine mahkeme başkanı bu kez de "bin tane dosyam var, çok işim var" dedi. Mahkeme başkanına tepki gösteren Bayraktar, "33 insanın hayatı söz konusu, sanığın söylediklerini duymak istiyoruz, zapta geçilsin" dedi. Öte yandan sanık polis Davarcı da "Anlatmam lazım, kimse dinlemiyor, en azından buradaki müşteki avukatları duysun" diyerek sözünün kesilmemesini istedi.

BOMBACININ FOTOĞRAFI İSTİHBARAT YAZISINDA YOKTU

Gelen yazıda canlı bomba saldırısına dair bir şey yazmadığını, Türkiye'nin 81 iline giden yazı olduğunu, üstelik şahsın fotoğrafının olmadığını söyleyen Davarcı, şöyle devam etti: "Bu görev istihbaratın görevidir. Bu bombalı eylemde birinci dereceden sorumlu olan bu şahsı deşifre etmeyen İstihbarat Daire Başkanlığı, Adıyaman İstihbarat Şube Müdürlüğü, eyleme gelirken geçtiği Antep İstihbarat Şube Müdürlüğü ve eyleme geldiği Urfa İl İstihbarat Şube Müdürlüğü'dür. MİT'ten bahsetmiyorum bile. Çünkü bir kez ifademde MİT'in sorumlu olduğunu söylediğimde bana 'MİT'ten sana ne' dediler."

AİLELERDEN ÖZÜR DİLEYEN POLİSE: HEPİNİZ SUÇLUSUNUZ

Sanık polis Davarcı, ifadesini tamamladıktan sonra ailelere dönerek, "Burada sizden özür diliyorum, eğer bir hatam olduysa. Son olarak eylemi gerçekleştiren teröristin kaybolduğu günden eylem anına kadar, soruşturmada ihmali olan herkesten şikayetçiyim, yargılanmasını istiyorum" dedi. Aileler ise Davarcı'nın özrünü samimi bulmadıklarını belirterek tepki gösterdi. Aileler, "Sen bizden özür dileyemezsin, siz orada ne yapıyordunuz? Burada tiyatro oyunu sergiliyorsunuz. Hepiniz suçlusunuz, suçu birbirinize atıyorsunuz" diyerek tepkisini dile getirdi.

İfadenin ardından avukatların çapraz sorgusuna geçildi.

NEDEN FOTOĞRAF İSTEMEDİNİZ?

Avukat Kazım Bayraktar, gönderilen istihbarat yazılarında fotoğrafların hiç mi gönderilmediğini yoksa bazılarında mı gönderildiğini sordu. Davarcı, şu cevabı verdi: "Bazen olurdu bazen olmazdı, eğer şahıs deşifre edilmişse fotoğraf vardır." Bayraktar ise deşifre edilmiş, ailesi tarafından ihbar edilmiş bir şahsın fotoğrafının bildirilmemesinin son derece şaşırtıcı olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: "5 Haziran 2015'de Diyarbakır HDP mitinginde bombalı saldırı yapıldı. Bombaları patlatan Orhan Gönder, tıpkı Abdurrahman Alagöz gibi Adıyaman çıkışlıydı. Ailesi tarafından ihbar edilmişti. Katliamdan bir gün önce otelde Gönder'e GBT yapılmış ancak hiçbir işlem yapılmamış, ertesi gün de o katliamı gerçekleştirmiştir. Bir gün sonra da Antep'te yakalanıverdi. Bu acı deneyimden sonra 4-5 şahsın fotoğraflarını isteme gereği neden duymadınız?"

FOTOĞRAF OLSA DA ÖNLEYEMEZLERMİŞ!

Davarcı, "Benim görevim değil" dedi, deşifrenin Adıyaman'da ve yazıyı yazan TEM'in görevi olduğunu iddia etti. Davarcı'nın "sıkı önlem aldık" sözlerini hatırlatarak, fotoğraf olması durumunda katliamın önlenip önlenemeyeceği sorusuna ise sanık polis "köy yollarından gelmiş", "Amara Kültür Merkezi'nin önünde önlenemezdi" gibi ifadelerle kaçamak yanıt verdi.

HAKİM: MESAİMDEN ALIYORSUNUZ

Bu sırada, mahkeme başkanının bir kez daha müdahale etmesi üzerine Av. Bayraktar, "Sanık bir iki şahsı fotoğraflarından yakaladık diyor. Bu önemli bir ayrıntı ve kayda geçilmesi gerek. 33 insanın katledildiği bir davadan bahsediyoruz, son derece önemlidir" dedi.

Hakim ise çok yorulduğunu ve çok fazla işi olduğunu, mesaisini harcadığını söyledi. Av. Bayraktar, "Mesainizden almıyoruz, bu sizin mesainizin bir parçası" diye tepki gösterdi. Ardından duruşmaya bir süre ara verildi.

KABARIK YELEKLE TÜM GÜN İLÇEDE GEZİYOR, FARKEDİLMİYOR

Aranın ardından avukatlar sorularına devam etti. Av. Bayraktar, kamera görüntülerine dair değerlendirme tutanağında "şahsın gömleğinin altında yelek var gibi kabarık durduğu" ifadesinin geçtiğini hatırlattı, "15 dakika Amara Kültür Merkezi önünde keşif yapmış, hemen hemen sizin yanınızdan geçmiş ve sonra patlatmış ve 3 saat buralarda dolanmış, Suruç küçük bir yer? Sizin dikkatinizi neden çekmedi?" diye sordu.

Davarcı, soruya elinde fotoğraf olmadığı için tespit edemediğini yineleyerek yanıt verdi.

Davarcı, patlamadan sonra havaya ateş edilmesi ve biber gazı sıkılması talimatlarını kimin verdiği sorusu üzerine, ateş sesi duymadığını, saldırı talimatını da kendisinin vermediğini kaydetti. Davarcı, "Bu yüzden telsiz kayıtları çıkarılsın istiyorum" dedi.

Avukat Gülhan Kaya'nın patlamadan önce Amara Kültür Merkezi'ne giren-çıkanlara GBT yapılmayacağı talimatını kimin verdiği sorusuna Davarcı çelişkili yanıt verdi. Daha önce İlçe Emniyet Müdürü Yapalıal'ın gerek olmadığını söylediğini belirten Davarcı, avukatın sorusu üzerine "Uygulama yapılmasın emri değil oradaki mevzu, böyle bir emir almadık. Çünkü grup toplantı, gösteri yürüyüşü için gelmediğinden. Talimat almadım bu konuyla ilgili" dedi.

Davarcı'nın ifadesi 26 Mart'ta ilk duruşmayı yapacak olan Suruç Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilecek.