ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Demirtaş: Bakan 'Öcalan'ın talimatı' diye yazı getirdi

Tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, "İmralı'dan, KCK'den talimat alıyorlar" suçlamasını yanıtlarken, önemli açıklamalarda bulundu. Buna göre, 2010 referandum sürecinde Osla'da görüşmeler sürerken, AKP, Kürt siyasetçilere boykot tavrından vazgeçmelerini istedi. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Demirtaş'ın adaylıktan çekilmesi istendi.

Etkin Haber Ajansı / 14 Şubat 2018 Çarşamba, 20:00

ANKARA- HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın tutuklu yargılandığı davaya yarın devam edilecek. 15 ay sonra savunma yapabilen Demirtaş, mahkemeye verilen aranın ardından konuşmasına devam etti. Demirtaş, "İmralı'dan, KCK'den talimat alıyorlar" suçlamasını yanıtlarken, önemli açıklamalarda bulundu. Demirtaş'ın ilk kez kamuoyuna açıkladığı bilgilere göre, 2010 referandum sürecinde Oslo'da görüşmeler sürerken, AKP, Kürt siyasetçilere boykot tavrından vazgeçip "evet" demelerini istedi. "Öcalan'ın talimatı" diyerek talebi ileten AKP'li bir bakandı. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de yine İmralı'daki görüşmeler öne sürülerek, Demirtaş'ın adaylıktan çekilmesi istendi. Demirtaş'a iletildiğine göre, "Beyefendi bu adaylıktan çok rahatsız olmuş!"

Demirtaş, "Bir belgenin başına iddianame yazmakla hukuken iddianame haline gelmiyor. Yakın tarihimizde çok sayıda kumpas, yalan, iftira davaları ortaya çıkmıştır. Bu iddianame de bir kumpas ve komplo iddianamesidir" dedi.

Devletin en büyük günahlarından birisinin kendisini yurttaşlarından ayırıp onları kandırmak için yalan söylemesi olduğunu ifade eden Demirtaş, "Yalan devletin tekelindedir, devlet yalan söyler, devlet adına hareket edenler de aynısını yapar. En teknolojik silahlar, tüm dünya devletleri tarafından ateşlenmeden önce yalan silahı kullanılır. Ülkemizde de halen geçerliliği olan bir moda. Yalan onu söyleyen ve onu hedef alan arasında ezilmiş kişiyi hedef alır. Hassas totaliter rejimlerde sık rastlanır yalana. İnsana kendisini güçsüz hissettirir. Kendi ayakları üzerinde direnme ve yalanı ifşa etme gücünü yitirirsiniz" dedi.

Orwell'in "Hiçbir şey yasa dışı değildir. Çünkü artık yasa yok" sözlerini hatırlatan Demirtaş, "Benim suçlu olup olmadığıma benim söylediklerime bakarak karar vermeyeceksiniz. Benimle ilgili söylenenlere bakarak karar vereceksiniz. Benim hakkımda söylenenlerle, algılarla oluşturulmuş bir iddianamedir. Hafif bir ceza şüphe doğurur, sert bir ceza verilirse şüpheler giderilmiş olur. Nazilerin yöntemi, meşrulaştırma biçimi buydu" diye konuştu.

Faşizan baskıların estirildiği bir dönemde adil olmayan bir yargılama ile karşı karşıya olduğuna işaret eden Demirtaş, "Öyle bir dönemdeyiz ki, insanlar çocuklarını cezaevinden kurtarmak için avukata değil AKP il başkanlarına gidiyorlar" dedi.

Demirtaş, şöyle devam etti: "Örneğin Erdoğan 'Kardeşim milletvekili tutuklanır mı' dese, bizleri tutuklu yargılayan heyetlerin çoğu 'sabah olsun da tahliye edelim' diye uyumaz. Tabii mahkemenizi itham etmeyeyim. Ben bu şekilde tahliye olacaksam olmayayım. Dolayısıyla bu dosya üzerindeki baskıya kim boyun eğer bilmiyorum, ama benim boyun eğmeyeceğim kesin."

CUMHURBAŞKANI VATANA İHANET EDİYOR

Demirtaş, ardından Erdoğan'ın yaptıklarını şöyle sıraladı: "Örneğin belediye başkanlarına kayyum atanması; Efkan Ala direndi, onu görevden aldı, tüm belediye başkanlarını görevden adlı. Üniversitelerde rektörlük seçimlerini kaldırdı, kendisi atamaya başladı. Bunu parlamento yapmadı. Mesela Beşiktaş stadyumunun bitirilmesi emrini bir Cumhurbaşkanı nasıl vermiştir. Ne ilgilendirir Cumhurbaşkanı'nı? TEOG sınavlarını kaldırmıştır. Niye öyle istemiştir? Ne soran olmuştur, ne sorgulayan olmuştur. Üniversite giriş sınavlarını acilen değiştirmiştir. O kadar acele etmiştir ki, ÖSYM telaşla öğrencileri perişan etmiştir. Her mahalleye imam hatip açılacak demiştir. AKP'li belediye başkanları istifa etsin demiştir. Belediye başkanlarını ağlaya ağlaya, burnunu çeke çeke istifa ettirmiştir. İmamlara nikah yetkisi isteseniz de istemeseniz de çıkacak demiştir ve çıkmıştır. Parlamentonun açılış kapanış saatlerini kendisi belirlemiştir. Parlamento açılış kapanış saatleri tüzüğe göre değil majestelerinin keyfine göre belirlenmiştir. Meclis İç Tüzüğü onun talimatıyla değişmiştir. Ülkede tek bir yargıç, Danıştay, Sayıştay gıkını çıkarmamıştır. Bunlar örnek sadece. Başkanlık sistemine geçişe kendisi karar vermiştir. Algıyı yaratmış, kampanyaları yönetmiş, bizleri tutuklamış, hileyle hurdayla getirmiştir. Yardımcı doçentliği kaldırmıştır. Parlamento tartışamamıştır bile. KHK'leri tek tek incelemiş, MGK toplamadan, Bakanlar Kurulu toplamadan MGK tavsiye kararı varmış gibi yaparak KHK'leri çıkarmıştır. Tek başına 650 kanunda değişiklik yapmıştır.

"Tuhafınıza gitmiyor mu? Ben 3 tane kanunu ihlal ettim diye 15 aydır hücredeyim. 650 kanun değiştirmiş. 80 milyon, bir kişinin iki dudağından çıkacaklara mahkum olmuş. Savcı bey beni ülkeyi bölmekle suçluyor, alın size bölücülük. Ülkenin tüm kurumlarını bölmüş. Ama Cumhurbaşkanı vatana ihanet dışında hiçbir şeyle suçlanamaz. Vatana ihanettir bu, daha ne olsun? Tüm kurumları bypass ederek, milletin iradesini gasp ediyorsa, bunun adı vatana ihanettir."

Ahmet Arif'in "33 Kurşun" şiirini okuyan Demirtaş, "Uzun süredir ele geçirdiği fırsatı, milletin kendisine verdiği gücü muhaliflere karşı kullandığı anlayış, benim iddianamemi hazırlatan anlayıştır. Husumet benim Cumhurbaşkanı adayı olmamla başlamıştır. Ben 5 yaşındaydım PKK kurulduğunda. Beni PKK'yi kurmakla suçluyorsunuz ya. Hiç mi siyasi faaliyetim yok benim iddianameye koyacağın, KCK, PKK tarihini iddianameye koymuşsun. Acelen ne? Niye tutuklandım? Bunun hukuki gerekçesi yoksa siyasi gerekçesi var. İşte o da referandum" diye konuştu.

BAKAN ÖCALAN'IN TALİMATI DİYE YAZI GETİRDİ

Kendilerine "Bunlar İmralı'dan talimat alıyor" suçlaması yöneltildiğini ve şahsına yönelik de özel bir hassasiyet olduğunu söyleyen Demirtaş, 2010 referandumunda partisinin boykot kararı aldığını hatırlatarak, önemli açıklamalarda bulundu. Demirtaş'ın bilgileri ilk kez açıkladığı konuşması şöyle: "Abdullah Öcalan'ın el yazısıyla bakanın kendisi İmralı'dan yazı getirdi. Bana getirdi. Niye, referandumda hem parlamentoda hem dışarıda ‘evet' oyu vermemiz için. Kabul etmedik. Hem yazıda öyle bir şey yok. Abdullah Öcalan'ın el yazısı. Yazı şu: 'Partimiz hangi kararı verirse saygı duyuyoruz. Ama Anayasa değişikliği acaba yeni bir diyaloğun, çözüm sürecinin önünü açar mı, parti olarak değerlendirmenizi rica ediyorum.' Destekleyin ya da desteklemeyin demiyor. Bunu İmralı'nın talimatı diye hükümet getirdi. Bizim İmralı'dan talimat aldığımızı söyleyenler Öcalan'ın el yazısıyla getirdi. Kabul etmedik. Kabul etmedik. Majesteleri öfkelendi tabii; 'hani İmralı'dan talimat alıyorlardı' demiş bakanlarına. Onlar da 'bilmiyoruz vallahi' demişler. Bizimle ilgili asıl kriz o zaman başladı. Sen misin biz Oslo'da çözüm süreci yürütürken benim anayasa değişikliğimi desteklemeyen. Partimize karşı siyasi baskıyı başlatan bizatihi kendisidir."

'BEYEFENDİ ADAYLIĞINIZDAN RAHATSIZ' DENİLMİŞ

Yine İmralı'da görüşmelerin sürdüğü dönemde yapılan 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasından Erdoğan'ın çok rahatsız olduğunu belirten Demirtaş, "İmralı üzerinde adaylığımı geri çekme baskısı yaptı. Tanıkları var. Devlet adına görüşmeyi yürüten heyet, 'Beyefendi (Erdoğan) çok rahatsız oldu adaylığınızdan, hem çözüm süreci yürütülüyor hem niye aday oldunuz' dedi. 'Biz kendisinin kölesi miyiz?' Cevabım buydu. Biz demokratik siyaseti güçlendirmek için çözüm süreci yürütüyoruz. Biz PKK'ye silah bıraktırmak için uğraşıyoruz da, HDP'ye siyaseti bıraktırmak hedefler arasında değil. Biz demokratik siyasette güçleneceğiz deyince niye rahatsız oluyor? Çözüm sürecinin ruhuna bu aykırıdır" dedi.

Kampanyasının ortasında yüksek bürokraside görevli birisinin "beyefendi çok rahatsız. İkinci tura kalmamın kendisi açısından ne yararı var, çözüm sürecini hiç mi düşünmüyor" dediğini aktaran Demirtaş, 7 Haziran seçiminde de parti olarak seçime girmemeleri için İmralı üzerinden kendilerine baskı yapmaya kalktığını belirtti. Demirtaş, şöyle devam etti: "Devlet İmralı Heyeti, 'çözüm sürecine aykırıdır. 20-25 milletvekili neyinize yetmiyor, bağımsız girersiniz' dedi. Niye? AKP'ye 400 milletvekili lazım. Tek başına Anayasa değiştirecek. Partim 7 Haziran'da parti olarak seçime girmeliydi. Doğru yaptı. Biz halkımızın gücünü esas aldık. Doğru kararlarla adımlar attık. Yine sadece benimle ilgili bir mesele olsaydı, sineye çeker, hapiste ömür boyu yatardım. Ama benim binlerce arkadaşım cezaevinde."

EMİR BÜYÜK YERDENDİ

Tutuklamaların HDP'nin yargı eliyle tasfiyesi olduğunu vurgulayan Demirtaş, baskılara rağmen 7 Haziran-1 Kasım seçimlerinde demokratik siyasetten taviz vermediklerini ve barajı aştıklarını kaydetti. Demirtaş, şöyle dedi: "Bu iddianame bu siyasi saiklerle hazırlatıldı. Emir büyük yerdendi. Demirtaş'ın tutuklanması gerekiyormuş. Aliya İzzet Begoviç'in dediği gibi, 150 yıl istenecek ki, kamuoyu ikna olsun. 2 yıl olsa nasıl tutuklayacaksınız. Desinler ki, 150 yıl isteniyorsa, demek ki, bir şey yapmış.

"İddianamenin hazırlanmasına giden süreçte Diyarbakır'da 5 Haziran'da benim de katılacağım mitingde IŞİD katliamı yaşandı. Çıktık serinkanlı sükunet çağrıları yaptık. Fakat birilerinin içi soğumamış olacak ki, 7 Haziran'dan sonra Suruç'ta bileşenimiz ESP gençlik yapısı, Kobane'ye oyuncak götürürken paramparça edildi. Daha 7 Haziran'dan yeni çıkmışız. Diyarbakır katliamını yapanlar Suruç katliamını yapanlarla bağlantılı çıktı. Doymamışlar. Ankara Garı'nda katliam yaptılar. 102 arkadaşımız katledildi. Bizler tüm o katliamlar içinde, linç devam ederken seçimi kazanıp parlamentoya gittik. Öfkesinin büyüklüğü budur. Baş eğmez bir irade vardır. Onu çıldırtan budur. Oysa ben cumhurbaşkanı olsam, diz çökmeyen muhalefetten gurur duyarım. Ama hazmedemiyor. İlle intikamı alınacak. 15 Temmuz darbe girişimi de buna fırsat sağladı. Bütün güçleri elinde topladı, milli dini duygularla algı yaratarak bugüne kadar getirdi."

HDP'LİLER BU ÜLKENİN SİYAHİLERİ

Eşitsiz yargı kararlarına dikkat çeken Demirtaş, kendisi ve Figen Yüksekdağ'ın fotoğraflarının yasaklandığını, bir kişiye "Demirtaş'ı övmek"ten dava açıldığını, İstanbul'da bir mahkemenin üyelerini "HDP'nin genel başkanları ve birçok yöneticisi PKK/KCK ile hareket ediyor" diyerek tutukladığını, Serpil Kemalbay'ın ifade vermek için gittiği adliye önünde gözaltına alınıp emniyete götürüldüğünü hatırlattı. Demirtaş, öte yandan Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesine saldıranların, akademisyenleri "Akan kanlarınızla duş alacağız" diye tehdit eden Sedat Peker'in, parti binalarını yakanların, bir kadının yüzüne kezzap atıp tecavüz girişiminde bulunup öldüren bir erkeğin, Kemal Kurkut'u vuran polisin tutuksuz yargılandığını söyledi. Demirtaş, ekledi: "Bu ülkenin siyahileri olarak görülüyor HDP'liler."

DEMİRTAŞ VE KIŞANAK'I DARBE DAVASINA DAHİL ETMEYE ÇALIŞMIŞLAR

Mahkeme heyetine "Sizler parlamentoyu bombalamış adamları yargılıyorsunuz. Aynı heyet parlamentonun üyelerini de yargılıyor. Bu nasıl bir ironidir?" diye seslenen Selahattin Demirtaş, şöyle devam etti: "Ayhan Bilgen, milletvekili arkadaşım. Bizim dokunulmazlığımız kalktıktan sonra çok sağlam bir bilgiyle benim ve Gültan Kışanak'ın darbe ana davasına dahil edilmemiz için AKP tarafından baskı yapıldığını söyledi. Bakmışlar 'efendim zor, nasıl birleştireceğiz bu davaları' demişler. Onlara dedim ki, 'Bir de bir şekilde FETÖ'ye bulaştıralım derseniz darbe davasını sulandırırsınız ona yazık olur bize değil. Bizim zaten 100 tane fezlekemiz var ne yapacaksınız orada yapın bari şu darbe davasını sulandırmayın.' Darbe sanığı olarak karşınıza çıkarmak için komplo başarısız oldu, oldu ama darbeyi yargılayan heyetin sanığı olduk. Bu başarıldı. Bu ilginç" dedi.

Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Atatürk'e hakaretten tutuklanan bir kişi ile Ömer Faruk Kavurmacı davalarına ilişkin "yargı kararı" diyerek yorum yapmadığını ama kendisi hakkında "terörist" açıklaması yaptığını hatırlattı.

Demirtaş'ın savunmasının uzun süreceği gerekçesiyle mahkeme duruşmanın ikinci bölümüne yarın devam etme kararı aldı. Duruşma yarın saat 9.30'da devam edecek.