ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Yanlış Hesap- Arif Çelebi

Stratejinin başarıyla uygulanmasının en temel iki ayağından biri hava saldırılarıysa, ikincisi de korku atmosferi oluşturmaktı. Hiç de yabana atılır bir strateji değildi bu. Ama hesap yanlış çıktı.

Etkin Haber Ajansı / 12 Şubat 2018 Pazartesi, 13:58

ARİF ÇELEBİ- Sömürgeci Türk devletinin hedefi Efrîn'le sınırlı değildi. Rojava devrimini tümden ortadan kaldırmayı, Şengal'i işgal ederek Başur'la Rojava arasındaki hattı koparmayı, İran'la anlaşarak Kandil'i kuşatmayı amaçlıyordu.

Bu yeni değil, uzun zamandır yürürlükte olan bir stratejiydi. Kürt ulusal özgürlük mücadelesini topyekun ezme planı daha İmralı görüşmeleri sürerken yürürlüğe konulmuştu. Bu hesaba göre ilk aşamada Bakûr'da yurtsever Kürt kitle hareketi ezilerek dağa-gerillaya akış kesilecek, devletin bütün kaynakları-güçleri gerillayı hareketsiz bırakmak için seferber edilecek, Şengal'e saldırarak, Başûr-Rojava bağlantısı kesilecekti. Planın diğer hedefi Kobanê-Efrîn hattının birleşmesini engellemekti. Cerablus ve El-Bab'ın işgali ile bu başarılmış oldu.

Şimdi sıra kuşatma altında yalnız kalmış Efrîn'i ele geçirmekti. Efrîn, bu haliyle "kolay lokma"ydı. Rojava'nın diğer bölgelerinden farklı olarak Efrîn'e dört bir yandan saldırma olanağı vardı. Örneğin, Kobanê'ye yalnızca Türkiye'nin güneyinden girmek mümkünken Efrîn'e doğudan Azez, kuzeyden Kilis, batıdan Hatay üzerinden hücum edilebilirdi. Efrîn'in güneyinde de Astana'ya dayanarak İdlib'e asker sokulmuştu. Geriye güneydoğuda Esad rejimine açılan dar bir koridor kalıyordu.

YPG, dört koldan yüksek teknikle, uçaklar, tanklar, obüsler, İHA'larla binlerce paralı asker ve on binlerce ÖSO çetesiyle düzenlenecek saldırılar karşısında dayanamazdı. Efrîn halkı panikle evlerini, toprağını terk ederdi.

Efrîn'in en fazla bir iki haftada ele geçirilmesi Rojava'nın bütününde bir umutsuzluk ve yenilgi ruh hali yarartacak, bu koşullar sömürgecileri Kobanê, Serakanî, Kamışlo ve Derîk'e saldırı ve "güvenli bölge oluşturma" adı altında işgalini kolaylaştıracaktı.

Stratejinin başarıyla uygulanmasının en temel iki ayağından biri hava saldırılarıysa, ikincisi de korku atmosferi oluşturmaktı.

Sömürgecilerin cephesinden bakınca stratejinin başarılması "çantada keklik"ti.

EMPERYALİSTLERİN ONAYI VE HESABI

Sömürgeci Türk devletinin işgalci saldırı girişimi emperyalistleri tutum almaya zorladı.

Başta ABD ve Rusya olmak üzere emperyalistlerin onayı olmasaydı Türkiye'nin kendi başına böyle bir strateji uygulaması söz konusu olamazdı. Bu onay tarafsız kalma görüntüsü altında verildi. Kuşkusuz "Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlama hakkı" adı altında "tarafsız" kalmak ikiyüzlü bir sahtekarlıktan, Türkiye'ye alenen yol vermekten başka bir anlama gelmiyordu.

Rusya, ABD'nin YPG'ye dayanak yaparak Suriye'de kalmasını istemiyordu; PYD'nin de bu ittifaka dayanarak rejimle uzlaşma çıtasını çok yüksekte tutmasını engellemek, çıtayı olabildiğince aşağı çekmek derdindeydi. Türkiye'nin Efrîn'e saldırısıyla hem Türkiye-ABD hem ABD-YPG arasındaki bağları zayıflatmayı umut ediyordu. Saldırıdan önce PYD'ye Rusya'nın şartlarını kabul etmesi karşılığında Türkiye'yi engelleme garantisi verdi. Rusya'nın şartları Kuzey Suriye Federasyonu ile ulaşılan demokratik halk devriminin tasfiyesi anlamına geliyordu. Rusya'nın siyasi planı Kürtlere belediyesel özerklikten öteye geçmiyordu. PYD devrimci kazanımlardan vazgeçmeyince Rusya, Türkiye eliyle devrimcilerin burnunu sürtmeye karar vererek hava sahasını sömürgeci saldırıya açtı. Bu sayede Türkiye'den ekonomik rüşvetler koparmayı da ihmal etmedi.

ABD, daha baştan Efrîn'in etkinlik sahasının dışında olduğunu belirtmişti. Yine de Türkiye'nin böyle bir saldırı girişimine sıcak bakmadığını duyurdu. ABD bugünkü konjonktürde ne Türkiye'yi ne de YPG'yi gözden çıkarırdı. Efrîn'e Türk devlet saldırısını engellemek Türkiye'yi Rusya'nın kucağına daha da itmek olurdu. Rusya'nın da istediği buydu. Diğer yandan Türkiye'ye bütünüyle yol da veremezdi çünkü bu durumda Suriye'deki varlığını sürdüremezdi. Bu nedenle Efrîn saldırısına sessiz kaldı, diğer yandan Minbiç'e olası bir saldırıya karşı duracağını belirtti.

Türkiye'nin Efrîn'e saldırısı karşısında devrimci öncülerin ABD'ye daha fazla yanaşacakları, devrimci projeleri bir yana bırakacakları umudu da ABD'yi yönetti.

Bu yalnızca ABD'nin değil bütün emperyalistlerin ortak beklentisiydi. Türkiye'nin Efrîn'e saldırısını Kuzey Suriye devrimine evrilen Rojava devriminin tasfiye edilmesinin bir dayanağı olarak gördüler. Türk sömürgecilerinin "tasfiye"den anladıkları ortadan kaldırmaktı, emperyalistlerin derdi ise ortadan kaldırmak değil "ehilleştirmek"ti.

Esad rejimi ve İran da "tasfiye" olasılığına kendi cephelerinde avuç ovuşturuyorlardı. Kuzey Suriye Federasyonu'nun yıkılması, buna karşın Türkiye'nin fazla ilerlemesinin engellenmesi, Kürtlerin Esad rejimine yeniden entegre edilmesi onların başlıca hedefiydi.

YANLIŞ HESAP

Sömürgeci Türk güçleri bu koşullar altında ne ABD ve Rusya'nın ne diğer emperyalistlerin ne İran'ın ne Suriye'nin engeline takılarak, dört bir yandan, havadan ve karadan Efrîn'e saldırıya geçti. Hiç de yabana atılır bir strateji değildi bu. Ama hesap yanlış çıktı.

Unuttukları bir şey vardı, Kürt ulusal özgürlük hareketi, onun devrimci ittifak güçleri, Rojava halkı dünyayı titreten DAİŞ'i yenmişti. Devrimi ne pahasına olursa olsun savunmuş, binlerce evladını bu uğurda şehit vermişti. Faşist Türk sömürgecilerinin saldırısı Efrîn halkını korkutup kaçırmadı. Dahası Rojava, Kuzey Suriye halkları tek yuruk oldu Efrîn'e aktı. Sömürgeci Türk devletinin stratejisinin en önemli ayağı böylece kırıldı. "Korku" yenildi. Strateji topalladı.

Şimdi artık ellerinde yalnızca hava üstünlüğü ve dört bir yandan kara saldırısı kalmıştı. Neredeyse tümü silahlı direnişe geçmiş halk ve öncünün kararlı duruşu bunu da boşa çıkarttı.

Dünya halklarının tıpkı Kobanê'de olduğu gibi bu kez de Efrîn'le birleşmesi emperyalist devletler üzerinde basınca neden oldu. Uzayan işgal saldırısının bir arpa boyu yol alamaması ve daha da uzayacak olması emperyalist "tarafsız"lığı sarsmaya başladı.

Emperyalistlerin de hesabı tutmadı. Kimi çevreler ABD'ye sırtını dayamadan, Rusya'nın desteğini almadan hem Efrîn'in hem bütün Rojava'nın savunulamayacağını söylüyordu. Boşa çıktı. Efrîn'de bir halk savaşı var, sömürgeci işgal girişimine karşı devrimci halk savaşı. Üstelik emperyalistler sömürgeci Türk devletinin saldırıları için gerekli bütün kolaylıkları sağlamışken devrimci halk direnişi gerilemek yerine sağlamlaştı.

Kuzey Suriye halklarının ve onun devrimci öncülerinin burnunu sürtme amacı boşa çıktı.

BU DAHA BAŞLANGIÇ

Faşist sömürgeci Türk devletinin Efrîn'e saldırısı aynı zamanda Türkiye'deki ilerici muhalefeti ezmeyi, korkuyu hakim kılarak teslim almayı hedeflemişti. Bir yandan faşist psikolojik propaganda aygıtları ile faşist milliyetçilik şahlandırılırken diğer yandan savaş karşıtı en küçük ses şiddetle bastırılıyordu. Tıpkı Efrîn'de olduğu gibi korkutulan halkın kaçacağı, sineceği hesap ediliyordu.

Bu hesap da boşa çıktı. Faşist şiddetin artan dozajına karşın yılgınlık hakim olmadı. İlericiler, antifaşistler bulabildikleri her imkanla, araçla işgalci sömürgeciliğe karşı direndiler, faşist sömürgeci saldırganlığı teşhir ettiler.

HDP'nin son kongresi antifaşist, antisömürgeci devrimci demokratik direniş damarının ne denli kökleştiğini ve yayıldığını gösterdi.

Korku duvarı yıkıldıkça ilerici kitle hareketinin önündeki setler de tuzla buz olacak.

Tıpkı Efrîn'de olduğu gibi öncünün kararlı duruşu halk direnişinin önünü açacak. Salonlardaki haykırış sel olup sokaklara akacak.

Bu daha başlangıç...