ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Buldan: Diz çökmedik, bu da onlara dert olsun

HDP Eş Genel Başkan adayı Pervin Buldan, HDP'nin Türkiye halklarının umudu olduğunu söyledi. Buldan konuşmasında, savaş politikalarının son bulmasını istedi, "HDP tüm baskılara rağmen diz çökmedi, çökmeyecek, bu da onlara dert olsun" dedi. HDP Eş Genel Başkanlığı'nı meşaleyi devralmak olarak tanımlayan Buldan, "Ben de bu meşaleyi geleceğimizin yüreği ve bilinci özgürlük tutkusu ile dolu olan gençlerine aktarmak üzere emaneten devir alıyorum" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 11 Şubat 2018 Pazar, 15:41

ANKARA- Halkların Demokratik Partisi 3. Olağan Kongresi'nde eş genel başkanlar ile 100 kişilik PM belirlenecek.

Eş Genel Başkan adayı Pervin Buldan, kongrede konuştu. Selahattin Demirtaş'tan meşaleyi devraldığını söyleyen Buldan, "Ey insanlığı tüketenler, savaşı yüceltenler! İşte umudu ve barışı çoğaltanlar olarak buradayız. Bir aradayız. Bizim insanlığa ve özgürlüğe olan inancımız, tutkumuz sizin körüklediğiniz korku ve nefretten daha büyüktür. Her zaman olduğu gibi biz kazanacağız, büyük insanlık kazanacak" dedi.

Pervin Buldan, Demirtaş'ın HDP Eş Genel Başkanlık görevini üstlenmesine vesile olduğunu söyledi, "Sizlere hitap etmesi gerekirken zindanda rehin olarak tutulan ve bu nedenle bu meşaleyi devralma görevini üstlenmeme vesile olan partimizin çok değerli emektarı, onurlu siyasetin öncüsü değerli Eş Genel Başkanım Sayın Selahattin Demirtaş'ı saygı ve sevgi ile selamlıyorum" dedi.

Figen Yüksekdağ ve diğer tutuklu vekilleri de selamlayan Buldan, "Birlikte çalıştığımız dönem içerisinde sağlam duruşu, her koşulda ve her yerde bir bütün olarak mücadelemizin hep en ön safında yer alan kararlılığıyla, çalışkanlığıyla bizlere esin kaynağı olan, kadın olarak bizleri gururlandıran eş başkanım sevgili Yüksekdağ'a da kadın arkadaşlarım, partim ve şahsım adına buradan teşekkürlerimi gönderiyorum" dedi.

Buldan'ın "Çözüm sürecinde 3 yıl boyunca kendisiyle bire bir görüştüğüm, 19 yıldır tecrit altında tutulduğu İmralı Cezaevi'nde çözüm, barış ve demokrasi mücadelesi veren Sayın Abdullah Öcalan'ı saygıyla selamlıyorum. İdam sehpasına götürülürken 'Yaşasın Türk ve Kürt halkının kardeşliği' diyen Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını, Mahir Çayanları, İbrahim Kaypakkayaları, Behice Boranları, Mazlum Doğanları, Sakineleri saygıyla, minnetle, şükranla anıyorum" sözleri ise ayakta alkışlandı.

'HDP BU ÜLKENİN ÖZLEMİNİ DUYDUĞU BİRLİĞİN PARTİSİDİR'

HDP'nin halklar partisi olduğunu söyleyen Buldan şöyle devam etti:

"HDP topraklarda yaşayan bütün mazlum halkların, tüm inanç ve kültürlerin ihtiyacı olarak vardır. Bunun içindir ki HDP halklar partisidir. İşte bu salonda da görüldüğü gibi halklar bahçesidir. Bu ülkenin bütün renklerinin, farklılıklarının bir arada ortak bir mücadelede birleştiği bir birlik partisidir. Ülkemiz için önerdiğimiz birliğin en büyük kanıtıdır HDP.

"Bütün ayrıştırmalara, ötekileştirmelere, düşmanlaştırmalara karşı HDP kardeşliğin, bir arada eşit ve özgürce yaşamın kendisidir. İşte bizi güçlü kılan da temsil ettiğimiz bu değerler ve ortak vatanı hep birlikte inşa etme iddiamız, kararlılığımızdır. Karşımızdaki güçler tekçiliği ne kadar dayatırsa dayatsın biz çoğulculuğu, farklılığı, çok renkliliği savunmaya ve yaşatmaya devam edeceğiz.

"Herkes bu ülkede dilini, kültürünü, inancını özgürce yaşayacak. Biz bunun mücadelesini yürütüyoruz. İşte HDP'den korkmalarının, bize fütursuzca saldırmalarının nedeni budur. Tekçiliği bozduğumuz için, çoğulcu, demokratik katılımcı bir ülke yönetimini savunduğumuz için bizden korkuyorlar. Korksunlar! Onların tekçiliğine karşı bizler de çoğuz.

"HDP, onurlu ve büyük insanlık yürüyüşünün adıdır. HDP barıştır, HDP özgür yaşamdır. Ve bu büyük yürüyüşü kimsenin engellemeye gücü yetmeyecektir. Seyit Rıza, 'Ben hilelerinizle baş edemedim, bu bana ders olsun. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim. Bu da size dert olsun' demişti. HDP tüm baskılara rağmen diz çökmedi, çökmeyecek, bu da onlara dert olsun."

Ortadoğu'da süren savaş politikalarına tepki gösteren Buldan, "Türkiye'ye bugüne kadar bir tek kurşun sıkmamış, dayanışma ve dostane ilişkiler kurmayı önermiş bu halka devlet aklı ne yazık ki yüzyıldır yürüttüğü hasmane politikalar ile cevap vermeyi yeğ tuttu. Geçmişten bugüne karakollarla, mayın tarlalarıyla toplumsal olarak sınırın bu tarafından ayrıştırılan Efrin halkı günümüzde sınıra örülen duvarlar ile dışlandı. Ve şimdi ise kendi topraklarındaki varlıklarına da açılan savaş ile son verilmek isteniyor. O toprakların binlerce yıldır asli sahibi asli unsuru olan bu halkların kendilerini yönetme iradelerine saygı duymak ve hatta bu iradeyi desteklemek, dostane ilişkiler kurmak Türkiye'ye ne kaybettirir? Müttefik kazandırmaz mı? Dostluk, kardeşlik kazandırmaz mı? Bizler Efrin'den Filistin'e kadar Kürtlerin, Ermenilerin, Arapların, Ezidilerin ve bütün Ortadoğu halklarının haklı mücadelelerinin yanında yer alıyoruz" dedi.

'40 YILDIR ANALARIN AYAKLARI ALTINA CEHENNEMİ SERDİNİZ'

Barışı savunduklarını söyleyen Buldan, "Barış ahlaklı olandır, erdemli olandır. Kırk yıldır evlat acısıyla yaktığınız annelerin ayaklarının altına cehennemi serdiniz. Mersin'den İstanbul'a Isparta'dan Hakkâri'ye Ardahan'a Samsun'a… Hiçbir anne babaya evladının; hiçbir kadına nişanlısının, eşinin, sevgilisinin; hiçbir çocuğa babasının tabutunu göndermeyin" diye konuştu. Buldan, savaşa karşı barışı savundukları için gözaltına alınanları da selamladı.

Müzakere görüşmelerinin sona ermesi sonrasında Türkiye'nin karanlık bir dönemin içerisine sokulduğunu söyleyen Buldan, şöyle konuştu: "Cizre'de, Sur'da, Gever'de, Nusaybin'deki ağır katliamlarla barıştan intikam alındı. Halkımıza, partimize ağır bedel ödetildi. 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çeviren iktidar ve devlet kanadı, ülkeyi OHAL rejimiyle darbe uygulamalarını aratmayan bir sürecin içine soktu. HDP'ye yönelik siyasi soykırım operasyonlarıyla, belediye başkanlarımızın tutuklanmasıyla, demokratik muhalefetin susturulmasıyla kendi tekçi-milliyetçi-otoriter rejimlerini inşa ediyorlar. Oluşturulan milliyetçi blokla demokratik süreçlerin önü kesildi. Ülke bugün bir kez daha İttihat Terakki zihniyetinin benzer bir versiyonuyla karşı karşıya. Asıl amaçları cumhuriyetin demokratikleşmesini, demokratik bir yönetimin ortaya çıkmasını engellemektir."

'ÇÖZÜM SAVAŞTA DEĞİL BARIŞTADIR'

"Bu gidişat durdurulmazsa ülkemiz uçuruma doğru hızla sürüklenecek" diyen Buldan, çözüm önerilerini sıraladı, iktidara çağrı yaptı: "Yol yakınken, bu ülke daha kan kaybetmeden bu politikalarınıza son verin. Acı ve yıkımlara neden olan savaş politikalarından vazgeçin. Çözüm savaşta değil barıştadır. Çözüm ölme ve öldürmede değil, yaşama ve yaşatmadadır. Çözüm Afrin'e girmede değil, İmralı'ya gitmededir. Sayın Öcalan 5 Nisan 2015 tarihinden buyana tecrit altındadır. Tecrit derhal son bulmalı ailesi, avukatları ve siyasi heyetle derhal görüştürülmelidir. Sağlık, güvenlik ve özgürlük koşulları sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki; Türkiye'nin acil çözüm bekleyen sorunlarına olumlu katkılar sunabilecek konumda olan bir liderin bu şekilde toplumdan izole edilmesi mevcut sorunların çözüm imkânını yok ettiği gibi sorunları daha da derinleştirmektedir. Türkiye biran önce diyalog, müzakere ve çözüm sürecine yeniden dönmelidir. İktidar ve devlet halklara kaybettiren Suriye politikasını biran önce değiştirmeli, çetelere desteği kesmeli ve Rojava başta olmak üzere Suriye halklarıyla barışçıl diyalog geliştirmelidir. Yurttaşlarımızı canından bezdiren OHAL/KHK rejimi artık son bulmalı, siyasi soykırım operasyonlarına, darbe uygulamalarında son verilmelidir. Rehin tutulan Partimizin eş başkanları ve tüm tutuklu siyasetçiler, belediye başkanları, gazeteciler serbest bırakılmalıdır. Cezaevlerinde bir işkence yöntemi olan tek tip kıyafet uygulamasına son verilmelidir. Hukuk ve insan hakları ilkelerinden uzaklaşan iktidar, hukuk devleti sınırlarına dönmeli, yargı ve yasama üzerindeki vesayetine son vermelidir. KHK ile işlerinden atılan yüzbinlerce emekçi görevlerine iade edilmeli OHAL'in yarattığı hukuksuzluk, haksızlık ve mağduriyetler son bulmalıdır."

Bu yolda mücadele devam edeceklerini yineleyen Buldan, "Biliyoruz ki halklarımızın umudu HDP'dir, HDP'nin savunduğu birlikte yaşam ilkeleridir. Yaşadığımız bu acı ve yıkım bizim kaderimiz olamaz. Gidişatı durdurmak bizim ellerimizdedir. Hep beraber omuz omuza sabırla, kararlılıkla mücadele edersek bu gidişatı durdurabiliriz. HDP tüm baskılara rağmen bugüne değin boyu eğmedi, diz çökmedi, bundan sonra da diz çökmeyecek. Kararlılıkla barış ve demokrasi yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. Bu, halklarımıza sözümüzdür. Hiç kimse karamsarlığa kapılmamalı, umudunu yitirmemelidir. Kararlılık ve cesaret yol haritamızdır" dedi.

Kadınların katmerli bir şiddet yaşadığına dikkat çeken Buldan, kadın özgürlük sorununun tüm toplumsal sorunların temeli olduğunu ifade etti. Buldan, kadının özgürleşmediği toplumların çürümeye mahkum olduğunu belirterek, kadınların bugüne kadar elde ettiği tüm hakların öz direnişle elde edildiğini ifade etti. Buldan, "Direne direne özgürleşeceğiz. Her alanda cins mücadelesini yükseltecek, kadın özgürlük anlayışını olduğumuz her alanda yaygınlaştıracağız" dedi. Buldan'ın bir çağrısı da annelere oldu: "Savaşa karşı çıkın. Barışı savunun. Doğurup büyüttünüz yavrularınız ölmesin, öldürmesin. Bu savaşı ancak kadınlar, analar durdurabilir. Anneler sesinizi yükseltin! Barış deyin."

'KENDİMİZİ YENİDEN YAPILANDIRMALIYIZ'

Konuşmasının devamında yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Buldan, şunları söyledi:

"HDP talepleri, sesi bir asırdır Türkiye siyasetinde yer bulmayan milyonların temsilcisi ve sesidir. HDP Türkiye'nin toplumsal uzlaşma, demokratikleşme umududur. Kendimizi bu dönemin koşullarına göre yeniden kurmalıyız. Karar süreçlerimiz, ilişkilerimiz, dayanışma ve işbirliklerimiz bu yükü taşıyabilecek şekilde yeniden yapılandırmalıyız. Bu karanlığı yırtacak yeni bir sayfa açmalı ve geleceğe umutla yürüyebilmek için yeni başlangıçları göze alabilmeliyiz.

"Bizler Türkiye tarihinin bu karanlık hukuk dışı döneminin ne bir parçası ne de suç ortağı olacağız. Siyasi platformdaki tek muhalif güç olsak bile, her ne kadar yalnızlaştırılmaya çalışılsak bile zor ve baskı politikaları ile yıldırılmaya çalışılsak bile haklılığımızın ve meşruluğumuzun güneş gibi parıldayan muazzam gücüne dayanacağız."

'BARIŞ NÖBETÇİSİ OLACAĞIM'

Eş Genel Başkanlık görevini meşaleyi devralmak olarak tanımlayan Pervin Buldan, kendisi ile ilgili de şunları söyledi: "Bu meşaleyi geleceğimizin yüreği ve bilinci özgürlük tutkusu ile dolu olan gençlerine aktarmak üzere emaneten devir alıyorum. Sözlerimi bitirirken belki kişisel gözüken ama gerçekte bu ülkede binlerce ananın yazgısı kılınmak istenen bir durumu anmak istiyorum. Ben, faili meçhullerin kol gezdiği bir zamanda babası katledildiği gün doğan bir evladın anası oldum. Ölüm nedir bildim. Zulüm nedir gördüm. Elimde sihirli bir program yok! Ama acı deneyimlerle edindiğim gerçek bir bilgi var. En zayıf barış bile bir günlük bir savaştan daha iyidir. Eğer savaştan medet umanlar bir gün barışı ve yaşamı düşünme noktasına gelirlerse onlara, acısını yüreğine gömmüş binlerce ananın sesi ve uzatılan eli olmaya hazırım. Siyasi yaşantımı barış için aktif sorumluluklar alarak kinden ve intikam duygusundan uzak durarak bugüne getirdim. Bugünden sonra da bedeli ne olursa olsun bir barış nöbetçisi olarak devam edeceğim."