ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

SODAP Eşsözcüsü Konukçu: HDP faşizm koşullarına göre örgütlenmeli

HDP 3. Genel Kurulu'nu 11 Şubat'ta toplayacak. Kongre öncesi konuştuğumuz bileşenlerden SODAP Eşsözcüsü Kezban Konukçu, "Müzakere sürecinin bir partisi olarak kendimizi şekillendirip ortaya koymuşken, faşizmin inşa edildiği bu günlerde kendimizi nasıl örgütleyeceğiz, kongrede önemli bir tartışma konusu olacak" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 03 Şubat 2018 Cumartesi, 14:30

İSTANBUL- Halkların Demokratik Partisi 11 Şubat'ta 3. Kongresi'ni toplayacak. Eşbaşkanlarının, vekillerinin ve binlerce yönetici, üye ve seçmeninin hapishanede olduğu, belediyelerine el konulduğu, siyaset yapma kanallarının daraltıldığı bir süreçte düzenlenen kongre, yeni bir eşik olarak tanımlanıyor. HDP'nin beş yıllık deneyimi ışığında nasıl bir yol izleyeceği konusunu bileşenlerden Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Eşsözcüsü Kezban Konukçu ile konuştuk.

Konukçu'nun ETHA'nın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

HDP'nin 5 yılı nasıl geçti. Kazanımları, yaptıkları ve yapamadıkları, güçlü ve zayıf yanları nelerdir, özet bir şekilde değerlendirir misiniz?

HDP'nin bizim açımızdan önemi, Kürdistan'da halkların kendini ortaya koyuşu ve isyanıyla, batıdaki örgütlenmenin, isyanın buluştuğu nokta olması. Yola HDK ile başladık. Fakat gelinen aşamada seçim süreçlerinin karşımıza çıkması HDP'yi planlamadığı bir gerçekle, olumlu bir gerçekle karşı karşıya getirdi. Hızla kitlesel bir konuma geldi. 7 Haziran seçimlerinde aldığı sonuç çok kıymetliydi. 7 Haziran seçimlerine giderken müzakere süreci vardı. Barış ortamı, o iklimden faydalanarak HDP kendini iyi örgütledi, batıya da kendini anlatabildi. 7 Haziran'dan sonra, kendi cenaze törenini görmüş kadar korkan Erdoğan/Saray rejimi çok ciddi bir saldırı başlattı. Suruç katliamı kritik bir noktaydı. Sosyalistlerin Rojava'ya el uzatmasına da bir cevap vermek istedi. Suruç'la başlayan, Ankara'yla devam eden, günümüzde Afrin operasyonuyla kendini ortaya koyan savaş sürecinde HDP'nin kendini buna göre örgütlemesi gerekiyordu. Şimdi faşizmin inşası sürecini yaşıyoruz. Böyle bir dönemde kongre sürecine girdik. Tartışmalarımızın ağırlık noktasını da bu oluşturacak sanırım. Yani biz müzakere sürecinin bir partisi olarak kendimizi şekillendirip ortaya koymuşken, faşizmin inşa edildiği, kurumsallaştığı bu günlerde kendimizi ortaya koyma, siyaset yapma şekli, biçimi, söylemi, yaklaşımı açısından nasıl örgütleyeceğiz, kongrede önemli bir tartışma konusu olacak.

Faşizmin inşa süreci dediniz, HDP bu süreci nasıl karşıladı, neler yapılabilirdi, neden yapılamadı?

Faşizmin ilk hedeflediği siyasi parti HDP oldu. Batıyla doğunun isyanını buluşturmak için ortaya çıkması sistemi, AKP/Saray rejimini çok korkuttu. HDP, çok ciddi bir baskı altında kaldı. Şu anda yaşanan şey bir rejim krizi, sıradan bir kriz değil. Kemalizmin tükendiği, siyasal İslam'ın yapılandığı, siyasal İslam'ın iktidarda olduğu ama tam devlet olamadığı, tüm kurumları ele geçirmeye çalıştığı, bunun için de faşizm yolunu seçtiği bir dönemden geçiyoruz. 7 Haziran müzakereci bir süreçken, faşizmin kurumsallaştığı bir sürece kendini adapte etmede sorun yaşadı. Faşizm koşullarına, baskıcı koşullara göre kendisini örgütlemesi gerekiyordu. Mesela özyönetim sürecinde kendisini ortaya koymada yaşadığı sıkıntılar oldu. Bazen bir kişinin ya da grupların daha etkin rol alıp süreci yönetmeye çalıştığı durumlar oldu. Tüm bileşenleriyle ortak bir yaklaşım olmadığından sıkıntılar yaşadık. Şuna vurgu yapmak istiyorum, partinin tüm demokratik kurumlarını işleterek kendini var edebilmesi, kafa birliğiyle yola çıkması önümüze koyacağımız en önemli konulardan biri.

HDP 15 Şubat'ta kongresini topluyor. Bu kongre ne anlama geliyor ve HDP'nin bu yeni dönemde öncelikleri ne olmalı?

Kongre kritik bir dönemde yapılıyor. Afrin operasyonuyla da gördük ki AKP/Saray rejimi, iktidarını korumak için elinden geleni yapacak. Bazı tartışmalara şahit oluyoruz; 'onu da yapamaz, o kadar da olmaz, süreç çok kırılgan' denilen bir sürü şeyi yapma cesaretini gösterebiliyor. Karşımızdaki ne kadar cüretkarsa biz de ezilenler, muhalifler, sosyalistler olarak o kadar cüretkar olabilmeliyiz. Evet, gerçekten çok kırılgan bir süreç. Ancak faşizmin tek nedeni bizim bir araya gelerek antifaşist bir mücadeleyi örgütleyemememizden kaynaklanıyor. AKP'nin çok ciddi sıkıntıda olduğu biliyoruz. Tüm bunlar olurken bizlerin seyirci olmak yerine, sadece analiz yapan siyasetçiler olmak yerine, süreci değiştirmeye, kendi lehimize dönüştürmeye dönük atılgan ve cüretkar olmamız gerekiyor. Burada HDP'nin bir rol üstlenmesi gerekiyor. Antifaşist tüm güçleri bir araya getirmek için bir programla ortaya çıkmamız gerekiyor. Bir araya getirebileceğimiz bütün güçlerle faşizme karşı mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor. Bu hep söyleniyor, ancak buradaki sıkıntı bizce somut olmamasından kaynaklı. Projenin somut olması gerekiyor. Mesela bugün gündemde Afrin operasyonu var. Savaşa karşı, barışı savunan güçlere yapılan saldırılara karşı hızla bir araya gelinip etkin pozisyon alınabilir. 2019'a giden süreç çok kırılgan olacak. Hatta herhalde seçimler 2019'a kalmayacak. Zaten HDP'nin seçim endeksli düşünmemesi gerekiyor. Rejim kendini yeniden inşa etmeye çalışırken çok kırılgan bir süreçte ilerliyor. Şu an tüm bunları yapabiliyorsa bu bizim örgütsüzlüğümüzden kaynaklı. Hızlı, dinamik bir yönetim olması gerekiyor.

Antifaşist mücadele nasıl bir hattan ilerlemeli?

Birincisi savaş karşıtlığı üzerinden, ikincisi bu ülkenin ekonomik darboğaza girme ihtimali var. Biz sosyalist güçler olarak, HDP olarak buna çok hazırlıksızız. İnsanlar kendini meclisin önünde yakıyorsa, soyunup isyan ediyorsa örgütsüzlüğünden yapıyor. Örgütlü işçi eylemini yapar, direnişini gerçekleştirir. Sınıfın örgütlenmesi meselesine HDP'nin mutlaka el atması gerekiyor. Erdoğan bu oyları işçilerden, emekçilerden alıyor. Saray/AKP rejiminin sınıf üzerindeki ideolojik hegemonyasını kırmadan biz bu sınıfı örgütleyemiyoruz.