ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Hedefte kadınlar var - Eylül Güneş

Rojova kadın devrimi gerek bölgede gerekse de uluslararası alanda kadınların mücadele tarihine altın harflerle yazılmış bir devrim. Bu işgalin somut olarak hedefinde Efrîn olsa da tüm bölgenin, dünyanın kadınları hedeftir. Bu gerçek belki de en fazla Türkiye'deki kadınları ve mücadelesini ilgilendirmektedir. Bu nedenle Efrîn işgaline karşı çıkmak sadece Kürt halkının ya da Kürt halkından kadınların değil tüm kadınların özel olarak sorumluluğudur.

Etkin Haber Ajansı / 27 Ocak 2018 Cumartesi, 10:58

EYLÜL GÜNEŞ - Efrîn işgalcilerin hedefinde. Ve her zaman olduğu gibi işgalcilerin hedefinde kadınlar da var. Söz konusu olan Rojava kadın devrimi olunca bu gerçeğin altını iki kez çizmek gerek. Çünkü bu işgalle kadınların tarihsel ve güncel olarak elde ettikleri kazanımların en ileri düzeylerinden biri olarak Kadın devrimini de ortadan kaldırmayı hedefliyorlar. Bu nedenle Efrîn'de de işgalin en ağır ağır sonuçlarıyla kadınlar yüz yüze.

İşgali meşrulaştırmak için 'barış'la özdeşleşen "Zeytin Dalı"nı psikolojik savaşın malzemesi olarak kullanmaları başlı başına bir ironi zaten. Bunu geniş kitlelerin algısını manipüle etmeye dönük olarak kullanıyorlar. Açık ki bu işgal saldırısı içeriği ve biçimiyle IŞİD siyasetinin bir devamı niteliğinde. Ve Ezilen insanlığın ve kadınların tarihine kara bir sayfa olarak giren bu siyasetin böylesi bir ironiye sarılması bir başka trajedi olmaktan öte bir anlam taşımıyor.

Ortadoğu'da kadınlar emperyalist işgaller ve sömürgeci devletlerin saldırganlığının sonuçlarını her dönem yaşadı. Bölgedeki faşist ve gerici devletlerin destek verdiği politik İslamcı IŞİD çetelerinin saldırıları kadınlar bakımından 21. yüzyılda yaşadığı en vahşi ve barbar saldırılardan biri olarak kayda geçti.

Binlerce kadının tacize, tecavüze maruz kalması, yüzlerce kadının tecavüz sonucu hamile kalması, binlerce kadının köle pazarlarında satılması, onlarca kadının çetelerin elinde tutsak olması yaşanan savaşın boyutunu bizlere göstermektedir.

Bu nedenle tek adam rejimi ve onun bekasını koruyanların Efrin'e işgal saldırısının, Suriye'deki iç savaştan göç edenlerin sığındığı Efrîn'e "zeytin dalı" değil de savaş, tecavüz, taciz, katliam götürmeyi amaçladığını şimdiden söyleyebiliriz. Adı ne olursa olsun politik İslamcı çetelerden devşirilmiş ÖSO çetelerinin cepheye sürülmesi bile kadınların karşı karşıya olduğu tehlikeyi anlamak bakımından yeterli olacaktır. Bu insanlık ve kadın düşmanı çetelerin Irak'ta, Suriye iç savaşı sürecinde ve Şengal'de gittikleri her yerde önce kadınları hedef haline getirmeleri herkesin hatırındadır. Bu çetelerin girdikleri her yerde kadınlara tecavüz, katletme, İslami kurallara göre yaşama ve örtünme zorunluluğu, kadınların onurunu aşağılama gibi uygulamalar yaygınlaşmıştı. ÖSO çetelerinin Kürtleri kastederek "hepsini keseceğiz" naraları atmaları, kadınlar için yeterince uyarıcı. Onlar bunu kadınların zayıflığı olarak görüyor ve önce kadınları hedefliyorlar.

Bu nedenle Rojava devrimi IŞİD barbarlığını yenmekle aynı zamanda kadın düşmanlarını da yenilgiye uğratmış, bölgede kadınların tarihsel bir zaferi olarak anılmayı hak etmişti. Bu bakımdan Rojava devrimi sadece bölgede değil tüm dünyada kadınlara ilham kaynağı oldu. Tüm ezilen ve ilerici insanlığın taktirini kazandı.

Rojova kadın devrimi gerek bölgede gerekse de uluslararası alanda kadınların mücadele tarihine altın harflerle yazılmış bir devrim. Kadınların toplumsal devrime katılımı, siyasetin her alanında etkin olması, kurulan federatif bölgelerde eşit temsiliyet, eş başkanlık sistemi gibi onlarca sayamayacağımız kazanım ve deneyimleri kadın özgürlük mücadelesine hediye etti. Siyasetin erkek eliyle yürütüldüğü bir dünyada ve özellikle coğrafyada ortaya çıkan bu deneyim tüm kadınların ufkunu genişletti. Ve IŞİD ile aynı ideolojik kodlarla hareket eden Saray rejimini bu kadar pervasız ve saldırgan hale getiren tam da budur. İşgal tüm ezilenlerin umudunu kırmayı hedefliyor. Ancak en çok kadınların umudu ve iradesi, kan ve canla elde edilen kazanımları kırılmak, ezilmek isteniyor.

Bu nedenle bu işgalin somut olarak hedefinde Efrîn olsa da tüm bölgenin, dünyanın kadınları hedeftir.

Bu gerçek belki de en fazla Türkiye'deki kadınları ve mücadelesini ilgilendirmektedir. OHAL rejimiyle tasfiye edilmek istenen kadın özgürlük mücadelesi ve kazanımları işgal ve savaş koşullarında daha pervasız bir hal alacaktır. Savaşın gürültüsü altında ırkçılık, milliyetçilik, kadın düşmanlığı, kadınların kazanımlarının daha fazla geriye götürülmesi, kadınlara İslami yaşam tarzının dayatılması süreci hızlandırılacaktır. Buna karşı koyan kadınlara sokaklar kapatılacak ve zaten erkek terörü altında çekilmez hale gelen yaşamlarımız tam bir korku filmi havasına bürünecektir.

Savaşın diğer toplumsal çıktılarından da en fazla kadınlar etkilenecektir. Daha fazla yoksullaşacak, işsizlikten en fazla nasibini alacak alan kesim olacak, savaş zamlarının altında en çok onlar ezilecektir.

Sözün özü işgalden sadece Efrînli kadınlar değil tüm kadınlar ve özellikle de bölgedeki Türk, Kürt ve farklı halklardan kadınlar etkilenecektir. Bu nedenle Efrîn işgaline karşı çıkmak sadece Kürt halkının ya da Kürt halkından kadınların değil tüm kadınların özel olarak sorumluluğudur.

Tam da bu nedenle bugün İvana Hoffmann, Arin Mirkan'ın canı pahasına yaratıkları Rojava kadın devrimine sahip çıkmak, Efrine sahip çıkmak, biz kadınların boynun borcudur.