ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Tutsak ESP Genel Başkanı Otlu: TTE'ye karşı onurumuzu koruyacağız

Sincan Hapishanesi'nde tutsak bulunan ESP Genel Başkanı Çiçek Otlu, tek tip elbise dayatmasına karşı insanlık onurunu ve inançlarını koruyacaklarını belirtti.

Etkin Haber Ajansı / 10 Ocak 2018 Çarşamba, 13:51

HABER MERKEZİ- Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nin (ESP) tutsak Genel Başkanı Çiçek Otlu, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mektup yoluyla ETHA'nın sorularını yanıtlayan Otlu, tek tip elbise dayatmasına karşı insanlık onurunu ve inançlarını koruyacaklarını belirtti. Krizde olan AKP'ye karşı birleşik bir mücadele örgütlenmesi gerektiğini ifade eden Otlu, "Direnen tüm ezilenler birleşmelidir. Bu sözü her dönem söylüyoruz. 2018 yılında bu sözü pratik hale getirmeliyiz. Ezilenlerin ayrı ayrı direndiği bir mücadele tarzıyla faşizmi yenmenin koşulları yoktur" dedi.

5 aydır tutsak bulunan ESP Genel Başkanı Çiçek Otlu'nun ETHA'nın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Hapishane koşulları hakkında bilgi verir misiniz? Günlük yaşantınızı nasıl planlıyorsunuz? Daha önce de uzun yıllar hapis yatmış biri olarak, dönem kıyaslaması yapabilir misiniz?

Hapishanelerde yaşamı iktidarlar belli bir sınıra, kalıba sokmaya çalışırlar. Gökyüzünün uçsuz bucaksız olduğunu unutmanızı, sadece belli renkleri hissetmenizi, sınırlı sayıda insanı görmenizi, sınırlı sayıda kitap okumanızı, sınırlı sayıda televizyon kanalı izlemenizi, sınırlı sayıda sosyal etkinliğe katılmanızı, sınırlı sayıda kursa gitmenizi ister. İçeride-dışarıda bir kuyunun dibinde yaşadığını hissedersin; düşlerinin kanadı kırılır, uçamazsın ve ölürsün. İktidarın koyduğu kurallar; sindirme, bıktırma, yıldırma politikasının sonucudur. Mücadelemizde dünyayı istiyorsak, kazanmak için sınırları yıkmalıyız. Günlük yaşamımız üretme, mücadeleyle daha güçlü buluşma yöntemlerini bulma arayışı ile geçiyor. 19 Aralık 2000 tarihinde de hapishanedeydim. Devrimci tutsakların büyük direnişine, kahramanlıklarına tanıklık ettim. Tecrit politikasını, baskı politikalarını yıkmanın yollarını öğrendiğimiz yıllardı. İktidar hapishanede kişiye kazandım duygusunu vermemek için tutsakları sürekli bir çemberin içinde dönüyormuş duygusu yaratır. Dışarıda işe yaramaz diye attığımız bir çok eşya hapishanede başka şeylere dönüşür. Fıstık kabukları boyanır, deniz kabuğu olur. İki tane kahve çubuğu rüzgar gülü olur. Kot pantolon otantik sırt çantası olur. Yaratıcılıkta sınır tanımayanların teslim olmasının da imkanı yoktur.

Siyasi gelişmeler, son KHK ile birlikte yön değiştirdi. Taşeron işçilere kadro verilmesi manipülasyonu arkasına gizlenen KHK'da tek tip elbise dayatmasından iç savaş hazırlığına kadar bir dizi düzenleme yer alıyor. AKP/Saray bu düzenlemeyle neyi amaçlıyor? Yeni KHK'nin hapishaneler cephesinde ve toplumda yansıması nasıl olacak?

AKP/Saray iktidarı, 15 Temmuz'da yaşanan darbeyi bahane ederek; OHAL ve KHK'larla tek adam diktatörlüğünü inşa etme sürecine girdi. Sistemlerinin inşa sürecinde kendilerine engel olacak kim varsa onu susturmaya, yok etmeye, sindirmeye yöneldi. Barış isteyen akademisyenleri tutuklayarak, işten atarak, topluma 'ses çıkaran herkesin sonu ya hapishanedir ya açlıktır' mesajı vererek, baskı, şiddet, şovenist politikalarla korku imparatorluğunu kurmayı amaçladı. Tüm bu uygulamaları kabul etmeyenler, itiraz edenler, susmayanlar ya tutuklandı ya katledildi. Yine de bu havada direnenler var. AKP/Saray iktidarı unutmasın ki; zulmün olduğu yerde direniş meşrudur. Biz siyasi tutsaklar; hapishaneler direnişinin gücünü, şehitlerimizin alnında taşıdığı bayrağın iradesini, işten atılmalara karşı direnen Nuriye-Semih'in direnişini, Sur'da, Cizre'de teslim olmayanların sloganlarını, mahkemelerde boyun eğmeyen Ahmet Şık'ların duruşunu, Gezi'de "bu daha başlangıç" diyen milyonların sesini, Rojava'nın devrimini, tecavüz yasasına karşı direnen kadınların isyanını birleştiren bir gücüz. Tek tip elbise dayatmasına karşı insanlık onurumuzu, irademizi ve inancımızı koruyacağız. Hapishaneler tarihi direnişler tarihidir. Bir kıvılcım yanar, özgürlük ateşine dönüşür hapishanelerde. AKP/Saray iktidarı bu ateşin içinde yanar, kül olur, yok olur.

İç savaş hazırlıkları içinde olan AKP/Saray iktidarı, son KHK ile ne polisine ne ordusuna güvendiğini gösterdi. Kendi militarist gücüyle iktidarını korumak istediğini görüyoruz. Sur'da, Cizre'de yaşanan özyönetim direnişini bastırmak için kullandığı PÖH'leri yasallaştıran bir KHK'dır son yayınlanan. Sivil militarist güçler HÖH'lerle yasallaştı. Yeni Maraşların, Sivasların olmaması için hazırlıklı olmalıyız.

Bu gelişmelerin ışığında, toplumsal muhalefetin ilgi ve beklentilerini 2019 seçimlerine ertelemesi ne kadar gerçekçi?

2019 seçimlerinde AKP'nin yıkılacağına inanmak, bu ülkede demokrasi olduğunu kabul etmek anlamına gelir. Erdoğan, seçimleri kazanacağına inansaydı 2018 yılında seçime gitmeye hazırlanırdı. OHAL'i gerekçe göstererek seçimi bile iptal edebilir. 2018'i kazanmadan geleceği kazanma şansımızın olmadığını görelim. AKP/Saray iktidarının bütün hazırlığı, patlama ihtimali olan Gezi gibi bir ayaklanmayı başlamadan bastırmaktır. İran'da ekonomik krizden dolayı başlayan bir ayaklanmanın benzeri her an olabilir. Bundan dolayı birleşik bir mücadele hattı örgütlemeye, buna göre hazırlık yapmaya ihtiyacımız var. Yönetememe krizi yaşayan AKP'ye bu toplumun bu sistemle yönetilmek istemediğini göstermeliyiz.

Mevcut iktidarın en çok yöneldiği toplumsal kesimin başında kadınlar geliyor. Son dönemdeki kadın hareketinin durumu ve önümüzdeki sürece ilişkin oynayabileceği rollere dair neler söyleyebilirsiniz?

Özgürlük mücadelesinin öncüsünün bizler/kadınlar olacağı kesin. AKP'nin "güvenlik" bahanesiyle yayınladığı KHK'lar sonucunda toplumda şiddet arttı ve meşru görülmeye başlandı. Bir çok kadın arkadaşımız ya kocası ya da sevgilisi tarafından katledildi. Saray'ın ikiyüzlü ve sahtekar bir kadın politikası mevcut. Kadını "devlet korur" diyor ama itaat eden, sorgulamayan, devletin bekasını savunan kadını koruyacağını söylüyor. Kadınlara "milli anne" olma çağrısı yapılıyor. KHK'larla kadın dernekleri kapatıldı. Kapatılan kadın derneklerinin çalışma ilkelerine baktığımızda cinsiyetçiliğe, militarizme, milliyetçiliğe, şiddete karşı olduğunu görürüz. Şimdi bu derneklerin yerini KADEM'ler almaktadır. Kadının şiddet görmesini meşru gören, erkeği evinin reisi kabul eden, boşanmayı onaylamayan bir pratiği vardır KADEM'lerin. Tek adam rejiminin inşa sürecinde kadınlar da bir şekilde yeniden 'yapılandırılmak' isteniyor. Kadınların mücadele sonucu kazanımları gasp edilerek, yok edilmek isteniyor. Tek adam diktatörlüğe, "tek"lerle başlayan gerici, milliyetçi, şovenist, militarist, erkek egemen yanlı söylemlere, pratiklere karşı birleşik bir kadın cephesi kurmalıyız. Savaştan yana değil barıştan yana, ölümden yana değil yaşamdan yana, kölelikten değil özgürlükten yana olduğumuzu göstermeliyiz.

İran'da başlayan özgürlük talepli eylemlere baktığımızda kadınların en önde olduğunu görüyoruz. Kadın devrimi gerçekleşmeden toplumsal devrimlerin olamayacağına Rojava devriminde de tanık olduk. Türkiye ve Kürdistan özgürlük mücadelesinin başarılı olması için biz kadınların daha fazla sorumluluk alması gerekiyor.

İktidar, her türlü hak mücadelesini KHK ile zapturapt altına almaya çalışıyor. Buna rağmen gerileyen ama iradesi teslim alınamayan bir toplumsal dinamik de söz konusu. Toplumsal muhalefet açısından krizden çıkmanın sihirli anahtarı ne olabilir?

AKP/Saray iktidarı yönetememe krizi içerisinde. Her an yeni bir Gezi, her an yeni bir Kobane serhildanı patlayacak korkusunda. Krizde olan AKP'ye karşı birleşik bir mücadele örgütlemenin zamanı. Direnen tüm ezilenler birleşmelidir. Bu sözü her dönem söylüyoruz. 2018 yılında bu sözü pratik hale getirmeliyiz. Ezilenlerin ayrı ayrı direndiği bir mücadele tarzıyla faşizmi yenmenin koşulları yoktur. Tek tip elbiseye karşı direnmek sadece tutsakların görevi değildir. İşe geri dönme mücadelesi, sadece Nuriye ve Semih'in görevi değildir. Barışa sahip çıkmak, sadece akademisyenlerin görevi değildir. Gazetecilik mesleğini savunmak sadece Ahmet Şıkların görevi değildir. Yüzlerce böyle direnme örnekleri sayabiliriz. Adalet, eşitlik, özgürlük, kardeşlik isteyen herkesin birleşmesi gerekmektedir. Birlikte faşizme hayır demesi gerekmektedir. Yeni Gezi ayaklanmalarının yaratılması, örgütlenmesi için mücadeleyi büyütmeliyiz.

Partinizin bu dönemde gündemleri, mücadele programı ne olacak?

AKP/Saray iktidarı yeni bir Gezi ayaklanması başladığında nasıl bastıracağının planlarını yapmaktadır. Halkı sindirmek için yeni Maraşlardan, Sivaslardan, Çorumlardan çekinmeyecek bir iktidar var karşımızda. Tutsaklara dayatılan tek tip elbise onursuzluğuna karşı mücadele ve iç savaş politikalarını bertaraf etmenin yol ve yöntemleri önümüzdeki dönem politikamızdır. İlk ve öncelikli görevimiz direnenlerin birleşik mücadelesini en geniş cephede kurmaktır. Partilerden, sendikalara, kadın örgütlerinden gençlik örgütlerine, köy derneklerine kadar herkesi birleştirmeyi amaçlamalıyız. Özellikle emekçi semtlerde kurulacak direniş cepheleri önemli görevler üstlenecektir.