ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Bilgen: Her türlü eleştiri değerlidir

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, sosyal medyada yaşanan tartışmalara ilişkin "Biz HDP'ye yönelik her türlü değerlendirmeyi ve eleştiriyi cesaretle almak istiyoruz. Bizim için değerlidir" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 08 Ocak 2018 Pazartesi, 16:12

ANKARA- HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, partisinin Genel Merkez binasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bilgen, trafik kazasında yaşamını yitiren HDP Tekirdağ İl Başkanı Salim Gümüş'ü anarak konuşmasına başladı, ailesine ve partililere başsağlığı diledi. Bilgen, katledilişinin 22. yılında olan gazeteci Metin Göktepe'yi de anarken, gazetecilerin uğradığı baskıları hatırlattı. Bilgen, "Bugün gazeteciler daha farklı baskılara maruz kalıyorlar. İşlerini yapmaları tehdit olarak görülüyor, yazdıkları çizdikleri düşmanca algılarla yorumlanıyor, engelleniyor. Metin Göktepe Türkiye gazetecilik tarihinde anılmaya, hatırlanmaya değer konumunu koruyor" dedi.

Bilgen'in konuşmasından satır başları şöyle:

BALUKEN'E VERİLEN CEZA DEMOKRASİ MAHKUM EDİLMESİDİR

Meclis grubu ve MYK üyelerimizle, geçtiğimiz hafta duruşması yapılan sayın Baluken'in davasını takip ettik. Hem Sebahat Tuncel hem de İdris Baluken'le ilgili verilen kararlar, doğrudan doğruya demokrasinin mahkum edilmesidir.

İl ilçe yöneticilerimizle ilgili, başka vekillerimizle ilgili kararlar vardı. Ama özellikle Baluken'in çözüm sürecinde gösterdiği çabaların cezalandırılması olarak okuyoruz bu tavrı. Bir intikam tutumu olarak görüyoruz. Kendisine ait olmayan sosyal medya paylaşımları dahil olmak üzere tümüyle kürsü dokunulmazlığı kapsamında görülmesi gereken düşünceler cezalandırılmıştır.

MEZARLARA YAPILAN SALDIRILAR ACILARLA OYNAMAKTIR

Geçtiğimiz günlerde Bitlis Garzan mezarlığında gerçekleşen insanlık dışı uygulamayı buradan paylaşmak bile Türkiye açısından utanç verici bir durumdur. Mezar taşlarının parçalanması, cenazelerin mezarlardan çıkarılması, mezarlıkların bir tehdit nesnesi olarak tarif edilmesi, cenazelerin başka şehirlere götürülmesi ailelerde, toplumda infiala neden olmuştur. Hala cenazelere ulaşamayan aileler var. Bu tablo çok açık bir şekilde acılarla oynanmaktır, mezar taşları üzerinde gövde gösterisidir, güç gösterisidir.

ELAZIĞ CEZAEVİ HANGİ DEVLETE BAĞLI?

MYK'da cezaevlerinin durumunu değerlendirdik. Çalışmalarımız devam ediyor. Ama Elazığ'a dair bir vurguyu yapmak istiyoruz. Suruç'ta ölmemeyi başaran, yaralı kurtulan isimlerin de dahil olduğu sürgünler gerçekleşiyor. Elazığ cezaevi hangi devlete bağlı merak ediyoruz. Bütün temaslarımızda Adalet Bakanlığı ile en üst düzeyde görüşmeler yapıyorlar. Durumun düzeltileceğine dair paylaşımlar oluyor. Ama hiçbir iyileşme gerçekleşmiyor. Galiba oradaki gardiyanlar başka yerlerden talimat alıyorlar veya başka bir kanuna, başka bir hukuka dahiller veya başka bir iradenin emrindeler.

AJANLIK TEKLİFLERİNİ KINIYORUZ

Manisa'da iki yıla yakın tutuklu olarak alıkonuldular parti yöneticilerimiz. İki yıl sonunda ilk kez hakim önüne çıktılar, yarısına yakını dahil oldu. Manisa davası da dahil olmak üzere, birçok yerdeki davalarda yargılama bile dilimizin varmayacağı uygulamalarla karşılaşıyoruz. Parti çalışanlarımız, il ilçe yöneticilerimiz, genel merkez çalışanlarımız emniyet güçleri tarafından adeta tehdit ve dayatmalarla, bir takım başka işler yaptırılmaya zorlanıyorlar. "Ya bizimle çalışırsınız ya da ceza alırsınız, bir ömür boyu her şeyinizi kaybedersiniz" tehdidiyle karşı karşıya kalıyoruz. Azıcık demokrasinin olduğu hiçbir yerde kabul edilebilecek şey değil. İster mahkemelerde, ister gözaltılarda, ister araçlar içerisinde sıkça karşılaştığımız bu baskılar, bu dayatmalar, bu tehditler biliyoruz ki sivil ölüm yönteminin parçası. Ailelerin parçalanmasına, iş yerlerinin kapatılmasına, insanların yaşadıkları şehirleri terk etmelerine neden oluyor. Biz açık bir partiyiz. Güvenlik görevlilerinin parti yöneticilerimize, çalışanlarımıza bu usüllerle iş teklif etmelerine ihtiyaç olmadığını düşünüyoruz. Her şeyimizi çok açık paylaşıyoruz. Söylediğimiz her şeyin arkasındayız, bilgi toplamak için bu tür yöntemlere tenezzül edilmesini yadırgadığımızı, kınadığımızı bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

DİYANET'İN AÇIKLAMALARI

Diyanet İşleri Başkanlığı ile başka devlet kurumları arasında karar ve uygulamalar alınıyor. Bu karar ve uygulamalar toplumun çeşitli kesimlerini rahatsız ediyor. Kadınlar çok önemli tepkiler koyuyor. Biz de parti olarak çocuklarımızın inanç dünyaları, gelecekleri ile ilgili her türlü tercihi kendilerinin yapmasının hak olduğunu biliyoruz. Ancak ailelerini bir yaşa kadar ilgilendireceğinin altını çiziyoruz. Devlet eliyle her türlü dayatma, uygulama laikliğe de aykırıdır, dinin özüyle de çelişkili yaklaşımlardır.

METAL GREVİ YASAKLANAMAZ

2018 yılının, çalışma hayatında daha büyük hak ihlallerine, daha büyük ayrımcılığa, daha büyük emek sömürüsüne neden olmaması gerektiğinin altını çizmek istiyoruz. Metal işkolundaki sözleşmenin kritik olduğunu beyan ediyoruz. OHAL bahane edilerek grevin yasaklanmamasını istiyoruz. Fiilen Anayasanın askıya alınması anlamına geleceğinin özellikle bilinmesini istiyoruz.

OHAL UZATILAMAZ

Bizim her basın toplantımızda ana gündemimiz OHAL. Türkiye'nin seçimden önce OHAL'i daha fazla uzatmaması gerektiğini, OHAL bahane edilerek Türkiye'de yaşanmaz hale getiren KHK'lara sebebiyet verilmemesi gerektiğini belirtmek istiyoruz. Türkiye demokrasisini, Türkiye barışını ilgilendiren en temel gündem OHAL. Ama sanırım başka partilerin gündeminde iki yıl sonraki seçimin telaşı var. Tercih kendilerine aittir. Kim kiminle ittifak yapmak ister, kimi açık çek vererek iki yıl önceden desteklediğini ilan etmek ister onların tercihleridir. Ama biz doğrusu şaşkınlıkla karşılıyoruz. Çünkü Türkiye'de sandık, seçim güvenliğine dair hiçbir şey söylemeyip, sandığa giren oyla çıkan oyun aynı olup olmayacağına dair hiçbir güvence kalmamış bir ülkede, YSK'nın bu suça ortak olduğu bir ortamda, siyasi partilerin bunu kendilerine dert etmemeleri, OHAL'de seçimi olağan görmeleri, tek dertlerinin seçim barajı, kiminle nasıl ittifak yapacak olması demokrasi, seçme seçilme açısından yadırganacak bir durumdur.

Türkiye'de ifade özgürlüğü, seçme seçilme özgürlüğü çok açık biçimde gasp edilmişken, bunları görmeyip küçük hesaplarla şimdiden bu tavırların açıklanıyor olmasını şaşkınlıkla karşılıyoruz. Türkiye'de seçme seçilme hakkına dair geriye kalmış tek hak oy kullanma hakkıdır. Bunu da güven altına alacak mekanizmalar yoktur Türkiye'de.

ELEŞTİRİLER BİZİM İÇİN NEDENİDİR

Kongre hazırlıklarıyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Planlamalar yapılacak. Kongre komisyonumuz var. Kongre komisyonumuz il ve ilçelerde yürütülecek yerel konfrenslardan sonra bölge konferansalarını organize ediyor. Geçtiğimiz hafta sonu farklı bölgelerde hem kadın hem de genel konferanslar gerçekleştirildi, devam edecek. Önümüzdeki hafta sivil toplum örgütleriyle, farklı toplumsal kesimlerle buluşmalar gerçekleştirilecek.

Biz HDP'ye yönelik her türlü değerlendirmeyi ve eleştiriyi cesaretle almak istiyoruz. Her platformda, ister sosyal medyada, ister bizim toplantılarımızda bize yönelik yapıcı eleştiri ve değerlendirmeler bizim için motivasyon nedenidir. Bizim için değerlidir. Biz, en acımasız eleştirileri kendi kurullarımızda da yapmaktan korkmayan bir partiyiz.

UZLAŞMA OLMAZSA DEMOKRATİK YARIŞ YAPILABİLİR

Kongre sürecinde uzlaşma sağlanırsa ne ala. Olmadığında demokratik yarış da yapılabilir. HDP her iki süreci de yönetebilecek olgunluğa sahip bir partidir. Ama sanki parti içinde büyük bir çekişme var gibi değerlendirmeler yapmak HDP'ye büyük haksızlıktır. HDP'yi hiç tanımamak, anlamamaktır. HDP'de siyaset yapmak büyük bir bedeli göze almaktır. Kişisel çıkarlarla, koltuk kavgalarıyla HDP'nin işi olmadığını HDP'yi biraz tanıyan, takip eden herkes bilir.

OHAL'İ UZATMAK İÇİN EVRAKTA SAHTECİLİK YAPILDI

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, konuşmasını tamamladıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"OHAL'in yeniden uzatılması gündemde, nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye ya OHAL'i bitirecek ya demokrasi iddiasını tümüyle tüketecek. Bundan bir yıl önceki uzatmada usul ve şekil kuralları bile dikkate alınmadı. Yapılmamış bir MGK toplantısı referans olarak gösterildi. OHAL bu şekilde uzatıldı. Bütün bunlar suçtur, sahte evrak niteliğindedir. Devletin Anayasa'da tarif edilmiş kurumlarının bu kadar ciddiyetsiz yaklaşması, o günden bu güne bütün uzatmaları hukuken sakat kılmıştır. Biz OHAL'de daha fazla ısrar edilmemesini, daha fazla suç işlenmemesini, daha fazla insanın özgürlüğüyle ekmeğiyle oynanmamasını istiyoruz. Ama bu tercihi yapanlar artık rejimi bir OHAL rejimi olarak tescilliyorlar. Bu da Türkiye'yi her alanda büyük bir tehditle karşı karşıya bulundurmaya devam ediyor.

BAHÇELİ BİZİ BAHANE ETMESİN

Bilgen, HDP'nin seçim ittifakları ve Bahçeli'nin açıklamalarıyla ilgili soruları ise şöyle yanıtladı: "Seçim ittifakları anlamında değil, genel olarak görüşmeler, dayanışma ve birlikte çalışma arayışları yapılıyor. Türkiye'nin bütün sorunları için, farklı çatılar altında da olsalar ortak kaygılar için iletişim kurabilecek çevrelerin bir araya gelmesini önemli buluyoruz. Şüphesiz Türkiye'nin batısında da doğusunda da farklı toplumsal kesimlerle birçok alanda ortak çalışma platformları kurmaya çalışıyoruz.

(Bahçeli) Kendisi hangi gündemle siyaset yapmak istiyorsa bizi gerekçe göstermeden, bahane etmeden yapabilir. Türk milliyetçileri bu kadar reaksiyoner pozisyon almak zorunda değiller. Kendi sözleri, kendi planları, siyasete yükledikleri anlam neyse bunu yapsınlar. Kim kiminle, hangi çerçevede, hangi eksende bir araya gelecek bıraksın kendileri karar versin. Biz OHAL konusunda tepkisi olan, Türkiye'nin demokrasiden uzaklaşmasının tehlikesini gören bütün toplumsal kesimlerle, muhafazakar, liberal, sol, milliyetçi ayrımı yapmaksızın buluşmanın bir ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz. Bunu zaten kararlılıkla yapacağız. Kim bundan kaygı duyarsa bu bizim gündemimizde olmayacak.

Ama bizim için şu anda ittifakların seçim planlamalarının önünde bugün verilecek sınav var. Bugün bu baskıya göz yumup yarın sadece ittifak arayışına girerse siyasi partiler siyasete olan güven iyice biter. Şu anda zaten siyaset sorunları çözmekten uzak bir noktada, toplumu geren, kamplaştıran bir işlev görüyor. Bizse tam tersi bir beklentinin altını çizmek istiyoruz. Şu an toplumun çok ciddi bir kesimi OHAL mağdurudur ve OHAL'in bitmesi için bütün siyasi partiler üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Yoksa Türkiye çok daha büyük bir felakete sürüklendikten sonra hangi partinin hangi yöntemlerle parlamentoya girdiğinin, cumhurbaşkanı destek ilanlarıyla hangi pozisyonları kaptığının hiçbir önemi kalmayacak.