ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

10 günde İran'da neler oldu?

İran'ın en büyük ikinci kenti olan Meşhed'de 28 Aralık'ta başlayan, İran ve Rojhilat'ın çok sayıda kentine yayılan halk isyanının üzerinden 10 gün geçti. Halkın yoksulluk ve rejime tepkisiyle başlayan eylemler tam olarak son bulmasa da etkisini kaybetti. 10 gün süren eylemlerde resmi açıklamalara göre 23 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı ve yüzlerce kişi gözaltına alındı.

Etkin Haber Ajansı / 08 Ocak 2018 Pazartesi, 11:06

HABER MERKEZİ - İran'ın en büyük ikinci kenti olan Meşhed'de 28 Aralık Perşembe günü halkın yoksulluk ve rejime tepkisiyle başlayan eylemler İran ve Rojhilat'ın çok sayıda kentine yayıldı.

Ülkedeki hayat pahalılığı, işsizlik ve Tahran'ın Ortadoğu politikalarının protesto edildiği gösterilere binlerce kişi katıldı. Eyleme katılanların bir bölümü 1979 devriminden beri iktidarda olan molla rejimini hedef aldı. Bazı kasabalarda binlerce kişi "Diktatöre ölüm" sloganları attı. Göstericilerin bir kısmı ise dini lider Ayetullah Ali Hamaney'i istifaya çağırdı.

HÜKÜMET NASIL KARŞILIK VERDİ?

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 31 Aralık Pazar günü sessizliğini bozarak, "Biz özgür bir ülkeyiz. Bu yüzden insanların kendilerini ifade etme hakkı var" dedi. Açıklamaları devlet televizyonunda yayınlanan Ruhani, "hükümetin toplumda huzursuzluk yaratan, kamu düzenini bozan ve kamu mallarına zarar verenlere" ise tolerans göstermeyeceğini belirtti.

Ruhani aynı gün acil olarak düzenlenen güvenlik zirvesinde yaptığı açıklamada ise olayları sadece dış güçlerin komplosu olarak görmenin hata olacağını söyledi. "İnsanların sorunları sadece ekonomik değil. Aynı zamanda daha fazla özgürlük talep ediyorlar" diyen Ruhani, siyasi ve kültürel reformlar gerçekleştirme girişimlerine karşı çıkan muhafazakarları dolaylı yoldan eleştirdi. "Ama her şey bu hükümetin kontrolünde değil" ifadesini kullanan Ruhani, önemli konularda son söz sahibinin muhafazakar din adamları olduğuna atıfta bulundu ve protestoların tehlike değil, fırsat olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

İran ve Rojhilat kentlerinde gösteriler sürerken, polis, devrim muhafızlarının yanı sıra rejime bağlı paramiliter Besic milisleri sokağa çıktı.

İran Devrim Muhafızları 7 Ocak günü internet sitesinde yayınladığı açıklamasında, İran halkının yoksulluk ve rejime karşı başlattığı gösterilerin, istihbarat servisi ve polisi tarafından yenilgiye uğratıldığını belirtti.

HALK İSYANINDA KAÇ KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ?

Her ne kadar uluslararası haber ajansları, olayların büyümesinden çekinen güvenlik güçlerinin göstericilere 2009'daki protestolara kıyasla daha temkinli müdahale ettiğini belirtse de yüzlerce kişinin gözaltına alındığı gösterilerde can kaybı her geçen gün arttı.

Bazı bölgelerde güvenlik güçlerinin polis karakolları ve askeri üsleri ele geçirmek isteyen "silahlı protestocuları" püskürttüğünü aktaran İran devlet televizyonu, ülkenin batısındaki Tuyserkan kentinde altı kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Haberde, "Silahların ateşlendiği olayda üç kişi hayatını kaybetti, akabindeki olaylarda da üç kişi öldü" denildi ancak başka detay verilmedi.

İlk can kaybı haberleri 30 Aralık günü gelmişti. Yine Dorud kentinde iki gösterici hayatını kaybetmişti. Valilik, bu kişilerin güvenlik güçleri tarafından vurulmadığını duyurdu. Ancak reformcu İtimat gazetesine konuşan bir milletvekili, polisin olaylarda ateş açtığını söyledi.

Yerel bir milletvekili, ülkenin güneybatısındaki İzeh kasabasında da iki kişinin vurularak öldürüldüğünü belirtmişti.

İran rejimi, Rojhilat ve İran'da yapılan eylemler sonra ev baskınları düzenledi ve yüzlerce kişiyi gözalına aldı. İran İnsan Hakları Örgütü Merkezi'ne göre, son 10 günde İran rejiminin yaptığı ev baskınlarında 2 binin üzerinde kişinin gözaltına alındığını belirtti.

Yerel kaynaklara göre, Tahran Üniversitesi'nde okuyan 100 öğrencinin gözaltına alındığını belirtirken, gözaltına alınan 90 öğrencinin İran rejimi yetkilileri tarafından da doğrulandı.

İran İnsan Hakları Örgütü Merkezi'ne göre, Ehwaz ilçe ve beldelerinde yaklaşık bin kişi, Tebrîz 300, Tahran 500, Maşhed 138, Îsfahan 100, Keşan 50, Erdelan 40 ve Kerec'de 20 kişi gözaltına alındı.

Resmi rakamlara göre ise halk isyanında en az 23 kişi hayatını kaybetti, en az bin 800 kişi gözaltına alındı.

SOSYAL MEDYA ENGELLENDİ

Facebook ve Twitter başta olmak üzere telegram, Instagram gibi sosyal medya siteleri İran hükümeti tarafından engellendi. Böylece halkın gösterilerden görüntüler paylaşması engellenmeye çalışıldı.

81 milyon nüfuslu İran'da halkın büyük bölümü, protestolarda olan bitenden Telegram uygulaması aracılığıyla haberdar oluyordu. İran hükümeti, Telegram kanallarında şiddetin teşvik edildiğini öne sürerek 30 Aralık'ta, suçlama yöneltilen kanallardan birini kapattı. Telegram CEO'su Pavel Durov, 31 Aralık'ta Twitter hesabından yayınladığı mesajında ise İranlı yetkililerin bu uygulamaya erişimi tamamen kapattığını duyurdu.

Ancak İran'da halen birçok internet kullanıcısı, yurt dışındaki sunucuları kullanmak dahil, farklı yöntemler sayesinde yasaklı site ya da uygulamalara erişim sağladı.

İranlı yetkililer, ülkedeki halk isyanını yurt dışından körüklendiğini savunuyor. Yetkililer, sosyal medyadaki haberlerin büyük bölümünün, İran'ın bölgesel rakibi Suudi Arabistan kaynaklı olduğunu belirtti. Yetkililere göre, haberlerin bir diğer kaynağı ise Avrupa'da sürgünde yaşayan İranlılar olduğunu iddia etti.

Sosyal medyadaki mesajlarda İranlılar, Tahran dahil 50'den fazla kent merkezinde gösteriye davet edilmişti.

İRAN MEDYASI HALK İSYANINI NASIL VERDİ?

İlk günlerde sessiz kalan İran devlet televizyonu İRİB, 30 Aralık'ta haber vermeye başladı. Kanal, güvenlik yetkililerinden gelen talimatlar üzerinde protestoları duyurmadığını kabul etti.

Devlete bağlı yayın organları, 31 Aralık'tan itibaren yayınlarında, gösterilerden görüntüler yayınlamaya başladı. Ancak yayınlar ağırlıklı olarak; banka ve araçlara saldıran gençlere, Tahran'daki bir belediye binasına yapılan saldırıya ve İran bayrağı yakan bir kişiye odaklandı.

ABD VE İSRAİL'İN AÇIKLAMALARI MOLLA REJİMİNE YARADI

ABD ve İsrail'in açıklamaları, İran molla rejimi tarafından halk isyanını karalamanın aracı yapıldı. İran rejimi, halkın öfkesinin 'dış güçler'ce desteklendiği ve 'İran düşmanlarının oyunu' olarak lanse edilmesine neden oldu. Rusya ve Türkiye yönetimleri ise İran molla rejimine desteklerini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump, birçok kez İran'daki göstericilere destek için Twitter'dan paylaşımlarda bulundu. ABD'nin "büyük protestolar" düzenlenen İran'daki gelişmeleri "insan hakları ihlalleri için çok yakından izlediğini" belirten Trump, "İnsanlar sonunda paralarının nasıl çalınıp teröre harcandığını anlıyor. Anlaşılan artık buna katlanamıyorlar" dedi. "Büyük İran halkı yıllardır baskı altında. Yiyeceğe ve özgürlüğe açlar" ifadesini kullanan Trump, "Değişim vakti" diye ekledi.

İsrail İstihbarat Bakanı İsrail Katz da İran'daki protestoculara destek verdi ancak Tahran'ın iç işlerine dahil olmayacaklarını belirtti. Katz, "Sadece İran halkına özgürlük ve demokrasi mücadelesinde başarı dileyebilirim" dedi. Katz, olaylardan "yabancı ajanları" sorumlu tutan İranlı yetkililerin iddialarını ise "yalancı ve propagandacı bir rejimin" her zamanki tepkileri olarak niteledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, İran'da yaşanan gelişmelerin kan dökülerek veya şiddet yoluyla tırmanmamasının umulduğu kaydedildi. Ülkede başlayan protestolar etrafında yaşanan gelişmelerin İran'ın iç meselesi olduğuna vurgu yapılan açıklamada, "İran'daki durumu istikrarsızlaştırabilecek dış müdahaleler kabul edilemez" ifadesine yer verildi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, İran'daki gösterileri yakından izlediklerini belirterek, protestocuların gündeme getirdiği önemli sorunlarla ilgili anlamlı ve meşru bir tartışma olması gerektiğine inandıklarını bildirdi. İran'daki olayları yakından izlediklerini vurgulayan Johnson, "Protestocuların gündeme getirdiği önemli sorunlarla ilgili anlamlı ve meşru bir tartışma olması gerektiğine inanıyoruz ve İranlı yetkililerin buna izin vermesini bekliyoruz." ifadesini kullandı. Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 70. yıl dönümüne girildiğine işaret eden Johnson, "İnsanlar kendilerini özgürce ifade edebilmeli ve kanunlar çerçevesinde barışçıl gösteri yapabilmeli." değerlendirmesinde bulundu. İran'daki olaylarda yaşanan can kayıplarından üzüntü duyduğunu kaydeden Johnson, ilgili tarafları şiddetten kaçınmaya ve uluslararası insan haklarına riayet etmeye çağırdıklarını kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, İran'da yaşanan protestolarda göstericilerin öldürülmesi ve çok sayıda tutuklama nedeniyle endişeli olduğunu ifade etti. Şiddet içeren eylemlerden kaçınılmasını isteyen Gabriel, "İran hükümetine, göstericilerin haklarına saygı gösterme, toplanmalarına müsaade etme, özgürce ve barışçıl bir şekilde seslerini duyurmalarına izin verme" çağrısında bulundu.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, "İran'daki olayların tırmanmasının önüne geçilmesini, gelişmeleri kışkırtıcı dış müdahalelerden kaçınılmasını temenni ediyoruz. Şiddetten kaçınılması ve provokasyonlara kapılınmaması lazım geldiğine inanıyoruz." dedi.

TÜRKİYE'DEN İRAN'A DESTEK EYLEMLERİ

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) İstanbul İl Örgütü, İran'ın İstanbul Konsolosluğu önünde İran ve Rojhilat halkının direnişinin yanında olduğunu ifade etti. EHP üyelerinin İran'a destek eylemine ise polis saldırdı. Eylemlerinin yanı sıra HDP, HDK, ESP Kürdistan, SMF, RJAK, İran halkına destek açıklamaları yaptı.