ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Bilgen: 3. Kongre hepimize olağanüstü sorumluluk yükleyecek

11 Şubat'ta gerçekleştirilecek kongre hazırlıkları kapsamında Van'da düzenlenen bölge konferansında konuşan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, "Resmi olarak olağan kongre olsa da fiili olarak hepimize olağanüstü sorumluluklar yükleyecek bir kongre olacak" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 07 Ocak 2018 Pazar, 13:15

VAN - Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) 11 Şubat'ta gerçekleştireceği kongre hazırlıkları kapsamında Van'da bölge konferansı düzenledi.

Van Ticaret Sanayi Odası (VATSO) binasında bulunan Erek Konferans Salonu'nda yapılan konferansa, HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, Eş Genel Başkan Yardımcısı Nadir Yıldırım, Meclis Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ve bölge milletvekilleri Mehmet Emin Adıyaman, Mizgin Irgat, Bedia Özgökçe Ertan, Nihat Akdoğan, Lezgin Botan, Adem Geveri, Celadet Gaydali ile Van, Hakkari, Ardahan, Kars, Iğdır, Ağrı, Muş ve Bitlis'ten parti yöneticilerinin yanı sıra Barış Anneleri Meclisi üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı.

Saygı duruşunun ardından konuşan Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen'in konuşmasının satırbaşları şöyle:
"Gündeme dair, politik tutumumuzun nasıl şekillenmesine dair süreçler var. Ben sadece son bir hafta içerisinde yapılan açıklamalara ilişkin birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bir hükümetin ya yaptıklarına ya da söylediklerine bakarsınız. Nerede duruyorlar, neyi başarıyorlar, neyi düşünüyorlar onu değerlendirirsiniz. Birkaç Bakan'ın açıklamasına bakalım. Birisi neredeyse yerelinde çalıştığı bütün sivil toplum temsilcileri yakınları 'FETÖ'den tutuklanmış ama o tam kabine değişikliğinin konuşulduğu bugünlerde 15 Temmuz gecesi elinde tabancasıyla uçaklara (Nihat Zeybekçi) karşı Meclis'i nasıl koruduğunu anlatıyor. İçişleri Bakanı, ayak kırma işleriyle meşgul ama oğlunun trafik polisleri tarafından sürekli neden durdurulduğunu, oğlunun ortaklarının kimler olduğunu, ne işler yaptığını açıklamak yerine tam da Cumhurbaşkanı AB ile yeni bir sayfa açmak için Fransa'ya giderken ayak kırma edebiyatı yapıyor. İçişleri Bakanımız hızını alamıyor, dünyayı değiştirmekten bahsediyor. Bir başka Bakan da Cumhurbaşkanı dışarıda sanki bir et firmasının satın alma müdürü gibi et ithalatı ile ilgili işleri takip edince Bakanlıkta imza attığı evrakların, ihalelerin yarın hesabını vermenin zor olacağını farkında olmuş ki, bu ülkede muhtar olmanın Bakan olmaktan daha iyi bir şey olacağının farkında olarak bu kabine değişikliği ile bu kabineden nasıl kurtulurum, bu sorumluk ve vebalden nasıl kurutulurum arayışı içerisinde. İşte kabinenin hali, hükümetin fotoğrafı bu.

HÜKÜMETİN 2018 HEDEFİ ROJAVA

Türkiye 2017 yılında neyi başardı? Eğer başarıysa bir şeyi başardı. Irak'ta Kürtlerin referandumunu kendince engellemeyi başardı, 2018'de tüm hedefi Rojava'da Kürtler bir şey elde etmesin, Kürtlerin bir şeyi olmasın üzerine bütün hedefini motive etmiş durumda. Hani Ahmet Kaya'nın meşhur deyimiyle 'Nerden baksan tutarsızlık' ekseninde değerlendirecek bir dış politikayla karşı karşıyayız. Suriye'de yeniden kendince muhalifleri toplayıp ordu kurmaya çalışıyor. Kime karşı kullanılacağı herkesin tahmin ettiği ordular kurmak için Hatay'da toplantılar yapıyor. Ama İran'da sokağa çıkan sivil demokratik tepkisini gösterenleri düşman ilan ediyor. Şimdi Suriye'de ordu kuracaksınız ama İran'da demokratik tepkilere dahi tahammül göstermeyeceksiniz. Ortadoğu politikası nasıl tutarsızsa Batı ile ilişkilerde en az onun kadar tutarsız. Artık İhracat yapma umudunu yitirmiş, dışarıda söz söyleme, saygın bir devlet muamelesi görme şansını tümüyle kaybetmiş bir devletin temsilcisi sadece birkaç uçak, bir iki füze satın alıp ve parası neyse öderiz dış politikasıyla politika geliştirmeye çalışıyor.

ÜLKENİN YARISI AÇIK CEZAEVİ DİĞER YARISI TIMARHANE

Dışarıda bu hale düşen hükümetin elbette içerde de gücünün sadece mezarlıklara yetmesi, mezar taşlarıyla güç gösterisi yapması son derece anlaşılırdır. Biraz önce aktardığım cümleler Türkiye'nin ne hale geldiğini göstermeye yetiyor. Yarısı açık cezaevine dönmüş bir ülke, diğer yarısı da tımarhaneye çevrilmiş. Akıl tutulmasının, vicdansızlığın tavan yaptığı bu OHAL koşullarında siyaset yapıyoruz. Nasıl OHAL koşullarında yaşıyorsak, her şeye rağmen özgürlüğümüzü, onurumuzu korumaya çalışıyorsak, OHAL koşullarında siyasi mücadelemizi de yürütmeye çalışıyoruz. İşte bu koşullarda gittiğimiz bir kongrenin olağan bir kongre olmayacağı, resmi olarak olağan kongre olsa da fiili olarak hepimize olağanüstü sorumluluklar yükleyecek, hepimizin olağanüstü bir çaba sarf etmek zorunda kalacağı,hepimizin olağanüstü fedakarlık gösterme zorunda olacağımız bir kongre olacaktır.

HDP'DE KARARLARI KLAVYE MİLİTANLARI DEĞİL BEDEL ÖDEYENLER VERİR

HDP cezaevi kapılarında büyüyen gençlerin, kadınların, çocukların partisidir. Böyle bir partinin cezaevlerindeki bırakın eşbaşkanlarını, milletvekillerini ve belediye başkanlarını, bu partiye hizmet etmiş hiçbir arkadaşını unutmayacağını, hiçbir arkadaşına vefasızlık yapmayacağını bütün HDP'liler gayet iyi bilirler. Ama birileri bizim tam da bu kongreye giderken planladığımız, hedeflediğimiz politik tartışmaları yapmayalım diye bu süreci nasıl göğüsleyeceğimize dair siyasi netliği birlikte oluşturmayalım diye, örgütsel eksikliklerimizle yüzleşip onları nasıl birlikte yenebileceğimize odaklanmayalım diye, sadece düzen partileri gibi isim tartıştırmaya çalışıyorlar. HDP'de siyasetin böyle yapılmadığını, HDP'de kararların klavye militanları tarafından alınmadığını HDP'de ancak emeği geçenlerin ancak bedel ödeyenlerin karar verdiğini bildiklerini tahmin ediyoruz.

Umut ederim bu kongre ki hepimizin siyaseti okuma, Türkiye'nin akışı ve karşı karşıya bulunduğu durumu sağlıklı değerlendirme ve hepimizin üzerinde ki yükü idrak ederek, farkında olarak daha güçlü, etkili daha kararlı daha inançlı çalışma yürütmemize vesile olur."

Bilgen'in konuşmasının ardından konferans, basına kapalı devam etti.