ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Çocuk istismarı Diyanet eliyle meşrulaştırılıyor- Fadime Çelebi

Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalıdır. Asıl işi toplumsal gericiliği örgütleyen ve toplumun dini referanslar temelinde mevcut sisteme entegrasyonunu amaçlayan, sömürü ve baskı sistemine rıza gösterilmesi için çalışan Diyanet İşleri Başkanlığı toplumun sırtında kamburdur. Kadın ve çocuk düşmanı bu kambur kaldırılıp atılmalıdır.

Etkin Haber Ajansı / 05 Ocak 2018 Cuma, 13:43

FADİME ÇELEBİ- Diyanet İşleri Başkanlığı sitesinde geçtiğimiz günlerde insan kanını donduran bir fetva yayınlandı. Fetvada kız çocuklarının 9 yaşında, erkek çocuklarının da 12 yaşında evlendirilebileceği ifade ediliyordu. Tepkiler sonrasında küçük çocukların evlenme yaş sınırı konusunda düzeltme yapıldı. En son düzeltme ise bizzat Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'den geldi. "Aile" konu başlıklı Cuma hutbesinde Görmez, İslam'da evliliğe özel önem verildiğini, çocuk yaştaki çocukların evlenmesine izin olmadığını söyledi.

Yapılan düzeltmenin hiçbir inandırıcılığı yok. Çünkü Diyanet daha önce de benzer fetvalar yayınlamıştı. Üst üste yapılan düzeltmeler veya açıklamalar faşist politik İslamcı kurumun gerçek amaç ve zihniyetinin üzerini örtmeye yetmemektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın temel amacı, toplumsal yaşamın faşist politik İslamcı dönüşümünü sağlamaktır. Bu açıklamalar gelişi güzel, bir sapkının siteye fetva koyması olarak okunamaz. Zaten yayınlayanlar da bu sapkınlığın toplum katında meşrulaşmasını istiyorlar.

Önce fetva yayınlıyor, sonra gelen tepkiler üzerine yanlışlık oldu diyecek kadar yüzsüzlük ve aymazlık içinde yeniden düzeltme ve açıklamalar yapıyorlar, sonra da geri çekiyorlar.

Müftülere nikâh kıyma yasasını kadınların ve tüm toplumsal kesimlerin bütün itirazlarına rağmen 'illa çıkaracağız' diyerek çıkaran, eğitim sistemini düzenleyen 4+4+4 yasası ile çocuk evlilikleri ve tecavüzü meşrulaştıran, "Babanın kızına şehvet duyması haram olmaz", "Bir kimse yüzüne ya da mesajla eşine boş ol derse boşanabilir", "Kadınların kaşlarını alması caiz değildir" açıklamaları yapan zihniyetin ve toplumsal sistemin bir ürünüdür bu fikirler. Toplam bazı örnekleri yan yana getirdiğimizde ortada bir yanlışlıktan söz edilemeyeceği, dahası devletin resmi yaklaşımını yansıttığı rahatlıkla görülebilir.

Açıkçası kadın ve çocuk düşmanı bir Diyanet gerçeği ile yüz yüzeyiz. Toplumsal yaşamın temellerini dini esaslar, özellikle de kadın düşmanlığı ve kadınların hiçleşmesi, nesneleşmesi üzerinde yükseltmek isteyen bir devlet politikasının yansımalarıdır.

İzlenen bu politikanın bir sonucu olarak, Türkiye'de çocuk yaşta evlendirilen, okul sıralarından ve oyun parklarında oynarken düğüne giden kız çocuklarının sayısı 2016 yılında 181 bin 36 olarak açıklanmıştı.

Raporlara göre, 2017 yılında 387 çocuk cinsel istismara maruz kaldı, son 10 yılda çocuk istismarı yüzde 700 arttı. Son bir yılda 409 kadın katledildi.

Diyanet İşleri Başkanlığı dini referanslar temelinde kadınların toplumsal rolünü tanımlıyor. Toplumsal erkeklik de bu fetva ve açıklamaları referans alarak şekilleniyor. Bu nedenle de kadına yönelik her türlü aşağılama, şiddet, taciz, tecavüz ve katliam meşrulaştırılıyor ve toplumsallaştırılıyor.

Mahkemeler bugün bu meşrulaştırmanın noteri rolünü oynuyor. Devlet kurumları Diyanetin temel yaklaşımını referans alıyorlar ve bu nedenle kadının adı yok hiçbir yerde. Güya AKP iktidarı kadınlara ne kadar önem verdiğini, kadınların sorunlarını çözmek için Kadın ve Aile Bakanlığı kurmuştu. Gerçekte ise bu bakanlık kadınlara yönelik uygulamaları meşrulaştırmanın aracından başka bir rol oynamamaktadır.

Aslında bu zihniyet kimseye yabancı gelmemektedir. Dünyanın en sapkın politik İslamcı çetelerinden IŞİD zihniyetinin Türkiye'de uygulanan versiyonu ile karşı karşıyayız. Küçük kız çocuklarına ve kadınlara tecavüz eden, katleden, pazarlarda satışa sunan zihniyetle esasta bir farkı yoktur.

Sarayın toplum yaşamını politik İslamcı zeminde yeniden düzenlemesi, şekillendirmesi ve toplumsal gericiliği örgütleme amacı ile bire bir örtüşmektedir. Sarayın bilgisi ve görüşü olmadan Diyanet bu tür açıklamalar yayınlayamaz. Keza Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kadın ve çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi için Diyanet'i adres göstermesi de bunun bir göstergesi.

Diyanet'in istismarcı fetvasının hemen ardından gelişen tepkiler karşısında Diyanet İşleri Başkanlığı'nı savunmak Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ'a düştü. Bozdağ, "Diyanet'in uygulayacağı tek kanun var fetva verirken, Allahın kanunlarıdır" dedi. Diyaneti eleştirenlerin "güven duygusunu" ortadan kaldırmakla itham etti. Diyanet'in fetvasının arkasında durdu.

AKP'nin politik İslamcı restorasyonu toplumsal çürüme üzerine şekillenmektedir. İzlediği politikalar toplumsal çürümeyi derinleştirmektedir. AKP çürüdüğü gibi toplumu da çürütme politikası izlemektedir.

Tekçiliği esas alan Türklük, Sünnilik, tek parti, tek şef ve tek cinsiyet egemenliği üzerinde şekillendirilmek istenen rejimin en önemli kurumlarından biridir Diyanet İşleri Başkanlığı. Bugün giderek kadrosu şişirilen ve bütçeden en fazla pay alan kurumların başında gelmektedir. Örtülü ödenekler hariç yılda 8 milyar Diyanet'e bütçeden pay ayrılmaktadır.

Kadın ve çocuk düşmanlığı yapması için işçilerden ve emekçilerden kesilen vergilerle beslenmektedir. Gerçekte ise kadınların ve toplumun böyle bir kuruma ihtiyacı yoktur. Kadın düşmanlığını ve çocuk istismarını meşrulaştıran böyle bir kuruma halkın değil olsa olsa Saray'ın ihtiyacı var.

Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalıdır. Asıl işi toplumsal gericiliği örgütleyen ve toplumun dini referanslar temelinde mevcut sisteme entegrasyonunu amaçlayan, sömürü ve baskı sistemine rıza gösterilmesi için çalışan Diyanet İşleri Başkanlığı toplumun sırtında kamburdur. Kadın ve çocuk düşmanı bu kambur kaldırılıp atılmalıdır.