ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Ortak program, birlikte mücadele- Fadime Çelebi

Kadınlar, erkek egemen iktidarlar karşısında tüm dünyada gürül gürül bir mücadeleyi örüyorlar. Bu, dünyanın bir gerçeğidir. Gerçek olan, kadın hareketinin erkek iktidarlara karşı meşru bir mücadeleyi büyütüyor, büyütmeye de devam ediyor oluşudur. Yeni bir mücadele yılına girerken kadın hareketi kendi deneyimleri üzerinden önümüzdeki süreci daha güçlü örgütlemeyi bilecek siyasi bir olgunluğa sahiptir.

Etkin Haber Ajansı / 30 Aralık 2017 Cumartesi, 11:30

FADİME ÇELEBİ- Dünyada erkek egemen sistemin neoliberal politikalarının tüm kıtalarda ezilenlere dayattığı sömürü, açlık, yoksulluk, katliamlar, cins kırımı tüm hızıyla devam ediyor. Bununla birlikte bölgesel olarak sürdürülen savaş ve kaostan en fazla kadınlar etkileniyor. Dünyada sınıfsal çelişkiler, devlet-halk, ezen-ezilen, kadın-erkek çelişkisi derinleşiyor. Fakat tüm bu çelişkilerle birlikte cins çelişkisi daha fazla belirgin ve görünür hale geliyor. Hemen her yerde biçimleri ve görünümleri farklılıklar taşısa da erkek egemen iktidarlar kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz, kadınların kazanılmış tarihsel kazanımlarının gasp edilmesi, kadın yaşamının hiçleştirilmesi ortak bir politika olarak uygulanıyor. Bu çelişkiler, kendi içinde diyalektik olarak karşıtlık olanı ve yeni bir toplumsal güç olarak kadın hareketini de çıkarmış durumda.

2017 yılında emperyalist politikaların ortaya çıkardığı sorunlar karşısında kadın hareketi yerkürede isyan dalgalarıyla öne çıkıyor. Gelişmekte olan kadın hareketinin ortak karakteristik özelliği kadınların cins eksenli taleplerle bağımsız bir hareket olmasıdır. Kadın hareketi yakın zamana kadar farklı toplumsal mücadelelerin hep bir parçası oldu. Kadın hareketi, dünden farklı olarak tarihsel deneyimlerin içinde kendini yenileyerek gelişiyor. Toplamda kendi tarihinden öğrenen bir hareketin dinamizmiyle kendisini yeniden cins bilinci perspektifi üzerinden örgütlüyor. Kadın hareketinin taşıdığı uluslararası karakteri nedeniyle dünden farklı olarak cins bilinciyle gözlemliyor ve kendi ülkelerinin deneyimleri üzerinden politik pratik olarak bu deneyimleri de örgütlüyor.

Bu deneyimler, kimi yerde bir eylem, kimi yerde bir grev hareketi, kimi yerde bir isyan, kimi yerde başkaldırı olarak kendisini gösterdi.

2017 yılı, kadınlar açısından mücadele dolu bir yıl oldu. Amerika'da Trump karşıtı eylemler, Arjantin'de "Kadın kırımına ve maço şiddetine hayır" gösterileri, Brezilya'da kadına yönelik şiddete karşı binlerce kadın sokaklara çıktı ve polisle çatıştı. Asya'da Hindistan merkezli tecavüze karşı, özellikle toplu taşıma araçlarında perdelerin kaldırılması talepleriyle binlerce kadın sokaklara çıktı ve şiddete karşı özsavunma eylemleri gerçekleştirdi. Avrupa'da özellikle Polonya ve İtalya'da kürtaja ve tecavüze, kadına yönelik şiddete karşı gelişen gösteriler, Afrika'da kadın bedeninin ticarileştirilmesine karşı mücadele, Ortadoğu'da IŞİD barbarlığına karşı, başta Rojava kadın devrimi kadınların gülümseyen ışığı oldu. Kürt kadın hareketinin IŞİD'e karşı kazandığı zaferin etkileri sadece Ortadoğu'yla sınırlı kalmadı, uluslararası kadın hareketinde de yeni bir dönemin kapısını araladı.

Uluslararası kadın hareketleri, dünden farklı olarak toplumsal mücadelenin sadece öznesi olmadılar, aynı zamanda bu mücadelenin en önünde kendi kimlikleriyle, kendi talep ve örgütleriyle de yer aldılar. Bir yıl içinde kadınlar, sadece erkek egemen politikalara ve iktidarlara karşı değil toplumsal olarak biçilen rollere karşı da başkaldırmayı, isyan etmeyi pratikte örgütlemiş oldular.

Sınıfsal mücadele zemininin yanı sıra aynı zamanda gelişen cins bilinçlenmesinin yarattığı başkaldırı, kadının tarihsel olarak kendini ve toplumsal olarak değişim gücünü kendisinde pratik olarak görmüş oldu. Bir yıl içerisinde bu bilinç, mücadelenin her alanında kendini örgütledi. 2017 yılı aynı zamanda kadın hareketinin önüne somut bir görev de koymuş oldu.

Kadın hareketi, dünyada biriken erkek egemen devlet politikalarına karşı gelişen öfkeyi birleşik ve güçlü bir kanaldan örgütlemenin verilerini bizlere sunmuş oluyor. Bir yılın çok somut deneyimlerini ülkemizde somutlarsak 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte tüm toplumsal kuvvetleri baskı ve zorbalıkla yöneten iktidar, bu süre içinde en çok kadınları hedefledi. KHK'larla kadın derneklerini, kadın kurumlarını kapattı. AKP, toplumsal yapıyı değiştirirken, kadınlara dönük saldırıları yoğunlaştırdı. Bunun karşısında kadınlar, sokakta oldu ve mücadelesini her durumda sürdürmeyi başardı.

AKP her durumda kadınları faşizmin toplumsal temelini yeniden dizayn ederken, kadınlar bunlara karşı ortak mücadele perspektifi üzerinden pratiği yükseltmiş oldular. 8 Mart 2017 çıkışı, tüm yasaklara karşı kadınların sokakta olma ısrarı ve kararlılığı üzerinden gelişmiş oldu. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve kadın vekillerin tutuklanması, belediye eşbaşkanların görevden alınarak yerlerine kayyum atanması, siyasette görünür olan kadınların faşist iktidar tarafından tutuklanması, eşbaşkanlık sistemine karşı açtığı savaş, erkek egemen iktidar tarafından kadının siyasette görünür olmasını istemediği içindir. Ayrıca, yüzlerce KHK genelgesiyle işten atılan akademisyen, kamu emekçisi kadınlar bu faşist iktidarın hedefleri arasında yer aldı. Hapishanede binlerce kadın esir alındı gerici erkek iktidar tarafından. Türkiye'de kadın hareketi OHAL koşullarına rağmen sokaklardan çekilmedi. AKP'nin getirmeye çalıştığı tecavüz yasasını sokakta püskürttü. Müftülük yasasına karşı sokaklara çıktı fakat yeterli bir refleks ve hazırlıktan yoksun oluşu, hareketin birleşik bir tarzda geliştirilememesi nedeniyle yasayı püskürtmede yetersiz kaldı.

Kadınlar, erkek egemen iktidarlar karşısında tüm dünyada gürül gürül bir mücadeleyi örüyorlar. Bu, dünyanın bir gerçeğidir. Gerçek olan, kadın hareketinin erkek iktidarlara karşı meşru bir mücadeleyi büyütüyor, büyütmeye de devam ediyor oluşudur. Yeni bir mücadele yılına girerken kadın hareketi kendi deneyimleri üzerinden önümüzdeki süreci daha güçlü örgütlemeyi bilecek siyasi bir olgunluğa sahiptir.

Bir yıllık toplam veriler bize şunu göstermiştir ki; kadın hareketinin toplam deneyimlerini ve birikimini daha güçlü olarak merkezileştirmeye ihtiyaç olduğunu vurgulamak gerekiyor. Dünya çapında gelişen mücadele birikimi tek tek ülke deneyimleri üzerinden asgari temel ilkeler çerçevesinde birleşik mücadeleye ihtiyaç olduğunu belirtelim.

Bu ihtiyaca yanıt verecek güçlü bir kadın enternasyonalini örgütlemek gibi tarihsel bir görevle karşı karşıyayız. Fakat bunun bir tek hamlede gerçekleşemeyeceğini biliyoruz. Daha bugünden kadın enternasyonaline en hızlı, en kestirme biçimde ulaşmanın arayışlarının değerli olduğunu belirtmek istiyoruz. Bu yönlü atılmış veya atılacak adımların güçlendirilmesi gerekiyor. Bölgesel düzeyde oluşturulacak birlikler, ortak platformlar yeni bir kadın enternasyonaline gidişin zeminini güçlendirebilir. Kadın hareketinin toplam birikimini, farklı ülke deneyimlerini emecek ve bunun üzerinden belirlenecek ortak asgari ilkelerle oluşturulacak bir kadın enternasyonali son derece açık bir ihtiyaçtır. Sosyalist kadınlar, bu ihtiyaca yanıt verecek her adımın içinde, önünde ve yanıbaşında olacaktır.