ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

'HDK umudun adresi olmalı'

HDK'nın 8. Genel Kurulu'nda konuşan bileşen partilerin başkanları ve konuklar, HDK'nın pratiğine yönelik eleştirilerde bulundu, örgütlenme yönünde vurgular yaptı.

Etkin Haber Ajansı / 17 Aralık 2017 Pazar, 13:28

ANKARA - Ankara'da devam eden Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 8. Genel Kurulu, eşsözcülerin açılış konuşmalarının ardından bileşen ve konukların konuşmalarıyla devam etti.

DTK Eşsözcüsü Leyla Güven, Kürtçe konuştu. Güven, 2017'nin ağırlaştırılmış tecrit, ağırlaştırılmış katliam ve zulümlerle geçtiğini belirterek, 2018'in halkların yılı olması için daha fazla örgütlenme gerektiğini söyledi, eleştiri-özeleştiri mekanizmasını güçlü bir şekilde işletmek gerektiğini ifade etti.

DENİZ GEZMİŞ YAŞASAYDI DEMİRTAŞ İLE AYNI HÜCREDE OLURDU

Ardından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, "İki buçuk yılı aşkı süren topyekün saldırıya karşın direniyoruz. Bugün geçmişten daha da öfkeli daha da kararlıyız" dedi.

HDK'nin "Meclislerle demokrasiye, demokratik cumhuriyetle özgürlüğe" şiarının 100 yıllık tarihteki temel sorunlara ışık tutan bir şiar olduğunu söyleyen Kemalbay, "Erdoğan rejimi bugün çürümüşlüğe batmış durumda. Bunları örtmek için Kudüs'e sarılmış. Kudüs inançların başkenti olmasından yola çıkarak, Filistin halkının taleplerini sömürerek bugün kendi sorunlarının üzerini örtmeye çalışıyor. Filistin halkının sömürülmesinde, yok sayılmasında, kendi topraklarından edilmesinde Türkiye devletinin de payı olduğunun üzerini örtmeye çalışıyor. Yine Zarrab davasının ortaya saçtığı çürümüşlüğün üzerini örtmek için bayrağa, vatana, millete sarılıyor. Bizler gerçekleri halklarımıza anlatmak zorundayız. Bu politikaların halkların özgürlüğünün, demokrasinin, barışın yolunu kesmesine izin vermemiz gerekiyor. Bazıları Deniz Gezmişlerden yola çıkıp Erdoğan'ı 'Parkasız Deniz Gezmiş' olarak niteliyor. Bu utanç verici yandaşlık arzusuna cevabımız şu: Bugün Deniz Gezmiş yaşasaydı Selahattin Demirtaş'ın koğuşunda olurdu, cezaevinde olurdu. Bizler Denizlerden, Mahirlerden aldığımız devrimci geleneği, direnişi geleceğe taşıyacağız. HDK'nin halkların özgün sorunları etrafında meclisler kurarak HDP'nin toplumsal alanı olarak kendisini her geçen gün daha fazla örgütlemesi görevinin farkındayız. HDP'nin de siyasal mücadelesine bu toplumsal mücadeleleri taşıma sürecine hep beraber katkı sunmak görevi ile karşı karşıyayız. Örgütlenmek en temel şiarımız olmalı" diye konuştu.

Devrimci Parti Genel Başkanı Musa Piroğlu, siyasal iktidarın güçlü görünse de uluslararası gelişmeler, ekonomik gelişmeler ve içeride yaşanan gelişmelerin iktidarı sarstığını söyledi. Piroğlu, "Ya bir araya geleceğiz, umudun adresi olacağız, mücadelenin hala ayakta olduğunu göstereceğiz ve halkı mücadeleye çağıracağız ya da kendi kulvalarımızda yan yana gelerek seyirci olmaya devam edeceğiz" dedi. Piroğlu, HDK'nın tüm emek ve demokrasi güçlerini yan yana getirmesi gerektiğini vurguladı.

DBP Eş Genel Başkan Yardımcısı Hacer Özdemir, Abdullah Öcalan'ı selamlayarak konuşmasına başladı. Öcalan'a yönelik tecrite dikkat çeken Özdemir, aslında bu tecridin tüm Ortadoğu, Kürdistan ve Türkiye halklarına yönelik olduğunu kaydetti. Özdemir, "Rojava devrimini burada da gerçekleştirebiliriz" dedi.

DEMOKRASİ MÜCAELESİ TOPLUMSALLAŞTIRILMALI

ESP Genel Başkan Yardımcısı Fadime Çelebi ise demokrasi mücadelesinin daha fazla toplumsallaştırılması gerektiğini söyledi. Hücre hücre toplumun her kesimine dokunmak zorunda olduklarını kaydeden Çelebi, AKP'nin yönetemediği için daha fazla saldırdığını, toplumsal dinamikleri teslim almaya çalıştığını vurguladı. Çelebi, buna karşı antifaşist mücadeleyi yükseltmek gerektiğinin altını çizdi.

EMEP temsilcisi "Mücadele etmek istediğimiz gündemler, taleplerimiz ortak. Farklı birlikler altında olabiliriz, farklı partilerde, örgütlenmelerde olabiliriz ama bu hiçbir zaman ortak bir mücadele birliği oluşturmanın önünde engel değildir" dedi.

İşçilerin Sesi'nden Yunus Öztürk, emek meclislerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederken, Alevi kurumları adına konuşan Tuncer Baş, HDK'nın kendileri için çok önemli olduğunu ve omuz omuza mücadeleye devam edeceklerini belirtti.

KHK REJİMİNE DİRENMEYE DEVAM EDECECEĞİZ

KESK Eşbaşkanı Aysun Gezen, Türkiye'nin toplumsal siyasal yapısının KHK'larla değiştirilmek istendiğini belirtti. Gezen, KHK'lar eliyle 300 temel yasada değişiklik yapıldığını hatırlattı. İstihdam biçimlerinden, korucuları suçları karşısında koruyacak yasalara, kış lastiğinden güzellik salonlarına kadar düzenlemelerin KHK'lar ile yapıldığına dikkat çeken Gezen, AKP'nin tekçi, mezhepçi, islamcı faşist bir rejim yaratmaya çalıştığını kaydetti. Gezen, "OHAL-KHK rejimine direnmeye, emeğin haklarını kazanmak için mücadeleye devam edeceğiz, dimdik ayakta durmaya devam edeceğiz" dedi.

Nakka LGBTİ'den Emre Özyetiş, Ankara'da LGBTİ etkinliklerinin yasaklandığını hatırlatarak, bu yasakların Kürdistan'da başladığını söyledi. Tehditlere zamanında cevap verilmiş olsaydı, nefret söylemiyle hareket eden iktidara en başından engel olunabileceğini belirten Özyetiş, HDK LGBTİ meclisinin iradesinin tanınmadığı eleştirisinde bulundu. Özyetiş, "toplumsal hassasiyetler" denilerek örgütlenmelerine yönelik kısıtlamalar getirildiğini belirtti. Özyetiş, özörgütlenme pratiğinden uzaklaşılmaması gerektiğini söyledi.

Sosyalist Dayanışma Platfomu Sözcüsü Kezban Konukçu, HDK ve HDP'nin faşizme karşı halklara umut olabilecek mücadele çizgisini ortaya koyması gerektiğine işaret etti.

FİLİSTİN İNDİFADASI İLE KÜRT SERHILDANINI BULUŞTURABİLMEK

SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları, faşizmle nasıl mücadele edileceği ve demokrasinin nasıl kurulacağı sorusunun bugünün en temel sorunu olduğunu belirterek, HDK'ya önemli görevler düştüğünü kaydetti. Hatimoğlulları, "Bizler umutluyuz çünkü Türkiye'de 16 Nisan'da yüzde 51'in üzerinde bir kitle hayır diyerek umudu göstermiştir. En geniş yelpazedeki kesimin ortaklaştığı nokta açık, demokratik, fiili meşru mücadele yol ve yöntemlerinin geliştirilmesidir" diye konuştu.

Kudüs meselesini de değerlendiren Hatimoğulları, 1917 Belfour deklerasyonu ile siyonizm hançerinin Filistin topraklarına saplandığını, 100 sene sonra da bu deklerasyonun inceltilmiş halinin gündeme geldiğini söyledi. Hatimoğulları, "Doğu Kudüs diye bir şey yoktur, Kudüs Filistin'in başkentidir, Filistin devlettir, devlet olmaya devam edecektir. Ortadoğu enternasyonalizmini örmek bizim görevlerimiz arasındadır. Filistin'in Hanzalasının yüzünü güneşe döndürebilmektir. İntifada ile Kürt serhildanını buluşturabilmektir" dedi.

Demokratik İslam Kongresi Kadın Meclisi adına yapılan konuşmada, HDK teorisinin çok iyi olduğunu ancak pratiğinin başarısız olduğunu belirterek, "Halkların kardeşliği ancak HDK projesi gibi projelerle sağlanabilir" dedi.

Sincan Hapishanesi'nde tutuklu bulunan ESP Genel Başkanı Çiçek Otlu ile Kuzey Suriye'den TEV-DEM de mesajlar göndererek, kongreyi selamladı.

Genel Kurul'a ara verildi.