ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

HDK'nin yeni dönem çizgisi; perspektifler, tespitler ve öneriler- Sedat Şenoğlu

HDK'nin yeni dönem çizgisi ve öncelikleri bakımdan Kongrede kararlaştırılarak somutlanacak ön tartışmaların ve hazırlığın, genişleme ve örgütlenme faaliyetleri çerçevesinde iki ana ekseni var. Birincisi, toplumsal sorunlara odaklı çalışmalara yoğunlaşmak ve meclisler kurmaya dayalı yapılaşmaya yönelmek. İkincisi de faşizme karşı mücadele güçlerini birleştirmek, ortak tutumunu ve hareketini örgütlemek, bir "demokrasi cephesi" inşa etmek.

Etkin Haber Ajansı / 15 Aralık 2017 Cuma, 09:27

SEDAT ŞENOĞLU- HDK'nin yeniden örgütlendirilmesi ihtiyacı temelinde yürütülen arayışlar, tartışmalar ve pratik adımlar, 8. Genel Kurul'un örgütlenmesi aşamasına ulaşmış bulunuyor. Bu süreç, esasen iki temel sorunun çözümünde yol almaya hizmet edecek bütünlüklü bir hamle geliştirmeye odaklanmıştı:

1- HDK'yi yerelde var edecek, cisimleştirecek toplumsal inşanın somutlaştırılması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması. Meclisleşmeye/meclislerin kurulumuna, belirleyici yapısal bir etkinlik olarak kararlıca yönelmek.

2- HDK'yi, faşizme karşı demokratik direnişin ve mücadelenin her türden kolektif, kurumsal ve bireysel öznesini kapsayacak ya da ilişkilenecek tarzda kapsayıcılığa ve esnekliğe sahip ortaklaştırıcı, birleştirici bir çatı olarak yapılandırmak. Bunu, özellikle de yerel olanakları açığa çıkaran, potansiyeli harekete geçiren, gündelik temas ilişkisi ve faaliyetine yoğunlaşarak yapmak.

Yeniden örgütlenme çerçevesinde ideolojik düzlemde temel sorun, HDK'nin programatik fikriyatı ve politik felsefesinin; örgütsel teorisi, özgün yapılanması ve işleyişinin yeterince güçlü ve bütünlüklü bir nitelikte kavranamamış olmasıdır. Bu bilinç sorunu, eşit olmayan düzeyler biçiminde olsa da başta hali hazırda HDK yapısı içinde yer alan bileşenlerinden başlamak üzere, çevreye ve aşağıya doğru genişleyen, derinleşen bir görünüm kazanmaktadır. Soruna müdahale görüş açısından merkezi ve yerel düzeyde geliştirilen bir dizi çalışma (tek tek bileşenlerle görüşmeler, ortak bileşen değerlendirme toplantıları, çalıştay örgütlenmesi, merkezi eğitim semineri ve yerel düzeyde tartışma ve eğitim toplantıları, vb.) gerçekleştirilmiş bulunmaktadır. Bu çabaların olumlu bazı sonuçları olmuştur. Ancak daha yapısal, bütünlüklü ve istikrar kazanmış sonuçlar elde etmek için bu türden çabalar çoğaltılarak devam ettirilmelidir.

Çalıştay sonrasında startı verilen 8. Kongre hazırlık süreci ve pratiği de göstermiştir ki; kolektivize edilmiş sistemli, disiplinli ve somut hedeflere bağlanmış bir çaba, hem HDK'nin örgütsel yapısının canlanmasına yol açmakta hem de HDK'ye kurumsal ve bireysel katılım ya da ilişkiler ağını genişletmektedir. Kuşkusuz bu çerçevede de alınacak mesafe daha epey fazladır. Ancak mesafenin hangi hız ve kalıcılıkla alınacağı, sürecin zorluklarını göğüsleyebilecek ve olanaklarını realize edebilecek bir örgütsel omurganın ne ölçüde hazırlanabildiğine bağlı olacaktır. Bu anlamda HDK'nin 8. Kongresi'nin özel ve kritik bir misyon üslenmiş olduğunun iyi kavranması gerekmektedir.

HDK'nin yeni dönem çizgisi ve öncelikleri bakımdan Kongrede kararlaştırılarak somutlanacak ön tartışmaların ve hazırlığın, genişleme ve örgütlenme faaliyetleri çerçevesinde iki ana ekseni var. Birincisi, toplumsal sorunlara odaklı çalışmalara yoğunlaşmak ve meclisler kurmaya dayalı yapılaşmaya yönelmek. Demokrasinin kazanılmasını toplumsal örgütlenmenin ve mücadelenin doğrudan zemini üzerinde inşa etmek. Dolayısıyla, demokrasi sorununu sadece bir talep ve siyasi hareket olarak yürütmeme, aynı zamanda ve esasen toplumsal inşa mücadelesinin bir işlevi ve ürünü olarak ele almak.

İkincisi de faşizme karşı mücadele güçlerini birleştirmek, ortak tutumunu ve hareketini örgütlemek, bir "demokrasi cephesi" inşa etmek. Bu bakımdan da HDK, yüzünü yerel zemine, toplumsal güç ve olanaklara çevirmeyi esas almalıdır. Başka bir deyişle, merkezi düzeyde genişleme çalışmasını da ihmal etmeden, antifaşist nitelikli her türden yapı, örgüt ve bireylerle o düzeydeki ortaklaşma ya da güç ve eylem birliği çabalarını sürdürürken, antifaşist direniş zeminini halk tabanında gerçekleştirmeyi öncelik olarak önüne koymalıdır. Demokrasi ve antifaşizm adına toplumsal inşayı ve direnişi iç içe/bütünlüklü biçimde ele alan ve kuran bir çizginin, ancak yerellik zeminine dayanılarak başarılabileceği ve kalıcılaşabileceği açıktır. HDK, bu ihtiyacın (ve diyalektiğin) karşılanmasının birleşik öncü aklı ve iradesi olmalıdır.

Peki, bütün bu çerçeve perspektif içerisinde güncel siyasal durum nereye oturuyor, oturtulacak? HDK nasıl bir pratik misyon üstlenecek? HDK, güncel siyasetin sorunlarından ve toplumsal etkilerinden azade bir yapı olamayacağına göre, genel politikaya müdahalesi nasıl biçimlenecek?
HDK bakımından, bu sorunun çözümü nerede aranacaktır?

Güncel bir tartışma ve durum olması vesilesiyle belirtmek gerekirse; HDK bakımından, sadece an'daki durum ya da konjonktürel çerçevede değil, genel olarak temel misyon stratejisi/gelişim çizgisinin ekseni seçim gündemlerine, seçim dönemleri hazırlıklarına dayandırılamaz. HDK'nin örgütsel bakımdan bakışını çevireceği yön bu değildir. HDK'nin perspektifi, parlamenter araç ve olanaklara dayalı bir yapılanma değil, düpedüz parlamenter araç ve mekanizmalar dışı fiili ve meşru toplumsal örgütlenmeler ve mevziler yaratmaya ve kazanmaya dayanmalıdır. Meclisler/meclisleşme hedefi ve yönelimi tam da bunun için vardır. Ancak bu, HDK'nin değişik nitelikteki seçimler vesilesiyle gündemleşen halk politikleşmelerine ilgisiz kalacağı anlamına gelmez. Politik bakımdan bir partiyi, adayı ya da bir blok ya da cepheyi destekleyebilir. Ancak bizatihi kendisi bir politik parti gibi davranmayacak, böyle bir plan geliştirmeyecektir. Savunduğu, doğru bulduğu siyasi seçeneğin, örneğin HDP üzerinden biçimlenecek böyle bir olanağın/alternatifin başarısı bakımından kendi temel ve özgün amaç/hedefleri üzerinden örgütlenme planını geliştirecek, harekete geçirecektir.

HDK, mevcut politik koşullar altında (OHAL rejimi) 2019'a kilitlenmiş ve "demokrasi çözümü"nü seçimlere bağlanmış her türden stratejiyi, rejimin tuzağına düşmek anlamına gelen politik bir zaaf ve hata olarak değerlendirmelidir. İktidar seçimle gitmeyecektir, varlığını esasen seçim dışı plan, hesap ve dengelere bağlamış olduğu tarihsel bakımdan sabittir.

Seçimlerden çıkacak işine gelmeyen hiçbir sonucu da tanımayacak ve zor kuvvetiyle duruma el koymaya çalışacaktır. Dolayısıyla meselenin özü, ne kimin hangi belediyeyi, nasıl kazanabileceği ne seçim barajının düşürülüp düşürülmeyeceği ne de kimin başkan olabileceği değildir. Meselenin özü, seçimlerin gayri meşru olduğunu şimdiden ilan etme cesaretini gösterebilmek, bu gerçeği topluma/halka durmaksızın anlatabilmek, birleşik direniş gücünü örgütleyebilmek ve harekete geçirebilmek, rejimin iç ve dış başkaca karşı faktörlerin bileşke baskısı karşısında gelişme olasılığı yüksek olan irade kırılması koşullarına katkıda bulunmak ve bu durumun olgunlaştığı koşullarda, sürece müdahale edebilecek politik/toplumsal bir kuvvet olarak hazır bulunmaktır.

Düzen karşıtı bir alternatif bu politik çizgiden üretilebilir ve örgütlenebilir. Ve emekçi solun tüm güçlerini bu temelde bir politik ve toplumsal stratejiye kazanmak için her türden meşru ve demokratik çabaya şimdiden girişmek gerekir. HDK, devrimci demokratik siyasetin birleşik yapılanmalarından biri olarak, bu görevde kendine düşen öncülük rolünü oynamalıdır.