ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Önder: Ülkenin üçte birinde seçimler iptal edildi

2018 bütçe görüşmelerinde konuşan HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, DBP'li belediyelere kayyum atanmasına ilişkin Başbakan Binali Yıldırım'ın "onların durumu özel" sözlerine hatırlatarak, AKP'nin ülkenin üçte birinde seçim sonuçlarını iptal ederken, halkın iradesini tarumar ettiğini söyledi.

Etkin Haber Ajansı / 13 Aralık 2017 Çarşamba, 10:02

ANKARA - Meclis Genel Kurulu'nda devam eden 2018 merkezi bütçesi görüşmeleri ikinci gününde Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Başbakanlık ile bağlı kuruluşların 2018 yılı bütçelerinin görüşmeleriyle devam etti.

BÜTÇEYE BAKARAK EKONOMİNİN HANGİ YÖNDE İLERLEDİĞİNİ GÖREBİLİRİZ

HDP adına konuşan Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, boş meclis sıralarını gösterip bütçe görüşmelerini 12 Eylül öncesi günlerle kıyaslayarak, "12 Eylül 1980 öncesi meclislerinde en önemli günlerden birisi bütçe görüşmelerinin başladığı gündü ve genelde bir ay sürüyordu, yani Meclis görüşmeleri bir ay sürüyordu ve ilk gün saat sınırlaması olmamak şartıyla liderler konuşurdu. Bütün Türkiye radyolarının başında bu konuşmaları dinlerdi. Bu konuşmalar minimum beş saat sürerdi kişi başı. Bir Demirel, arkasından bir Erbakan ve diğer liderler beşer saat ama nezahet ve nezaket içerisinde ve bir nevi siyaset dersi verircesine saatlerce konuşurlardı. Ve bu sıralar tamamen dolu olurdu, hiçbir zaman da bir ay boyunca bu sıralar boşalmazdı. O günlerde milletvekillerinin danışmanı yoktu, konuşma hazırlanmazdı; her milletvekili bizatihi kendisi şu arkada bulunan kütüphanede aylarca çalışarak konuşmalarını hazırlarlardı. Çünkü bütçeler devletin, milletin DNA'sıdır. Siyasetin hangi yönde ilerlediğinin, ekonominin hangi yönde gittiğinin bu yasaya bakarak çözümlemesi mümkündür" dedi.

KUDÜS KARARI 30 YIL ÖNCEKİ KARAR

Fırat, ABD'nin Kudüs kararı sonrası Türkiye'nin tutumunu da eleştirerek, "Bir yandan da gücümüz yetene efelenebiliyoruz. Kudüs'ün İsrail'in başkenti olması yeni bir sorun değil, İsrail tarafından otuz yıl önce alınan bir karar. Yeni olan hadise, Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşımasıdır. Peki, ne tepki veriyoruz? 'İsrail'le diplomatik ilişkimizi keseriz.' Diplomatik ilişki kesilecek olan İsrail değil, otuz yıl öncekiydi o. Bugünkü olay Amerika Birleşik Devletleri'yle. Eğer hakikaten birileriyle diplomatik ilişki kesilmesi gerekiyorsa bu Amerika Birleşik Devletleri'dir fakat nedense ona herhâlde fazla gücümüz yetmiyor, onun için öbürüne dönüyoruz. Bunlar toplumun kabul edemeyeceği şeyler" diye konuştu.

HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise Başbakan Binali Yıldırım'ın dünkü konuşmasında kayyum atanan DBP'li belediyelere ilişkin sarf ettiği "onların durumu özel" sözlerine tepki gösterdi.

Önder, "Asrın liderinin seslenişiyle seslenmek istiyorum: Ne özeli, genel, genel. Ne özeli? Özel olan Ataşehir Belediyesi, bir tane. Siz bu memlekette 94 tane belediyeyi gasp edeceksiniz, ona da özel diyeceksiniz. Sonra da milletten bir uyum, kardeşlik, kaynaşma bekleyeceksiniz. İşte 'Hayr umulur mu böyle bir gecenin seherinde.' tam burada yatıyor. Bu memleketin coğrafi olarak üçte 1'inde seçim sonuçlarını mülga saymışsınız, üçte 1'inde seçim sonuçlarını iptal etmişsiniz, gasp etmişsiniz. Üstelik nasıl yapmışsınız bunu? 411 sayılı torba yasayla. 'Kayyum'u o zaman icat etmişsiniz, yüzyılın icadı AKP'nin. 'Ne lazımsa yaparız.' diyorlar. Bugünlerde CHP'yle Kemalizm yarışına girmişler. İyi olan kazansın diyoruz, biz bu yarışta yokuz" dedi.

Önder, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Böylesine bir memleketin üçte 1'inde -3'ü büyükşehir, 10 vilayet, 72 tane ilçe, 12 tane belde- siz, burada, halkın 'Bu beni yerelde yönetebilir, yönetmeli ve bu yönetmeli' dediği iradeyi bir ay içerisinde tarumar edeceksiniz, sonra da buna 'özel' diyeceksiniz. Ya özel ile genelin tanımını bilmiyoruz biz ya da Başbakan bundan bihaber. Hikâyenin kalbi burada atıyor. Siz, bu 94 belediyenin seçmenine 'Ya kutuplaşmayalım, kıvançta ve tasada bir olalım.' derseniz, size hangi organıyla gülmesini istersiniz? Seçin, beğenin. Sen benim irademi yok sayıyorsun, gasp ediyorsun, sonra da bana dönüp 'Kıvançta ve tasada bir olalım' diyorsun. İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz; bunları da ezberleyin, Kemalizm konkurunda bunlar hep size lazım olacak. Ondan sonra, bunu bekliyorsunuz."

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar ise hükümetin bütçe görüşmelerinde önümüzdeki yıl için yatırımları da dile getirdiğini ve bunlarla övündüğünü anımsatarak, övünülen yatırımların yeni cezaevleri olduğuna dikkat çekti.

BÜTÇE ADALET ALANINDA NE VADEDİYOR

Sancar, "Adalet alanında, yargı ve hukuk alanında ne vadediyor bu bütçe? İlk karşımıza çıkan vaat kalemi yeni cezaevleri inşa etmek, öyle görülüyor. Bugüne kadar yapılanlar yetmemiş anlaşılan, yenileri planlanıyor. Şu an 2018 için 23 yeni cezaevinin inşaatının devam etmesi söz konusu. Toplam cezaevi sayısı 382, ayrıca okuduğumuz haberlere göre önümüzdeki beş yıl için 228 adet daha ceza ve infaz kurumu inşa etmeyi planlıyor Hükûmet ve bunların kapasitesi de 138 bin kişi olacakmış. Yani şu an mevcut tutuklu ve hükümlülerin yüzde 66'sı kadar daha fazla tutuklu ve hükümlü olacağı hesabını yapıyor. Şimdi, bir hükümet bununla övünebilir mi? Bir ülkede cezaevlerinin sayısının artması, suçun, suç oranının arttığını mı işaret eder yoksa yönetimde büyük bir adaletsizlik, çarpıklık ve kriz olduğunu mu gösterir? Hiç şüphe yok ki adaletle yönetildiğini iddia eden hiçbir devlet cezaevleri sayısını artırmakla övünmez, tutuklu ve hükümlü sayısının fazlalığıyla övünmez, övünemez" diye konuştu.

HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ise Diyanet İşleri Başkanlığına ayrılan bütçenin her yıl bir önceki yıla kıyasla çok ciddi oranda arttırıldığını söyledi. Doğan, "Alevi yurttaşların ve Müslüman olmayan inançlardan insanlarımızın vergisiyle Diyanet bütçesini oluşturuyorsunuz, bunu biz kabul edemeyiz. Bu, doğru ve ahlaki bir durum da değildir. Kurumun literatüründe de böyle bir şey söz konusu. Yayın organlarına bakarsanız Müslim ve gayrimüslim kelimeleri kullanılmaktadır. Aslında, bu da ötekileştirici bir anlayıştır, bundan da kurumun derhâl uzaklaşması gerekmektedir" dedi.

DİYANET'İN BÜTÇESİNİN YÜZDE 93,35'İ PERSONEL GİDERİ

Diyanet İşleri Başkanlığı, aralarında Kültür ve Turizm, Ekonomi, Kalkınma, Gümrük ve Ticaret, Şehircilik, Dışişleri, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlıklarının bulunduğu 9 bakanlığın tekil bütçelerinden ve Kalkınma artı Dışişleri artı Avrupa Birliği Bakanlığı ve artı Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarının bütçelerinin toplamından fazla bir bütçeye sahip olduğuna dikkat çeken Doğan, "Diyanet İşleri Başkanlığı, yaklaşık 120 bin personel istihdamından kaynaklı her yıl artan bir bütçeye sahiptir. Ayrıca, bütçenin yüzde 93,35'i personel giderleri, sosyal güvenlik giderleri, mal ve hizmet alımı olarak, geriye kalan da transferler ve sermaye giderleri olarak yerini almıştır" diye kaydetti.

Diyanet İşleri Başkanlığının yine bu yıl için ek ödenek talebinde bulunduğunu söyleyen Doğan, "2016 kesin hesabına göre 2016 yılı için Diyanete ayrılan bütçeden fazla olarak da 89 milyonu aşkın ödenek gideri olduğu görülmektedir. Yine, Diyanet İşleri Başkanlığının 2017 yılı için 1,3 milyar liralık ek ödenek talebinde bulunduğu da basına yansımıştır" diye belirtti.