ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

KESK: Tüm taşeron işçileri kadroya alınmalı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu'nun taşeron işçilere "müjde" olarak açıkladıkları vaade ilişkin açıklama yapan KESK, "Taşeron sorununa yarım yamalak değil, tam çözüm için ayrımsız tüm taşeron işçiler kadroya alınmalıdır" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 07 Aralık 2017 Perşembe, 12:23

ANKARA - Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu'nun taşeron işçilere "müjde" olarak açıkladıkları vaade ilişkin açıklama yapan KESK, "Taşeron sorununa yarım yamalak değil, tam çözüm için ayrımsız tüm taşeron işçiler kadroya alınmalıdır" dedi.

Taşeron ile ilgili yapılacak düzenleme ile ilgili yapılan açıklamalarda kamuda çalışan tüm taşeron işçilerin işçi (4/D) kadrosuna, 4/C'lilerin (geçici personel) 4/B (sözleşmeli) kadrosuna alınacağını, mevsimlik işçilerin çalışma sürelerinin ise 9 ay 29 güne kadar çıkartılacağı ifade edildi.

12 maddeden oluştuğu söylenen, hazırlık süreçlerine sendikaların-konfederasyonların dahil edilmediği yasa tasarısı henüz kamuoyu ile paylaşılmadı. KESK, "Bu nedenle yapılacak düzenlemenin kimleri kapsayacağı, hangi tarihten önce taşeronda işe başlayan işçilerin kamuya alınacağı, alımlarda hangi şartların aranacağı tam olarak bilinmemektedir" dedi.

AKP'nin "müjde" olarak duyurduğu taşeron düzenlemesinin ilk olmadığını hatırlatan KESK, "AKP iktidarı 2015 yıl Kasım genel seçimlerinde önce kamuda asıl işlerde çalıştırılan taşeron işçilere kadro verileceğini vaat etmiştir. 25 Mart 2016 tarihinde ise dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğu 'Tüm taşeron işçilerini kadroya alacağız, dışarıda kalan tek bir taşeron işçisi kalmayacak' açıklamasını yapmıştır. Ancak hemen aynı gün birkaç saat sonra Maliye Bakanı'nın yaptığı açıklamalar taşerona kadro değil, 'özel sözleşmeli personel' statüsü vaat edildiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca 1 Kasım 2015'ten önce işe girme ve halen çalışmaya devam etme, tam zamanlı işlerde istihdam edilmiş olma, on iki ay boyunca görev yapıyor olma, güvenlik soruşturması gibi neredeyse söz konusu statüye geçişi imkansız hale getiren toplam 11 şart konulduğu anlaşılmıştır. Taşeron işçilerin taleplerini karşılamaktan uzak model tepkiler üzerine rafa kaldırılmıştır" diye belirtti.

ÖZELDE TAŞERON İŞÇİ SAYISI 2 MİLYONA YÜKSELDİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yanıtlaması istemiyle verilen soru önergelerine verilen yanıtlardan alınan rakamların yer aldığı rakamlara göre; AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında kamuda ve özelde çalışan toplam taşeron işçi sayısı 387 bin 118 iken söz konusu sayı 2017 yılında 2 milyona çıkmıştır.

Kamudaki taşeronlaşma ise çok daha vahim durumdadır. 2004 yılında kamudaki sigortalı taşeron işçi sayısı sadece 3 bin 183 iken 2017 yılında 900 bine çıkmıştır. Yani kamudaki taşeron işçi sayısı on üç yıl sonunda 283 kat artmıştır.

AKP OY AVCILIĞI İÇİN KADRO VAAD EDİYOR

KESK, "AKP 15 yıllık iktidarı döneminde kamu ve özel toplamda 5 kat, kamuda ise tam 283 kat artırdığı taşeron istihdamı seçim yatırımına dönüştürmüştür. Güvencesiz, düşük ücretle, sendikal hakları kullanması engellenerek çalıştırılan milyonlarca taşeron işçisine her seçim döneminde 'kadro' vaat ederek oy avcılığı yapmıştır" diye vurguladı.

Erdoğan ve Sarıeroğlu tarafından verilen son "müjde"nin de 2019 seçimlerine yönelik bir yatırım olduğunun altını çizen KESK, "Ancak AKP'yi bu adımı atmaya mecbur bırakan taşeron işçilerinin, sendikaların-konfederasyonların yıllardır sürdürdüğü haklı mücadelenin toplumda karşılık bulmasıdır. Öte yandan Cumhurbaşkanı ve ÇSGB bakanı tarafından yapılan açıklamalar beklentileri tam olarak karşılamaktan uzaktır" dedi.

ÖZEL SEKTÖRDE ÇALIŞANLARDA DEĞİŞİKLİK OLMAYACAK

Yapılan açıklamalara göre özel sektörde çalışan taşeron işçiler kapsam dışında bırakıldığını ifade eden KESK, bugün sayıları en az 1 milyon 100 bin civarında olan özel sektör taşeron işçilerinin durumunda herhangi bir değişikliğin olmayacağını belirtti.

KESK, düzenlemeye ilişkin şunları söyledi:
"Merkezi bütçe kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 450 bin taşeron işçisi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4'üncü maddesinin (D) fıkrasında düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan sürekli işçi kadrosuna geçirilecektir. Bu durumda kadroya geçilen taşeron işçiler çalıştıkları kurum ya da kuruluştaki kadrolu işçilerin toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecektir.

Mevcut durumda işçiler belediyelerde üç temel istihdam tipine göre çalışmaktadır. Bunlar kadrolu işçi, belediyeler tarafından çeşitli hizmet alanlarında kurulan Belediye İktisadi Teşebbüsleri'nde (BİT) çalışan işçiler ve taşeron işçilerdir. Belediyelerin hizmet alanlarında kurmuş olduğu Belediye İktisadi Teşebbüsleri (BİT) Türk Ticaret Kanununa tabi kuruluşlardır. Bu kuruluşlarda çalışan işçiler belediyenin kadrolu işçisi değil, 'özel hukuk tüzel kişileri' olan ve bağımsız bütçeleri bulunan BİT'lerin işçileridir. Dolayısı ile mevcut durumda BİT'ler bünyesinde çalıştırılan işçilerin belediyede kadrolu çalışan işçilere göre hem ücretleri çok daha düşüktür, hem de hakları açısından geri pozisyondadır. Belediyelerde ve il özel idarelerinde çalışmakta olan taşeron işçiler kadroya alınmamakta, BİT'ler işçiliğine geçirilmektedir.

'Kadroya ve BİT'ler işçiliğine geçirilen taşeron işçilerinin' mevcut hakları korunacaktır. Aynı ücretle, aynı koşullarda çalışmaya devam edilecektir.

Cumhurbaşkanı ve ÇSGB bakanı kadroya alınacaklarını açıkladıkları 450 bin taşeron işçisinin ve BİT'ler işçiliğine geçirileceğini ifade ettikleri 400 bin taşeron işçisinin 'mevcut haklarının korunacağına, aynı şekilde çalışmaya devam edeceklerine' özel vurgu yapmışlardır.

Buna göre taşeron işçilerinin mevcut ücretlerinde ve çalışma koşullarında hiçbir değişiklik olmayacaktır. Buna rağmen elbette ki özellikle Merkezi bütçe kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 450 bin taşeron işçisinin kadroya alınması önemli bir adımdır.

AKP TAŞERON İŞÇİLERİN ÇARESİZLİĞİNDEN FAYDALANIYOR

Ancak söz konusu taşeron işçilerini hem kadroya alıp hem de mevcutta kadrolu çalışan işçiye göre çok daha düşük ücretle çalıştırmaya devam etmek tek kelime ile haksızlıktır. Yıllardır adım adım uygulanan politikalarla artmaya devam eden işsizlik, özel istihdam büroları ile kiralık işçiliğin hayata geçirilmesi gibi daha güvencesiz ve düşük ücretli istihdam biçimleri taşeron işçilerini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. 'Ölümü gösterip sıtmaya razı etme' diye özetlenebilecek bu politikalar ile ne yazık ki yüz binlerce taşeron işçisi ücretleri ve çalışma koşulları değişmese de kadroya razı hale getirilmiştir. AKP iktidarı taşeron işçilerin bu çaresizliğinden faydalanmakta, kadroya alacağını söylediği işçilere taşeron firma patronunun layık gördüğü ücret ve çalışma koşullarını layık görmektedir.

Bilindiği üzere kamuda geçici personel (4/C) olarak çalıştırılanlar yıllardır kadro talep etmektedir. Konfederasyonumuz da pek çok haktan mahrum bırakılan ve düşük maaşlarla çalıştırılan 4/C'lilerin kendi taleplerine göre ya 4/D (sürekli işçi) ya da 4/A (memur) kadrolarına alınması için en başından beri mücadele etmiş, her platformda 4/C'lilerin haklı taleplerinin yanında yer almıştır. Bu nedenle 4/C'lilerin 4/B statüsüne geçirilmesi bize göre eksik bir adımdır.

Kamu emekçileri arasında mali, sosyal, özlük haklar bakımından farklılıklar yaratan 4/B dahil tüm istihdam biçimlerine son verilmediği sürece atılan adımlar eksik kalacaktır. Bugün kamuda 4/A kadrosunda çalışanlarda dahil olmak üzere tüm kamu emekçilerinin iş güvencesi tehdit altındadır. Son iki yıldır neredeyse tüm kamu ve kuruluşlarında KPSS'yi işlevsizleştiren, kayırma ve torpile dayalı mülakat sistemi ile sözleşmeli personel alımına geçilmiştir."

GÜVENCELİ İŞ İNSANCA YAŞAM MÜCADELEMİZ SÜRECEK

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu tarafından yapılan açıklamaların yaşanan sorunların önemli bir bölümünün çözülmediğini, bir kısmının da ileri tarihlere ertelenerek ötelendiğinin göstergesi olduğunu kaydeden KESK, "Çalışma hayatında gittikçe derinleşen güvencesiz istihdama son vermek için geçici değil, kalıcı kısmi değil, tüm çalışanları kapsayan adımlar atılıncaya, tüm çalışanlara güvenceli iş insanca yaşam koşulları sağlanıncaya kadar mücadelemizi kararlıkla sürdürmeye devam edeceğimizi kamuoyuna bir kez daha ilan ediyoruz" dedi.