ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Suruç katliamından 2 polise 'görevi kötüye kullanma' davası

33 düş yolcusunun yaşamını yitirdiği Suruç katliamıyla ilgili biri Suruç TEM Büro Amiri olmak üzere 2 polise "görevi kötüye kullanmak"tan dava açıldı. Sanık polislerden biri başka bir davadan tutuklu.

Etkin Haber Ajansı / 15 Kasım 2017 Çarşamba, 19:53

URFA- 33 düş yolcusunun yaşamını yitirdiği 20 Temmuz Suruç katliamıyla ilgili İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Yapalıal'a "görevi ihmal"den verilen para cezasının ardından iki polise daha dava açıldı.

Katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri ve yoldaşları, aylardır kamu görevlilerinin de yargılanması için mücadele yürütüyor. Suruç katliamıyla ilgili bugüne kadar açılan davada tek bir sanık bulunuyor. 10 Ekim Ankara katliamının da tutuklu sanığı olan Yakup Şahin, bugüne kadar yapılan 3 duruşmaya da getirilmedi, son iki duruşmaya SEGBİS ile bağlandı. Kamu görevlilerinden ise sadece Suruç İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Yapalıal'a "görevi ihmal" den 12 taksitle 7 bin 500 lira para cezası verildi.

10 Ekim Ankara katliamında yaşamını yitirenlerin yakınlarının avukatı Kazım Bayraktar, faşist IŞİD çetelerinin gerçekleştirdiği katliamlar nedeniyle Urfa, Antep, Kilis, Reyhanlı ve Suruç emniyet müdürleri ile diğer yönetici sorumlular hakkında 10 Mayıs 2016 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştu. Bayraktar'ın şikayet başvurusunun Suruç ile ilgili kısmı ayrılarak Suruç Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmişti.

Cumhuriyet Savcısı İbrahim Temir, "görevi kötüye kullanmak" suçlamasıyla başlattığı soruşturmayı tamamladı ve iki polise dava açıldı.

Savcı Temir, iddianamede, Suruç İlçe Emniye Müdürlüğüne yazı yazılarak Suruç patlaması öncesi ve sonrası tarihlerde Suruç İlçe Emniyet Müdürü ve Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü Terör ve İstihbarat kısım/birim amir ya da müdürlerinin ve varsa başka sorumluların açık kimlik ve adres bilgilerinin istendiğini aktardı.

Gelen yazıda dönemin Emniyet Müdürünün Mehmet Yapalıal, TEM Büro Amirinin de komiser yardımcısı Ahmet Oğuz Davarcı olduğu belirtildi. Yapalıal hakkında daha önce soruşturma yürütüldüğünden ayrıca soruşturma yürütülmeyeceğine karar verildiğini belirten savcılık, diğer polisler Ahmet Oğuz Davarcı ve Ali Koçak hakkında Suruç Kaymakamlığı'nın izin vermesiyle soruşturma yürütüldüğünü kaydetti.

MAHKEME KARARI YERİNE GETİRİLMEDİ

Savcı Temir, iddianamede, katliamın yaşandığı 20 Temmuz 2015 tarihinde Amara Kültür Merkezi önünde ve çevresinde Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğine göre arama yapılmadığını aktardı. Ayrıca Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün talebiyle Sulh Ceza Hakimliği'nden alınan 7 Haziran 2015 tarihli kararda, aralarında Onbirnisan Caddesi'nin de bulunduğu pek çok cadde ve sokakta 24 saat esasına göre, "milli güvenlik ve kamu düzeninin, başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silah, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla, kişilerin-üstlerinde, aracında önleme araması yapılmasına karar verilmesine rağmen yapılmadığını" belirtti.

CANLI BOMBA UYARISI DİKKATE ALINMADI

İddianamede ayrıca Urfa İl Emniyet Müdürlüğü'nün İl Valisi tarafından imzalanan 17 Temmuz 2015 tarihli "Takviye kuvvet" konulu yazısı da yer aldı. Yazıda, şöyle deniliyordu:

"(...) Suruç ilçesinde yaşanması muhtemel olayların önlenmesi, müessif bir olayın yaşanmaması amacıyla 19.07.2015 tarihinden itibaren ikinci bir emre kadar) aldırılan emniyet tedbirleri aşağıya çıkarılmıştır.(...) Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü: İlçe Emniyet Müdürü Mehmet YAPALİAL aldırılan emniyet tedbirlerinden sorumlu olup, il merkezinden görevlendirilen takviye kuvvet personeli ve ilçesince yapacağı planlama dahilinde amirleri nezaretinde görevlendireceği (40) Çevik Kuvvet personeli ile kuvvesinde bulunan (2) TOMA ve Shortland araçları ile gerekli emniyet tedbirlerini alacaktır. (...) Görev alan tüm personel meydana gelebilecek canlı bomba saldırıları vb. konulara karşı görev yerlerinde dikkatli duyarlı ve müteyakkız bulunacaktır(...)"

Savcı Temir, söz konusu talimata rağmen şüphelilerin yeterli güvenlik tedbirini almadıklarını belirtti.

ABDURRAHMAN ALAGÖZ ARANMADI

İddianamede yarıca Suruç Kaymakamlığı'nın 23 Kasım 2016 tarihli soruşturma izni kararındaki bilgiler aktarıldı. Söz konusu kararda, katliamdan 40 gün önce, Suruç TEM Büro Amirliğine ve tüm illere, katliamı gerçekleştiren Şeyh Abdurrahman Alagöz'ün kaybolduğu, IŞİD'e katılabileceği, özellikle Suriye'deki çatışma bölgelerine gidebileceği yönünde uyarı yazısı gönderildiği belirtilmişti.

Savcı Temir, "uyarı yazısına rağmen, sınırda bulunan Suruç TEM Büro Amirliğinin çok daha detaylı bir araştırma ve inceleme yaparak, güvenlik tedbirlerine bu şekilde sıkılaştırması gerekirken, şüphelilerin bu yönde yeterince tedbir almadıklarının tespit edildiğini" belirtti.

İddianamede TCK'nın 257/1-2 maddesine göre "Görevi kötüye kullanmak"tan cezalandırılmaları istendi.

Davanın ilk duruşması 26 Mart 2018'de Suruç Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek.

BAYRAKTAR: BİLİNÇLİ GÖREV İHMALLERİ ZİNCİRİ VAR

Davaya ilişkin yazılı açıklama yapan Av. Kazım Bayraktar, "Katliamları gerçekleştiren IŞİD hücrelerinin yolunu açan, önleyici tedbirleri almayan, kanıt toplamayan, var olan kanıtları değerlendirmeyen, failleri önceden bildikleri halde takip etmeyen, serbest kalmalarına izin veren üst düzey kamu görevlileri ve yargı mensupları hakkında hala hiçbir soruşturma ve dava açılmamış, soruşturma açılması idare tarafından engellenmiştir. Bir takım siyasi hesaplarla çok az sayıda kamu görevlisi hakkında soruştuma ve davalar açılmıştır" dedi.

Suruç Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın sanıklarından Ali Koçak'ın başka bir suçtan tutuklu olduğunu belirten Av. Bayraktar, diğer sanık Ahmet Davarcı'nın verdiği ifadenin, başka kamu görevlilerinin de görev ihmal ve suistimalleri olduğunu gösterdiğini belirtti. Av. Bayraktar, Davarcı'nın savunmasında geçen dikkat çeken şu cümleyi aktardı:

"...Bu eylemi gerçekleştiren şahsın takibinin öncelikle başka iller (Suruç'a geldiği Gaziantep ili ve kayıp olduğu Adıyaman ili) tarafından yapılması gerekmektedir. Çünkü şahıs ilçemizde kimse ile temasa geçmemiş ve şahsın elimizde tamamlayıcı herhangi bir fotoğrafı bulunmamaktadır..."

Av. Bayraktar, Davarcı'nın savunmasına dair şu değerlendirmeyi yaptı:

"Suruç katliamını yapan Şeyh Abdurrahman Alagöz'ün fotoğrafları il emniyet birimlerinin elinde bulunmasına rağmen Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün ve katliamın gerçekleştirildiği Amara Kültür Merkezi önünde görevli güvenlik ekibinin amirinin bu fotoğraftan habersiz olması vahim bir görev ihmali olmakla birlikte aslında bu katliamlarda ortaya çıkan ve birbirini tamamlayan, önceden planlandığı kuşkusu yaratan bilinçli görev ihmalleri zincirinden sadece biridir. Açılan davanın hazırlık soruşturmasında sadece şüpheli kamu görevlilerinin savunmaları alınmış ve iddianamede geçen birkaç evrak eklenmiş, etkili bir soruşturma yapılmamıştır. Sanık Ahmet Oğuz Davarcı, olay günü aynı mekanda birlikte görev yaptığı amir, müdür ve memurların tanık olarak dinlenilmelerini talep etmektedir."

Av. Kazım Bayraktar, Suruç katliamı davasında müşteki ve müdahil olanların bu davaya da katılmalarının diğer sorumluların tespiti ve suçluların cezalandırılmaları açısından belirleyici bir öneme sahip olacağını da ekledi.