ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Bilgen: Seçim sistemiyle oynamak sizi kurtarmayacak

Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, seçim barajının kaldırılmasını istedi, "İster daraltılmış, ister karartılmış sistemlerden medet umun hiçbir iktidarı sıkıştığında seçim sistemiyle oynamak kurtarmadı" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 14 Kasım 2017 Salı, 16:04

ANKARA - Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, partisinin haftalık grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Doğu ve Güney Kürdistan sınırlarında yaşanan depreme değinen Bilgen, "Yanı başımızda bir deprem yaşandı. Elbette doğal afetler insanlığın sınav vermesi açısından, dayanışma ve insani erdemini ortaya koyma açısından zor günlerdir. Biz şüphesiz Kirmanşah başta olmak üzere Süleymaniye, Tuzxurmatû, Halepçe civarında hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına sabır diliyoruz. Ama doğal afetler nasıl ulus devletlerin sınırlarını tanımıyorsa, etnik kimliğe, mezhebe inanca bakmaksınız büyük bir acı yaşatıyorsa, bazen insanlar da kendi insanlıklarına yakışmayan davranışlar sergileyebiliyorlar, Deprem vesilesiyle, deprem gibi son derece acı bir olay vesilesiyle bile nefret söylemiyle hareket edenler, dillerindeki faşizmi deşifre edenler depremdeki acı kadar hepimizi incitiyor. İster kendisini Türk milliyetçisi ister Kürt milliyetçisi, Arap ya da Fars milliyetçisi olarak tarif etsinler, depremde bile insani tutum sergileyemeyenler insanlıktan nasibini almayan numunelerdir. Dolayısıyla bu acıya karşı dayanışma göstermekten başka hiçbir tavır kabul edilemez" diye konuştu.

İSMAİL KAHRAMAN'A ADRES GÖSTERDİ

20 Kasım'da gerçekleşecek olan Meclis Başkanlığı seçimlerine ilişkin de konuşan Bilgen, "Tutuklu milletvekilimiz Selma Irmak bizim Meclis başkan adayımızdır. AKP'nin aday gösterme süreci şaşırtıcı oldu. Görünen o ki Cumhurbaşkanı'nın haberi olmamış. Bu ne kadar doğru ya da değil takdir kamuoyunundur ama Sayın Kahraman bir nezaket göstererek siyasette diyaloğu önemsediği için olsa gerek partilerin genel başkanlarıyla görüşme yapacağını söylemiş. Sayın Kahraman unutmuş olabilir, bizim eşbaşkanlarımız cezaevinde. Bu parlamentoda görev yaparken tutuklandılar ve bu parlamento anayasaya aykırı bir darbe düzenlemesine imza attı ve bu tutukluluk böyle gerçekleşti. Ama gene de Sayın Kahraman ziyaret ermek istiyorsa, şimdiye kadar ulaşmış bir talep yok ama ziyaret edeceği adres bellidir" diye konuştu.

'TECRİT SADECE İÇ BARIŞA DEĞİL...'

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın Ortadoğu'da halkların barışını talep etmesine rağmen tecrit altında olduğunu kaydeden Bilgen, "Ortadoğu'da etnik ve mezhepsel çatışmaları, kaynakları sömürmek için kendilerine şiar edenler ve saraylarını korumak için çatışmadan medet uman siyasetçiler bu halin sorumlusudur. Bu anlamda kimsenin öbüründen daha temiz, daha berrak bir hali yok. Tam da Ortadoğu'da halkların birlikte yaşaması gerektiği, özgürce yaşaması gerektiği, ırkçılık, etnik fanatizm dışında bir formülle yaşaması gerektiğini savunduğu için Sayın Öcalan tecrit altındadır. Bu tablo sadece Türkiye'nin iç barışıyla ilgili değil, Ortadoğu'da konfederal yöntem önerisinin tecritle duyulmasının engellenmeye çalışılmasıdır. Dolayısıyla aslında partimizin düzenlediği tecritle ilgili etkinlikler sadece Türkiye'nin iç barışına dair bir talep değil, Ortadoğu'da halkların kaynaklarını sömürmeden, birbirlerini boğazlamadan yaşayabilmesinin formülünü bulmanın tahayyülüdür" diye belirtti.

'DIŞ POLİTİKA SAATLERLE DEĞİŞİYOR'

Dış politikada son günlerde yaşanan gelişmelerle ilgili hükümeti eleştiren Bilgen, "Dış politika artık aylarla, haftalarla günlerle falan değil saatlerle değişiyor. 4 saat sonra Türkiye'nin bu konudaki yaklaşımı Putin'le yaptığı açıklamada tam tersine döndü. Aynı Erdoğan, Putin'le yaptığı açıklamada sadece 4 saat sonra aynen şunu söyledi: Putin'le Trump'ın Suriye konusunda ortaklaşması bizim için önemlidir. İşte üzerinde tartıştığımız dış politika zemini böyle bir zemin. Bir başka yaklaşım, Başbakan grup toplantısında ABD ziyaretini aktardı ve Suriye ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. ABD'de parklarda dolaştı ve muhatap bulamadığı için, ABD'deki muhataplarına dimdik söyleyemediği şeyleri grup toplantısında söyledi. Rakka'da TIR'lar, büyük iş makineleri sevk ediliyormuş, IŞİD'le danışıklı dövüş yapıyormuş. Umarız bir açıklama yapılır. Ama Konya Belediyesi'nin Rakka'da bulunan iş makinesiyle ilgili açıklamayı kendisi mi yapar yoksa eski Başbakan mı yapar bilmiyoruz. Galiba Konya Belediyesi'nin iş makineleri oraya PYD tarafından götürülmüş ki ortada bir muhatap yok. Değilse, o iş makinelerinin Rakka'da ne aradığına ilişkin açıklama yapsınlar" diye konuştu.

'ÇOCUKLARINIZ 3 KURUŞ VERGİDEN KAÇIYORSA VATANSEVERLİK YAPMAYACAKSINIZ'

Paradise Belgeleri üzerinden Başbakan Binali Yıldırım'a yüklenerek, muhalefetin bu konudaki sessizliğini eleştiren Bilgen, şöyle konuştu: "Paradise Belgeleri, meşhur vergi cenneti Malta ile ilgili bilgiler ortaya çıktığında bırakın istifayı, özür dileme erdemini bile gösteren var mı? Başbakan diyor ki araştırılsın. Peki, partimiz bunun önerisini hazırlıyor, genel kurula indiriyor, gündeme getiriyor. Ne oluyor AKP oylarıyla araştırılmaması kararı çıkıyor. Yolsuzluklar konusunda meydan okumak kolay. Ama sizin çocuklarınıza dokunduğunda üstünü örterseniz birileri onu karıştırır ve sadece sizi değil bütün bir ülkeyi ele almanızın aracı haline getirir. Off shore sorunu sadece bir yasa değil, siyasi ahlak sorunudur. Onun için de hem ahlak hem de siyasi nedenlerle aslında off shore konusunun Türkiye'de yüzleşmesi gereken bir boyutu var. İçeride vatan millet Sakarya hamaseti yaparken, çocuklarınız 3 kuruş vergi ödememek için başka ülkelerin bayraklarını çekiyorsa, kimseye vatanseverlik yapmayacaksınız. Tabi bu konuda muhalefetin suskunluğu da son derece manidardır. Bizim hiçbir ülkede off shore hesabımız olmadığı için galiba rahat konuşuyoruz. Ama belli ki diğer muhalefet partileri bu konuda söz söyleyecek cesarete sahip değiller."

SEÇİM BARAJI TARTIŞMASI: SİSTEMLE OYNAMAK HİÇBİR İKTİDARI KURTARMADI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gündeme getirdiği seçim barajının indirilmesi tartışmalarına dair partisinin görüşlerini de kürsüden paylaşan Bilgen, "HDP kurulduğunda seçim barajıyla ilgili ne söylüyorsa yine aynısını söylüyor. Biz kimin faydalanacağına bakmaksızın baraja karşıyız. Çünkü baraj bu ülkenin bir toplumsal kesiminin Meclis'te temsil edilmemesi için uydurulmuş bir tezgahtır. Mağduru biz de olsak, başka partiler de olsa ilkesel tutumumuzu ortaya koyuyoruz. Ama oyun bitmiyor. Seçim barajıyla girdikleri, Bahçeli ile girdikleri pazarlıkta üzerlerine düşenleri yapmadıkları için mi Bahçeli açık konuştu bilmiyoruz. Ya da seçim sistemiyle ilgili başka değişiklik planları yapılıyor da buna zemin mi oluşturulmak isteniyor, bilemiyoruz. Ama ister daraltılmış, ister karartılmış sistemlerden medet umun. Hiçbir iktidarı sıkıştığında seçim sistemiyle oynamak kurtarmadı. ANAP'ı kurtarmadı, sizi de kurtarmayacaktır. Bırakın seçim sistemiyle ilgili oyunları demokrasinin önündeki engelleri kaldırmak konusundaki borcunuzu ödeyin. Türkiye'de seçim sistemi tartışmaları ne yazık ki iyi niyetli arayışlarla yapılmıyor. Her seçim sistemi ülkenin koşullarına göre konuşulabilir, yeter ki iyi niyetli olsun, ta ki demokrasinin varlık sebebine, amacına uygun bir hizmet etsin" dedi.

'AYM KENDİ KARARININ ARKASINDA DURSUN'

Anayasa Mahkemesi'nin 16 Kasım Perşembe günü tutuklu HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım'ın dosyasını yaklaşık bir yıl sonra gündeme alacağını hatırlatarak, "Biz bugüne kadar arkadaşlarımız AYM önünde açıklamalarla, burada kürsüden defalarca çağrıda bulunduk. AYM evrensel hukuka uygun davranmayı göze alamıyorsa bile bari kendi kararının arkasında dursun. Dün dündür, bugün bugündür anlayışının siyaseti de kuşattığının farkında olsunlar. Anayasa Mahkemesi bu dosya incelemesini Demirtaş üzerinden başlatmıştır. Şimdi Demirtaş'ın dosyası üzerinden yazışmalar yapacaksınız, Adalet Bakanlığı'ndan görüş alacaksınız sonra torbadan bir dosya seçmiş gibi Gülser Yıldırım'ın dosyasını gündeme alacaksınız. Biz meseleyi asla sadece tutukluluk meselesi olarak görmüyoruz. Elbette milletvekillerinin tutuklu yargılanması kabul edilemez ama asıl sorun, Anayasa'ya yapılan darbedir. Anayasa Mahkemesi sözünün sadece bir kişiyle ilgili yaklaşımı ortaya koyarak değil Türkiye'deki darbe tablosunu değiştirecek cesaretle irade ortaya koymalıdır" değerlendirmesinde bulundu.

HDP'YE BASKILAR: 11 BİN GÖZALTI, 4 BİN 500 TUTUKLAMA

HDP Esenler ilçe binasına dün gece gerçekleşen silahlı saldırıyı "organize bir saldırı" olarak değerlendiren Bilgen, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Baskıların türlüsüyle karşı karşıyayız. Birkaç gün önce Meclis Başkanvekilimiz Pervin Buldan, Esenler ilçesinde bir panele katıldı. Panel sonrasında kapıda provokasyon zemini hazırlandı. Bu provokasyona arkadaşlarımız fırsat vermeyince provokasyonu sosyal medyada sürdürdüler. Sosyal medyada hedef gösterildi ilçemiz ve bir linç kampanyası yürütüldü, dün gece yarısı da ilçe binamız kurşunlandı. Sonra dün gece, gece yarısı ilçe binamız kurşunlandı. Hangi yola tenezzül ederseniz edin bu parti bu halk şimdiye kadar çok ağır süreçleri atlattı. Bu zor günleri de atlatacak. Ne korkacak ne boyun eğecek ne de davasından vazgeçecek. Bu baskıları sizin icat etmediğiniz biliyoruz. Sizden öncekiler de bu yöntemlerden medet umdu. Son iki yılda 11 bin civarında partilimiz gözaltına alındı. 4500 tutuklu var. 750 il ilçe genel merkez yöneticilerimiz tutuklu. Ardahan ve Patnos'ta bütün eski ve mevcut yöneticilerimizi tutukladılar. Bunu birçok şehirde yapıyorlar. Bu yöntemlerle başarı elde edebileceğini sananlar nasıl başarılı olmadıklarını öğrendiler, gördülerse bugünkü iktidar da bunu görecek. Asla arkadaşlarımız bu korkutmayla çabalarından vazgeçmeyecekler."

'NÜFUS ÜZERİNDEN SİYASET YAPMAK DARBECİ ZİHNİYET ALIŞKANLIĞIDIR'

Bilgen, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Nikahlanın, evlenin, çoğalın" söylemlerine sert tepki göstererek şunları söyledi: "Elbette ki çocuklar ve kadınlar üzerinden siyasi polemik yapmak kabul edilebilir bir şey değildir. Ama Cumhurbaşkanı geçtiğimiz hafta ilginç bir söz sarf etti. Müslüman hanımlara tavsiyede bulundu ve dedi ki 'Çoğalın. Terör örgütü bu konuda çok hassa 10-15 çocuk yapıyorlar.' Cumhurbaşkanına kim nasıl bilgi veriyor, nasıl danışmanlarla çalışıyor, bilmiyorum. Ama asıl rencide eden bütün bu sözleri düzeltmeye çalışan AKP'liler. Bir milletvekili diyor ki burada Kürtler kastedilmiyor. Peki, kim kast ediliyor? TÜİK verileri ortada. Nüfus artış oranı en yüksek il, Urfa. Bebek ölüm oranı en yüksek il de Bingöl. Burada nefret söylemini ayrımcılığı mı konuşalım yoksa çok çocuğu olan kadınların Müslüman değilmiş gibi tek fikirci zihniyetle hedef gösterilmesini mi konuşalım. Çok yakın dönemde, 28 Şubat döneminde de 1997 MGK'sinde Kürtlerin nüfusu 2050'de bilmem kaç milyon olacak, tedbir alınsın denilmişti. Yani nüfus üzerinden, sosyoloji üzerinden, insanların doğurganlıkları üzerinden siyaset yapmaya kalkmak darbeci zihniyetlerin eski bir alışkanlığıdır. Ama bunu düzeltmeye çalışanlar bir kez daha düşünmeli. AKP'lilere, Erdoğan'ı sevenlere, Erdoğan'dan beklentisi olanlara çağrıda bulunmak istiyoruz. Erdoğan'a iyilik yapmak istiyorsanız, böyle siyasetçilere yapılacak en büyük iyilik onlara gerçeği söylemektir. Gerçekten yol arkadaşıysanız onlara gerçeği söyleyin. Onların söylediklerini bize aktarmaya kalkmayın ve ne olur ölü numarası yaparak bu süreci atlatmaya çalışmayın. AKP'de kalan birkaç vicdanlı insan, uymazlıktan gelme numarası yaparak bu zamanları atlatabileceklerini sanıyorlar.

SEÇİMDE DE 'NUTUK' SALLAYABİLİRSİNİZ, TERCİH SİZİN

10 Kasım dolayısıyla yürütülen Atatürkçülük tartışmaları, aslında bu yüzleşmeyle anlamlı. Yoksa Türkiye sağı yıllarca gardırop Atatürkçülüğü yaptı zaten. Bakın, Atatürk'ü koruma kanunu çıkaran Demokrat Parti'dir, CHP ile girdiği Atatürkçülük yarışının bedelini her çizgiden insan ödedi. Bu gardırop Atatürkçülüğü ancak yüzleşmeyle anlamlı olur. Geçen seçimde bize Kuran sallayarak siyaset yaptıysanız, önümüzdeki seçimde de Nutuk sallayabilirsiniz, tercih sizin."

Bilgen, yarın idam edilişinin yıldönümü olan Dersim İsyanı lideri Seyit Rıza'yı anarak, onun idam edilmeden hemen önce söylediği "Sizin yalanlarınızla, hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu. Ben de önünüzde diz çökmedim bu da size dert olsun" diyerek konuşmasını tamamladı.