ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Başaran: SİHA'lar hakim oldu, savcı oldu, cellat oldu

Meclis Genel Kurulunda konuşma yapan HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran, işkenceye dikkat çekti. SİHA'ların yargısız infaz araçları olarak kullanıldığını kaydeden Başaran, "SİHA'lar hakim oldu, savcı oldu, cellat oldu" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 11 Ekim 2017 Çarşamba, 18:42

ANKARA- HDP MYK Üyesi ve Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, Meclis Genel Kurulunda yaptığı konuşmada artan işkence ve yargısız infaz vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

2015 yılından bu yana insan hakları ve özgürlükler bakımından geriye gidişin olduğunu kaydeden Başaran, İHD verilerine göre 2015'te 5 bin 671 kişinin işkenceye maruz kaldığını, 2016 yılında sadece gözaltında işkenceye uğradığını söyleyen kişi sayısı bin 458 olduğunu açıkladı.

'İŞKENCE TÜRKİYE'NİN BİR GERÇEKLİĞİ'

Muğla'da yaşanan işkenceyi hatırlatan Başaran, şöyle devam etti: "7 kişi gözaltına alınmıştı çıplak bir şekilde, ters kelepçeyle, asfaltın üzerine yatırılmış, işkenceye maruz bırakılmış, kaburgaları kırılmıştı. Avukatların beyanlarına göre işkencenin izleri çok açık ve net bir şekilde görülmekteydi. Bu işkence basına bir şekilde servis edildi. Şu ana kadar bir işlem var mı? Yok.

Yine, birkaç gün önce, "çakmak gazı zehirlenmesi" dedikleri bir vaka vardı; Yiğitcan'ın hayatını kaybetmesi. Ama sonra öğrendik ki çakmak gazı zehirlenmesi değildi. Yiğitcan, 2 polis tarafından darp edilmiş yani katledilmişti, işkenceyle katledilmişti. Bununla beraber daha dün sadece kayıplarını anmak isteyenler biber gazına, suya boğuldular. Yani Türkiye'de en ufak bir basın açıklaması yapanlar, en ufak bir şekilde iktidara karşı tepkisini göstermeye çalışanlar gazla, tazyikli sularla, işkencelerle saçlarından yerlerde sürüklenerek gözaltına alınıyorlar.

Bir başka örnek; Veli Saçılık. Veli Saçılık, tek kolunu devlet şiddetiyle kaybetti ama her gün "İşimi istiyorum" eylemi yapıyor, her eylem sonrasında darp edilerek, işkenceye maruz bırakılarak gözaltına alınıyor. Sadece kendisi değil, annesi de yerlerde sürüklenerek gözaltına alınıyor. İktidarımız ne yapıyor? Annesine polise mukavemetten dava açtırıyor, soruşturma başlatılıyor. İşte böyle bir Türkiye gerçekliği içerisindeyiz."

'KAPAK DEĞİŞİNCE İÇERİK DEĞİŞMİYOR'

"Anayasa'nın kapak rengini değiştirince Anayasa'nın içeriği değişmiyor" Başaran, sözlerini şöyle sürdürü: "Ben size 'ama'sız, 'fakat'sız bir madde okuyayım: 'Kimseye -ama hiç kimseye, 'ama' yok, 'fakat' yok, kimliği yok, hiç kimseye- işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.' Anayasa'nın amir hükmü, emredici hükmü; herkes için geçerli.

Siz 2014 yılında güya 1980 darbesini araştırmak için bir madde eklediniz TCK'ya. İnsanlığa karşı suçu düzenlediniz. İnsanlığa karşı suç içerisinde sayılanlardan biri kasten öldürme ve işkencedir. İşkence, insanlığa karşı suçtur, zaman aşımı yoktur."

'SAHA'LAR HAKİM OLDU, SAVCI OLDU, CELLAT OLDU'

İnsanlığa karşı suçlar içerisinde yargısız infazın da geçtiğini ve SİHA'ların tamamen yargısız infaz araçları olduğunu söyleyen Başaran, "Çünkü SİHA'lar hedeflerini tespit eder, kendilerine göre suçlu kabul eder ve buna göre cezalandırır. Biz SİHA'larla nasıl yargısız infazların yapıldığını gördük. O SİHA'lar hâkim oldu, savcı oldu, cellat oldu; insanları katletti. Bu insanlığa karşı suçtur. Zamanı ve yeri geldiğinde bu konuda kararlı olanlar yargılanır ve hiç kimse de bu sorumluluktan kurtulamaz" dedi.

Başaran, "Çözüm önce yüzleşmekten başlar" dedi ve şu çağrıyı yaptı: "Gelin, kendi gerçekliğimizle yüzleşelim"