ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

'AKP'nin makbul kadın inşa çabası' çalıştayı başladı

HDP Kadın Meclisi'nin "AKP'nin 'makbul' kadın kimliği inşa çabası, buna karşı ortak mücadele hattının olanakları" başlıklı çalıştayı başladı.

Etkin Haber Ajansı / 07 Ekim 2017 Cumartesi, 16:29

İSTANBUL- HDP Kadın Meclisi, "Böyle gitmez, kadınlar izin vermez" şiarıyla başlattığı kampanya kapsamında AKP'nin yaratmaya çalıştığı "makul kadın" kimliğini tartışıyor.

İstanbul Tabip Odası'nda "AKP'nin 'makbul' kadın kimliği inşa çabası, buna karşı ortak mücadele hattının olanakları" başlıklı çalıştay düzenleniyor.

Açılış konuşmasını yapan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Besime Konca, darbe mekaniğinin bir toplumsal yaşam biçimi olarak dayatıldığını, bundan en çok da kadınların etkilendiğini söyledi. Bu süreçte kadınların sessiz kalamayacağını ifade eden Konca, erkek egemen siyaset nedeniyle kadınların eşit doğsa da toplumda eşit olmadığını kaydetti. Konca, kadınlar olarak her türlü saldırı ve sömürü biçimiyle karşı karşı olduklarını belirtti.

Kadınların güçlü bir özgürlük arayışı olduğunu vurgulayan Konca, her türlü şiddete karşı mücadele ettiklerini ifade etti. AKP iktidarıyla birlikte son 15 yılda ve özellikle son birkaç yılda kadınların kazanımlarının elinde alınmaya çalışıldığını hatırlatan Konca, kadın kimliğine yönelik ideolojik ve politik saldırılar olduğunu söyledi. Konca, bu nedenle erkek egemen zihniyete karşı günübirlik değil, daha daha stratejik, politik, ideolojik mücadele yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

HDP'li kadınların eril siyasete karşı mücadelesini de anlatan Konca, yasada müftülere nikah yetkisi veren yasa tartışılırken, buna karşı mücadele eden hem kadın vekillerin hem de sokakta mücadele eden kadınların saldırılarla karşı karşıya kaldığını hatırlattı. AKP'nin kadını tanımlama, kadın kimliğini inşa biçiminin tüm toplumu ilgilendiren bir tehlike olduğuna vurgu yapan Konca, "Geleceğimiz karartılmak isteniyor ve tüm bunlar kadın kimliği üzerinden yürütülüyor. Bize yapılan örgütlü bir kötülükse bizim de özgürlük için örgütlü mücadele yürütmek zorundayız" dedi.

Kadının hiçbir zaman eşit olmadığını ancak tarihte ilk kez AKP döneminde kadını doğrudan hedef alan politikalar hayata geçirildiğini vurgulayan Konca, "Söylemleriyle dilini kurarak, yasalarla hukuki altyapısını kurarak, eğitim sistemiyle de zihniyeti inşa ederek bilinçli bir hedef alınma ile karşı karşıyayız. Bu hükümet döneminde farklı olarak çok bilinci bir strateji olarak tanımlanıyor. Ve kesintisiz bir planlama ile karşımıza çıkıyor" diye konuştu. Konca, kadınların darbe rejimine dur diyecek güçte olduğunu vurguladı.

ÇIDAMLI: KADININ KENDİ KÖLELİĞİ İLE GÜÇ KAZANACAĞI VAAZ EDİLİYOR

Ardından ilk oturuma geçildi. Burada söz alan Çiğdem Çıdamlı, konuşmasında Margaret Atwood'un 1985'de yazdığı ve bugün bir diziye uyarlanan Damızlık Kızın Öyküsü kitabında bahsetti. Atwood'un geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda, "haklı çıktığım için çok üzgünüm" dediğini aktaran Çıdamlı, "makbul kadın"ın çeşitli biçimlerinin görüldüğünü söyledi. Çıdamlı, söz konusu dizide rejimin devamını sağlamak için birinci olarak tüm kimliklerinden yoksun bırakılarak sadece damızlık olarak kullanılan, ikinci olarak sadece üst sınıfların ev işlerini gören, üçüncü olarak onların doğurganlıklarından yararlanan kaptanların ve komutanların karıları ile dördüncü olarak tüm bu sistemi inşa eden kadınlar olduğunu anlattı. Bu teokratik faşist rejimin devamlılığının kadınlar üzerinden sağlandığını kaydetti.

AKP'in son 10 yıllık siyasetini bu romana benzeten Çıdamlı, muhafazakar, dinsel, evcimen, yaygın taciz ve tecavüzün olduğu, kadın bedeni yağmasının yaşandığı bir toplum inşa edilmeye çalışıldığına işaret etti.

AKP kadın kolları ve KADEM'in "Bulaşık da yıkarım" diye kampanya başlattığını hatırlatan Çıdamlı, kadınların kendi köleliği ile güç kazanacağının vaaz edildiğine dikkat çekti.

Yine diziden örnek veren Çiğdem Çıdamlı, bir komutanın kadınları biyolojik kaderlerini yaşamalarını sağlayarak özgür bıraktık dediğini anlattı. Çıdamlı, 85 sonrası domestik feminizm, şirket feminizmi, liberal femizm denilebilecek kadının aileye dönüşle özgürleşebileceğini vaad bir yaklaşım yaşandığını, AKP'nin yaptığı 2010 referandumu sonrası pozitif ayrımcılık kavramının şefaatçılığa indirgeyen bir yaklaşım yaşandığını, İstanbul Sözleşmesi ile bir tür yanılsama dönemi yaşandığını, kadın istihdamı, şiddetten koruma mekanizmaları gibi kazanımların altının boşaltıldığını ve kadınların bir diktatörlük şiddet mekanizması aracılığıyla yukarıdan aşağı inşa edilen bir eril şiddet yapısıyla karşı karşıya kaldığını kaydetti.

AKP'nin diktatörlük rejimini yukarıdan aşağıya, yani en tepeden günlük hayata kadar dev adımlarla inşa ettiğini söyleyen Çiğdem Çıdamlı, Diyanet'in etkisinin arttırıldığını hatırlatarak, aile hukuku ve kadın yaşantısının İslam hukukuna hapsedilmeye yönelik sistemli çalışmalar yapıldığını söyledi.

Çiğdem Çıdamlı, "makbul kadın"ın "biyolojik kaderine razı olan kadın" olarak görüldüğünü ifade etti. Çıdamlı, ekledi: "Bize dayatılan şey tüm ataerkil anlamlarını kapsayacak şekilde fıtratla tanımlanmış bir hayata razı olmamızdır."

FEMİNİST ÖZSAVUNMA ÖRGÜTLENMELİ

"Diktatörlüğün kendisini fıtrat merkezli dincileştirilmiş bir ataerkil hapishanenin dayatıldığı bir düzende kadın mücadelesi bu şekilde sürdürülemez. Yeni bir feministlik tanımı, laiklik tanımı yapmadan mücadele edemeyiz" diyen Çıdamlı, bu tanımı "feminist laiklik" olarak tarif etti.

Fıtrat merkezli erkek egemenliğinin en fazla güç aldığı yerin ahlaki değerlerin dinsel değerlerle örülmesi propagandası olduğunu kaydeden Çıdamlı, hukuksal hayatın dinsel değerlerle inşa edildiğini belirtti. Çıdamlı, kadın hareketinin feminist özsavunma hareketi olarak kendisini yeniden örgütlemesi gerektiğini, özsavunmanın sadece basit fiziksel savunma ya da silahlı savunma anlamına gelmediğini söyledi.

ÜNSAL: REJİM KADINI BORÇLANDIRIYOR

Ardında söz alan Fatma Bostan Ünsal, makbul kadın inşaasının ilk kez gündeme gelmediğini, AKP ile başlamadığını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu elitlerin de makbul kadın tipini kullandığını belirten Ünsal, "seçme seçilme hakkı verildi" denilerek cumhuriyetin kadınları borçlandırdığını ifade etti. Ünsal, oysa pekçok ülkeden daha sonra bu hakkın tanındığını söyledi. Ünsal, bu borçlandırmanın kadınlara yönelik ayrımcılığın görülmesini engellediğini kaydetti. "28 Şubat sürecinde kadınların eğitimden çalışma hayatına kadar dışlanırken ana akım kadın hareketinin bu konuyla hiç ilgilenmediği" eleştirisinde bulunan Ünsal, "Çünkü rejime borçlandırılmıştır. Bu kadın hareketini zayıflatmıştır. AKP döneminde de benzer şekilde başörtülü kadınlar borçlandırılıyor. Şortlu kadına saldırı oldu ama başörtülü kadına da saldırı oldu. İkisini aynı anda görmezsek, ikisini aynı anda eleştirmezsek kadınları bölmüş oluruz. Tüm ayrımcılıkları görmemiz gerekiyor. Çok fazla beraber çalışma imkanı var" dedi.

AKP'li kadınların da çeşitli çelişkiler yaşadığına işaret eden Ünsal, ev ev gezip örgütlenme çalışması yürüten bir kadının delege olmak istediğinde "Ne işin var o kadar erkek arasında" yanıtını aldığını ya da AKP kadın kolları başkanının siyasi partilere verilen bütçeden pay istemeyi ancak STK toplantılarında tartışabildiğini anlattı. Ünsal, "Muhafazakar camianın kadınlarıyla kol kola olmamız gerekiyor" diye ekledi.

İslam'ın sadece aile ve kadın ile anıldığını söyleyen Ünsal, bunun dışında bir İslam anlayışı olduğu ve kadılara da çok büyük özgürlükler getirdiğini savundu.

Ünsal, "kadın düşmanı" ifadesini de doğru bulmadığını ifade ederken, parlamentoda ilk kez sağlanan yüzde 15 kadın temsiliyetinde HDP ve AKP'nn beraber etkisi olduğunu savundu. Ünsal, "Demokratik ve kadına alan açan bir yönetim olması gerekiyor" diyerek sözlerini tamamladı.

OSMANAĞAOĞLU: AKP ÖZEL ALANA YÖNELDİ

Hülya Osmanağaoğlu ise kadınların daha önce durdurduğu yasaları hatırlatarak, AKP'nin kadınları bir direniş odağı olarak gördüğünü, bu nedenle eylemlerine saldırdığını söyledi. Meclis gündeminde olan müftülük nikahı yasa tasarısını hatırlatan Osmanağaoğlu, bu yasa ile evlilik sözleşmesinin dini referanslarla hareket eden resmi bir kuruma verildiğini kaydetti. Osmanağaoğlu, "Evlilik kurumunun din temelinde inşasının önünü açıyor" diye ekledi.

Fatma Bostan Ünsal'ın "kadınlar borçlandırıldı" fikrine karşı çıkan Osmanağaoğlu, Cumhuriyet sonrası kadınların kazanımlarının Osmanlı dönemindeki kadınların mücadelesine dayandığını söyledi.

Yasalarla, TV'lerden boca edilen dizilerle ya da başka şekillerde evlilik kurumunun yeniden inşa edildiğini söyleyen Ünsal, "Topluma evlilik normu dayatılıyor. İslami faşizm, otokrasi vs bunların içinde kadınlara ve aileye biçtiği rolü yeniden tanımlıyor" dedi. Makbul kadının her iktidar, her rejimin gündeminde olduğunu kaydeden Osmanağaoğlu, AKP'nin farkını "sadece kamusal alanda tanımlamıyor, özel alana yöneldi" şeklinde açıkladı.

AKP'nin kadınların kazanımlarını dini referanslarla ortadan kaldırmaya çalıştığını ifade eden Osmanağaoğlu, Başbakan Binali Yıldırım'ın şahit olduğu bir nikah töreninde kadına "itaat et" dediğini hatırlattı. "Patriyarkanın kadın üzerinde tanımladığı şiddet tekeli ailededir" diyen Osmanağaoğlu, şöyle devam etti: "Ailenin meşruiyeti üzerinden politika üretemeyeceğimizi görmek lazım. Kadın erkek eşitliğinin altını çizerek devam etmeliyiz" dedi.

Tartışma bölümünde söz alan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, tutuklu bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak'ın "CHP'li kadınları bu ülkenin bölünmeyeceğine ikna etmek, AKP'li kadınları da bir haksızlığı başka haksızlıklarla gideremeyeceğimize ikna etmek lazım" dediğini aktardı.