ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Kadın dayanışmasının gücüyle halkların iradesini yükseltmeliyiz- Yeliz Irmak

Kürdistan'da kadın cinsinin Türkiyeli kadınlardan farklı olarak, ulusal kimliğinden kaynaklı sorunları başattır. Sömürgeci devlet, asimilasyoncu politika, kışkırtılan toplumsal ve devlet şiddeti ve bizzat güçlendirdiği erkek egemen feodal toplumsal ilişkilerle kuşatır Kürt kadınını.

Etkin Haber Ajansı / 06 Ekim 2017 Cuma, 14:36

YELİZ IRMAK- Kürt halkının özgürlük, eşitlik mücadelesi yeni bir durum ve düzey ortaya çıkarttı. Başur ve Rojava'da sömürgeci boyunduruk parçalandı. Bu durum, 'kendi kaderini tayin hakkı' talebiyle kurulan ilişkide turnusol işlevi görmeye başladı ve bu süreç devam ediyor. Güncel olarak, 'kendi kaderini tayin hakkı' Rojava devrimine öncülük eden Kürt halkının, Kuzey Suriye halklarının Demokratik Federalizim ekseninde iradeleşti. Bununla birlikte Kürt halkının öncülüğünde gelişen Kuzey Suriye halklarının federalizm talebi, gerekse Güney Kürdistan halkının referandum talebiyle kurulan ilişki politik duruşu gösterir.

Kürt kadın özgürlük mücadelesi söz konusu olduğunda da durum benzerdir. Kürdistan'da kadın cinsinin Türkiyeli kadınlardan farklı olarak, ulusal kimliğinden kaynaklı sorunları başattır. Sömürgeci devlet, asimilasyoncu politika, kışkırtılan toplumsal ve devlet şiddeti ve bizzat güçlendirdiği erkek egemen feodal toplumsal ilişkilerle kuşatır Kürt kadınını. Bu nedenle Kürdistan'da politik kadının eşitlik ve özgürlük mücadelesinin önceliğini "cinsel, ulusal, sınıfsal" talepleri oluşturur. Dolayısıyla Türkiye cephesinden demokratik kadın hareketinin, Kürt kadınının özgürlük-eşitlik mücadelesi ve onun talepleriyle kurduğu politik ilişki ve yaklaşım da ayırt edici niteliktedir.

ROJAVA'DAKİ KADIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ HİSSETMEK

Ortadoğu ve Kuzey Suriye'deki politik gelişmeler, dengeler sadece Ortadoğu'yu değil, dünyanın bir çok bölgesini etkiliyor. Bu, halkların ortak mücadele bilincinin gelişmesiyle ilgili olduğu kadar, Kürt özgürlük mücadelesinin dünyasallaşan boyutuyla da ilgilidir. Rojava'da Kürt kadınlarıyla başlayan devrim yangınının açtığı umutlu yol Kuzey Suriye halklarını da artık sarmış durumda. Kürt, Arap, Süryani, Türkmen halklarından kadınlar tarihin başka bir zamanında olmadığı kadar toplumsal mücadelede özneleşmiş durumdalar. Rojava'da kadınlar, Ekim devriminin açtığı o muhteşem yoldan yürüyerek kazanımlarını daha da güçlendiriyor. Kürt kadınlarının öznesi olduğu bu devrim yangını tarih sahnesinde Kürtlerin ulus kimliğinin güçlenmesini sağladığı gibi erkek egemen sömürgeci politikaları da yerle bir ediyor. Kürt kadınına dayatılan geleneksel roller devrimin sokaklarında, siyasette, cephe savaşlarında kadınların komutanlığı ve siyasi önderliğiyle paramparça ediliyor.

Dört parçaya bölünen Kürdistan'da sömürgeci, asimilasyoncu politika en çok kadınlar üzerinden sürdürüldü. Tüm gerici, işgalci, egemenlikçi politikalarını Kürt kadınlarının üzerinden sağlamaya çalıştılar. Kuzey Suriye federasyonunda komün seçimlerinde somutlanan irade beyanı -bugün hemen gerçekleşmeyecek olsa bile- Güney Kürdistan'daki referandumun açığa çıkarttığı irade, sömürgeci gerici, erk iktidarları tedirgin etmekte haklı. Çünkü Kürt kadınları, bu beyanla birlikte 'erkek egemen gericiliğin kuşattığı yaşam kaderimiz değil, kendi kaderimizi elimize alıyoruz' demiş oluyorlar. Kürt kadınları onyıllardır yürüttüğü özgürlük-eşitlik mücadelesine bugün başka bir nitelik katmak istiyor. Bu nedenle Güney Kürdistan'da referandumda bağımsızlık yönünde oyunu kullanıyor. Kuzey Suriye'de ise inşa edilen demokratik federasyonun öncülüğünü üstleniyor. Kürt kadınlarının, Rojava devriminde üstlendiği önderlik rolü, bugün devrimin Kuzey Suriye halklarını sarmalamasında da belirleyici oluyor. Demokratik federasyonun ilk adımı olan komün seçimlerinde eşbaşkanlık kurumunda, seçim hazırlık çalışmalarında ve sandık başlarında öncülük ediyorlar. Komünlerde eşbaşkanlık modeliyle başlayan federasyon seçimleri kadının irade beyanıdır aynı zamanda.

KÜRT KARŞITI KİRLİ İTTİFAK

Referandum gündeme geldiğinde Türkiye Meclisinde HDP dışındaki üç parti sınır ötesi operasyonu meşrulaştıran, dahası Kuzey Suriye ve Güney Kürdistan'a dönük askeri işgali kapsayan savaş tezkeresini onayladı. Temsil ettiği burjuvazinin siyasi çıkarları doğrultusunda AKP-MHP'den ayrışan CHP, söz konusu Kürtler olunca aralarında su sızmaz hale geliyor. Bağımsızlık talebini 'bir çocukluk hastalığı' olarak tanımlayan faşist, politik İslamcı gerici MHP ile aynı kulvarda buluşuyor. Irkçı, milliyetçi, faşist ittifak referandumu bir savaş gerekçesi saydı. Dün Barzani'yle aşiretsel, ekonomik çıkarları zemininde ortaklık sağlamak için kanka olmakta sorun görmeyen faşist AKP, Kürtlerin referandum talebi karşısında tarihsel düşmanlığının gereklerini yerine getirdi. AKP-MHP-CHP'yi yan yana getiren tarihsel Kürt düşmanlığıdır; Kürt halkının özgürlük mücadelesidir ve bu mücadelenin öznesi olan kadının eşitlik, özgürlük eksenli kazanımlarıdır. Yukarıda çerçevesini çizdiğimiz Kürt kadınının öncülük ettiği süreçtir. Bu Kürt düşmanlığı zemininde oluşan ittifak, cenk meydanlarına da yansıdı. Referandumun yapıldığı gün, Türk sömürgeci devleti, Irak, İran sömürgeci güçlerle ortaklaşarak askeri operasyonla, işgal ve ekonomik ambargoyla tehditlerinde ortaklaştılar. Bu şer ittifakının bu eksende yan yana gelişi ne Kürt halkını ne de Türkiye ilerici, devrimci güçlerini şaşırttı.

KÜRT KADINININ ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ NEREDE ÖDP'NİN CİNS EŞİTLİKÇİLİĞİ NEREDE

Kürt sorunun turnusol işlevi gördüğünü söylemiştik. İlerici(!), ezilenlerden yana söz söyleyen, halktan yana tutum alan ÖDP-TKP'nin tutumu bu temelde ele alınmayı hak ediyor. Kürt halkının federalizm ve bağımsızlık eksenli irade beyanı karşısındaki tutumları 'halkların kaderini tayin hakkı' temel ilkesiyle örtüşmemektedir. Ezilen bir halkın demokratik eksendeki ulusal özgürlük taleplerini dahi 'etnik-mezhepsel' bir sorun olarak tanımlayan ÖDP'nin yaklaşımını, Kürt kadınının cinsel, ulusal, sınıfsal eşitlik ve özgürlük taleplerini de yok sayıcı bir tutum olarak görmek gerekir.

Barzani gericiliğinin pozisyonundan, işbirlikçi tutumundan, aşiretçi yönetim anlayışından yola çıkarak milyonlarca Kürt kadın ve erkeğinin kendi geleceği hakkında söz söyleme hakkının meşruluğunu tartıştırmak ilericilik değildir. ÖDP, bağımsızlık talebinin merkezi devleti 'parçalayacağını', sınırlar oluşturarak bölge halklarını kanlı iç savaşa götüreceğini söyleyerek, Irak gerici devletini savunma pozisyonuna girmiştir.

Aynı ÖDP Rojava'da başlayan ve Kuzey Suriye halklarını kapsayan kadın eşitlikçi, özgürlükçü yaşamı görmemektedir. Zira Kuzey Suriye'de faşist DAİŞ barbarlığına karşı verilen onur ve özgürlük savaşının adını koymaktan aciz kılmıştır. Bu Kürt özgürlük mücadelesiyle kurulan ilişki biçimindendir. ÖDP hayata Kürt halkının, Kürt kadınının özlemleri ekseninde bakmayı başarırsa şu gerçeği görebilir. Sömürgeci politikalarla cinsel kimliği yok sayılan, insan olmaktan kaynaklı eşitlik hakları yok sayılan Kürt kadını bugün kendi geleceğiyle ilgili söz sahibi durumundadır. Ve Kürt kadınının Kuzey ve Rojava Kürdistanı'nda ödediği tüm bedeller, elde ettiği kazanımlar, mücadele gücü ve yarattığı değerler geleceğiyle ilgili karar alma iradesini güçlendirmiştir. Kendi geleceğini kurarken, tüm hemcinslerinin uzatacağı dayanışma eli, tüm kadın cinsinin eşitlik-özgürlük mücadelesini de büyütecektir.

KADIN DAYANIŞMASININ GÜCÜ KÜRT KADININA UZANMALI

Bu nedenle Türkiyeli demokratik kadın hareketi bileşeni güçler kendi kaderini tayin hakkının kararlı savunucusu olarak Kürt kadınlarıyla yan yana olmak zorundadır. Bir halk özgür değilse diğer halk özgür olamayacağı gibi bir Kürt kadınının özgür olmadığı koşullarda Türkiyeli kadının da özgür olamayacağını unutmamak gerekir.

Kürt halkının Rojava'daki kazanımları dört parçada cinsiyetçi, sömürgeci, asimilasyoncu politikaları geriletecektir. Kürt kadınının cinsel, ulusal, sınıfsal sömürü politikasına karşı elde ettiği kazanımlar, Türkiyeli kadınların yükselteceği kadın dayanışma hattıyla güçlenecektir. Bu gelişmeler tüm Türkiye demokratik kadın hareketini ve özgürlük mücadelesini daha büyük kazanımlar için ileriye sıçratacaktır.