ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

'Sendika varsa patron kral olmaktan çıkar'

Limter-İş Sendikası'nın düzenlediği "Neden sendika? Nasıl bir sendika?" konulu panelde konuşan DİSK Koordinatörü Doç. Dr. Hakan Koçak, sendikayla iş yerinin "meşrutiyete" dönüştüğünü belirterek, ekledi: "İşveren oranın kralı, padişahı olmaktan çıkar."

Etkin Haber Ajansı / 06 Ekim 2017 Cuma, 21:10

İSTANBUL- DİSK'e bağlı Limter-İş Sendikası, "Neden sendika? Nasıl bir sendika?" başlıklı panel düzenledi.

Tuzla'da bulunan sendika genel merkezinde düzenlenen panele DİSK Koordinatörü Doç. Dr. Hakan Koçak ve Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aziz Çelik konuşmacı olarak katıldı.

DİSK Koordinatörü Koçak, yaptığı konuşmada, Limter-İş'i mücadeleci kimliğinden dolayı özel olarak takip ettiğini söyledi. Limter-İş'in hak ettiği yerde olmadığını ifade eden Koçak, "Daha ileri konuma örgütlü bir biçimde yürümenin adımlarını yeni bir enerjiyle atmaya çalışıyor" dedi. İşkolunun genişlemesi nedeniyle daha güçlü bir sendikaya ihtiyacın ortaya çıktığını kaydeden Koçak, "Daha güçlü mücadele eden, işçilerin haklarına sahip çıkan bir sendika lazım" dedi.

'SENDİKANIN OLDUĞU İŞ YERİNDE İŞVEREN KRAL OLAMAZ'

TİS'in çok belirleyici olmadığını, bir çok sendikada olmasına rağmen maddelerin yerine getirilmediğini belirten Koçak, yine de TİS yetkisine sahip olmanın önemli olduğunu söyledi. Sendikayla iş yerinin "meşrutiyete" dönüştüğünü belirten Koçak, "İşveren oranın kralı, padişahı olmaktan çıkar" yorumunu yaptı. Koçak, "Sendika aslında işçilerin kendilerini örgütlemelerinin adı" diye ekledi.

"Nasıl bir sendika?" sorusuna verilecek en iyi cevabın "mücadeleci bir sendika" olduğunu vurgulayan Koçak, Limter-İş'in böyle bir sendika olduğuna işaret etti. 1980 askeri darbesinin işçi sınıfına etkilerinin halen devam ettiğine işaret eden Koçak, bugün ise OHAL'de grevlerin rahatlıkla yasaklandığını, aslında siyasi gelişmelerin arkasında sınıfsal bir anlam ve etki olduğunu söyledi. Koçak, "Demek ki bu alet (OHAL) sermayenin elinde kullanışlı bir araca dönüşmüş durumda. Bunun karşısında hem işkolunda, hem de daha büyük ölçekte memleket düzeyinde sendikaların güçlü olması, örgütlü bir gücün sermaye karşısına dikilmesi gerekiyor. Yegane çözüm, sayımızın artması, örgütlü mücadele yürütmek" ifadesini kullandı.

'İŞÇİ SINIFI DAHA İYİSİNİ BULANA KADAR EN ÖNEMLİ ARAÇ SENDİKA'

Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aziz Çelik ise çalışmanın özgür tercihle yapılan faaliyetten çok zorunluluk olduğunu ve çağlara göre değişiklik gösterdiğini belirtti. Sendikacılığın çalışmanın yarattığı tahribata karşı işçi sınıfının en önemli araçlarından biri olduğunu ifade eden Çelik, sendika için "İşçi sınıfının en temel meselelerini çözmek üzere 200 yıllık süreçte bulduğu en önemli mücadelesidir" dedi. Çelik, şimdiye kadar keşfedilmiş, daha iyisi bulunana kadar en önemli araçlardan birisi olanın sendika olduğunu söyledi.

Sendika üyesi işçinin -hiçbir şey yapılmasa bile- iş yerinde sigortalı olduğunu ve kanunun uygulandığını belirten Çelik, "En kötüsü bile basit korumalar sağlar. Herkes kişisel tecrübesinden anlayabilir. Peki soru şu; bu genel doğru bilinmesine rağmen, işçiler sendikalı olduklarında daha avantajlı olacaklarını biliyor olmalarına rağmen sendikalaşma neden zayıf?" dedi. Çelik, ücretli çalışanların yalnızca yüzde 10'unun sendikalı olduğunu, bunların da sadece 1 milyonun TİS yapabildiğini hatırlattı. Toplumdaki örgütlenmenin aynasının özel sektör olduğunu vurgulayan Çelik, özel sektörde örgütlenmenin yüzde 5 olduğunu belirtti.

YASALAR İŞÇİYİ KORUMUYOR

Türkiye'de sendikalı işçinin yasalarca etkin bir şekilde korunmadığını vurgulayan Çelik, "İşçiyi sendikal faaliyeti engellemek, sendikalı olmaktan caydırmak için tehdit ve benzeri bir yol kullanmak cezai ve adli bir suçtur. Ceza davasının konusu olduğu zaman doğrudan işe iade davası açabilirsiniz ama ceza davasını savcı açar. Türkiye'de savcılar son derece az ceza davası açıyor" dedi.

'SARI SENDİKACILIK VE SINIF SENDİKACILIĞI'

Çelik, "Nasıl bir sendika?" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "İşverenler bazı sendikaları insan kaynakları servisi olarak kullanıyor. Bazı sendikalar bin bir türlü engelle karşılaşırken, bazılarına hazır üye transfer ediliyor. Bu yapılıyorsa, işveren o sendikalardan bir çıkar elde ediyordur. Sarı sendikacılık, bir de sınıf sendikacılığı var. Belirleyici olan sendikanın kendi üyesiyle hareket etmesi lazım. Bunun için sendikanın demokratik ve şeffaf olması lazım. Üyenin sendikanın mekanizmasına, seçimlerine rahatlıkla katılması, ödediği aidata dair bilgiyi rahatlıkla öğrenebilmeli, alınacak kararların birlikte tartışılması gerek" dedi.