ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Abed ve Meyssan Kürtlere karşı kimin şövalyeleri? - Ziya Ulusoy

Suriye ve Irak Arap burjuvazilerinin diktatörlüklerinin olası, Türkiye ve İran'ın devam eden Kürtlere karşı savaşlarına kitle desteği devşirmeye çalışıyorlar. Vurgulamak gerekir ki 'üçüncü dünya burjuvazilerinin' sınıf iktidarlarını koruma mücadelesini antiemperyalizm olarak satma fikri çok yaygın ve cazip. Şimdi Esad bıçağını bilemişken, himaye ettiği reformcu veya antiemperyalist yazarlar coşkuyla harekete geçtiler, kalemlerini Kürtlere karşı bileyerek hamilerini savunuyorlar.

Etkin Haber Ajansı / 30 Eylül 2017 Cumartesi, 12:11

ZİYA ULUSOY - Sarah Abed ABD'de, Thierry Meyssan Fransa'da blog yazarları. Blogları genelde emperyalistlerin işgallerine karşı.

Abed, Arap dünyasıyla ilgili yoğunlaşıyor ve muhtemelen Ortadoğu kökenli.

Meyssan Fransa'dan Fransız ve ABD emperyalistlerine karşı, NATO aracılığıyla yaptıkları katillikler ile ekonomik talana karşı yazılarıyla tanınıyor. Fransız tekellerinin oyunlarını ifşa ettiği için Fransa'dan adeta kovuldu. Kaddafi'nin "misafir"i olarak, Kaddafi'nin sarayı bombalanırken, Meyssan da oradaydı. Tedbir için Suriye'ye gönderildi. Esad rejiminin koruması altında ve yazıları, rejimin gazetesi El-Vatan'da da yayınlanıyor. Meyssan, rejimin desteğinde voltairenet.org sitesini yönetiyor. Site, çok sayıda dilde yayın yapıyor. Meyssan Üçüncü Dünyacı.

Bu iki yazar, Reqa'nın düşeceği anlaşıldıktan bu yana 'Kürtler ABD'nin oyununu oynuyor' fikrini yoğun olarak işliyor, Meyssan, ABD'yle geçici askeri ittifakı, ABD'nin oyununu oynamak olarak kasıtlıca yorumluyor:

"(ABD) Suriye'ye karşı bu kez Kürt birliklerinden oluşmuş yeni bir orduyla, yeni bir oyun hazırlıyor. ...Zaten "Rojava" projesi, 90'lı yılların sonundan ve füzelerin gelişmesinden beri ...komşularını sırtından vurmayı hedefleyen ...İsrail stratejisine uygundur." (Halifelikten Sonra Rojava)

Abed de benzer fikirleri işliyor:

"Bölgede yer alan belli başlı tüm Kürt siyasi gruplarının İsrail ile uzun zamandan beri bağları vardır. Bütün bunlar Araplara, Türkmenlere ve Süryanilere karşı yürütülen ciddi etnik şiddetle bağlantılıdır. Türkiye'deki PKK'dan Suriye'deki PYD ve YPG'ye, İran'daki ünlü PJAK'a, Irak'ın kuzeyinde Barzani-Talabani mafya rejimine ...kadar bu böyledir." ("Kurdish Connection": İsrail, IŞİD ve ABD'nin İran'ı, istikrarsızlaştırma çabaları, voltairenet.org)

Suriye ve Irak Arap burjuvazilerinin diktatörlüklerinin olası, Türkiye ve İran'ın devam eden Kürtlere karşı savaşlarına kitle desteği devşirmeye çalışıyorlar. Vurgulamak gerekir ki 'üçüncü dünya burjuvazilerinin' sınıf iktidarlarını koruma mücadelesini antiemperyalizm olarak satma fikri çok yaygın ve cazip.

Önce şu fikri çok kuvvetli vurgulayalım ve tavizsiz savunalım: 'Üçüncü Dünya burjuvazileri, modern, milliyetçi veya İran ile Irak'ta olduğu gibi teokratik olsun, ne emperyalizme karşı mücadelenin aktörü olurlar ne de sömürülen ve ezilenlerin mücadelesine özgürlük tanırlar'! Chavez halkçı olduğu için bunlardan farklı oldu ve bizzat Venezuela burjuvazisinin düşmanlığını kazandı.

Oysa bu ülkeler, dünya pazarıyla tam kaynaşmış olsun veya görece "bağımsız" olsun, ağır kapitalist sömürüye yanı sıra, bir bölümünde ezilen/sömürge uluslar ve ezilen inançtan halklar üzerinde boyunduruğa sahiptirler. Suriye, Irak, İran, Pakistan, Endonezya, Hindistan, Filipinler vb. bu ülkelerden bir bölümü.

İspanya'dan bu ülkelere, boyunduruk altındaki ezilen ve sömürge uluslar, ezilen inanç toplulukları, mücadeleyle özgürlük ve demokrasi istiyor.

Tutarlı demokratizmle bu sorunların çözümlenmesi gerekir. Egemen burjuvaziler, bırakalım tutarlı olanını tutarız ve sınırlı demokratizmi bile uygulamıyor, bölgesel özerklik veya kolektif demokratik hak statüsü bile tanımıyor,

Örneğin Suriye ve Irak'taki Kürtler için hak eşitliği temelinde tutarlı demokratik çözüm, ayrılma hakkını baki olarak kapsayan federal demokratik cumhuriyetler Birliği olmalıdır. Esad rejimi mi, milliyetçilikten taviz verip kabul ediyor? Ya da Irak'ta önceleri Saddam şimdi Irak Şii rejimi mi bunu kabul ediyor?

Esad, bakanları aracılığıyla, Rojava'da 'seçimleri meşru görmediği'ni söyledi ve kendi ağzından "Suriye bölgesel özerklik veya federasyon için yeterli büyüklükte değildir" demeciyle demokratik çözümü reddetti. Rusya aracılığıyla hazırladığı anayasa taslağında yalnızca Arap Cumhuriyeti'nden Arap nitelemesini kaldırmakla ve yerel yönetimlerin yetkilerini biraz artırmakla, Kürtleri kandırma oyununu oynuyor. Rakka ve Deyr ez Zor savaşında SDG-YPG mevzilerini bombalayarak gözdağı veriyor.

Rojava Devrimi'nin öncüsü PYD defalarca açıkladı, Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu'nu kurmakla demokratik bir Suriye'yi amaçlıyorlar.

Demokratik Suriye'yi ve Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu'nu reddeden Arap milliyetçisi Esad rejimidir.

Esad rejimi, Rojava Devrim güçleri sayesinde IŞİD'in Suriye'de sonu geliyorken, bıçağını devrimcilere, demokratik güçlere karşı bilemeye başladı. Rojava Esad'ın boyunduruğu altındaydı ama Kürtler ve orada yaşayan halkların vatanı, kendi kendilerini yönetmeleri, kaderlerini kendileri tayin etmeleri için ayağa kalkabilirler bağımsız veya federe devlet olarak vatanlarına sahip çıkabilirler.

Şimdi Esad bıçağını bilemişken, himaye ettiği reformcu veya antiemperyalist yazarlar coşkuyla harekete geçtiler, kalemlerini Kürtlere karşı bileyerek hamilerini savunuyorlar, Kürtlerin bölücülüğü ve emperyalizmin atı rolünü işleyerek özellikle Arap halklarını linççi savaş desteğine çekmeye çalışıyorlar.

Kürtler'in ayrılma hakkı da, Kürdistan parçalarını birleştirme hakkı da demokratik haklarıdır. Eğer bağımsız birleşik Kürdistan'ı hızla kurmak zorunda kalırlarsa şu anki öncülerinden çok sömürgecilerin kanlı hançerinin sonucu olacaktır.