ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Karadeniz'de Perihan olmak - Zuhal Ateş

Zordur Karadeniz'de Perihan olmak. Çünkü hem kadındır hem de Kürt'tür. Çalışmak için geldiği Samsun'dan, misafirperverliği ile övünen Karadeniz'den, kimseyi tanımadığı bir köyden sessiz bir acıyla, memleketine bir tabutla geri dönmektir.

Etkin Haber Ajansı / 12 Eylül 2017 Salı, 14:43

ZUHAL ATEŞ - Bağrında Rum, Laz, Çerkez, Gürcü, Ermeni birçok halkı barındırmasına rağmen, halkları birbirine düşman etme çabasının sonuç verdiği bir bölgedir Karadeniz. Özellikle Kürtlere yönelik ırkçı faşist saldırıların sıklıkla yaşandığı bu coğrafyada insanlar, gerçek sömürüyü görüp mücadele ederse, katliamlarla yüzleşirse, özünde birçok etnik kökeni barındıran muazzam bir halklar bahçesinde yaşadıklarının farkına varacaklardır.

Urfa Viranşehir'den Samsun'a fındık işçisi olarak gelen Akın ailesi, Bafracalı köyünde çadırlarda kalarak ekmek parası kazanmaya çalışıyordu. 6 Eylül'ü 7 Eylül'e bağlayan gece yarısı 15 kişinin kaldığı çadırlara ateş açıldı. Saldırı sonucunda Nurcan Patak yaralanırken, Perihan Akın yaşamını yitirdi. Cinayetin ardından Samsun Valiliği bir açıklama yaptı: "Meydana gelen kasten öldürme ve yaralama olayının terör maksatlı meydana gelen bir olay olmadığı, olay şüphelisi kişi veya kişilerin söz konusu cinayeti işleme yöntemlerinden ve olay yerinde elde edilen delil, bilgi ve bulgulardan menfur olayın kasten tasarlanmak sureti ile yapılmış olabileceği kanaatine varılmıştır".

Açıklamadaki "olayın kasten tasarlanmak sureti ile yapılmış olabileceği" vurgusu dikkat çekiciydi. Çünkü aile, köyde hiçbir husumet yaşanmadığı, tartışma olmadığı buna rağmen gece yarısı insanlar uykudayken çadırların tarandığı bilgisini paylaştı. Burada sorulması gereken soru "hiç kimseyle bir tartışma yaşanmadığı halde neden kasten tasarlanmak suretiyle yapılmış olabileceği"dir. Sonuç olarak Perihan'ın planlı ırkçı-faşist bir saldırı sonucunda katledildiği hem ailenin hem de valiliğin açıklamasıyla gün ışığına çıkmış oldu.

Samsun'da 2015 yılında inşaat işçisi olarak çalışan Kürtlere yönelik ırkçı saldırıyı, Giresun'un Espiye ilçesine fındık işçisi olarak çalışmaya giden ve yaklaşık 100 kişi tarafından linç edilmeye çalışılan işçi kardeşlerimizi ve daha nice saldırıyı asla unutmadık. İktidarın, ırkçılığı söylemleriyle her gün yeniden ürettiği, kardeşlik köprülerini yıkmaya çalıştığı özel alandır Karadeniz.

Yine yaşamını yitiren bir kadın oldu. Sakarya'da, tecavüz edildikten sonra çocuğuyla birlikte vahşice katledilen Suriyeli kadın kardeşimiz Emani Arrahman'ı, Samsun Terme'de birkaç gün önce evlenme istediğini reddettiği için öldürülen Emine'yi ve katledilen tacize-tecavüze maruz kalan binlerce kadını unutmak mümkün değildir. İnsanlık adına en korkuncu; Karadeniz insanına şovenizm zehrini yıllardır yavaş yavaş aşılayanlarla aynı akla sahip olanların, ırkçı saldırılar sonucunda Perihan'ların katledilmesini, neredeyse hafifletici neden olarak kabul gören sessiz kabulleniştir.

Coğrafyamızda yaşanan tüm kaostan, savaş politikalarından, tırmandırılan ırkçılıktan, kadınlar özel olarak etkileniyor. Savaşlarda kentler talan edildikten sonra göz dikilen ilk kadın bedeni oluyor. Kilometrelerce uzaktan Samsun'a çalışmaya gelen, fındık işçisi olarak çalışmasının yanında, belki de kadın olmaktan kaynaklı yüklenen toplumsal rolleri tüm ağırlığıyla yaşayan Perihan'ı tanımıyoruz ama Karadeniz'de Perihan olmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz.

Kadına yönelik şiddet, katliam ve cinsel suçların giderek arttığı Samsun'da bir kadın olarak yaşamak zaten zor. Özellikle Kürt bir kadının neler yaşayabileceği en acı haliyle Perihan'da, Emani'de, Emine'de somutlanmış durumda.

Kürt tarım işçilerini ucuz işgücü olarak gören, Karadeniz'de yaşanan fındık sömürü çarkının farkında bile olmayan, olsa da sesini yükseltemeyen mevsimlik tarım işçilerinin örgütsüzlüğü dikkat çekicidir. Sistemin üretici köylülerin öfkesini, şovenizmle ezilen yoksulları karşı karşıya getirerek aklama çabası eninde sonunda ezilenlerin birliği, eşitlik, kardeşlik duygularıyla yerle bir edilecektir. Eğer iktidar, Karadeniz'de yaşanan tarım katliamını yoksulluğu, fındık sömürüsünü vb. örtbas etmek için şovenizm zehrini aşılamaya devam ederse, mevsimlik işçilerin iş güvenliksiz, sağlık güvencesi olmadan çalışmalarına göz yummaya devam ederse, ırkçı saldırıların giderek artacağı ortadadır.

Çözüm kardeşlik köprüsünü yeniden ve sağlam temellerle kurarak, sömürü düzenine karşı ezilenlerin en geniş birliğini kurmaktan geçer. Özellikle doğu Karadeniz'de kadınların hem ev emekçisi hem de tarım emekçisi olarak ağır şartlarda çalışmasının da, Perihan'ların katledilmesinin de önüne geçecek tek yol budur. Sur'un yıkımına göz yummak, Cerattepe'ye kurulmaya çalışılan maden için danıştayın "Cerattepe'de madencilik yapılabilir" olumlamasına ve Artvin halkının zehirlenmesine göz yummak demektir. Perihan'ın ırkçı faşist saldırı sonucu katledilmesine sessiz kalmak, gerçek faillerden hesap sormamak, giyimi, inancı, tercihleri nedeniyle nice kadın katliamlarına çanak tutmak demektir.

Zordur Karadeniz'de Perihan olmak.

Çünkü hem kadındır hem de Kürt'tür. Çalışmak için geldiği Samsun'dan, misafirperverliği ile övünen Karadeniz'den, kimseyi tanımadığı bir köyden sessiz bir acıyla, memleketine bir tabutla geri dönmektir. Bu acıları durdurmak, onurlu ve kardeşçe bir yaşamı örmek de bizlerin elindedir.