ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

HDP Kadın Meclisi'nden kampanya: Bu böyle gitmez kadınlar izin vermez

HDP Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü'ne kadar sürecek olan kampanyanın startını verdi. HDP Kadın Meclisi yayımladığı deklarasyonla, "Biz varsak bu böyle gitmez. Biz kadınlar yaşamlarımıza yapılan müdahaleye geçit vermemeye, dayanışma ve mücadele ile faşizmi yenmeye, kadın özgürlükçü, cinsiyet eşitlikçi yeni yaşamı kurmaya kararlıyız" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 11 Eylül 2017 Pazartesi, 19:22

İSTANBUL - Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, "Böyle gitmez kadınlar izin vermez" şiarıyla bir kampanya başlattı. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü'ne kadar sürecek olan kampanyanın startı, Şişli Kenterler Tiyatrosu'nda yapılan etkinlikle verildi.

HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, kampanyayla ilgili "Bu böyle gitmez, kadınlar izin vermez" başlıklı deklarasyonu okudu.

"Biz kadınlar yaşamlarımıza yapılan müdahaleye geçit vermemeye, dayanışma ve mücadele ile faşizmi yenmeye, kadın özgürlükçü, cinsiyet eşitlikçi yeni yaşamı kurmaya kararlıyız. Mutlaka başaracağız" ifadelerinin yer aldığı deklarasyonunun tam metni şöyle:

HAYATLARIMIZIN ZİNDANA ÇEVRİLMESİNE İZİN VERMİYORUZ

"Bu böyle gitmez! Kadın dayanışması ve birlikte mücadele ile: Kurumlarımızın, çalışmalarımızın ortadan kaldırılmasına; bizi tıkmak istediğiniz dört duvarınıza, pembe otobüslerinize, yaşamımıza el konulmasına; kadınların ücretli, güvenli, güvenceli emek alanından dışlanmasına, kölelik hayatının dayatılmasına; savaş ve katliam siyasetine, devlet/erkek şiddetine, yaratmaya çalıştığınız karanlığın, hayatlarımızı zindana çevirmesine izin vermiyoruz.

Bu böyle gitmez diyen kadınları her mahallede, sokakta, okulda, fabrikada yan yana gelmeye; bugünümüzü ve geleceğimizi dirençle, umutla örmeye; yeni yaşam'ı kurmak için el ele vermeye çağırıyoruz. Biz varsak bu böyle gitmez!

AKP/MHP ortaklığı iktidarını sürdürebilmek için faşizme bel bağlayarak:
•Ortadoğu ve Türkiye'de sürdürdüğü savaş,
•Demokratik tüm kazanımların gaspı,
•Halk iradesini yok sayma ve demokratik tüm muhalefeti susturarak toplumu yeni duruma itaat etmeye zorlama gibi geleceğimizi karartacak adımlara ara vermiyor.
OHAL uygulamalarının artarak devam ettiği coğrafyamız:
•Kürdistan şehirlerini yıkarak, Kürt halkına SİHA lar eliyle yeni katliamlar dayatarak,
•Demokratik siyaset alanını ortadan kaldırıp, bileşenlerini cezaevlerine doldurarak,
•Özgür ve bilimsel düşünceyi ihraç ve sürgünlerle yıldırmaya çalışarak, halkı gerçeklerle buluşturan gazetecilerini tutuklayarak,
•Demokratik muhalefeti cezaevlerinde işkencelerden geçirerek,
•Kadınları şiddetle, vahşetle, tecritle ıslah edeceğini düşünen faşist, dinbaz bir iktidarın cenderesi altındadır.

'AKP'NİN YENİ TÜRKİYESİ ŞİDDET BAŞKA BİR ŞEY VAADETMİYOR'

Bir talan, gasp ve kayyum iktidarı haline gelen AKP'nin 'yeni devleti, yeni Türkiye'si' tüm ezilenler için ama en çok kadınlar için karanlık, gerici ve şiddet dolu bir gelecekten başka bir şey vadetmiyor. Elbette geleceğimizi saray iktidarına teslim etmeyeceğiz. Yüzyıllık mücadelenin mirası olan hiçbir hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz. Savaşın, yoksulluğun katlanarak devam ettiği Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu coğrafyasında her şeye rağmen büyüyen kadın mücadelesinin enerjisiyle kadın düşmanı bu iktidara ve erkek egemen sisteme karşı tüm kadınlarla örgütlü gücümüzü büyüterek yeni bir mücadele döneminin kapılarını açacağız.

Faşizmi, panzehiri olan demokrasi ile yeneceğiz. Eşitsizlik üzerine kurulu bu toplumsal yapıyı eşitlik ile yeniden kuracağız. Kadınların insani var olma hakkına yapılan tüm saldırılara, birleşik bir kadın mücadelesinin kanallarını zenginleştirerek cevap vereceğiz. Faşist erkek sistemin boyunduruğuna girecek kadınlar olmayacağımızı, faşizmin bu toplumda yerleşik bir hayata geçmesine izin vermeyeceğimizi, kadın mücadelesini birlikte büyüterek göstereceğiz. Ve mutlaka kazanacağız!

BU BÖYLE GİTMEZ, KADINLAR İZİN VERMEZ!

Kadınlar katlediliyor. Kadınlar her geçen gün daha vahşi bir şekilde erkekler ve devlet tarafından katlediliyor.

Kadınların 'Hayır' demesine, erkek egemenliğine itaat etmeyip hayatlarına sahip çıkmasına tahammülleri yok. Kadınlar evde, sokakta, parkta, metroda, dolmuşta erkekler tarafından taciz ediliyor, şiddete uğruyor. Saldırganların suç ortağı olan, işkence ederek katlettiği kadınların bedenlerini teşhir eden, hapishanedeki kadınlara işkence eden devlet bir yandan da din, gelenek ve görenek diyerek kadınların şiddete uğramasına, katledilmesine göz yumuyor, iyi hal, haksız tahrik indirimleriyle kadın katillerini, taciz ve tecavüzcüleri cezasız bırakıyor veya ödül gibi cezalar veriyor.

Bu böyle gitmez; şiddet davalarının ısrarlı takipçisiyiz. İyi hal ve haksız tahrik indirimleriyle teşvik ettiğiniz örgütlü erkek cinayet şebekesine karşı özsavunma yapan kadınlarla yan yanayız, kadın katillerinin, taciz ve tecavüzcülerin yargıdan kaçmasına izin vermeyeceğiz!

AKP/Saray iktidarı, kadına yönelik şiddetle mücadele etmiyor. Törenlerle imzaladıkları sözleşmeleri bile uygulamıyor. Şiddetten kurtulmak isteyen kadınlar evlerine gönderiliyor. Devletin danışma merkezleri, sığınma evleri, kadınların şiddeti kabullenerek yaşamaya ikna edildiği yerler haline getiriliyor. Şiddeti önlemek için çıkarılan yasalar uygulanmıyor. Bu böyle gitmez; kapattığınız kadın danışma merkezlerimiz dört duvar bir kapı değildi. Nefes aldığımız her yerde birbirimizi koruyacak, derde derman olacak örgütlülükleri kurmaya devam ediyoruz, yeni bir hayat kurmak isteyen kadınlarla yan yanayız, hayatlarımızın karartılmasını asla kabul etmiyoruz.

Gasp edilen belediyelerdeki kayyumlar, belediyelerin kadın birimlerini, dayanışma merkezlerini ganimetmişçesine yandaş kadın örgütlerine dağıtıyor, ortadan kaldırıyor. Erkek şiddeti ile mücadele eden kadın örgütleri, hak örgütleri çocuk dernekleri kapatılıyor, kapatılan kurumlara başvuran kadınların bilgileri ortalığa saçılıyor. Bu böyle gitmez; kadın dayanışması ve birlikte mücadele ile kurumlarımızın, çalışmalarımızın ortadan kaldırılmasına izin vermiyoruz.

AKP'nin IŞİD zihniyeti, kadınların toplumsal hayat içinde varoluşunu sınırlandırıyor, zihniyetinin belirlediği alanlara hapsetmek istiyor. Kadınları yalıtan pembe otobüsleri hayata geçiriyor. Başörtülü, şortlu, sigara içen-içmeyen, itaat eden-etmeyen diye kadınları ayrıştırmaya, bölmeye çalışıyor. Bu böyle gitmez, bizi tıkmak istediğiniz dört duvarınıza da, pembe otobüslerinize de sığmayız, sokakları, parkları, alanları özgürleştiriyoruz, kadın dayanışması ve birlikte mücadele ile yaşamımıza el konulmasına izin vermiyoruz.

Bu iktidar, kadınların uzun mücadeleleri sonucu kazanılmış haklarını ortadan kaldıracak yasal düzenlemeleri ardı ardına gündeme getiriyor. Müftülere verilmek istenen nikah kıyma yetkisi, evde yapılan doğumlarda, sözlü beyanın yeterli sayılması, çocukların zorla evlendirilmesini kolaylaştıran düzenlemelerdir. Yeni yasalar, aynı zamanda evlenme, boşanma, miras gibi medeni haklarımızın dinsel kurallara göre düzenlenmesinin adımları. Kadınların hak ve hukukunun zemini olan laiklik ortadan kaldırılıyor. İktidar, cinsiyetçi, milliyetçi, savaşı ve öldürmeyi kutsayan, din ve inançlar arasında ayrım yapan, bilimsellikten daha da uzaklaşan bir müfredatı dayatıyor. Bütün toplumu binlerce yıl geriye götürecek bir eğitim sistemini kurmayı hedefliyor. Bu böyle gitmez; kadın dayanışması ve birlikte mücadele ile laikliği, özgürlükçü, bilimsel anadilinde eğitimi savunmaya devam ediyoruz. Yaratmaya çalıştığınız karanlığın, hayatlarımızı zindana çevirmesine asla izin vermeyeceğiz.

Biz kadınlar, 'erkek' siyaset alanına müdahale ederek dönüştürme mücadelesi veriyoruz. Bütün engellemelere, saldırılara karşı cesaretle durmaksızın yürüttüğümüz bu mücadele, iktidarın kurmak istediği faşist hegemonyanın önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Bu nedenle iktidar binlerce kadın arkadaşımıza karşı her gün saldırıyor, rehin alma siyaseti sürdürüyor. Özgürlük mücadelesi veren, emeğine, bedenine ve kimliğine sahip çıkan, soran sorgulayan kadınların faşizan rejimin emrindeki yargı eliyle susturulmasına; eş genel başkanlarımızın, vekillerimizin, belediye eş başkanlarımızın, HDP'li kadınların rehin alınmasına; kadınları siyasetin dışına itmenize, sözsüz ve sesiz bırakmanıza izin vermiyoruz!

Kadınlar güvenceli istihdam alanlarından dışlanıyor, kadın emeği yarı zamanlı, güvencesiz işlere doğru zorlanıyor. KHK'larla bir gecede işsiz, geleceksiz bırakılıyor. Akademiden önce kadınlar atılıyor. Kadın işsizliği ve yoksulluğu her gün artıyor. Ücretli ücretsiz ev içi emek yok sayılıyor. Üç kuruşluk ‘özendirici' ücretlerle yaşlı ve çocuk bakımı kadınların üzerine yıkılıyor. Böylelikle kadınlar eve, erkeğe ve devlete bağımlı hale getiriliyor. Çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan mevsimlik tarım işçileri, göçmen işçiler insanlık dışı koşullarda çalışmaya, yaşamaya, ölüme mahkûm ediliyor.

Bu böyle gitmez; Kadın dayanışması ve birlikte mücadele ile kadınların ücretli, güvenli, güvenceli emek alanından dışlanmasına, kölelik hayatının dayatılmasına izin vermemeye kararlıyız!

İktidarın kadınlara karşı savaşı, militarist, cinsiyetçi ve faşist bir anlayışla ülkenin tümünde yürüttüğü savaştan bağımsız değil. AKP Genel Başkanı Erdoğan ancak kaos, çatışma ve savaş ortamında iktidarını sürdürebileceğini düşünüyor. Bu nedenle barış masasını terk etti, Sayın Abdullah Öcalan'a yönelik tecrit uygulamasını başlattı ve tüm ülkeyi bir ateş topunun içine atmaktan çekinmedi. Şimdi de bu vahşet ve soykırımı sınırların dışına taşıma derdinde. Son günlerde yürüttüğü tüm diplomatik, askeri ilişkiler ile bölgede halkların birlikte özgürleşme iradesine karşı yeni bir kanlı süreç başlatılmak isteniyor. Şengal ve diğer bölgelerde yapılacak operasyonlar sadece o bölgede yaşayan halkların kazanımlarına bir müdahale değil, Rojava Kadın devrimine yönelik bir tehdit ve saldırıdır.

Bu böyle gitmez; Kadın dayanışması ve birlikte mücadele ile içte ve dışta halklarımızı kanlı savaşların içine sürüklemenize, Rojava Kadın Devrimini boğmanıza izin vermeyeceğiz!

BU BÖYLE GİTMEZ;

Çoğu köhnemiş erkek egemen ideolojinin yansıması olan tarih kitaplarının satırlarından alınarak yeniden önümüze sürülen kuralları, yaşam dayatmalarını, savaşları reddediyoruz. Sokak ortasında cansız bir beden, ev içlerinde yaşayan ölü, fabrikalarda alın teri teraziye bile konmayan emek değiliz.

Kadınların eşit varlığını sokak sokak mücadele ederek kazanan, halkımızın iradesini belediyelere, meclis salonlarına onurla taşıyan kadınlarız biz. İktidarınızın zulmünü meclis kürsüsünde de, mahkeme salonlarında da haykırmaktan zerre korkmayanlarız. Başımızı önünüzde eğmediğimiz için cezaevlerinde rehin tuttuğunuz ama teslim alamadığınız kadınlarız.

Biz masalların başkahramanlığına değil, hayatın yapı ustalığına adayız. Demokratik, eşitlikçi, özgür yarınlarımız için kurumsallaştırmak istediğiniz faşizme izin vermiyoruz!

Bu böyle gitmez diyen kadınları her mahallede, sokakta, okulda, fabrikada yan yana gelmeye; bugünümüzü ve geleceğimizi dirençle, umutla örmeye; yeni yaşam'ı kurmak için el ele vermeye çağırıyoruz.

Yeni Yaşam Barış demektir; demokratik, laik ve eşitlikçi bir toplumu yeniden inşa etmek demektir.

Yeni Yaşam Devletin başından tırnağına kadın düşmanlığıyla bezenmiş zihniyetine; sokaklarda ve evlerde erkek kitlesinin önüne atılmış kadın bedeninin yağmalanmasına ve şiddet görmesine her an karşı durmak demektir.
Yeni Yaşam kadınlar özgür ve eşittir sözünü eyleme geçirmek, hukukta, toplumsal ve siyasi hayatta güvenceye almak demektir.

Biz varsak bu böyle gitmez!

Biz kadınlar yaşamlarımıza yapılan müdahaleye geçit vermemeye, dayanışma ve mücadele ile faşizmi yenmeye, kadın özgürlükçü, cinsiyet eşitlikçi yeni yaşamı kurmaya kararlıyız. Mutlaka başaracağız!