ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Fatih Çekirge'nin HDP'ye öğütleri- Tamer Güneş

"Şimdi HDP'nin bu gerçekleri görme zamanıdır. Kandil'i değil... Halkı dinleme zamanıdır. Türkiye umudunun siyasette yeşerme zamanıdır." Bu türden lafları, öğütleri, faşist sömürgecilik adına konuşan kaç başbakanın, kaç devlet terörü bakanının, kaç burjuva ordu ve polis şefinin, hatta kaç turizm bakanının, kaç orman bakanının, kaç köşe yazarının söylediğini kendisi de hatırlamıyordur ama ne zararı var, bir de faşist psikolojik savaşın borazanlığına soyunan Fatih Çekirge tekrar etsin.

Etkin Haber Ajansı / 07 Eylül 2017 Perşembe, 09:29

TAMER GÜNEŞ- Devlet terörü ve kirli savaş bakanı Süleyman Soylu, yalana dayalı faşist psikolojik savaşı son haddine kadar uygulamaya yeminli. Gün yirmidört saat, siyahın beyaz, karıncanın fil, işçilerin patron, sarayın fakirhane olduğunu tekrarlıyor. Canını tehlikeye atmadığından emin olduğu anlarda, Bakur Kürdistan'da fotoğraflar çektirip "devletin her şeye hakim olduğu", "korkulacak bir şey bulunmadığı" mesajları dağıtıyor. Bay Süleyman, Amed'de, gerillanın tünel kazarak gerçekleştirdiği polis merkezi eyleminde yıkımın "tamir çalışmalarında yaşanan bir kaza sonucu meydana geldiğini" açıklaması ve aynı soydan palavralarla şan kazandı! "Nisan'dan sonra kimse PKK adını ağzına alamayacak" sözüyle meşhur. İşkence, tecavüz ve katliam şefi Mehmet Ağar'ın temsilcisi. Diktatörün bu dönemki sağ kolu. Halklarımıza düşmanlıkta ve kan dökücülükte gelmiş geçmiş tüm rakiplerini geride bırakmak en büyük hayali.

"İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya önceki gün bir grafik geliyor" diye yazmış Hürriyet gazetesinden Fatih Çekirge. Söylediğine göre, "bakanlığın araştırma bölümü" tarafından hazırlanmış. Bir an bile vakit kaybetmeden, doğruluğundan yüzde yüz emin olduğu müthiş grafiğin emirlerine uygun bir makale kaleme almış. Yayınladığı grafiğin üstünde, (2017'de) "örgüte katılımlarda %89 oranında keskin bir düşüş meydana gelmiştir" diye yazıyor. Sırtını grafiğe yaslayarak, gerillaya katılımda "muazzam bir düşüş var" demekte Fatih Çekirge. "PKK'nin en çok övündüğü 'dağ kadrosu' resmen erimiş, yani o dağlara 'kar yağmış'..." diye bağırıyor sesinin tüm kuvvetiyle. Faşist psikolojik savaşa hizmette kusur etmiyor.

Devlet terörü ve kirli savaş bakanının, "yaz evladım" diye yolladığı "grafik"in ikinci iddiasını, gerillaya katılımı özyönetim direnişleri düşürdü biçiminde, fakat kendi değerlendirmesi olarak sunuyor Çekirge. PKK'nin, "halkın böylesine ırkçı bir direnişe alet olmayacağını çok ağır bedelle gördüğünü" söyledikten sonra, "siyaset yapmak isteyenle silah isteyen arasında bir hendek oluştu. Hem de hendeklerden oluşan bir uçurum. Böylece silahlı propaganda gençleri yakalayamaz hale geldi" diye yazıyor.

Faşist politik İslamcı Saray cuntasının "milli ve yerli" nakaratını, "bölgede artık 'milli ve yerli' bir güvenlik gücü oluştu" şeklinde tekrarladıktan sonra, "şimdi bakıyorum... İçişleri Bakanı Süleyman Soylu her hafta sonu Güneydoğu'da bir şehre, bir kasabaya gidiyor. Oturuyor... Sohbet ediyor... Dinliyor... Anlatıyor... Anlayan ve anlatanlar var" deyip, bombayı patlatıyor: "Bu, çok önemli bir gelişmedir."

Ve bütün bu lakırdıları yalana dayalı faşist psikolojik savaşı güçlendirmek için söyleten "grafikçilerin" son emriyle makalenin amacını gözler önüne seriyor.

"Şimdi HDP'nin bu gerçekleri görme zamanıdır. Kandil'i değil... Halkı dinleme zamanıdır. Türkiye umudunun siyasette yeşerme zamanıdır."

Bu türden lafları, öğütleri, faşist sömürgecilik adına konuşan kaç başbakanın, kaç devlet terörü bakanının, kaç burjuva ordu ve polis şefinin, hatta kaç turizm bakanının, kaç orman bakanının, kaç köşe yazarının söylediğini kendisi de hatırlamıyordur, ama ne zararı var, bir de faşist psikolojik savaşın borazanlığına soyunan Fatih Çekirge tekrar etsin.

Demek ki, "Türkiye umudunun siyasette yeşerme zamanı"ymış! Ne kadar da haklı Çekirge! Manzara, HDP cephesinden bile tamamen buna işaret ediyor! İnanmayan baksın! HDP'nin Eş Genel Başkanları zindanlarda. Kadın Eş Genel Başkanın vekilliği düşürülmüş. HDP'li vekiller, belediye başkanları, binlerce HDP yöneticisi ve üyesi hapishanelerde tutsak. Devlet terörü ve kirli savaş bakanı, Figen Yüksekdağ'a "sırtını dayaması için dört duvar vermek"le övünüyor. HDP'lilerin, Yüksekdağ'ın mahkemesine veya vekillerin Adalet Nöbeti'ne katılımları yasaklanıyor. Burjuva meclisin kürsü dokunulmazlığı ve vekillerin dokunulmazlık hakkı rafa kaldırılmış.

HDP'den ötesi mi? İşçi sınıfının, kadınların, gençlerin, aydınların, emekçilerin söz, basın, toplantı, örgütlenme ve eylem hakkı, Kürt ulusunun geleceğini belirleme hakkı, Alevilerin inançlara eşitlik, ulusal toplulukların dil ve kimliklerinin demokratik temsiliyet hakkı, polisin, ordunun, yasaların, mahkemelerin, hapishanelerin faşist ve sömürgeci cenderesinde. Zindanlardaki politik tutsakların ve adli tutukluların toplam sayısı 240 bini bulmuş.

Ve Fatih Çekirge, tüm bu gerçekler ortadayken, faşist psikolojik savaş karargahının işaret ettiği sözleri söylüyor: "Türkiye umudunun siyasette yeşerme zamanı", "Şimdi HDP'nin bu gerçekleri görme zamanıdır. Kandil'i değil... Halkı dinleme zamanıdır."

Halk! Halklarımız! HDP, elbette halklarımızı dinlemeli, onların sorunlarına, taleplerine, özlemlerine cevap vermelidir. Halklarımızın, Gezi Haziran ayaklanmasından, 6-8 Ekim Kobane serhildanından, 7 Haziran seçimlerinden, özyönetim direnişlerinden, bu yılki 8 Mart eylemlerinden, Amed Newrozu'ndan, 16 Nisan referandumundan, KHK'larla kitlesel işten atılmalara karşı direnişlerden, doğal çevrenin tahribine, kadın cinayetlerine ve adaletsizliğe karşı eylemlerden yükselen sesini dinlemeli. Onun öncü bölüklerinin kentlerde, dağlarda, zindanlarda yükselen haykırışına kulak vermeli. Rojava'da ve Suriye'den yükselen umut dolu özgür sesi dinlemeli.

Faşist ve inkarcı sömürgeci "öğütlerin" aksine, emekçi halklarımıza güvendiği, işçilerin ve ezilenlerin güncel taleplerinin mücadelesini yürüttüğü, dönemi fiili meşru mücadele yoluyla aşma kararlılığı sergilediği oranda, işçi sınıfı ve ezilenlerin, emekçi halklarımızın birleşik demokratik cephesi olarak HDP'nin, geniş kitle gücünü harekete geçireceği, büyüteceği, haklı ve mazlum olanların, dünyayı omuzlarında taşıyanların beklentilerine cevap olacağı gözler önünde. Bunun yerine, biçimi ne olursa olsun "burjuvazinin güvenini kazanmaya", burjuva güçlerle parlamenter ittifak ayarlı başka tipten yola girmesi, bu temelde taktiklere sarılması ise 7 Haziran'da ayağa kalkan ve hala etrafında olan büyük bir gücün mücadele terazisinde ölü bir ağırlığa dönüşmesine yol açacaktır.

Fatih Çekirge'ye gelince, biz de ona Enis Berberoğlu "gerçeğine" iyice bakmasını öğütleriz. Hani Hürriyet gazetesinin çiçeği burnunda genel yayın yönetmeni olarak, üzerine çiçek ve bilgisayar koyduğu plastik masasıyla Şemdinli'ye bakan dağlarda fotoğraf çektirip, faşist sömürgeciliğin zaferini ilan eden ve kutsayan Enis Berberoğlu'na! O dönem, Hürriyet, haberin videosunu, "bir gazetecinin PKK'ya meydan okuduğu video" biçiminde sunarken, "PKK'nın bayrak diktiği yere çiçek dikti" başlığını kullanmıştı. Hürriyet için, konuyla ilgili bir yazı kaleme alan eski genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök ise sevinç çığlıkları atmış ve faşist psikolojik savaşa uygun yorumlar yapmıştı. Yazısını, "Şemdinli pozunun gizli kodları: PKK 700 km'yi kontrolünde tutuyormuş/Nah tutuyor" manşetiyle duyuran Hürriyet'te şunları söylüyordu Özkök: "Hem oradakine, hem buradakine; hem dağdakine, hem ovadakine meydan okuyan bir fotoğraf. Anlamaya çalışmalıyız."

Anlayacak olan hem dağdakiler hem de ovadakilerdi elbette! Fakat böyle bir "anlamayı" reddettiler.

Yıl 2012'ydi. Şimdi 2017'deyiz.

Özkök yeni muktedirlerin önünde çoktandır el pençe. Enis Berberoğlu "vatana ihanet"ten hükümlü olarak hapiste.

Kürt ulusal mücadelesi ise Rojava devrimiyle yeni bir aşamaya girdi.
Türk, Kürt, Çerkes, Arap, Laz, Süryani, Roman, Ermeni, Pomak, Boşnak, Rum, Gürcü, Abhaz halklarından işçilerin, kadınların, gençlerin, kent ve kır emekçilerinin, aydınların, sanatçıların, yoksulların devrimci ve antifaşist öncüleri, HDK ve HDP'yi kurup örgütlediler. Milyonlar HDP'yi, diktatörün hatırladıkça kabus gördüğü 7 Haziran başarısına taşıdı, dört bir yana umut tohumları ektiler.

Diktatöre, devlet terörü ve kirli savaş bakanına, yalana dayalı faşist psikolojik savaşa hizmetin Fatih Çekirge'ye onur kazandırmayacağı kesin. Peki "dokunulmazlık" kazandırabilir mi? Enis Berberoğlu gerçeği bu soruyu da "hayır" diye yanıtlıyor.