ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Kurumuş gölde kürek çekmeye çalışan ÖDP- Arîn Çîya

ÖDP 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle bir bildiri yayınladı. Bildirinin sonunda "Demokratik ve eşitlikçi bir Türkiye arayışının en önemli halkaları barış ve Kürt sorununda demokratik çözüm olacaktır" deniliyor. Güzel bir temenni. "Kürt sorununda demokratik çözüm" kulağa pek hoş geliyor.

Etkin Haber Ajansı / 05 Eylül 2017 Salı, 10:23

ARÎN ÇÎYA- ÖDP 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle bir bildiri yayınladı.

Bildirinin sonunda "Demokratik ve eşitlikçi bir Türkiye arayışının en önemli halkaları barış ve Kürt sorununda demokratik çözüm olacaktır" deniliyor.

Güzel bir temenni. "Kürt sorununda demokratik çözüm" kulağa pek hoş geliyor.

Peki ÖDP bu "demokratik çözüm"e nasıl bir içerik veriyor?

Geçerlilik süresi çoktan dolmuş resmi devlet tezlerini alt alta sıralayarak "demokratik çözüm"e ulaşmak mümkün mü?

MİADI DOLMUŞ PROGRAM, MİADI DOLMUŞ TEZLER

Bugün yaşanan rejim krizinin temel nedeninin Kürt ulusal başkaldırısı olduğunu bilmeyen yok. Aynı şekilde ve bağlı olarak egemenler arasındaki ikilem de burada ortaya çıktı. Tekelci burjuvazinin büyük bölümü ve onun politik sözcüleri "değişim" programından yanaydı. Devlet yönetimini elinde bulunduran faşist generaller ise "ez-çöz" programında ısrar ediyordu.

"Değişim" programından yana olanlar Kopenhag Kriterleri'nin kabulü ve AB üyeliği için adımlar atılmasıyla rejim krizinin aşılacağını iddia ediyordu. ÖDP o yıllarda AB üyeliğine "havet" diyerek destek sundu.

"Değişim" programının Kürt sorununa çözüm önerileri nelerdi?

Bireysel kimlik haklarının tanınması ve eşit yurttaşlık temelinde birlik bu önerilerin başlıca iki halkasını oluşturuyordu.

Kürt ulusal özgürlük hareketinin temsilcileriyle bu temelde görüşmeler yapıldı, "müzakere süreci" yürütüldü. Bu temeldeki "müzakere süreci" bazen masa başlarında bazen savaşarak sürdürüldü. Görüşme ya da savaşın amacı Kürt özgürlük hareketini bu programa razı etmekti.

Uzun yıllara yayılan bütün bu girişimler iflas etti. Kurulan masalar yıkıldı.

Bu kaçınılmazdı çünkü Kürt ulusal sorunu eşit yurttaşlık ve bireysel kimlik haklarının tanınması ile çözülemezdi.

Kürtler eşit yurttaş değil eşit ulus olmak istiyordu. Eşit ulusu içermeyen bir "eşit yurttaşlık" burjuva sömürgeci Türk ulusal egemenliğini örten bir ambalajdı.

Kürtler hangi biçim altında olursa olsun ulusal statü talep ediyordu. Bu da bireysel değil kolektif yani ulusal kimlik haklarının tanınması demekti.

Ve bu sömürgeci faşist rejimin doğasına aykırıydı. Kürtlere ulusal statünün ve kolektif hakların tanınması, Türk ulusal egemenliğine dayalı mevcut devletin yıkılması ve ulusların gönüllü ve eşit birliği temelinde yeniden inşası anlamına gelirdi. Üstelik Kürtler yalnızca Türkiye'de yaşamıyordu. Ulusal statü kazanmış Kürtler Kürdistan'ın birliğini pekala kurabilirdi.

"Müzakere süreci" yaşandı ve bitti. "Rıza ile" geriye dönmek artık olası değil. Dönüş ancak bir tarafın iradesinin kırılması ile mümkün. Eğer sömürgeci faşist rejim Kürtlere ulusal statüyü kabul ederse bu sömürgeci savaşı kaybettiğini kabul etmesiyle mümkün olacak. Ya da tersinden PKK ancak mecbur kaldığı için eşit yurttaşlığa, bireysel kimlik haklarına razı olur.

Sözün özü ÖDP çöpe atılmış, miadı dolmuş bir programı çıkarmaya çalışmaktadır. ÖDP farkında değil, "değişim programı" gölü kurudu, kürek çekmenin faydası yok!

ÖDP NE DİYOR?

ÖDP, "Irak'ta ve Suriye'de çözüm, söz konusu ülkelerin toprak bütünlüğü çerçevesinde demokratik birliği sağlamanın yollarını aramaktan geçiyor" diyor. "Demokratik birlik temelinde toprak bütünlüğü"... Bunun diktatör Erdoğan, Esad ya da Ruhani'nin söylediklerinden farkı ne?

"Demokratik birlik" parlak laf! İçeriği nedir? Erdoğan'a göre zaten bireysel kimlik hakları tanınmış Kürtlerin burjuva Türk sömürgeciliğine boyun eğmesidir. Esad'a göre, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin adı dahi değişmeksizin Kürtlere belediyelerde yönetim hakkı verilmesidir. İran bizde demokratik birlik zaten var diyor. Bu üçü Irak'la birlikte Güney Kürdistan'daki referanduma karşı kampanya yürütüyor.

Düğüm yine aynı yerde: Kürtlerin ulusal statü talebi, kendi kaderlerini tayin hakkı.

ÖDP'nin "demokratik birliği" neyi içeriyor? Çıt yok. Kürtlerin ulusal statü talebini ya savunursun ya da savunmazsın. Bunu açıkça ortaya koymadığı sürece ÖDP'nin söylediklerinin sömürgecilerin söylediklerinden ne farkı olduğu bir muamma olmayı sürdürecektir.

MİSAK-I MİLLİ'YE AĞIT

Bildiride Güney Kürdistan'daki referanduma karşı çıkılıyor ve ardından deniyor ki "Kerkük'ün referanduma dahil edilmesi de tarihsel bir gerekliliğin yerine gelmesinden öte kaos koşullarının yarattığı bir fırsatı değerlendirmek izlenimi vermektedir."

Bu sözleri okuyan biri altındaki imzayı görmese rahatlıkla Dışişleri Bakanlığı kaleminden çıktığını düşünebilir. Kerkük Kürdistan'ın bir şehridir. Referanduma dahil olmayı da Kerkük Meclisi karar verdi. Referandum meşru ve demokratik bir hak. "Kaos koşullarının yarattığı fırsat" değerlendirilse ne olur? Bu bir ulusal demokratik mücadele tabi ki "kaos koşulları" değerlendirilecek ve bazı statükolar yıkılarak haklar elde edilmeye çalışılacak.

Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasına niye bu kadar meraklı ÖDP? Kerkük'ün Irak'tan kopmasından niye bu kadar huzursuz oluyor? Huzursuz çünkü ufku ve fikri burjuva ufkunun sınırlarını aşamıyor. Tıpkı egemen ulus burjuvaları gibi sınırların değişmesinden, "toprak bütünlüğü"nün parçalanmasından ürküyor. Misak-ı Milli'ye ağıt yakıyor.

ÖDP SAVAŞA NEDEN KARŞI?

"Afrin'e yönelik müdahale içeride ve Suriye'de çatışmayı körüklemekten, Türkiye'yi etnik çatışma çemberine daha fazla sürüklemekten başka bir sonuç üretmeyecektir."

Bildiride böyle deniliyor. Tam bir CHP söylemi. "Afrin'e yönelik müdahale" imiş! Ne "müdahale"si bu bir saldırı, işgal ve ilhak hareketi olacaktır.

ÖDP Afrin'e yönelik saldırının "Türkiye'yi etnik çatışma çemberine daha fazla sürüklemesinden" korkuyor. Ortada bir "etnik çatışma" yok, sömürgeci işgal ve saldırı karşısında direnen, savaşan ulusal özgürlük savaşçıları var. Türkiye'de de, Suriye'de de durum bu. "Etnik çatışma" diyerek sömürgeciliği, ulusal baskıyı gizlemek, ezen ulusla ezilen ulusu eşitlemek sömürgeci hileden başka bir şey değil. ÖDP'nin dili ve aklına bulaşan şovenizm zehri tam bir kötürümlük üretmekte, egemenlerin literatüründen alınmış sözcüklerle konuşmaya başlamaktadır.

ÖDP Afrin'e yönelik sömürgeci saldırganlığın adı neyse onu koymalı, bir gerekçe aramadan işgale karşı çıkmalıdır. "Etnik çatışma" diyerek tarafları, haklıyı haksızı eşitlemek Türk halk bilincini bulandırmaktan başka bir işe yaramaz.