ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Ertan: Kayyumlarla erkek cumhuriyetini hayata geçirdiler

Van'da devam eden 'Vicdan ve Adalet Nöbeti'nin 5. gününde söz kadınlardaydı. Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan yaptığı açıklamada, AKP'nin kadın düşmanı politikalarını hatırlattı, "Atanan kayyumların ilk işi kadın dernek kurum ve destek evlerini kapatmak olmuştu. Binlerce kadın personel işten çıkarılmış, erkek cumhuriyeti belediyelerde yeniden hayata geçirilmiştir" dedi.

Etkin Haber Ajansı / 12 Ağustos 2017 Cumartesi, 12:49

VAN- HDP'nin Van'da devam eden Vicdan ve Adalet Nöbetinde söz kadınlardaydı. Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan, AKP'nin kadın düşmanı politikalarına tepki gösterdi, gaspedilen belediyelere atanan kayyumlarla erkek cumhuriyetini hayata geçirdiklerini söyledi.

Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan, nöbetin kadınlara ayrıldığını söyledi, "Vicdan ve adaletin sesini bugün kadınlar yükseltecek" dedi.

HDP'nin başlattığı nöbetin 19. gününde olduklarını belirten Ertan, Van'dan seçilen Figen Yüksekdağ ile Tuğba Hezer'in vekilliğinin düşürüldüğünü hatırlattı. Ertan, "7 Haziran ve 1 Kasım'da Van'ın seçtiği meşru temsilcisi Figen Yüksekdağ ve Tuğba Hezer burada değil. Figen Yüksekdağ demokratik siyasetten 4 Kasım darbesiyle koparılmaya çalışıldı. Milletvekilliği düşürüldü. Bu haksız kararın Van halkında hiçbir hükmü yok. Figen Yüksekdağ tek başına bir kişi değil; milyonların tercihi, kadınların iradesidir. Tuğba Hezer parlamentonun en genç milletvekilidir. Milletvekilliği eşi benzeri olmayan bir yöntemle düşürülmüştür. Çağlar Demirel, Burcu Çelik, Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak şahsında yüzlerce kadın yoldaşımız rehin alınmış durumdadır. Kadın siyasetçileri tutuklayarak bizlere geri adım attıramayacaksınız. Kimliğimiz özgürlüğümüz kazanana kadar barışı getirene kadar mücadele edeceğiz" dedi.

'YÜKSEKDAĞ, HEZER, AYDOĞAN KADINLARIN İRADESİDİR'

34 belediye kadın eşbaşkanı, yüzlerce parti çalışanı, gönüllüsünün tutuklanarak siyasetten uzaklaştırılmasının halkların iradesinin gasp edilmesi anlamına geldiğini belirten Ertan, "Bu kadar saldırı tesadüf değil. Çünkü biz çok büyük bir kadın partisiyiz, çünkü biz onların iktidarını sarstık, eşitlik istiyoruz, adalet istiyoruz. Toplumun özgürlüğünün şifresinin kadınların özgürlüğü olduğunu biliyoruz. Biz doğru yoldayız. Bu yolda devam edeceğiz" diye konuştu.

Diyarbakır, İstanbul nöbetlerinde olduğu gibi, Van'daki nöbetin de baskı ve abluka altında devam ettiğini belirten Ertan, "Kadınlara bariyer kelepçe, baskın, sürgün işlemediğini kadın yoldaşlarımız burada, bu parkta gösterdiler. İyi biliriz ki devlet zulme soyunduğunda kadınlar direnişi giyerler. Bugün bu alanda direnişe duran kadınların fotoğraflarına bile tahammül edemediler. Bir kez daha sesleniyoruz Figen Yüksekdağ, Nursel Aydoğan, Tuğba Hezer biz kadınların iradesidir" sözleriyle tepki gösterdi.

'KAYYUMLARLA ERKEK CUMHURİYETİ'Nİ HAYATA GEÇİRDİLER'

Eşbaşkanlık sistemine yönelik saldırılarla belediyelere atanan kayyumlarla "erkek cumhuriyeti"nin hayata geçirildiğini belirten Ertan, kapatılan kadın derneklerini hatırlattı. Ertan şöyle konuştu:

"Partimizin en büyük bileşeni olan DBP'nin tüm belediyelerinde eşbaşkanlık sistemi uygulanıyordu. İl genel meclisi ve belediye meclislerinin de yüzde 50'si kadınlardı. Atanan kayyumların ilk işi kadın dernek kurum ve destek evlerini kapatmak olmuştu. Eşbaşkanlar, sadece eşbaşkanlık yaptıkları için de ayrıca yargılanmaktadır. DBP belediyelerindeki kadın politikaları müdürlüklerinin tümü de kapatılmıştır. Kadın sığınma evleri de kapatılarak şiddet gören kadınlar şiddet gördükleri mekanlara gönderilmiştir. Kültür, dil, sanat kurumları da kapatılmış, asimilasyon uygulamaları yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Binlerce kadın personel işten çıkarılmış, erkek cumhuriyeti belediyelerde yeniden hayata geçirilmiştir. Sadece OHAL'de kapatılan 24 kadın derneği var. OHAL'i kadınlara çocuklara muhaliflere ilan etmişlerdir. Dernekler kapatılınca hangi çalışmalar yarıda kaldı? Çocuk istismarıyla mücadele çalışmaları, şiddete uğrayanlara psikolojik destek çalışmaları, çocuk yaşta evliliklerle ilgili çalışmalar yarım kaldı. Medyaya uygulanan sansür sonucu dünyanın tek kadın haber ajansı olan JINHA kapatılmıştır. Sığınma evleri, kreşler kapatılmıştır. Ama Aile Sosyal Politikalar Bakanlığınca kurulan boşanma destek merkezleri yüzde 90 oranında artmıştır. Kadınları boşanma kararlarından caydırmaya yönelik çalışan merkezlerdir bunlar.

Kayyumların kadın düşmanı ve cinsiyetçi politikaları işten çıkarma ve ihraç, kadınlar yerine erkek memurlar atama, kadın parklarının adını değiştirme, kadın kurumlarının arşivlerine el koyma şeklinde olmuştur. Kayyumlar parkların caddelerin de isimlerini halka rağmen değiştirmeye devam etmiştir. Valiler ve kaymakamlar atanmış memurlardır. Kentlerle bağları sadece 3 imzaya bağlıdır. 3 imza ile atanan memurlar halkı gerecek politikalara da imza atmışlardır. Artık kimse belediyelere gitmiyor. Belediyeler karakollara dönüşmüş durumdadır."

'KADINLAR DUR DİYEBİLİR'

Savaşları dayatanları, koruyan ve besleyenin erkek egemen sistem olduğuna dikkat çeken Ertan, "Bu sisteme ancak kadınlar dur diyebilir. Biz kadınlar saldırılara irademizi teslim almalarına asla izin vermeyeceğiz" dedi. Van T Tipi'nde kalan kadınları, Saray Belediye Eş Başkanı Zilan Aldatmaz'ın uğradığı saldırıları hatırlatan Ertan, Nuriye Gülmen'in açlık grevinin 157. gününde olduğunu belirtti, "157 gündür açlık grevinde olan Sevgili Nuriye Gülmen, ihraçları kabul etmeyen milyonların sesi olmuştur. Kadının direnme gücü ve cesaretini göstermiştir. Bütün baskıyı göğüslemiştir. Semih ile birlikte faşizmi tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarmıştır. Nuriye yoldaşımıza da sevgi ve selamlarımızı yolluyoruz" diye konuştu.

'DERSİM ÖLDÜRÜLMEK İSTENİYOR'

Ertan'ın son gündemi Dersim ormanlarının yakılması oldu. Ertan, devam eden operasyonlarla ormanların yakıldığına dikkat çekti:

"Savaşın sonuçlarının ne olduğunu son birkaç yıldır en net haliyle görüyoruz. Toplumun tüm kesimlerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkiliyor. Can kayıpları, zorunlu göç, yakılan şehirler, kültür talanı, işsizlik, yoksulluk… Peki, sadece bizi mi etkiliyor savaş? Hayır. Nasıl mı? Dersim'e bakın. Başlatılan askeri operasyonlar sonucu sadece insanlar ölmüyor. Bombardımanlar ormanları yakıyor, ormanlardaki canlar ölüyor. Ceylanlar, karacalar, kuşlar, keklikler alevlerden kaçamıyor. Yaban yaşamı yok ediliyor. Geniş ormanlık alanları içine alarak yaygınlaştırılarak devam eden operasyonların, bu vicdansızlığın tek amacı var. Dersim coğrafyasını yaşanılmaz hale getirmek. Biz bu filmi çok gördük. Dün Lice'yi yangınlarla yok etmek isteyenler bugün Dersim'i öldürüyorlar. Basın bu felaketi görmezden geliyor veya yazması engelleniyor. Öncekilerde olduğu gibi devletin güvenlik güçleri, Dersimlilerin yangınları söndürmeye gitmesini engelleniyor. Bu da yetmezmiş gibi yandaş kalemlerine Dersim'de yangın yok diye yalan söyletiyor, halkı kandırıyorlar. Bu onursuzluktur. Heyetlerimiz Dersim'de, yurttaşlarımızın anlatımları var, görüntüler var, halk kendi elleriyle yangınları söndürmeye çalışıyor. Ama siz ne o yangının bilinmesini istiyorsunuz ne de sönmesini. Devlet eliyle Dersim öldürülmek isteniyor."