ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Artık direnen bir Yasemin var

Yaşadığı sistematik erkek şiddetinden kurtulmak için hayatını savunarak kocasını öldüren Yasemin Çakal, özgürlüğüne kavuşmasının ardından ETHA'ya konuştu: "Kadınların dayanışmasıyla her şey değişti. Davanın seyri bile değişti. Bugün dışarıdaysam ve güçlüysem kadın avukatların ve arkamdaki kadın ordusunun sayesindedir."

Etkin Haber Ajansı / 10 Ağustos 2017 Perşembe, 11:04

İSTANBUL- Devlet kadınları erkek şiddetinden korumuyor, aksine şiddeti teşvik eden ve erkeği cesaretlendiren politikalarıyla kadın cinayetlerinin önünü açıyor. Kadın cinayetleri cins kırımına dönüşmüş durumda. Fakat kadınlar artık hayatlarına sahip çıkıyor. Yıllarca tecavüze göz yuman bir köyün meydanına tecavüzcü erkeği öldürerek başını atan Nevin Yıldırım'dan, "Kirpiğiniz yere düşmesin" diyen Çilem Doğan'dan Yasemin Çakal'a kadar birçok kadın özsavunmasını kullanarak "Bu hayat benim" diyor.

Çilem Doğan'ın kadın dayanışmasıyla serbest bırakılmasının ardından, yine kadınların mücadelesi ve dayanışmasıyla Yasemin Çakal da geçtiğimiz günlerde özgürlüğüne kavuştu.

Yasemin kocasından evliliklerinin 2. gününden itibaren fiziksel ve psikolojik şiddet görmeye başlıyor. Polise de gidiyor, darp raporu alıyor. Ama devlet Yasemin'i korumuyor, korumamayı tercih ediyor. Yasemin tek başına boşanma davası açıyor ama Yasemin'in ailesi "Gelinlikle girdiğin evden ancak kefenle çıkabilirsin" diyerek, boşanmasına izin vermiyor.

KENDİNİ KORUMAK İÇİN TEK BAŞINA MÜCADELE EDİYOR

Yasemin kendini korumak ve yaşadığı şiddet sarmalından çıkabilmek amacıyla iki kez kadın sığınma evine yerleşiyor. Adresi gizli tutulması gerekirken, Yasemin'in ağabeyi ve kocası yanlarında polisle birlikte sığınma evine gelip Yasemin'i alıyor. İkinci kez gittiğinde ise sığınma evi yönetimi, bebeğinin ilaçları ve beslenme rejimini karşılamıyor. Yasemin bebeğinin sağlığı için bu kez kendisi ayrılmak kalıyor. Gidebileceği yer olmadığı için de evine dönüyor.

Yaşadığı cehennemden çıkmak isteyen Yasemin'e tüm kapılar tek tek kapanıyor. Maruz kaldığı şiddet sarmalı giderek katmerleştiriyor. Yine kocasının şiddetine uğradığı bir gün Yasemin kendisinin öldürüleceğini bildiği için hayatını savunuyor ve kocasını öldürüyor.

Ayın gün gözaltına alınarak tutuklanan Yasemin, 3 yıl hapishanede kaldı. Kadın avukatlar ile kadın örgütlerinin mücadelesi sonucu 3 yılın ardından mahkeme “meşru müdafaa” diyerek, "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verdi.

'KADINLARIN DAYANIŞMASIYLA BUGÜNLERE GELDİM'

Tüm bu süreç boyunca yaşadıklarını ETHA'ya anlatan Yasemin Çakal, sözlerine ne kadar güçlü olduğunu vurgulayarak başladı: "İyiyim, güçlüyüm, daha sağlıklı düşünebiliyorum, ayaklarımın üzerine basabiliyorum. Hapishaneye ilk girdiğim zamanlara göre çok daha iyiyim."

Hapishaneye ilk girdiği zamanlar hayatın bittiğini, artık yolun sonuna geldiğini, bundan sonra hiç mutlu olamayacağını düşündüğünü, hiçbir şey hissedemediğini, burada öleceğini düşündüğünü ifade eden Yasemin, "Kadınların dayanışması ile bugünlere geldim. Daha önce de bir sürü erkek avukat ziyaretime gelmişti ama ben onlara güvenemiyordum. Sonra feminist avukatlar gelmeye başladılar. İlk başta benimle dalga geçiyorlar sandım ama daha sonra o güveni hissettim. Ve hayatım değişmeye başladı. Kitap okumaya başladım, gazete okumaya başladım, araştırdım, gündemi takip etmeye, kadınların davalarını, yaşadıklarını takip etmeye başladım. İnsanları anlamaya çalıştım, dinlemeye başladım. Eskiden insanlarla konuşurken insanların gözünün içine bakamazdım, artık bakabiliyorum. Bütün bunlar kadınların dayanışmasıyla oldu" dedi.

Tek başına yapabileceği her şeyi yapan Yasemin, bunu neden yaptığını şu sözlerle anlattı: "Anne olmadan önce katlanmaya çalışıyordum, daha doğrusu çok farkındalığım yoktu. Anne olduktan sonra çocuğumun bu şekilde büyümesini istemedim. Bu şekilde büyümemeliydi, 'Oğlum da ona benzer mi?', 'Aynısını o da yaşar mı?', 'Yarın büyüdüğünde yanında şiddet uygulanır mı?', 'Çocuğa bir şey yapar mı' diye düşümdüm hep. O zaman aileme rağmen, onların karşı çıkmasına rağmen gidip boşanma davası açtım. Ailem istemedi beni, boşanma davasından sonra sokakta kaldım, parkta kaldım."

'KADIN AVUKATLARIN DAHİL OLMASIYLA DAVANIN SEYRİ DEĞİŞTİ'

Kadın avukatların dava sürecine dahil olmasıyla davanın seyrinin değiştiğini aktaran Yasemin, şunları söyledi: "2. mahkememdi, savcı mütala vermişti, karar çıkacaktı yani. Ama feminist avukatlardan Meriç Eyüboğlu bu durumun hukuka, adalete, AİHM kararlarına aykırı olduğunu, 2. duruşmada karar verilemeyeceğini, bunun önyargılı bir yaklaşım olduğunu söyleyince her şey değişti. Karar aşamasındaki dava uzadı, davanın tüm seyri değişmiş oldu yani."

'ÇİLEM ÇIKTIKTAN SONRA DIŞARIYA İLİŞKİN HAYALLER KURABİLDİM'

Yasemin, mahkemede kadınların kendisine sahip çıkmasına şaşırmış. Çünkü ailesi dahil etrafındaki kimse Yasemin'e sahip çıkmamış. Çilem Doğan'ın tahliye olması Yasemin'de bambaşka bir umut yaratmış. Yasemin, Çilem'in tahliyesinden sonra hissettiklerini şöyle anlattı: "Çilem de geçen yıl bu zamanlar çıkmıştı. Koğuşta bir bayram havası vardı. Çilem çıktından sonra umudum daha da büyüdü. O çıktıysa ben de çıkarım herhalde, diye düşündüm. Sanki ben tahliye olmuş gibi sevinmiştim. Çilem çıktıktan sonra dışarıya ilişkin hayaller kurabildim. Çilem sadece bana değil, benim durumumda içeride olan bir sürü kadın var, onlara da umut oldu. Şimdi ise ben umut oldum o kadınlara."

Yasemin karar davasında çok karışık duygular yaşamış. Yasemin, mahkeme heyeti başkanı kararı okurken önce kendisine 25 yıl hapis verildiğini zannetmiş. O an yaşadıklarını şöyle aktarıyor: "25 yılı duyduğumda çöktüm, oturdum, çok ağır ceza vereceklerini düşündüm. Sonra mahkeme başkanı polislerin amirini çağırdı ve 'güvenliği alın' dedi. İşte o zaman ya çok ağır bir ceza ya da beraat vereceklerini düşündüm, ortası yoktu bence. Daha hakim kararı tam okumadan avukatların çıktın dediğini duydum. Tahliye olacağımı öğrendikten sonra rüya gibi geldi. İlk avukatlarıma sarıldım."

'BIRAKTIĞIM ANDA ELİMDEN KADINLAR TUTTU'

Yasemin, hapishane kapısından çıkana kadar özgürlüğüne kavuşacağına inanamamış. Hapishane çıkışında kadınlar tarafından karşılanan Yasemin, o anları şöyle anlatıyor: "Her şey film gibiydi. Sonrasında kardeşlerimle beraber Büyükçekmece'ye gittim, orada küçük bir kutlama yaptık. O arada eve çok fazla gazeteci, TV kanalları gelip gidiyormuş, onları atlatmak için başka bir yerde kaldım."

Özgürlüğüne kavuşmasını sadece avukatlarının değil, arkasındaki büyük bir kadın ordusunun dayanışmasına borçlu olduğunu vurgulayan Yasemin, kadınlara şöyle seslendi: "Hiçbir zaman hayal etmekten vazgeçmesinler, hayattan vazgeçmesinler. Ben bıraktım, bıraktığım anda kadınlar elimden tuttu. Gerçekten kadınlar birlikte güçlü, hiçbir şey bitmiyor."

JİN JİYAN AZADİ

Bundan sonra her şeyden önce iyi bir anne olmak istediğinin altını çiziyor Yasemin ve hayatta yapmak istediklerini yapacağını belirtiyor. Yasemin bundan sonra kadınların yanında duracağını ifade ederken, hapishaneden çıktığında söylediği "Jin, jiyan, azadi" sözlerini tekrarlayarak konuşmasını sonlandırıyor.