ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Paramiliter burjuvaziyi yatıştırmak mı, tasfiye etmek mi?-Alp Altınörs

Venezuela'da esas mesele, Bolivarcı hareketin sınıf uzlaşması stratejisini ne kadar sürdüreceğinde yatıyor. Zira, Chavez zamanından bu yana sürekli yatıştırma taktiği izlenen büyük sermaye grupları, buldukları her fırsatta, demokratik halkçı rejimi devirmek için her türlü girişimden sakınmıyor. Maduro, "Üretmeyen özel sektör işletmelerine el konularak işçilere devredileceği" açıklamasını tutarlı biçimde uygularsa, ancak o zaman Venezuela'da üretken bir ekonomi yönünde bir ilerleme sağlanabilir.

Etkin Haber Ajansı / 10 Ağustos 2017 Perşembe, 09:13

ALP ALTINÖRS- Venezuela'da 30 Temmuz seçimleri, yeni bir dönemin kapılarını açtı. Yeni seçilen Kurucu Meclis halkın coşkulu gösterileri eşliğinde göreve başlarken, faşist hareketin ABD destekli bir darbe girişimi fiyaskoyla sonuçlandı.

Kurucu Meclis seçimlerini, kendilerine yönelik hiçbir kısıtlama ya da engelleme söz konusu değilken boykot eden sağ-faşist partiler bloku (MUD), yasama yetkilerini Bolivarcı harekete kaptırmış olmanın paniği ve saldırganlığı içerisinde. Gerçekten, kendisini demokratik bir blok olarak ilan eden ve ülke çoğunluğunun kendilerinde olduğunu öne süren MUD, neden Kurucu Meclis seçimlerine katılmadı? Kurucu Meclis, Venezuela anayasasına göre, halk oyuna dayanan kurucu güçtür. (Md. 347) Başkan, Bakanlar Kurulu kararıyla, Kurucu Meclisi göreve çağırabilir. (Md. 348) Ancak bir kez toplandığı zaman, Kurucu Meclis kararlarını veto etme yetkisi yoktur. (Md. 349) Böyle iken, sağ-faşist muhalefet bloku neden Maduro'nun çağrısını ona karşı bir silaha dönüştürmedi? Neden Kurucu Meclis seçimlerine katılıp, ülkenin anayasasını baştan aşağı değiştirme şansını tepti?

Bu soruların yanıtı süreç ilerledikçe, daha net görülüyor.
İlkin, "Demokratik Birlik Masası" (MUD) hiçbir demokratik karakter taşımıyor. Irkçı-faşist, zengin şovenisti, parababası, mali oligarşi gruplarının bir koalisyonudur. İkincisi, ülkede çoğunluk falan değiller. Üçüncüsü, ülkedeki ekonomik durum 2015'teki gibi değil, dolayısıyla emekçi sınıfların Maduro yönetimine pasif muhalefeti son bulmakta. Bolivarcı taban yeniden kenetlenmekte. Dördüncüsü, MUD grupları "tam da Maduro'yu devirmenin eşiğine gelmişken", hele bir de "Amerika'yı arkalarına almışken" (!) Kurucu Meclis'le oyalanmak istemediler. Ve bununla bağlantılı olarak beşincisi, bu seçimlerde muhalefetin yenilgiye uğrayacağını açıkça gören CIA, muhalefet gruplarını boykot kararı almaya zorladı. Seçimlerden kısa süre önce CIA Direktörü Mike Pompei, pek rastlanmayan bir tarzda, Venezuela'da iktidarı devirmek için muhalefetle birlikte çalıştıklarını basına açıkladı.

KURUCU MECLİS AÇILDI

Kurucu Meclis 5 Ağustos'ta açıldı. Delcy Rodriguez, Kurucu Meclis'in başkanı olarak yemin etti. Kurucu Meclis, ilk haftasında, ülkede yaşanan şiddet olaylarının araştırılması için bir "Hakikatler Komisyonu" kurdu, "Kurucu Meclis'i tanımadığını" ilan eden Başsavcıyı görevden alarak yeni bir Başsavcı atadı.
Kurucu Meclis'in görev başı yapmasıyla, 2015 seçimlerinde sağ-faşist blokun neredeyse 2/3'lük çoğunluğu elde ettiği Ulusal Meclis devre dışı kaldı. Böylece, Amerikan emperyalizmi ve yerli sermaye gruplarının politik iktidar hayalleri bir kez daha geriye düştü. Bolivarcı yönetim politik inisiyatifi ele geçirdi. İçeride taban desteğini giderek yükseltmeye başladı.

DARBE GİRİŞİMİ

Emperyalizmin bu gelişmelere yanıtı, panik halinde hazırlandığı besbelli olan Paramacay darbe girişimi oldu. 20 sivil, sırtlarına asker üniforması giymiş halde, başlarında (hırsızlık soruşturmasından firari) bir eski teğmen ile birlikte, 6 Ağustos günü şafak saatlerinde Valencia eyaletindeki Paramacay kışlasına girdiler. Hedefleri, 41. Zırhlı Tugay'ın bulunduğu kışlayı ele geçirip, ülkede bir askeri isyan başladığını ilan etmekti. Bunun için hazırladıkları videoyu da sosyal medyaya girmişlerdi. Oysa daha kışlanın cephaneliğine giremeden, birçoğu yakalandı, 2'si öldürüldü, 10 kadarı kaçtı.

Paramacay fiyaskosu, sağ-faşist blokun ordunun içindeki dayanaklarının zayıflığını sergiledi. Güç gösterisi yapmak isterken, rezil oldular. Koca ordunun içinden, bula bula eski bir teğmeni bulabilmişlerdi. Sosyal medyadan ayaklanma çağrısı yapan videoda konuşan eski binbaşı Juan Caguaripano Scott'un 2014'te ülkeden kaçtığından bu yana ABD'nin Miami eyaletinde ve sonra Kolombiya'da yaşamış oluşu, bu fiyaskonun sahipleri hakkında hiçbir şüpheye yer bırakmıyordu.

Ne var ki, Paramacay kışlasına yönelik saldırı, Venezuela'da bir kontra savaşı yönündeki gidişin de alarmı oldu. Komşu Kolombiya'dan getirtilen paramiliter gruplar eliyle 30 Temmuz seçim günü yaratılan şiddet ortamında, bir günde 21 asker-polis yaralanmıştı. Sağ-faşist blok siyasi inisiyatifi yitirdikçe, paramiliter gruplar eliyle karşı devrimci şiddeti tırmandırabilir. Ne var ki, bu yoldan fazla bir mesafe kat etmeleri de mümkün gözükmüyor.

MERCOSUR'UN VENEZUELA'YI İHRACI

Chavez'in büyük önem atfettiği, Latin Amerika kapitalistlerinin örgütü MERCOSUR'un Venezuela'yı ihraç etmesi de emperyalizmin bir diğer adımıydı. Maduro yönetimi uluslararası alanda tecrit edilmek isteniyor. Uruguay, Ekvador, Bolivya, Küba, Nikaragua kıtada Caracas'a destek veren ülkeler. Caracas'ta toplanan ALBA zirvesi bu desteğin somut ifadesi oldu. İngiltere İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn'in ve eski futbolcu Maradona'nın destek açıklamaları da uluslararası kamuoyunda yer buldu. Bu koşullarda, Türkiye halklarının Venezuela'ya desteği büyük önem kazanıyor.
10 Aralık yerel yönetimler seçimleri yaklaşırken, Kurucu Meclis bozgununun etkileri sağ-faşist blokta görülmeye başladı. MUD içindeki kimi partiler katılımdan yana tavır koyarken, kimileri boykot tavrını sürdürmekten yana tavır koydu. Her iki durumda da, sağ-faşist blokun gerilemesinin 10 Aralık seçimlerinde de süreceği görülüyor.

MARX'IN TEZLERİ PETROL EKONOMİLERİNDE GEÇERSİZ Mİ?

Venezuela'da esas mesele, Bolivarcı hareketin sınıf uzlaşması stratejisini ne kadar sürdüreceğinde yatıyor. Zira Chavez zamanından bu yana, sürekli yatıştırma taktiği izlenen büyük sermaye grupları, buldukları her fırsatta, demokratik halkçı rejimi devirmek için her türlü girişimden sakınmıyor. Bolivarcı rejim üzerindeki uluslararası tecrit hamlesi de öncelikle Venezuela tekelci sermayesini, Bolivarcı hükümetin olası hamlelerinden korumayı hedefliyor.

Petrol ekonomisini aşan, yeni bir üretken ekonominin kurulması olmaksızın Bolivarcı hareketin, bırakın ilerlemeyi, iktidarda kalması bile mümkün gözükmüyor. Tarım üretimi sıfırlanmış, ülkenin gıda tedariği üç kapitalist grubun insafına terk edilmişken; özel kapitalist sektörün elindeki fabrikalar üretimle değil sabotajla meşgulken, bu sorunların üzerinden atlayarak, salt yasama yetkilerini geri almakla bu krizin çözüleceğini sanar ise, Bolivarcı hükümeti yeni ve daha büyük krizlerin bekleyeceğini bugünden söyleyebiliriz.

Özel sektörle sürekli uzlaşma, devlet petrol endüstrisine dayanma, Bolivarcı iktidarın "sosyalizm" iddialarını sürekli havada bıraktı. Chavez, 2007'de, "Karl Marx'ın hayal ettiğinden çok farklı bir sosyalist modeli 21. yüzyılda inşa etmeye kararlıyız. Bu bizim modelimizdir ve petrol zenginliğimize dayanır. Petrol etkinliği, bizim ekonomik modelimize özgüdür"* diyordu. Chavez'in "petrol sosyalizmi", devletin petrol zenginliğine dayanarak, özel sektörle çatışmadan sosyalizmin inşa edilebileceğini, Marx'ın bu noktada "aşılacağını" öngörüyordu. Ne var ki, dünya petrol fiyatlarının düşüşüyle birlikte, Marx bir kez daha haklı çıktı. Petrol gelirleri kıtlaştıkça, Venezuela tekelci sermayesiyle Bolivarcı hükümet arasındaki çatışma tırmandı. Bugün Maduro'nun sırtına binen ekonomik sorunların esası, Chavez döneminden bakiyedir. Tarımı yeniden inşa etmekte, üretken bir ekonomiyi kurmakta mesafe kat etmenin yegane yolunun asalak burjuvaziyle mücadele olduğu bugün artık açıktır.

Maduro, Chavez'in hatalarını yinelerse, bu kez yenilgiden sakınamayabilir. Geçtiğimiz 1 Mayıs'ta yaptığı, "Üretmeyen özel sektör işletmelerine el konularak işçilere devredileceği" açıklamasını tutarlı biçimde uygularsa, ancak o zaman Venezuela'da üretken bir ekonomi yönünde bir ilerleme sağlanabilir.

*https://www.aporrea.org/actualidad/n98719.html