ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Helin ve İdil'den mektup: Potansiyel doğru ve gerçek gazetecilikten tutukluyuz

Gazetecilik bölümü öğrencileri Helin Yılmaz ve İdil Özbek, tutuklu bulundukları hapishaneden mektup gönderdi. Tutuklu iki öğrenci, "Bugün biz, toplu katliamlar için hazırlık yapan IŞİD ile savaşanların gülen yüzlü bir fotoğrafı için tutukluysak, yarın da IŞİD'e yardım gönderenlerin haberini yaptığımızda tutuklanacağımızın imasını alıyoruz" diye belirtti.

Etkin Haber Ajansı / 17 Temmuz 2017 Pazartesi, 14:32

İSTANBUL – İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümü öğrencileri Helin Yılmaz ve İdil Özbek, tutuklu bulundukları Bakırköy Kadın Hapishanesi'nden yolladıkları mektupta, basın özgürlüğünün ve en temel haklardan olan haber alma hakkının gasp edildiğini kaydetti.

Yılmaz ve Özbek, Rakka'nın özgürleştirilmesi hamlesinde ölümsüzleşen MLKP/KKÖ savaşçısı Ayşe Deniz Karacagil'in (Destan Temmuz) fotoğrafını, Gezi direnişinin 4. yıl dönümünde taşıdıkları için, "örgüt propagandası" iddiasıyla gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı.

"Biz İstanbul Üniversitesi'nde gazetecilik bölümünde öğrenim gören tutuklu öğrencileriz. Gazeteciliği, YÖK'ün belirlediği kriterlere göre, puanımız yettiği için değil, düşünce ve ifade özgürlüğü ilkesini benimsediğimiz için seçtik" denilen mektupta, Yılmaz ve Özbek'in benimsedikleri ilkeleri 'saygın' üniversitede, KHK'larla ihraç edilen hocalarından öğrendiklerini kaydetti.

Şuan ki tutukluluk hallerinin gazeteciliğin ön şartlarından biri olduğunu ifade eden Yılmaz ve Özbek, mektuplarına şöyle devam ettiler: "Henüz elimize kalem almaya başlamış olmasak da, fezlekelerde her ne yazarsa yazsın 'potansiyel doğru', 'gerçek gazeteci'likten tutukluyuz. 31 Mayıs 2017 günü Taksim Dayanışması'nın çağrısı ile binlerin katılımıyla gerçekleşen Gezi Ayaklanması'nın 4. yıl dönümü yürüyüşünde bizler de Taksim'deydik. Gezi'de yaşamını yitiren ve simgeleşenlerin anıldığı yürüyüşte yer almamız ve IŞİD'e karşı savaşırken hayatını kaybeden, Gezi'nin 'Kırmızı Fularlı Kız'ı olarak bilinen Ayşe Deniz Karacagil'in fotoğrafını taşımamız sebep gösterilerek tutuklandık.

Bunun akabinde OHAL yasaları gereği öğrenciliğimizde kesintiye uğramış oldu. Orada ne Ethem'i, Ali İsmail'i anmak suçtu ne de IŞİD'in hedefi olmuş 33 arkadaşımızı kaybeden iki sosyalist genç olarak IŞİD'e karşı savaşan Ayşe Deniz Karacagil'in fotoğrafını taşımak. Bugün biz, toplu katliamlar için hazırlık yapan IŞİD ile savaşanların gülen yüzlü bir fotoğrafı için tutukluysak, yarın da IŞİD'e yardım gönderenlerin haberini yaptığımızda tutuklanacağımızın imasını alıyoruz.

IŞİD konusundaki bu 'hassasiyet' bize manidar gelse de biliyoruz ki krizleri gizlemenin ilk 'çözümü' basın özgürlüğünü ve en temel haklardan olan haber alma hakkını gasp etmektir. Yaşımız kadar adalete olan inancımız da çok genç ve diridir. Bir daha gazetelerde, duvarın ötesinden gönderdiğimiz mektuplarımızı değil yaptığımız haberleri okumanız dileğiyle."