ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Emani ilk değildi, ama son olsun - Fadime Çelebi

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak'ın "Suriyeliler olmazsa fabrikada ucuza çalıştıracak kimse bulamayız" sözü AKP'nin mülteci politikasını özetler niteliktedir. AKP, bu ülkedeki işçi ve emekçileri açlık sınırında yaşamaya mahkum etmek için mültecileri bir tehdit olarak kullanıyor. Yükselen mülteci karşıtlığı ise toplumda ırkçılığı ve cinsiyetçiliği körüklüyor.

Etkin Haber Ajansı / 15 Temmuz 2017 Cumartesi, 11:00

FADİME ÇELEBİ - Emani Al Rahmun, Suriye'deki iç savaş nedeniyle yeni bir yaşam serüveniyle umutlarını bohçalayıp yola düşen mültecilerden sadece biri. Bu düş, ırkçı faşist bilinçle birleşen erkek egemen duvarlara ve setlere çarparak katledildi. Erkek egemenliği ve ölüm tehdidi Emani gibi binlerce kadının yaşamında kol geziyor. Milyonlarca mülteci kadın savaştan, yıkımdan, katliamdan ve tecavüzden kaçıp göç etmek zorunda kalıyor.

Emani'yi ülkesini terk etmek zorunda bırakan ve mülteci olarak sığındığı ülkede tecavüz edilerek katleden sistem kapitalist erkek egemen sistemin ta kendisidir. Göç etmek zorunda bırakıldıkları bir coğrafyada her türlü baskı, şiddet, ırkçı ve cinsiyetçi durumla yüz yüze kalıyor mülteci kadınlar. Kendilerine yabancı bir ülkenin dili ve kültürü içinde en zor koşullarda yaşam mücadelesi veriyorlar. Asgari ücretin çok çok altında çalışma ve sosyal haklardan yoksun yaşam koşulları, ırkçı uygulamalar, taciz, tecavüz ve istismarla birleşiyor ve çoğu zaman 'kader' oluyor onlar için.

Emani'nin katledilmesi erkek egemen şiddetin uluslararası boyutunu yeniden gündeme getirmiş durumda. Elbette ki Emani'nin kafasını taşla ezerek, 10 aylık çocuğunu boğarak katleden erkek vahşeti yoktan var olmadı. Barış için yollara düşen Pippa Bacca yine aynı erkek egemen aklın vahşeti sonucu katledilmişti.

Taciz ve tecavüzün artan rakamları dünyada kadına yönelik şiddetin geldiği durumu gün yüzüne çıkarıyor. İstatistikler her geçen yıl bir önceki yılları altüst eden veriler sunuyor. Gerici faşist iktidarların körüklediği savaş politikaları ile kadına yönelik şiddeti yeniden üretiliyor. Irkçılıktan beslenen bu damar elbette ki cezasız kalıyor.

Toplumsal olarak da çeşitli ülkelere sığınan mülteciler iyileşmenin ve toplumsal yaşama dönmenin zerresini göremiyor. Genel olarak mültecilere ve göçmenlere karşı yerli halklar tarafından potansiyel suçlu olarak bakılsa da, söz konusu kadınlar olunca bu durum daha da vahim bir hal alıyor.

Mülteci kadınlar geldikleri ülkenin yaşam koşularını bilmedikleri için de bir dizi tehlike onları bekliyor. Erkek egemen devlet ve onun sermayesi her koşulda ve her durumda ucuz iş gücü olarak gördüğü kadınlara yapılan taciz ve tecavüzü de cezasız
bırakıyor.

Uluslarası alanda Türkiye bir dizi sözleşmelerin altına imza atmasına rağmen bugün mülteciler ve göçmenler söz konusu olduğunda hiç bir siyasal ve sosyal hak uygulanmıyor. Mülteciler statüsüz bırakılarak en ağır sömürü ve çalışma koşullarına razı edilmekte ve kendi sorunlarıyla baş başa bırakılarak yaşam mücadelesi vermektedirler.

Oysa ki, nerede olursa olsun tüm mülteciler gittikleri ülkelerde yasal bir statüye sahip olmalıdır. Çalışma ve yaşam güvencesi sağlanmalı, kadın mültecilerin sağlık, eğitim ve çocuklarının geleceğini güvence altına alacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Ancak Başbakan yardımcısı Veysi Kaynak'ın "Suriyeliler olmazsa fabrikada ucuza çalıştıracak kimse bulamayız" sözü AKP'nin mülteci politikasını özetler niteliktedir. AKP, bu ülkedeki işçi ve emekçileri açlık sınırında yaşamaya mahkum etmek için mültecileri bir tehdit olarak kullanıyor. Kadınları toplumsal yaşamdan dışlamak içinse taciz ve tecavüzü cezasız bırakarak meşrulaştırıyor. Yükselen mülteci karşıtlığı toplumda ırkçılığı ve cinsiyetçiliği körüklüyor.

AKP, mülteciler üzerinden kadınlara açlık, yoksulluk, tecavüz, merdiven altı kürtaj ve katliam politikalarını ile yaşamlarımızı esir almaya çalışıyor. Ancak bizim kara zulmün altında çiçekleri solmayan mücadele ve dayanışma örtümüz var. Bu örtüyü altında yaşayacağımız gökyüzüne çevirelim ve mülteci karşıtlığına ve kadın düşmanlığına izin vermeyelim.