ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Efrîn'e işgal tehdidi ve saldırılar - Hüseyin Aslan

Kobane işgali ve saldırısı, Stalingrad direnişi ruhu ve kahramanlığıyla püskürtüldüyse, Şehba ve Efrîn'e yönelik saldırı ve işgal de aynı direniş ve serhildan ruhuyla püskürtülecektir. Erdoğan diktatörlüğünün Kürt halkına karşı öngördüğü bu kırmızı çizgileri de, diğerleri gibi yok olacaktır. Kürt halkı kendi kaderini kendi eline alacak ve özgürleşme yolunda ilerleyecektir. Türkiye'nin demokratikleşmesi de, bu devrimci savaşın zaferinden geçecektir.

Etkin Haber Ajansı / 13 Temmuz 2017 Perşembe, 09:23

HÜSEYİN ASLAN- Rojava devrimi ve demokratik yönetim modeli, Suriye, Ortadoğu ve dünyada direnen halklara ve devrimci güçlere sempati ve güç kaynağı olmaya devam ediyor. Her geçen gün dünya ve bölge halkları, Suriye ve Ortadoğu'daki bu yağmacı, kirli ve yıkıcı savaşın ya da savaş zeminin ancak halkların birleşik savaşı ve iradesinin belirginleşmesiyle ortadan kalkacağını görüyor, kendi deneyleri ve algısıyla test ediyor.

Bu anlamda, Rojava'nın "üçüncü çizgi"deki varoluşu, bunun Suriye ve Ortadoğu'da genişliğine ve derinliğine yayılması, bugün ve gelecek bakımdan belirgin ve belirleyici toplumsal-siyasal aktör olarak ortaya çıkması; toplumsal ve siyasal ordulaşması; rekabet ve hegemonya savaşı içindeki emperyalist güçleri, bölgenin sömürgeci devletlerini, DAİŞ benzeri politik İslami faşist çeteleri ve KDP gibi yerel gericilikleri korkutuyor. O nedenle PKK ve Kürt özgürlük hareketinin KDP çizgisine çekilmesi hep istenmiş ya da dayatılmıştır. Bu durum, Rojava devrimi ve demokratik yönetimine karşı sözkonusu güçlerin karşıdevrim cephesinde birleşmesini; ya da bütün çelişki ve çatışmalara rağmen saldırılara sessiz kalmasını getirebiliyor. Bölgesel güç ilişkileri ve dengeleri, ittifak kombinezonlarının hızla ve beklenmedik biçimde değişmesine yol açabiliyor.

Yakın zamanda ABD, Suriye savaş uçağını düşürdü. Bununla İran ve Rusya'ya da mesaj verdi. ABD, Türkiye hükümeti'nin bütün yalvarma ve rüşvet tekliflerine karşın YPG'ye silah vermekten geri durmadı. Almanya İncirlik üssündeki askeri güçlerini geri çekti. İran, Deyrazor'da DAİŞ'e yönelik füze saldırıları düzenledi.

Sömürgeci faşist Türk rejiminin Rojava'ya yönelik saldırı tehditleri karşısında ABD askerleri YPG ile Rojava'da; Rus askerleri YPG ile Efrîn'de birlikte göründüler. Ama aynı güçler, yakın geçmişte TSK'nın Cerablus ve El Bab işgaline onay verdiler ya da seyirci kalabildiler...

Astana ve Cenevre görüşmeleriyle "çözüm ya da sonuç" alınmaya çalışıldığı bugün de, o günleri hatırlatan bir sessizlik içine girdiler. Rusya, Efrîn'deki bazı askerlerini Suriye rejiminin etkinlik alanlarına çekiyor. Efrîn ve Şehba'ya yönelik saldırı hazırlığı karşısında, ABD öncülüğündeki koalisyon sözcüsü Albay Ryon Dillon ise Rakka'ya yönelik dikkatleri "çevirecek ya da caydıracak her şeyden kaygılıyız" biçiminde muğlak açıklamalar yapıyor. Ve hatta, PYD-YPG güçlerine de mesaj veriyor: Gerçekleşecek olası bir işgal ve saldırı sürecinde, DSG güçlerinin yüzlerini Efrîn'e çevirmesi, DAİŞ'le savaşılmayacağı anlamına geleceğini belirtti. Zaten ABD emperyalistlerinin sömürgeci Türk devleti'nin Rakka karşısındaki kaygıları karşısında, PYD-YPG ile ilişkilerinin "geçici, zorunlu veya taktik" askeri işbirliği çerçevesinde kalacağı açıklamaları da biraz bunu gösteriyor.

Gelinen yerde, sömürgeci faşist Türk burjuva devleti, Rojava devrimini boğmak ya da politik hedeflerinden vazgeçirmek; Kürt özgürlük mücadelesinin kazanımlarını yok etmek için daha doğrudan, belirgin ve pazarlıklı diplomatik ve taktik politikalarını devreye koymuş bulunuyor. Rusya, İran ve Katar'la içine girdiği siyasi ve diplomatik ilişkiler, telefon görüşmeleri ve pazarlıklar trafiği bunu gösteriyor.

Suriye'de pazarlıklar, satışlar, çıkarlar ve arayışlar hiçbir kural, ahlak ve süreklilik taşımıyor. Bütün özellikleriyle burjuva politikaları ve bunun başka araçlarla devamı savaşların vahşetini resmediyor.
Rusya, ABD-YPG askeri işbirliğinden rahatsız, bunu zayıflatmak istiyor. Türk Akımı Projesi'nin inşaatı başlatıldı. Domates pazarlığının gerisinde başka tavizler koparma peşinde. İran, Rakka sonrası Dera Zor hamlesini durdurmak ve İran-İrak-Suriye- Lübnan Şii hilalini korumak istiyor. Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar karşısında İdlip'te kendisine bağlı çeteci güçlerinin tasfiye edilmesi veya zayıflatılmasına direnç gösteriyor.

Görünen o ki, dün Halep karşısında Cerablus ve El bap işgaline girişen Türkiye, bugün yine İdlip'te El Nusra ve diğer çete örgütlerin tasfiyesi karşılığında Rusya'nın onay vermesiyle Efrîn ya da Şehba'yı işgal etme diplomatik manevraları, pazarlıkları ve planları içindedir. Cumhurbaşkanı başdanışmanı İbrahim Kalın, 22 Haziran'da, "İdlip'te Türk ve Rus askerleri konuşlanabilir" açıklaması bu anlama geliyor. El Nusra'nın başını çektiği Tahrir'uş Şam'ın, Türkiye'nin desteklediği Ahrar'uş Şam ve TSK'nın İdlib'e girmesini işgal olarak görecekleri ve buna karşı savaşacaklarını açıklamaları bunu gösteriyor.

ŞEHBA VE EFRİN HALKI İŞGAL TEHDİDİ VE SALDIRISINA KARŞI DİRENECEK

Sömürgeci faşist rejim, son günlerde Efrîn'e bağlı ilçe ve köylere top ve havan saldırılarını yoğunlaştırdı. Burjuva medya yoluyla MİT ve kontrgerilla mensupları savaş senaryolarını tartışıyor. Rojava'ya savaş ilan edilmiş durumda. Silah yığınağı yapılıyor, top atışlarıyla sivilleri katlediliyor, köyler göçe zorlanıyor. İşgal denemeleriyle meşruiyet zemini oluşturuluyor. Tel Fırat, Azez ve Minnig havaalanı ilk işgal edilecek alanlar arasında. Demokratik Suriye Meclisi, Türk burjuva devletinin askeri müdahalesinin "genel seferberlik ve savaş ilanı" anlamına geleceğini açıkladı. Ve bütün dünyaya işgali durdurun çağrısı yaptı.

Dün Cerablus ve El Bab işgalinde DAİŞ'in hedeflendiği belirtildi. Kürt halkı dolaylı hedefti. Ama bugün Kürt halkı ve PYD doğrudan hedefleniyor. Ve Kürt halkının toprakları işgal ediliyor.

Efrîn ve Şehba halk meclisi yönetimleri ve özsavunma güçleri, ordulaşan YPG, sömürgeci Türk devletinin işgali ve ÖSO gibi çetelerin saldırılarına karşı hazırlıklıdır.

Sehba'da Kürt, Türkmen ve Arap halklarının ortak sivil özsavunma ve toplumsal örgütlenme düzeyleri, yine askeri ve siyasi örgütlenme düzeyleri gelişkindir. Dışta ve içte karşıdevrimci sabotaj, saldırganlık ve işgale karşı devrimci refleks, bilinç ve örgütlülüğe sahiptir.

AKP ve Saray diktatörlüğü, iflas etmiş Suriye ve Ortadoğu politikalarını gizli görüşmeler, satışlar ve pazarlıklarla, askeri işgal ve saldırganlıklarla yenilemek, başarılı kılmak istiyor. Bu uğurda Türk halkının çocuklarını yayılmacı ve işgalci savaşta ölüme gönderiyor. Suriye'de siyasal ve tarihsel fırsatları değerlendiren mazlum Kürt halkının kendi kaderini kendi eline almasına karşı duruyor ve savaşıyor.

Nasıl ki, Kobane işgali ve saldırısı, Stalingrad direnişi ruhu ve kahramanlığıyla püskürtüldüyse, Şehba ve Efrîn'e yönelik saldırı ve işgal de aynı direniş ve serhildan ruhuyla püskürtülecektir. Erdoğan diktatörlüğünün Kürt halkına karşı öngördüğü bu kırmızı çizgileri de, diğerleri gibi yok olacaktır. Kürt halkı kendi kaderini kendi eline alacak ve özgürleşme yolunda ilerleyecektir. Türkiye'nin demokratikleşmesi de, bu devrimci savaşın zaferinden geçecektir.