ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Kadın ve mülteci olmanın 'hiç'liği - Havva Cuştan

Suriyeli mülteci Emani Al Rahmun, 10 aylık çocuğuyla birlikte 9 aylık hamileyken katledildi. Emani'nin katledilmesi; cinsiyetçiliğin, ırkçılığın sistematik olarak körüklenmesinin bir sonucu. #SuriyelilerEvineDönsün hashtagının açılması, binlerce insanın Suriyelilere nefret kusması, bir kaç yerden Suriyelilere linç haberlerinin gelmesi ne tesadüf ne de münferit.

Etkin Haber Ajansı / 13 Temmuz 2017 Perşembe, 09:15

HAVVA CUŞTAN- Emperyalistler kendi bunalımlarından çıkabilmek, kendi çıkarlarını korumak adına Ortadoğu'yu kana buluyor. Egemenler Ortadoğu'yu ezilen halklar için cehenneme çeviriyor. Ortadoğu halkları, emperyalistlerin yarattığı cehennemden kurtulabilmek adına başka ülkelere göç ettiriliyor, buna mecbur bırakılıyorlar. Göç sırasında yollarda can vermeyenler, denizlerde boğulmayanlar ulaşabildikleri ülkelerde de hiçbir statüye sahip olamıyor, pamuk ipliğinde yaşamaya devam ediyor.

Suriyeli mültecilerin sınır komşuluğundan ötürü en çok göç ettiği ülkelerden birisi Türkiye. Suriyeliler ülkeye alınıyor, ancak savaştan kurtulmaları için değil, tam da AKP/Saray'ın itiraf ettiği gibi, Avrupa'ya bir tehdit oluşturmak için, ucuz iş gücü için "buyur" ediliyor. AKP/Saray, uluslararası anlaşmaların hiçbir kural ve uygulamasına uymadan yapıyor bunu.

Politikalarının iki yüzlülüğünü ise hem hükümetin açıklamaları hem de ana akım medyanın haberleri ortaya seriyor. Her yerde Suriyelilere ırkçı nefret söylemleri ve cinsiyetçilik pompalanıyor. Başbakan Binali Yıldırım, Suriyeli mültecilere "Haddini aşıp taşkınlık yapan, suç işleyen kendisini hakim önünde, gerekirse sınır dışında bulur" açıklaması yaparsa; sokaktaki, sosyal medyadaki yansıması "Suriyeliler evine gitsin, Suriyelileri istemiyoruz, Suriyeliler kadınlarımızı taciz ediyor, Suriyeliler ülkedeki suçların kaynağı" şeklinde olmasına şaşırmamak gerek. Bu da, Suriyelilerin sokakta linç edilmesini, nefret söylemine maruz kalmasını beraberinde getiriyor. Benzer şekilde faşist Sinan Oğan "Suriyeliler evine dönsün" dedikten hemen sonra, sosyal medyada #SuriyelilerEvineDönsün hashtagının açılması, binlerce insanın Suriyelilere nefret kusması, bir kaç yerden Suriyelilere linç haberlerinin gelmesi ne tesadüftür ne de münferit.

Bu politikaların, söylemlerin başta Suriyeliler olmak üzere mülteci kadınlara nasıl katbekat döndüğünü daha önce de gördük. Bunun örneğini 2014'de Kurtuluş'ta defalarca tecavüz edilerek katledilen Ugandalı göçmen işçi Jesca Nankabirwa'dan; mülteci kamplarında kadınların asker-polis ve kamu görevlileri tarafından tacize, tecavüze uğramasından ve devletin buna çanak tutmasından; Antep vb. illerde Suriyeli mülteci kadınların satıldığı "köle pazarları"ndan biliyoruz.

Erkek egemen ırkçı politikaların katlettiği son kadın, Suriyeli mülteci Emani Al Rahmun oldu. Emani, 10 aylık çocuğuyla birlikte 9 aylık hamileyken katledildi. Emani'nin katledilmesi; cinsiyetçiliğin, ırkçılığın sistematik olarak körüklenmesinin bir sonucu.

Olaydan sonra, katillerden Birol Karacal'ın Emani'yi defalarca sistematik olarak taciz ettiğini öğreniyoruz. Yine Karacal'ın ilk cinsel saldırısı olmadığını da. Daha önce cinsel saldırıdan tutuklanmış. 5 yıl cezaevinde kaldıktan sonra çıkmış. Diğer katil Cemal Bay da daha önce bir kadına cinsel saldırı suçundan 11 yıl hapis istemiyle yargılanmış ve 2 yıl hapishanede kaldıktan sonra KHK'yla şartlı tahliye ile salıverilmiş. AKP/Saray iktidarı, Kürtler, sosyalistler, demokratlara yer açmak için 671 sayılı KHK ile hapishaneleri "boşaltmıştı." Tahliyelerde öncelik, kadın katillerine, taciz ve tecavüzcülere verildi. Kadın düşmanlarının aklanması için canhıraş çırpınanlar da bu suçlara ortak. Erkek egemen sistemin cezasızlık politikası, Emani'nin katledilmesinin zeminini de hazırlamıştır.

Emani'nin katillerinin, Emani'ye olmasa bir başka kadına tecavüz edeceğini, saldıracağını, katledeceğini tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Ama Emani'nin seçilmesi de tesadüf değil. Çünkü o Suriyeli.

Çünkü; katiller Emani'nin eşi Al Rahmun'a öfke duyuyorlar, "Suriye'den gelip kendi ekmeklerini ellerinden aldıklarını" düşünüyorlar. Al Rahmun katillerle aynı işyerinde çalışıyor. Cemal Bay ve Birol Karacal ifadelerinde "Al Rahmun bizden daha çok çalışıyordu, o yüzden aramızda tartışma çıkmıştı" diyor. Egemen medya nefreti değil de, bu konuyu daha fazla işlemeyi tercih ediyor. Devletin ırkçı, milliyetçi, cinsiyetçi politikalarının üstünü örtercesine bunu tartışmayı tercih ediyor. Emani ise arada yok sayılıyor. 10 aylık ve karnındaki çocuğuyla beraber katledilen Emani, bir kez daha bu ifadelerle "hiç"leştiriliyor, "şey"leştiriliyor.

Emani'nin bu hikayede kadın olmasından ötürü "hiç"leşmesinin diğer yanı ise katil erkeklerin, Al Rahmun'dan intikam almak istemeleri. Körüklenen, her yerde bas bas bağırılan cinsiyetçi söylemler Emani'de vücut buluyor, erkeklerin savaşı bir kez daha kadın bedenini hedef alıyor. Al Rahmun'u cezalandırmak isteyen, Suriyeli olmasından nefret duyan katiller, Emani'ye tecavüz ediyor, katlediyor. Kadına yönelik suçtan ‘tecrübesi' olan iki katil bir o kadar da rahat. Birol Karacal, Emani'nin kapı komşusu olmasına rağmen katliamdan sonra evine gelip gidebiliyor. Bu rahatlığı da devletin cezasızlık politikasından aldığı açık. Tecavüz ederek katlettiği bir kadın, devlet tarafından da tanınmayarak "hiç"leştirilen bir kadın olunca korkacak, çekinecek bir şeyi olmuyor elbette.

Olayın bilgisini ilk geçen Doğan Haber Ajansı, uzun uzun anlattığı haberinde Emani'nin "Suriyeli kadının dikkat çeken güzelliğinden öldürülmüş olabileceği"ni vurgulanması ise medyanın erkek algısını ve zihniyetini gösteriyor. Tepkiler sonucu söz konusu ifadelerin geri çekilmesi ve "özür" açıklaması hiçbir şey değiştirmiyor. Nefret söylemleri, haberleri devam ediyor.

Yeni Emaniler'in, Jescalar'ın olmaması için kadınlara çok iş düşüyor. Dünyanın her yerinde halkların kendi geleceğini belirlemesi, iradelerini ortaya koyması için dayanışmadan başka yol yok. AKP/Saray'ın, Ortadoğu halklarını tehdit eden savaş politikalarına karşı çıkmak gerekiyor. Savaş sonucu aynı havayı soluduğumuz topraklarda, göçmenlerin/mültecilerin insanca yaşam koşullarının sağlanması mücadelesini büyütmek gerekiyor. Yeni Emanilerin, Jesca'ların olmaması için ırkçılığa, milliyetçiliğe ve kadın düşmanlığına karşı cesaretle, öfkeyle durmak gerekiyor.