ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

'Tarihi ezilenler yapar ama ezenler yazar'

Direniş Günleri Festivali 2. gününde deva ediyor. "Alevilik, direniş ve tarih yazımı" konulu panelle devam eden festivalde, tarihi yapanların ezilenler yazanların ise ezenler olduğu vurgulandı.

Etkin Haber Ajansı / 18 Haziran 2017 Pazar, 15:31

İSTANBUL- Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı'nın (BEKSAV) düzenlediği İstanbul Direniş Günleri Festivali devam ediyor. Festival programı kapsamında Alibeyköy'de bulunan Dersim Dernekleri'nde, Kızılbaş Alevi Hareketi'yle birlikte "Alevilik, Direniş, Tarih Yazımı" konulu panel düzenlendi.

BEKSAV Koordinatörü yazar Şahin Tümüklü'nün moderatörlüğünü yaptığı panele, araştırmacı-yazan Erdem Çevik ve Hasan Ateş, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yönetim Kurulu Üyesi Songül Tunçdemir konuşmacı olarak katıldı.

Panelde konuşan Tümüklü, Osmanlı Devletinin arşivlerinde isyan ve kıyam ayrımı yapıldığını söyledi. Tümüklü, "Devlet bir toplumsal kesimi sıkıştırırlar, haklarını yok ederler ve bunun karşısında bir tepki örgütlenir. Bu isyandır" dedi. Devlet defterlerinde "kıyam"dan bahsedildiğini ifade eden Tümüklü, Şeyh Bedrettin'in bir kıyam olarak tanımladığını kaydetti. Tümüklü, "Kıyam aslında isyanı da içinde barındıran ama onun yanında başka bir toplum modeli alternatif mülkiyet ilişkisi ortaya koyan bütünlüklü bir ayaklanmalar ve hareket biçimidir" diye konuştu.

Kıyam hareketlerine dikkat çeken Tümüklü, Kalender Çelebi'den sonra 1165'te Seyid Abdullah denilen bir hareketin başladığını hatırlattı. Kıyam hareketinde doğrudan bir seyidin görülmediğini söyleyen Tümüklü, "Çünkü tarihi yapanlarla yazanlar aynı değil. Biz tarihi yapıyoruz yazanlar ise bizi katledenler" diye konuştu.

'SOL-SOSYALİSTLER BABAİ İSYANINI ARAŞTIRMIYOR'

Tümüklü'nün ardından söz alan araştırmacı-yasar Hasan Ateş, Babai isyanının sol-sosyalist hareket tarafından çok araştrılmadığını kaydetti. Araştırmayı Türkiye'de sadece sağ liberal bir yazar olan Ahmet Yaşar Ocak'ın yaptığını belirten Ateş, "Ocak'a göre, 1 Ağustos 1940'da gerçekleşti" dedi. İsyanın nasıl gerçekleştiğini hatırlatan Ateş, "Babai isyanı siyasal bir sürecin ürünü. Selçukluların bir iktadar kavgası var. Selçukluların kendi iç çatışmaları ve sosyal huzursuzlukları var. Anadolu'ya doğru gelen Moğol hareketi var" dedi.

Selçuklular'ın toprak düzeninde bir bozulma meydana geldiğini söyleyen Ateş, toprak aristokrasisinin de geliştiğini belirtti. Konar-göçerlerin mera olarak kullanabilecekleri alana Selçuklular tarafından el konulduğunu belirten Ateş, ırgatlaşmanın da artacağını ifade etti. Ateş, Babai isyanını sosyal ağının en önemli ayaklarından birini bu olduğunu dile getirdi. Bir diğerinin ise Baba İshak'ın kendisini mehti olarak görmesi olduğuna dikkat çeken Ateş, sağ tarihe göre ise Babai isyanlarını gerçekleştiren temel amacının ganimet olarak yer aldığını kaydetti.

'İSYANLAR 1416 DEVRİMİ OLARAK ADLANDIRILMALI'

Araştırmacı-yazar Erdem Çevik de Şeyh Bedrettin isyanına ilişkin bilgi verdi. Çevik, 1416 devrimi olarak adlandırılması gerektiğine dair tartışmaların olduğunu kaydetti. Çevik, bu devrimci hareketin komünal bir yaklaşımda olduğunu ifade etti. Bizans Tarihçisi Lukas'ın bu devrimleri ele aldığını belirten Çevik, "Ben senin evine kendi evimmiş gibi gelebileceğim sen de benim evime kendi evin gibi girip çıkabileceksin" sözleriyle komünal yaşamı anlattığını belirtti.

Bedrettin isyanına öncülük eden düşüncenin Babailerin izdüşümü olduğunu söyleyen Çevik, 1390'larda Yıldırım Beyazıd iktidara geldiğinde tüm hikayeyi merkezi bir devlet üzerine kurmaya çalıştığını hatırlattı. Tımarın devletin elinde kontrol edilmesine karşı ciddi bir tepki geliştiğini belirten Çevik, Anadolu'da 11 yıllık muazzam bir kaos dönemi yaşandığını hatırlattı.

'ALEVİLERİN DİRENİŞİNİ ANLATMAK AYLARI ALIR'

PSAKD Yönetim Kurul Üyesi Songül Tunçdemir, ne Alevileri ne de direnişini anlatmanın kısa bir zaman dilimine yetmeyeceğini ayları alabileceğini belirtti. Ezilmiş, baskı görmüş ve direnen bir halk olarak irdelemenin çok fazla zaman alacağını kaydetti. Alevilerin Selçuklu döneminde de 600 yıllık Osmanlı Devletinde ve 400 yıllık Türkiye Devletinde de hep baskı gördüğünü ve katledildiğini hatırlattı. "Bu yüzden kırsala yerleştiler" diyen Tunçdemir, Alevilerin özellikle Osmanlı Cumhuriyetin tarihinde yok sayıldığını dile getirdi. 2 Temmuz Sivas katliamının Alevileri örgütlediğini belirtti.