ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Hayır sinerjidir, mutlulukta birleştirir - Ebru Yiğit

Hayır çalışmasını yürütüyor halklarımız epeydir. Bizi birbirimizden ayıran, ortak değerlerimizi yok eden, komşuyu komşuya düşman eden ne varsa yılların bütün Hayırını zulmün ve karanlığın üstüne boca etme isteğidir yaşadığımız. 16 Nisan'da sandıktan ne çıkarsa çıksın kazanan bizler olacağız kuşkusuz. Çünkü birbirimizin yüzüne tebessümle bakmaya başladık bile.

Etkin Haber Ajansı / 20 Mart 2017 Pazartesi, 09:19

EBRU YİĞİT - Uzun bir zamandır AKP'nin toplumu kutuplaştırma politikası ile birlikte mutsuz ve birbirinden hoşlanmayan kalabalığa dönüştü toplum. Belki kimse kimseden neden hoşlanmadığının esaslı gerekçelerini bilmiyordu ama yine de hoşlanmıyordu kendisi gibi olmayandan. 15 Temmuz'dan sonra kim kimden, kim neci kim fesli belli olmazken devlet aklı tarafından yaratılan 'dört tarafımız düşmanla çevrili' algısı artık bir ülke fantezisi olmaktan çıkıp bireylerin sahte korkusu haline dönüştü.

Arada sırada yüzümüzde hoş bir gülümseme ile hatırladığımız Gezi ve 7 Haziran öncesi günlerini daha sık anar olduk. Bu kuşkusuz bir özlemin ifadesiydi. Özellikle Gezi direnişi günlerinde sokakta birbirimize bakmadan geçtiğimiz ya da ön yargı ile göz göze gelmekten imtina ettiğimiz o güzel insanlarla yan yana direnmenin mutluluğunu yaşarken aslında ne kadar zengin olduğumuzu hatırlamıştık. Birbirimizden ayrı düşecek esaslı sebeplerin olmadığını ancak birbirimize katacak ne çok şeyimizin var olduğunu çadır önü sohbetlerinde az mı itiraf ettik. Nereli olduğumuzdan, siyasi görüşümüzden önce 'Gezi'de var mıydın' diye başlayan sohbetlerde aslında nereli olmaktan çok nerde durmanın önemli olduğunu yaşadık uzunca bir süre.

Sonra karanlıktan beslenen Saray, yine soktu aramıza kin ve nefret tohumlarını. Yine bir el toplumda bir öteki yaratma ihtiyacı hissetti. Mutluluk büyüdükçe Saray'ın karanlığı küçülüyordu ve bu Saray'daki için sonun başlangıcı demekti. Şimdilerde referandum ile aradığı kutuplaşma ve ayrışmayı doruk noktasına taşımanın sarhoşluğunu yaşasa da 17 Nisan'da uzun süreli sarhoşluğun baş ağrısını çekecek kuşkusuz.

Hayır çalışması yürüten insanlarla konuştuğumda dikkatimi hep aynı şey çekiyor. İlk sözleri ya da anlattıkları şey insanların bildiri alırken ki tebessümleri, 'Siz hangi partiden geliyorsunuz' demeden önce 'Hayır mı diyorsunuz' sorusu ile sohbete başlamaları, teyzelerin 'Yorulmuşsundur çocuğum' ile başlayan ikramları vb. oluyor. Yağmurlu bir günde uzun otobüs yolculuğunda cama buğu ile yazılan 'HAYIR' yazısına verilen gülümsemeli bir bakış mutlu ediyor bizi ya da yaşlı bir amcanın stiker yapan gençlere usulca yaklaşıp 'Bana da verin o şeylerden ben de yapayım' demesi yorgunluğunu alıyor gençlerin. Getirdiği kargoda 'Hayır' materyali olduğunu gören genç işçinin 'Ben de alabilir miyim bunlardan' demesi bu toprakların uzunca zamandır özlemini çektiği ortaklık ruhunu gösteriyor.

Hayır çalışmasını yürütüyor halklarımız epeydir. Bizi birbirimizden ayıran, ortak değerlerimizi yok eden, komşuyu komşuya düşman eden ne varsa yılların bütün Hayırını zulmün ve karanlığın üstüne boca etme isteğidir yaşadığımız. 16 Nisan'da sandıktan ne çıkarsa çıksın kazanan bizler olacağız kuşkusuz. Çünkü birbirimizin yüzüne tebessümle bakmaya başladık bile. Nefretin değil barışın dilini konuşmak istiyor yüreklerimiz ve 'Hayır' ilk tohumlarını Gezi'de atıp 7 Haziran'da yeşerttiğimiz çiçeğin büyümeye başladığını gösteriyor bizlere. Öyleyse o güzelim çiçekten koca bir bahar bahçesi yaratmak için daha fazla hayır daha fazla mutluluk demek zorundayız.

Unutmayalım ki Hayır sinerjidir, insana mutluluk verir…