ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Semt bizim-ev kira: Bir işçi/öğrenci mahallesini çığrından çıkarmak - Cansu Yumuşak

Bu yazı uzun zamandır beklemektedir, ancak 17 Mart Cuma günü sabaha karşı mahallenin ortasında gerçekleşen bir cinayetin ardından kaleme alınmıştır.

Etkin Haber Ajansı / 18 Mart 2017 Cumartesi, 11:22

CANSU YUMUŞAK - Ankara'nın önceden ücra, uzak ya da sessiz, sakin olan yerleri son yıllarda dur durak bilmeyen yıllanmış Belediye Başkanı Gökçek'in yoğun çabaları sonucunda büyük şirketlere, inşaat firmalarına, sayısız AVM'lere birini daha eklemek isteyen girişimcilere ve elinde yüklüce anapara bulunan ve kendi küçük burjuva banliyölerini yaratmak amacıyla insanları yerinden yurdundan eden hayalperestlere büyük rantlar karşılığında parsel parsel satıldı.

100. Yıl İşçi Blokları Mahallesi, ODTÜ'ye komşu olması sebebiyle öğrencilerin, çok eskiden gerçekten işçi blokları olarak tasarlanması sebebiyle artık çoktan emekliye ayrılmış sakinlerin büyük yoğunlukla yaşadığı ufak bir muhit idi. Gezi isyanları sırasında büyük direnişlere, görkemli yürüyüşlere sahne olmuş, ODTÜ Ormanı'nın katli sırasında günlerce çadırlarda kamp kurarak direnmiş, Kobane halkıyla, ülkeye sığınan mültecilerle, köy okullarıyla dayanışma gösterebilmek için kampanyalar örmüş, yürütmüştü. Tacize, tecavüze karşı sokaklarında kadınların "biz buradayız!" çığlığını yükseltebildiği, sular kesilince mahallede bornoza sarınıp, leğenleri kapıp eylem yapmaktan tutun, aşureler dağıtmaya, el emeği göz nuru bir Berkin Elvan bostanı kurup ürünlerini herkese açık dağıtmaya, üretkenliği artırmak için bir mahalle atölyesi açmaya kadar, o da yetmedi bir adil gıda topluluğu kurup üretici ve tüketici arasındaki engelleri kaldırabilmeye, bir takım çıkarıp Özgür Lig'de top koşmaya kadar eli uzanabildiğince hayatın içinde olan dinamik bir mahalle idi.

Mahallenin bunca bir aradalığı, dayanışması, kişi sayısına bakılmaksızın süren forum geleneği herhalde muktedir olanı rahatsız etmiş olacak ki, bir gün içerisinde dört okul bulunan bir muhitin orta yerine bir benzinlik açmaya kalkıldı. Mahallenin yoğun direnişi sayesinde proje durduruldu, dava ise sürüyor.

100. Yıl Mahallesi'nde, iki tane ünlü çarşı, bir de pazar yeri bulunuyor. Bu çarşılardan biri Üçgen Çarşı, diğeri Merkez Çarşı'dır. Bu yazı, Merkez Çarşı'yı konu almaktadır.

Merkez Çarşı'nın üst katında, bir gün, boş bir dükkânı birileri kiraladı. Bar açmak istiyorlardı. Çok istediler, uğraştılar ama içki ruhsatı alamadılar. Mecburen mekân devredildi bir başkasına. Mekânın yeni sahipleri hem çok kısa bir sürede içki ruhsatı almaya muktedir oldular, hem de usul usul dükkanı büyütmeye başladılar. Böylece mahallenin ilk barı -Tool Bar- açılmış oldu. Bu sırada, bir seçim dönemi yaklaşmaktaydı ve mahallenin orta yerine MHP parti bürosu yerine geçmesi için bir otağ konduruldu. Bunun, açılan bu barla ilişkisi sır değildi. Barın yeni sahiplerinin çevresi geniş, kulağı delik olsa gerekti. Daha sonra, Merkez Çarşı'da alternatifsiz kalmamak amacıyla birçok başka bar açıldı. Tool'un çizgisi artık herkesçe bilindiği için, açılan her yeni barın kendince bir muhalefeti ya da destekçi bir duruşu mevcuttu. Tool Bar, mahallede, içinde her gün kavga çıkan, her sene biraz daha büyüyen, bir duvarı daha yıktırıp kendine dahil eden bir yer olarak bilinmeye başladı. Okulun öğrencilerinden ya da mahalle sakinlerden ziyade, dışarıdan insanları çektiği de bir başka söylenti konusuydu.

Mahalledeki artan bar sayısı ve geceleri sokakların güvenli olup olmadığı gibi hususlar, mahallede ufak ufak tartışılmaya başlanmışken, önceden Gastroenteroloji Derneği olarak bilinen bir bina, birkaç gün içinde eski bir futbolcuya kiralandı, içine ses yalıtımı yapılıyor olması bahane edilerek, yirmi metre yakınında birçok ev, hemen arkasında iki okul ve bir sağlık ocağı bulunmasına karşın bir gece kulübüne çevrildi. Hem ruhsatın hızı herkesi şaşkına çevirmişti, hem de mahallenin orta yerinde böyle bir müessese bulunmasının mahallenin sosyal dokusuna zarar verebileceği endişesiyle yazılan dilekçeler belediye tarafından yok sayılmıştı.

Nitekim, önünde pahalı arabalar, çevresinde tanımadık, mahalleyle alakası olmayan insanların dolandığı Central de, mahallenin orta yerinde açılmış oldu. O günlerin ardından, mahallede daha önce neredeyse hiç duyulmayan, muhalif mahallelere bir baskı aracı olarak kullanılmasıyla nam salmış olan torbacı denen uyuşturucu satıcıları, kumar iddiaları, sokak kıyısında kıstırılıp bir hesaplaşma uğruna dövülen insanlar, mahallenin göbeğinde drift atan arabalar ve taciz vakaları daha sık duyulmaya başlandı. Ve olan, 17 Mart Cuma günü, sabaha karşı oldu. Tool Bar'da çıkan bir kavganın ardından bir kişi öldürüldü.

Çevre esnafın, mahalle sakinlerinin ve olay yerinde bulunanların ifadelerinde ortaklaşan kısımlar şöyle:

Tool Bar'ın sahibinin yeğeni olan ve barda çıkan meseleleri yatıştırmak için bodyguardlık eden Bülent A., uyuşturucu müptelası olduğu bilinen Serkan isimli bir şahsı tabancasıyla tehdit edip hırpalayarak mekândan çıkardı. Serkan isimli kişi, evine gidip tüfeğini alarak sabaha karşı üç sularında mekâna geri döndü. Birkaç el ateş ettikten sonra bir taksici yaralandı, polis çağrıldı, şahıs saklandı ve bulunamadı.

Sonra, garip bir şekilde polis bir şey yokmuş gibi olay yerinden ayrıldı. Barın kapanmasını takiben, pusuda bekleyen Serkan isimli şahıs, bardan çıkan Bülent A.'yı kurşun yağmuruna tuttu. Başına ve vücuduna isabet eden saçmalar sebebiyle, Bülent A. olay yerinde hayatını kaybetti. Serkan isimli şahıs ise, elinde tüfekle hazır bekleyen bir taksiye atlayıp olay yerinden uzaklaştı, henüz bulunamadı. Mahalle esnafının ve sakinlerinin en çok korktukları ihtimal ise, bu kavganın büyümesi ve çeteler arası intikam pratiklerinin yaygınlaşması.

Bu mahallenin sakinleri, bu mahalleyi yeşili, huzuru ve sükuneti için sevmektedirler, parkları boş kalmaz, sokak hayvanları aç değildir, yerlerde bile nadiren çöp görülür. Mahalleye, tam da bu olaylar başlamadan önce dadanan bir inşaat şirketi, 5 katlı işçi bloklarından birçoğunu satın almaya çalışmışlar ve burayı 12-15 katlı gökdelenlerle doldurarak ruhsuzlaştırmaya, mahalle halinden çıkarmaya niyet etmişler, ancak yine örgütlü bir direniş sayesinde gerçekleştirememişlerdi. Evlerin eskiliği bahane edilerek yapılması planlanan yıkıcı müdahaleye mahallenin yanıtı kesindi: Kentsel dönüşüm değil, yerinde dönüşüm. Birçoğunun ekip biçtiği bahçelerden kopmak gibi bir niyeti olmadığı gibi, gökyüzünü görebildikleri nadir semtlerden birinden vazgeçmek istemiyorlardı.

Bu sebeple muktedir politika, önce huzuru elimizden almak istedi.

İşte, mevzubahis cinayetin ardındaki asıl mesele burada yatmaktadır. Mahalleye yerleştirilip rahatı sağlanan mafyalar gitgide kendi aralarında anlaşmazlığa düşerek mahalle ortasında silah çekmeye başladılar. Daha önce ölü ya da yaralı olmadığı için bir şekilde üzeri kapatılabilen oyların bardağı taşıran damlası bu oldu. Mahallemizin huzuru bize verili değildi. Biz onu, meydanda toplanıp örgü örerek, birbirimize komşuluğa giderek, bostanda çapa sallayarak, kağıt toplayan çocuklarla sohbet ederek ellerimizle kurmuştuk. Nitekim, bu mahalleyi var edenler bizleriz. Bu toplam, hiçbir şekilde, bu mahallede mafyalaşmanın meşrulaştırılmasına izin vermeyecektir. Bugüne dek muktedirin kendisine kafa tutan bu mahalle, elbette onun beslemeleriyle de baş etmesini bilecektir. Bir gencin yaşamını yitirmesine, bedeninin saatlerce sokakta kalmasına, gelen polislerin 'olay yeri' bandı çekip cenazeyi taşımaktan başka hiçbir şey yapmadığı olayın sessizce unutulup gitmesine elbette seyirci kalmayacağız. Evet, çoğumuz kiracıyız belki ama hatırlatmakta fayda var: Semt bizim, ev kira.