ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Referandumda işçi iradesi - Fehmi Çapan

'Evet', politik islamcı iktidarın ve onun etrafında kümelenmiş bulunan sermaye çevrelerinin politik tercihidir. 'Evet', burjuva gerici-faşist kesimlerin tercihidir. 'Evet', siyasi iktidarın yeni düzlemde tek bir elde toplanması, demokratik kurum ve araçların tasfiye edilerek koyu bir gericiliğin yasal ve egemen hale gelmesi anlamına gelir. 'Hayır', sadece düzenin yeni biçim restorasyonuna karşı çıkmak anlamına gelmez, aynı zamanda 15 yıllık AKP iktidarına, onun bu süre içindeki tüm antidemokratik politikalarına karşı çıkmak anlamına gelmektedir.

Etkin Haber Ajansı / 17 Mart 2017 Cuma, 13:35

FEHMİ ÇAPAN- İşçi ve emekçilerin çektiği acıların temel nedeni kapitalist sistemdir. Siyasi iktidar dönemsel olarak uygulanacak ekonomi politikaya, bunun nasıl hangi araçlarla uygulanacağına karar verir. Politikanın uygulanabilmesini, biçimini ve içeriğini sınıfsal ve toplumsal çelişkilerin düzeyi belirler. Kritik anlarda iktidarın iknaya da zor araçları devrededir. Referandum tam da kritik bir anda gerçekleşiyor. Sonucu da emekçileri çok yakından ilgilendirmektedir.

Referandum, siyasal iktidarın işçi sınıfı ve ezilenleri bundan böyle nasıl yöneteceği ile ilgili bir karardır. Bu nedenle, işçi sınıfı ve ezilenlerin bu anda referandumda takınacakları tutum önem taşımaktadır. Referandum süreci işçi sınıfı ve emekçilere politikadan uzak durmaları gerektiğini daha somut bir biçimde göstermektedir. Kendi sınıfsal çıkarlarından uzak durduklarında büyük felaketlerle karşılaştıklarını 15 yıllık AKP iktidarı göstermektedir.
Referandum sonrasında daha büyük felaketlerle karşılaşmamak için kendi sınıfsal çıkarlarının bilincine sahip olmak ihtiyaç olmanın ötesinde zorunluluktur. Sadece ekonomik çıkarlar için mücadelenin emekçilerin yaşamında esaslı bir değişiklik yaratmadığını, yaratmayacağını emekçilerin her günkü yaşamıyla sabittir. Sınıf bilinci, işçi sınıfına ve emekçilere hangi yaşamı sürdürmeleri gerektiğini daha açık biçimde kavratır, gösterir.

Sınıfsal bilinç, işçi sınıfı ve emekçilere her somut durumda, her siyasal gelişme esnasında pusula olur. Sınıfsal çıkarları doğrultusunda kararını ve eylemini koşullandırır. Referandumda siyasi tercih bu bilinç üzerinden şekillenir.

İşçi sınıfı ve emekçilerin siyasal tercihi böylesi bir süreçte önemli bir role sahiptir. 'Evet', politik islamcı iktidarın ve onun etrafında kümelenmiş bulunan sermaye çevrelerinin politik tercihidir. 'Evet', burjuva gerici-faşist kesimlerin tercihidir. 'Evet', siyasi iktidarın yeni düzlemde tek bir elde toplanması, demokratik kurum ve araçların tasfiye edilerek koyu bir gericiliğin yasal ve egemen hale gelmesi anlamına gelir. 'Hayır', sadece düzenin yeni biçim restorasyonuna karşı çıkmak anlamına gelmez, aynı zamanda 15 yıllık AKP iktidarına, onun bu süre içindeki tüm antidemokratik politikalarına karşı çıkmak anlamına gelmektedir.

'Hayır', işçi ve emekçileri yok sayan, esnek ve güvencesiz çalışmayı yaygınlaştıran, açlık ve yoksullukla terbiye eden, işsizliğin ve iş cinayetlerinin sürekli artmasına neden olan politikalarına karşı çıkmak anlamına gelecektir. Grev yasaklarına, ihraçlara, sürgünlere, kiralık işçiliğe 'Hayır' anlamına gelecektir. Kazanılmış hakları korumak, hak ve özgürlüklerin alanını genişletmek için işçi ve emekçilerin siyasal tercihi önemlidir.

İşçi sınıfı ve ezilenlerin siyasal tercihi iktidarın referandumdan sonraki politikalarına etkide bulunacak, istediği gibi at oynatmasına engel olacak ve siyasi iktidarın yönetememe krizini daha fazla derinleştirecektir. Bu siyasi tercih emekçilerin, ezilenlerin siyasal iradesi olarak referandumdan sonra iktidarın keyfi yönetimi üzerinde bir baskı unsuru olacaktır. Siyasi iktidar en geri biçimiyle de olsa emekçilerin, ezilenlerin bu iradesini hesaba katmak zorunda kalacaktır.

Siyasi iktidarın referandum sonrasına bıraktığı kıdem tazminatını çeşitli yollarla gasp etme, kamu emekçilerinin sınırlı olan iş güvencesini bir bütün ortadan kaldırma, geride kalan KİT'lere de neşter atarak kapsamlı bir özelleştirme planı bulunmaktadır. Bu adımlarını atmasını engellemenin yolu da işçi ve emekçilerin kararlılığını ve iradesini görmesinden geçmektedir.

Referandumda sınıf bilinçli işçi ve emekçilerin tavrı soyut bir 'Hayır' ilişkisi değildir. Bu siyasi tercihte kendi kendini belirleme, sermaye ve iktidarın çıkarlarına tabi olmama iradesi vardır. Haliyle bununla sandık başındaki tercihinin ötesinde bugün ve gelecekteki çıkarları temelinde ilişkilenecektir. Ve kendini sadece 16 Nisan'la sınırlamayacaktır.

Referandumda işçi ve emekçilerin önemli bir bölümü kendiliğinden bilinçle tercihlerini ortaya koyacaktır. Bu, AKP karşıtlığında somutlaşan kendiliğinden bilincin ürünü olarak da ortaya çıkacaktır. Bu soyut bir 'Hayır' kapsamında değerlendirilebilir. Lakin referandumda ortaya çıkacak 'Hayır'lı sonuç iktidar ve belirli sermaye çevreleri üzerindeki etkisi soyut olmayacaktır. Bu tercih kendiliğinden bilinçle sınıf bilincinin kesişme noktasını oluşturur. Ve işçi sınıfı ve emekçilerin siyasal tercihini ve iradesini güçlendirir.

Politik mücadeleyle zenginleşen ve güçlenen bir mücadele, işçi sınıfı ve emekçileri sermaye ve diktatörlük karşısında güç haline getirilebilir. Onların saldırılarını boşa çıkarabildiği gibi işçi sınıfı ve emekçilere kurtuluşun yolunu açar. Sadece kendi sorunları ve talepleri için değil tüm emekçilerin ve ezilenlerin sorun ve talepleri için mücadele yürüten, mücadeleyi birleştiren işçi sınıfı öncü siyasi misyonunu yerine getirebilir. Bugün bu görev 'Hayır' cephesini güçlendirmekten geçmektedir.

Referanduma giden süreçte işçi sınıfı ile emekçilerin siyasi tercihi ve iradesi daha fazla açığa çıkacaktır. Bu iradenin daha fazla gelişmesi için sınıf bilinçli işçilerin ve devrimci sosyalist güçlerin çabasında somutlaşacaktır. Fabrikalara, havzalara ve emekçi semtlere uzanan referandum faaliyeti işçi ve emekçilerin iradesine güç katacaktır.