ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Doğa ve yaşam savunucuları 'Hayır' çağrısı yaptı

Doğa ve Yaşam savunucularının çağrısıyla Maçka Demokrasi Parkı'nda bir araya gelen çok sayıda kişi; özgürlük ve mutluluk isteyen, doğa ve kentler yok olmasın diyen herkesi 'Hayır' demeye çağırdı.

Etkin Haber Ajansı / 26 Şubat 2017 Pazar, 16:18

İSTANBUL- Doğa ve yaşam savunucuları Maçka Demokrasi Parkı'nda #Hayır etkinliğinde bir araya geldi. Yaşam alanlarına dair kararların tek bir kişinin insafına bırakılmasını kabul etmediklerini haykıran doğa ve yaşam savunucuları, OHAL dayatmacılığının kalıcılaştırılmasına, memleketin tapusunun tek bir kişiye verilmesine '#Hayır' dediklerini duyurdu.

Etkinliğe HDP MYK Üyesi Beyza Üstün, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezai Temelli'nın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Etkinlikte, "Doğaya, kentlere, yaşama başkan mı olur? #Hayır!" başlıklı deklarasyon okundu.

Deklarasyonu okuyan Funda Alp, "Biz yaşamı savunuyoruz ve diyoruz ki, yaşama dair kararlar, o kişi kim olursa olsun, tek bir kişinin hükmüne ve yetkisine emanet edilemez. Güç düşkünlerinin zifiri karanlıklar yaratmasına imkan tanıyacak yetkilere, OHAL dayatmacılığının kalıcılaştırılmasına, memleketin tapusunun tek bir kişiye verilmesine #Hayır diyoruz" dedi.

BAŞKANLIK GELİRSE TEK KİŞİ 'ORMANI KES' DİYEBİLECEK

Alp, "Referandumla başkanlık gelirse, bu tek kişi, 'Ormanı kes!' dediğinde ciğerlerimiz sökülecek, 'Kıyılar benim!' dediğinde deniz kaybolacak, tarihi ve kültürel yapılar daha da hızla yok edilecek, rantın otelleri yükselecek, parklar kapanacak ve bu kişi istediği her yere nükleer santral yaptırabilecek" diye konuştu.

Güçbela ayakta kalmaya çalışan hukukun tek kişinin aracı haline geleceğini kaydeden Alp, yürütmeyi durdurma, ÇED süreçleri, izin ve ruhsat gibi kavramların yok olacağını söyledi. Alp, "Mahkemeler bu tek kişinin istediği gibi kayırdığı şirketlerin yararına çalışacak. Başkanlığın keyfiliği altında şimdiden başlayan Varlık Fonu gibi araçlarla halkın emeği şirketlere ve bu şirketlerin projelerine aktarılacak" diye belirtti.

DİRENİŞİN ÇAĞRISINI, YAŞAMIN ŞARKISINI DUYUYORUZ

Alp, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Biz yaşamı savunanlar, bu ağır koşullar karşısında, bir defa daha direnişin çağrısını, yaşamın şarkısını duyuyoruz. #Hayır, bu şarkı, kediyi köpeği korkutarak, dozer gibi ağaç sökerek, gelmiyor. Konu komşu kolunda, çoluk çocuk bir arada, şenlikle geliyor. Her mahallenin, her ormanın derininden; her bir karacanın beneğinden, her bir karıncanın su içişinden, sinema gişelerinden, parkların banklarından, kentlerden ve tüm yaşam alanlarımızdan, Gezi'nin nefesiyle geliyor: Ortak hafızamızın, ortak geleceğimizin sesidir bu! Bu ses ormanı, köyü, suyu, kıyıyı, parkı, ağacı bir tek kişinin iki dudağı arasına bırakmayanların sesidir."

'YAŞAM İÇİN #HAYIR'

Yaşamı savunanlar olarak, bu sesle özgürlük ve mutluluk isteyen, doğa ve kentler yok olmasın diyen herkesi #Hayır demeye çağıran Alp, "Yaşam için, #Hayır" dedi.

'KÜLTÜREL MİRASLARIMIZ ANAYASAL KORUMADAN YOKSUN'
İstanbul Barosu Çevre Komisyonu Sekreteri Tuğba Demir Öztürk ise, "Eylül ayında yürürlüğe giren 6745 sayılı torba yasa ülkenin ihtiyaçlarına yönelik bir yasa olmamakla beraber doğamızı, kentlerimizi, yaşam alanlarımızı çeşitli projelere teslim etmektedir. Anayasa değişikliği gerçekleşirse yaşam alanlarımıza en büyük zararı verecek olan en büyük kanun 6745 sayılı kanun olacaktır. Bu kanun ile geleceğe miras bırakabileceğimiz korumaya muhtaç tüm doğal kaynaklarımız ve kültürel miraslarımız anayasal korumadan yoksun kalacaktır" dedi. Öztürk, İstanbul Barosunun çoğulcu ve katılımcı bir anlayışla hazırlanmayan parlementer demokrasiyi yasama, yargı ve yürütme erkleri arasındaki kuvvetler ayrılığı ilkesini ortadan kaldıran toplumun çevreyle uyum içerisinde yaşama iradesini yansıtmayan anayasa değişikliği teklifine 'hayır' dediklerini söyledi.

'BİZİM CEVABIMIZ HAYIR'

Etkinlikte konuşan Ağaçlı köyü sakini Nezih Beceral, inanılmaz bir talan ve yağmanın içerisine kaldıklarını ifade etti. Beceral, "Ağır yaralıyız. Kıyılarını, kumsalımız, dağlarımız, tepelerimiz yok edildi. Bizleri inanılmaz bir mutsuzluğa doğru sürüklediler. Evet ağır yaralıyız. Ama ölmeye de niyetimiz yok. Son kalan alanlarımızı da savunmaya devam edeceğiz. Çevre talanına, ormanlarımızın talanına hayır. Bizim cevabımız 'Hayır'" dedi.

'YAŞAM MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEK İÇİN HAYIR DEMELİYİZ'

Çevre aktivisti Nazım Dikbaş ise kuvvetli bir dayanışma içerisinde olmaları gerektiğini vurguladı. Barış akademisyenlerinden Mehmet Fatih Traş'ın yaşadığı süreç sonrasında intihar etmesine değinen Dikbaş, "Buna intihar demek çok yanlış. Bu bir cinayettir. Bunun acısıyla biz bugün burada toplandık. Biz bazen bu birlikteliği unutuyoruz. Bu birlikteliği unutacak lüksümüz yok. Yaşam mücadelesini büyütmek zorundayız. Bunun için ilk başta hayır demeliyiz. O 'Hayır'ı dedikten sonra da mücadelemiz bitmeyecek. 'Hayır'la başlayacağız. Çok 'Hayır'lı işler yapacağız" şeklinde konuştu.

Deklarasyonun okunmasının ardından yapılan forumdan sonra etkinlik sona erdi.