ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

El Bab: Bir referandum mitingi - Deniz Altun

Saray'ın Suriye'de bataklığa gömülen stratejisini El Bab'ta yeniden gün yüzüne çıkarma çabasının tüm gövdesiyle gömülmek dışında bir sonuç yaratmayacağı ortadadır. El Bab'tan Evet çıkarmak üzere yeni maceralara hazırlananlar kendi elleriyle hazırladıkları bataklığa gömülmeye de hazır olmalıdır. Bizden söylemesi...

Etkin Haber Ajansı / 17 Şubat 2017 Cuma, 08:35

DENİZ ALTUN- Alay-ı vala ile girdiler Cerablus'a. Sözde DAİŞ'e karşı cenge tutuşmuşlardı. Ellerini sıktıkları DAİŞ'in elinden ellerine bulaşan kanı kanla kapatacak, DAİŞ'e karşı mücadele içinde meşruiyet alanını genişleten Rojava devriminin elinden inisiyatifi alarak makineye bağlı Osmanlıcı hülyalarına hayat öpücüğü vereceklerdi. Ama harekatın ismindeki ironiden de anlaşıldığı üzere (Fırat Kalkanı) asıl amaçları artık kaybettikleri aşikar olan Suriye savaşından sonra oluşan yeni dengelerde Rojava'nın statüsünün yerleşik bir hal almasını, belirleyici bir etken olmasını engellemekti. Sahada hiçbir dayanaklarının kalmadığını dünya alem gibi onlar da biliyordu. Savaş artıklarından yeniden oluşturduğu ÖSO'yu 15 Temmuz artığı kurmay kadrosu, hava kuvvetleri ve özel birlikleriyle tahkim ederek sahaya bir işgal gücü olarak dalmaları ondandı.

El Bab'a dayanmalarını "Emevi Camisi'nde namaz kılma" fantezisinin yeni bir sürümü haline getirmeye çalışsalar da çok geçmeden kazın ayağının hiç de öyle olmadığı anlaşıldı. FETÖ'cü olduğu için adli kontrole bağlayarak imzasını attırıp hava harekatına yolladıkları pilotlar, imha olan ya da DAİŞ’in eline geçen çok sayıdaki zırhlı araç, DAİŞ karşısında ilerleyemeyen ÖSO çetelerinin birbirine girdiği, isteksizlik gösterdiği ve rant kavgasına tutuştuğu haberleri yayıldı önce. Sonra bu durumu tolere etmek için özel birlikleri savaşa daha fazla süren TSK'nın kayıplarındaki artış ve derken Rusya ve Esad rejim güçlerinin sınırlayıcı hamleleri altında geriledikçe gerilediler. Her geri adımda ipin ucunu biraz daha kaçırdılar. Aktörlükten faktörlüğe uzanan yol, El Bab kapısında piyonluğa kadar düştü böylece.

Şimdi oyuna girmek için bir Rusya'nın bir ABD'nin önüne giden, her adımı için izin koparmaya çalışan, ama burnundan da kıl aldırmayan başıbozuk bir haldeler. İsteyen istediği kadar kullanıyor, sonra da satranç tahtasının kenarına bırakıveriyor. Satranç tahtasının kenarıyla içi arasında yaşanan bu gelgitler trajedinin trajikomediye dönüştüğü noktayı imliyor. Sahayı temizlemek için kullanılan bir çeşit süpürgeye dönüştüler.

Şimdi yeniden 'El Bab hallolmak üzere, sonra sırada Minbiç ve Rakka var' nakaratları havada uçuşuyor. El Bab gibi küçük bir kasabaya girmek için beline kadar bataklığa batıp piyona dönüşenlerin, Minbic'te DAİŞ'i kazıyan devrim güçleri karşısında ne hale geleceklerini hesap etmek pek zor olmasa gerek. Rusya ve Esad tarafından devrim güçlerini sınırlamak için izin kopardıklarını ve hava harekatı için onay aldıklarını kabul etsek bile Rakka operasyonu şehir kuşatması aşamasına varmışken, ABD'nin sahadaki güçleri bölecek ve nihai sonucu uzatacak böyle bir hamleye olur vermesi pek akla yatkın görünmüyor. Hadi siyasi çözümü ve masayı öteleyebilecek böylesi bir operasyona Trump yönetiminin Erdoğan'ı tercih ederek sahaya daha aktif biçimde inip Rakka operasyonunu doğrudan üstlenmesi yoluyla olur verdiğini de kabul edelim. Yine de şu ya da bu güce dayanmadan kendi yolunu açma konusunda rüşdünü yeterince ispatlamış devrim güçleri karşısında girişilecek bir muharebenin bataklığın dibine doğru yeni bir yolculuk yapmaktan öte bir karşılığı olmayacaktır. Devrim güçlerinin zayıf düşürülmesi karşılığında bataklığın dibi! İşte, Saray'ın Ortadoğu vizyonu!

Diğer taraftan bu girişimlerin doğrudan iç politikaya dönük bir boyutunun olduğu da görülmeli. Diktatör, referandum dönemi boyunca kitleleri şoven bilinç temelinde kendi arkasında saflaştırmak için savaş siyasetini özel bir eksen olarak kurguluyor. "Evet" cephesindeki tereddütler ve "Hayır" cephesindeki farklılıkları savaşla bastırmayı, ezilenlerin demokratik hayır çizgisine karşı faşist saldırganlığa uygun bir toplumsal iklim oluşturarak devrimci demokratik güçlerin hayır cephesinde inisiyatif almasını engellemeyi hesap ediyorlar. Yani El Bab, Minbic ya da olası yeni savaş hamlelerinden evet çıkarmayı da murat ediyorlar. Ne var ki, o kadar kolay olmayacaktır. Birincisi; Perinçekgiller gibi düzen içinden "Hayır" diyenlerin savaş siyasetinde Saray'dan aşağı kalır yanı yok.

İkincisi; Saray'ın Suriye bataklığına dönük her hamlesinin askeri, siyasi ve ekonomik olarak girdileri kadar çıktıları da olacak.

Halihazırda yaşanan ekonomik, siyasi ve askeri kriz, demagoji ve psikolojik savaşla örtülemeyecek boyutlara ulaşacak ve tersinden evet cephesindeki tereddütleri arttıran hayır cephesinin etki alanını genişleten bir zemin yaratacaktır. Buna bir de Başkanlık sisteminin Saray'ın merkezkaç eğilimlerini güçlendireceğini, içte ve dışta istikrarsızlığı derinleştireceğini gören emperyalistler ve uluslararası sermaye ile yerli işbirlikçileriyle artan sürtünmeyi de bu tabloya eklemek gerekir.

Saray'ın Suriye'de bataklığa gömülen stratejisini El Bab'ta yeniden gün yüzüne çıkarma çabasının tüm gövdesiyle gömülmek dışında bir sonuç yaratmayacağı ortadadır. El Bab'tan 'Evet' çıkarmak üzere yeni maceralara hazırlananlar kendi elleriyle hazırladıkları bataklığa gömülmeye de hazır olmalıdır. Bizden söylemesi...