ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Öldüren sevgi istemiyoruz - Derya Okatan

Yanan kadınların, kendilerini yeniden yarattığına inanmışımdır hep. Ama Anka gibi kendi küllerinden doğarak değil... New Yorklu dokuma işçisi kadınlar gibi, Özgecan gibi... Binlerce olarak...

Etkin Haber Ajansı / 17 Şubat 2017 Cuma, 13:51

DERYA OKATAN - Son iki yıldır 14 Şubat'ı duyunca ilk aklıma gelen Özgecan oluyor. O gün toprağa vermiştik yakılmış bedenini. Sevgililer Günü'ydü. Her ne kadar benim için bir anlamı olmasa da, mağaza vitrinlerini süsleyen o kalpler, ışıltılı hediyeler, pırlanta reklamlarıyla 14 Şubat yani "sevgi" zorla gündemimize sokuluyordu. Ha son yıllarda kadın örgütlerinin "Öldüren sevgi istemiyoruz" diye yaptıkları eylemler başka...

19 yaşındaki Özgecan Aslan, 11 Şubat 2015'de okuldan evine gitmek için bindiği minibüsün şoförü ve onun arkadaşı tarafından kaçırılarak tecavüz edilmiş, sonra da yakılarak vahşice katledilmişti. Cansız bedeni ancak 2 gün sonra bulunabilmişti.

Özgecan'ın katledilmesi, kadınlar için artık son damlaydı. Özgecan artık tüm kadınların isyanıydı.

O günlerde kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze ve şiddete karşı bu topraklarda verilen mücadelenin en kitlesel ve yaygın eylemleri yapıldı. Sokak gösterileri günlerce sürdü. Daha önce hiçbir eyleme katılmamış, dört duvar arasına hapsedilmeye çalışılan kadınlar dahi artık sokaktaydı.

Üstelik sadece öfkeyle değil, cins bilinciyle sokaktalardı. Kendi yaşadıkları şiddeti, taciz ve tecavüzü anlatarak kendi devrimlerini yapıyorlardı. Gerekçesi ne olursa olsun kadınların erkekler tarafından öldürülemeyeceğini haykırıyor, eşitlik istiyorlardı.

Kadınlar aynı zamanda özsavunma hakkıyla da sokaktaydı. Nevin, Çiğdem ve daha başkaca kadınların pratikte başlattığı ve kadın örgütlerinin üzerine tartışmalar yürüttüğü özsavunma hakkı, artık daha geniş kadın kitleleri tarafından benimseniyor, dile getiriliyordu.

Ve kadınlar tabi ki kadın dayanışmasıyla sokaktaydı. Kendine ve kızkardeşlerine güvenmenin kendilerini daha da güçlendirdiğini görüyorlardı.

Özgecan'ı 14 Şubat'ta son yolculuğuna uğurladık. Cenazeye binlerce kişi katıldı. Tabutunu kadınlar omuzladı. Cami imamının uyarısına rağmen kadınlar cenaze namazı sırasında en önde saf tuttu. Yani Özgecan, kadın iradesinin kendisini güçlü bir şekilde gösterdiği bir törenle sonsuzluğa uğurlanmış oldu.

O gün, cenazenin Sevgililer Günü'ne denk gelmesi önce bir ironi gibi görülmüştü. Ama hemen vazgeçmiştim bu düşünceden. Çünkü kadınların öldürülmediği tek bir gün dahi yoktu bu topraklarda. Türkiye'de her gün ama her gün kadınlar erkeklerin "sevgisi" nedeniyle ölüyordu. Türkiye'de hayat, reklamlarda gösterilen “mutlu aile/mutlu kadın” tablosu gibi değildi. Kadınlar öyle sürekli hediyeler almıyor, güzel sözler işitmiyordu sevgililerinden/kocalarından. Gerçek, her gün en az 3 kadının öldürüldüğü kara bir tabloydu. Her gün, fiziksel, cinsel ya da psikolojik şiddetti.

Ve buna en çok da erkeklerin "sevgisi" neden oluyordu. Boşanmak/ayrılmak isteyen, evlilik/birliktelik teklifini reddeden, "seni istemiyorum" diyen, yaşadığı şiddete "dur" diyen kadınlar, yani bilincinde ya da bilincinde olmadan aslında özgürlüğünü isteyen kadınlar, kocaları, sevgilileri ya da hiç tanımadıkları erkekler tarafından öldürülüyordu. İşte bu yüzden, Özgecan'ın 14 Şubat'ta toprağa verilmesi tesadüf ya da ironi değildi. Bu nedenle "Kadına yönelik şiddete hayır" demenin en gerekli olduğu günlerden birisi 14 Şubat'tı. Kadın örgütleri de öyle yapıyor zaten.

"Sevgi"nin günü olan 14 Şubat, sadece kapitalizmin bize dayattığı tüketim günlerinden birisi değil artık. 14 Şubat, hem kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin günlerinden hem de Özgecan'ı andığımız günlerden biri.

Şimdi içinden "ama Özgecan çabuk unutuldu" diye geçirenleri duyar gibi oluyorum.

Hayır, unutulmadı. Her dönemin kendi koşulları oluyor, diyerek kısaca geçeyim burayı.

Sadece şunu ekleyeyim: Yanan kadınların, kendilerini yeniden yarattığına inanmışımdır hep. Ama Anka gibi kendi küllerinden doğarak değil... New Yorklu dokuma işçisi kadınlar gibi, Özgecan gibi... Binlerce olarak...

* 1habervar.com sitesinden alınmıştır.