ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Yûsif: Eşitlikçi bir sistemle federasyonu büyüteceğiz

Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Eş Başkanı Hediye Yûsif, tüm halkların eşit biçimde temsil edildiği yeni bir sistem inşa ettiklerini söyledi, 20 Şubat'ta yapılması planlanan Cenevre toplantısına temsil düzeyinde katılmayı umut ettiklerini dile getirdi. Yûsif, federasyon toplumsal sözleşmesi bölge halkları, kadınlar ve gençler açısından değerlendirdi.

Etkin Haber Ajansı / 17 Şubat 2017 Cuma, 09:03

RİMELAN (Rakel Asîman)- Kuzey Suriye Federasyonu Kurucu Meclisi Eş Başkanı Hediye Yûsif, 20 Şubat'ta Cenevre'de gerçekleştirilecek toplantı ve demokratik federasyonun inşa çalışmalarına dair süreci ajansımıza değerlendirdi.

Cenevre toplantısının taraflar hazır olmadığı için 20 Şubat tarihine ertelendiğini hatırlatan Yûsif, "Cenevre toplantısı daha erken tarihte gerçekleştirilecekti fakat taraflar gelmeyince 20 Şubat'a ertelendi. Eğer bu toplantı gerçekleştirilirse, biz de diplomatik çalışmalarımız kapsamında konunun ve Kuzey Suriye'nin muhatapları olarak görüş önerilerimizi paylaşacağız" diye belirtti.

Yûsif, Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu olarak henüz resmi davet almadıklarını belirtti, önceki toplantılarda da benzer bir süreç işletilerek toplantıya katılmalarının önünün kesildiğine dikkat çekti. 4. Cenevre toplantısına temsil düzeyinde katılmayı umut ettiklerini dile getiren Yûsif, "Bu topraklarda örgütlü güçler olarak Kuzey Suriye'de demokratik federal bir sistemle yaşamı yeniden inşa ediyoruz. Bu bölgede sistemin daha fazla geliştirilmesi ve sorunların çözümü için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye kaydetti.

'İRADEMİZ YOK SAYILIRSA TOPLANTI SONUÇSUZ KALACAKTIR'

Kuzey Suriye ve Rojava halklarının temsilcilerinin muhakkak Cenevre'de olması gerektiğini söyleyen Yûsif, "Eğer Kuzey Suriye halkının, Kürt halkının iradesi yok sayılırsa, bu toplantıda çözüme engel olan bir toplantı olacaktır. Sorunlar çözümsüz olarak ortada durmaya devam edecektir" şeklinde konuştu. Cenevre'de Kuzey Suriye'nin de tartışılacağını dile getiren Yûsif, "Sorunların temelden nasıl çözüleceği tartışılacak. Madem böyle bir toplantı olacak, o zaman Suriye'deki tüm güçler orada olmak durumunda" diye belirtti.

Kuzey Suriye'de ve Ortadoğu'da ancak muhatapların bir araya gelerek çözüm geliştirilebileceğini ifade eden Yûsif, "Bu sorunların çözümü için direnen, çalışan, mücadele eden güçler Kuzey Suriye güçleridir. Kendi sistemlerini kuran ve halkların birliği ile iradeleşen savunmasını sağlayanlar yine toplantıya davet edilmezse bizde artık bu toplantının çözüm getirmeyeceğine inanacağız ve bunu böyle vurgulayacağız."

Kuzey Suriye ve ortadoğu coğrafyasında örgütlü halk güçlerinin iradesinin yok sayıldığını ve tanınmadığını ifade eden Hediye Yûsif, "Cenevre 4 toplantısına katılanlar Suriye'de çözüm üretmek istemiyorlar. Herkes bilmeli ki Kuzey Suriye'de bir irade var. Bu irade Kürt, Arap, Asuri, Çerkes, Türkmen, Ermeni, Süryanilerin iradesidir, herkesi kapsayan bir iradedir" şeklinde konuştu.

'HALKIN İRADESİ ULUSAL ALANDA MUHATAP ALINMALIDIR

Yûsif şöyle devam etti: "Bu halkın iradesi örgütlüdür, eğer bu irade Kuzey Suriye'de örgütlü olmasaydı teröre karşı savaşamazdık. Biz örgütlü bir güç olarak Kuzey Suriye'de, dünyadaki tüm terör belalarına karşı savaşıyoruz. Burada siyasi bir irade var. Asıl bu irade, uluslararası alanda muhatap alınmalı, toplantıya katılmalı ve çözüm odaklı Kuzey Suriye halklarını temsil etmeli."

Rakka hamlesine katılan güçlerin büyük bir moral üstünlüğü oluşturduğunu dile getiren Yûsif, "Şu ana kadar başarılı şekilde ilerlediler. Rakka'nın özgürleştirilmesi konusunda ısrarcıyız. Rakka'nın durumu diğer birçok alandan farklı. Rakka DAİŞ çetelerinin başkenti, örgütlendiği yer. Rakka'nın özgürleştirilmesi büyük bir etki yaratacak ve DAİŞ'in tamamıyla ortadan kalkacağı bir hamle olacak" dedi.

Rakka hamlesine çok sayıda yerel gücün de katıldığını aktaran Yûsif, "Bölge halkları, DAİŞ terörünün ortadan kalkması için mücadele veriyorlar. Kuzey Suriye açısından bu hamle büyük bir öneme sahip. Rakka'nın özgürleştirilmesi siyasi dengeleri yeniden değiştireceği gibi bölgenin yeniden dizayn edilmesine yol açacak. Rakka hamlesinin kazanacağına inanıyoruz. Bütün halk, hamleye katılanlara destek olmaya devam ediyor. Çünkü Suriye'nin yeniden yapılanmasında önemli bir yere sahip olacak. DAİŞ'in yaşam damarları kesilecek ve tarih sahnesinden yok olacak" şeklinde konuştu.

'TÜRKİYE SURİYE TOPRAKLARINI İŞGAL EDİYOR'

AKP/Saray iktidarının, TSK eliyle Cerablus ve El Bab bölgesindeki işgal harekatına da dikkat çeken Yûsif, "Türk devletinin Suriye topraklarına askeri güçle saldırması işgaldir. Erdoğan sürekli verdiği mesajlarda işgali meşrulaştırıyor, yetmezmiş gibi Suriye'de kalıcılaşmaya çalışıyor, Şam'da ve Halep'te gerçekleştirilen ittifak ile Türkiye kendini Ortadoğu'da sağlamlaştırmaya çalışıyor. Bunu Rusya, İran, ABD ve Esad rejimi ile yapmaya çalışıyor" dedi.

Türk devletinin kirli pazarlıklarla Suriye'de varlığını koruma niyetinde olduğunu dile getiren Yûsif şunları söyledi: "Türkiye son olarak Halep'te ÖSO güçlerinin fonksiyonunu ortadan kaldırdı. Ellerinde El Fırat güçleri kaldı, onlar uzun zamandır El Bab bölgesinde savaşıyor ama halen bir adım bile ilerleyemediler. Türkiye'nin askeri anlamda gücü El Bab'ta kırıldı. Türkiye ÖSO ve Halep'den çektiği grupları El Bab'a getirerek burada El Fırat çetelerine kattı. Bu taktikle koalisyon güçlerinden destek almaya çalışıyor. Türkiye kendi gerçekleştirmek istediği işgal sürecinden kaynaklı El Fırat ve terör grupları ile ittifak gerçekleştiriyor. DAİŞ çeteleri, ilişkileri bozulan Türkiye'nin ilerlemesine izin vermedi."

Yûsif, Suriye rejim güçlerinin de Rusya ve İran'ın desteği ile El Bab'ın güneyindeki köyleri alarak ilerleyişlerini sürdürdüğünü hatırlattı. Suriye ve Rojava halklarının Türkiye'nin işgalini kabul etmeyeceğini belirten Yûsif, "Türkiye her gün sınırımızı ihlal ediyor. Her gün sivil halkımızı öldürüyor, duvar örüyor, yol yapıyor. Türkiye hiçbir uluslararası uyarıyı dikkate almayarak işgali sürdürüyor. Türkiye El Bab'da, yani o bölgede kalıcı olmayı hedefliyor. Bu plana karşı Suriye halkı Türk işgalcilerine karşı mücadele edip topraklarını savunmalı" ifadelerini kullandı.

FEDERASYON MECLİSLERİNDE HERKES TEMSİL HAKKI BULACAK

Yûsif, eş başkanı olduğu Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu'nun kuruluş çalışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu sistemini 2016 yılında kurduklarını hatırlatan Yûsif, hazırlanan toplumsal sözleşme ekseninde inşa çalışmalarına başladıklarını dile getirdi. Yûsif, "165 delegenin katıldığı toplantıda, toplumsal sözleşme katılımcıların yürüttükleri tartışmalarla onaylandı. Sonra yeni bir aşamaya girdik, kurucu meclisimiz kongre toplanıp seçim gerçekleştirinceye kadar çalışmalarını sürdürecek" diye kaydetti.

Kuzey Suriye'de özgürleştirilen yeni alanların bu yeni sisteme göre örgütlendiğini dile getiren Yûsif şöyle devam etti: "Federasyon sistemi sırtını bölgelere yaslayacak. Yeni özgürleştirilen alanlarla birlikte sınırlar genişledi, kantonlar bu alanların hepsine hakim değil. Bunun için sorunlara cevap olamadığı oluyor, bunu ortadan kaldırmak için yeniden bölgeleri ve alanları örgütleyeceğiz. Mesela Cizir bölgesi nereye kadar uzanacak, bunları yeniden tartışacağız."

Kantonlarda seçim yapılması kararı olduğunu ifade eden Yûsif, "Bu karar kanton meclisleri için geçerli, federasyon sisteminde bu daha farklı. Yeni sistemle sorunları nasıl çözebileceğimizi konuşuyoruz. Meclislerimizde yüzde 60 seçim ile yüzde 40'lık bölüm ise tarihi, kültürel ve aşiret temsilcilerin örgütlülüğünün temsili üzerinden oluşturulacak. Gençliğin temsil hakkı olacak. Bütün halklar temsil edilecek. Bu da demokratik bir meclisin oluşturulması için adım atmamamızı sağlayacak" dedi.

Meclislerde Kürtler, Araplar, Süryaniler, Çerkesler, gençler, kadınlar ve örgütlü güçlerin temsiliyetini sağlamak için bir proje hazırladıklarını belirten Yûsif, "Meclisler demokratik iradeyi temsil etmek zorunda" şeklinde konuştu.

TOPLUMSAL SÖZLEŞME: BÜTÜN HALKLAR EŞİT YAŞAYACAK

Federasyon ilanıyla birlikte hazırlanan toplumsal sözleşmeye dair de bilgi veren Yûsif, "7 ay bu belgeyi ortaklaştırmak için çalışmalar sürdürdük. İstedik ki bu sözleşme halkların ortak iradesini temsil etsin. Bu gerçekleştirilen toplumsal sözleşmede herkesin söylemi yer almak durumundaydı. Herkes bu sözleşmeden memnun kalmalıydı. Çünkü adı toplumsal sözleşme. Bunun için tüm toplumu temsil etmesi gerek. Farklı renkler, kültürler bu sözleşme ile temsil edilecek" ifadelerini kullandı.

Federal sisteme uygun bir toplumsal sözleşme ortaya çıkardıklarını aktaran Yûsif şunları ekledi: "Bütün halkların hakkını, özgürlüğünü korumak gerek. Kendi anadillerinde yaşamlarını sürdürmeliler. Bütün toplum kültürünü, tarihini sürdürmeli, bütün renkleri ile örgütlülüğünü sağlamlaştırmalı. Bütün halkların anadilleri demokratik federasyon sistemde resmi dil olarak tanımlanacak. Hangi bölgede kaç dil yaşam sürüyorsa bütün diller resmi dildir, hepsine yaklaşım aynı ölçüdedir. Bütün diller kendi çalışmalarını sürdürebilecek. Halk kendi dilinde okullarda eğitim görebilecek. Halk, kültürünü, yaşamını, tarihini öğrenme ve araştırma hakkına sahip olacak. Tüm halklar kendi varlığını sağlamlaştıracak. Halklar arasında fark olmayacak, hukuksal ve toplumsal alanda bütün halklar eşit olacak."

FEDERATİF SİSTEMDE CİNS EŞİTLİĞİ

Kadınlar özgür olmadan demokratik bir sistem inşa edilemeyeceğini belirten Yûsif, "Gerçek demokratik toplumsal bir yaşamın esası kadından geçer. Bunu esas alarak eşitlikçi yaklaşmamız gerek. Kadın bütün yaşam içinde yerini alacak. Bunun için eşitliği esas aldık" diye konuştu. Tüm meclislerde kadın-erkek eşitliğini gündeme aldıklarını dile getiren Yûsif, "Özgür demokratik sistemde kotamız yüzde 40'tı, ama federal sistemde eşit olması yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kadınlar örgütlülüklerini güçlendirecekler. Eşit temsiliyet için yaşamda, siyasette, toplumda, ekonomik alanda eşitlikçi bir yaklaşımla sistemimiz sırtını eşbaşkanlığa dayıyor" ifadelerini kullandı.

Federasyon toplumsal sözleşmesinde kadının eşit temsilinin garanti altına alındığına dikkat çeken Yûsif, bütün idari ve toplumsal mekanizmaların eşitlikçi bir anlayışı temel aldığını kaydetti. Yûsif şöyle devam etti: "Bugüne kadar kadınlar, sömürgeci sistemlerin boyunduruğu altında kaldılar. Bütün tarihleri boyunca adalet erkek egemen eliyle sunulmuştur kadına. Biz bunu sonlandırmak ve gerçekten adaletli bir sistem oluşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Toplumsal sözleşmemizin kararlarından bir tanesi kadınlar ile ilgili alınacak bütün kararları kadın iradesi alacaktır. Kadınlar bu konu üzerine sorunlarını tartışmalılar."

GENÇLİK HER YERDE GÜÇ KATIYOR

Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Kurucu Meclisi Eş Başkanı Hediye Yûsif, dinamik bir güce sahip gençliğin toplumsal rolüne de işaret etti. Yûsif, "Şu ana kadar sistem gençliği köreltmek, tahrip etmek için çaba harcıyordu. Kapitalist ve yozlaşmış sistem gençlik üzerinde kendini derinleştirmişti. Sağlıklı bir yaşam ve toplum için gençliğin kendi örgütlülüğünü inşa edebilmesi için alan açmalıyız" diye belirtti.

Bu hedefle gençliğin meclis ve komünlerde temsil edilmesi gerektiğini kaydeden Yûsif, "Federasyon sürecinin inşasıyla birlikte toplumun geliştirilmesinde rol oynayabileceklerine inanarak gençlere sözler verdik. Gençler, 17 yaşında demokratik seçimlerle temsil hakkı sağlayıp yönetimlerde yer alabilecek. Rojava devriminde gençlik büyük bir rol oynadı. Gençler toplumun geleceği olduğunu her alanda gösterdi" dedi.

Yûsif şu ifadeleri kullandı: "Kapitalist düzene ve yozlaşmaya karşı gençlik kendi örgütlülüğünü sağlayarak toplumsal yaşamda yerini alacaktır. Toplumumuzun en büyük sorunlarından bir tanesi ekonomik ve siyasi sorunların çokluğu ekonomik sorunlar çok fazla artmış durumda. Toplum bu durumlara karşı kendi örgütlülüğünü sağlamlaştırmalı. Komünlerden federal sisteme kadar toplum kendi iradesine sahip çıkmalı. Gençliğin gücü dinamiktir ve toplumsaldır. Gençlik kendi temsiliyet gücüne yol açarak örgütlenmesinin önünü de açacaktır."