ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

ABD emperyalizminin Trump'ı - Hüseyin Kaya

Kapitalist emperyalist dünyanın varoluşsal krizi koşullarında faşist saldırganların devasa burjuva devletlerin dümenine geçmelerine, yaratacakları bugünkünden daha ağır felaketlere karşı, işçi sınıfı ve ezilenlerin tek güvencesi, kadın hareketinin eylemli çağrısını yaptığı mücadeledir. Trump'lı ABD'yi de bu mücadele durdurabilir ve yenebilir.

Etkin Haber Ajansı / 17 Şubat 2017 Cuma, 08:26

HÜSEYİN KAYA- ABD mali sermayesinin büyük bölümünün H. Clinton'u desteklemesinin ve beklentisinin aksine ABD başkanlık seçimini Trump kazandı.

Birincisi, mali oligarşiye tepki olarak Clinton'a seçilmesi için gereken düzeyde oy verilmedi. Başta göçmenler, azınlıklar ve halkın önemli bölümü, geçen 2 dönemde Obama'ya oy vermişti. Obama'nın vaat ettiğinin aksine krizde olan bankaları kurtarmak için halkın gelecek gelirlerinden trilyonlarca dolar harcamaktan başka bir şey yapmamasına tepki duydu. Halk arasında Obamacare adı verilen sağlık sigortasını herkesi kapsayacak genişliğe çıkarmayı Demokratlar, iktidarının ancak son zamanlarında yapmıştı.

DP'nin adaylık seçimlerinde, üyeler, tepkisini bağımsız senatör olup DP'nin başkanlık adaylarından olan ve emekçiler lehine vaatleri olan Barnie Sanders'in neredeyse Clinton'la başa baş çıkarması da bu tepkiyi yansıtıyordu.

Vurgulamak gerekir ki, "Trump yönetecek bilgi birikimine sahip değildir" den başka propagandası olmayan Clinton'a istediği ölçüde ezilen emekçi kesimlerden oy verilmemesi doğaldır.

Clinton'a destek bakımından göze çarpan tek şey, Trump'ın kadın düşmanlığına karşı kadın hareketinin geliştirdiği kampanya olmuştur. Bunun dışında işçilerin ve ezilenlerin istekli desteği olmadığı anlaşılıyor.

İkincisi, Trump'ın faşizmi geliştireceğine tepki duyanlar Clinton'a kerhen ve umutsuzca destek verdiler. Çünkü Clinton içte faşizmi geliştirecek algısı yaratmamış olmasına rağmen dışta savaşçılıkta Trump'la başa baş bir çizgideydi.

Üçüncüsü, Trump'ın tekellerin işletmelerini ABD'de toplamalarını sağlayarak işsizliği azaltacağı ve göçmenleri sürerek beyaz Amerikan işçisine iş sağlayacağı vaatleri ve ABD'yi yeniden güçlendireceği emperyalist büyük devlet şovenizmi beyaz işçi sınıfı üzerinde etkili oldu.
Vurgulamak gerekir ki, kapitalist emperyalizmin varoluşsal krizi, ideolojik kriz olarak da kendisini göstermekte, statükonun değişimi isteğini dile getiren sola ve sağa doğru daha radikal eğilimlere desteği artırmaktadır.

Trump kabinesi, başta savaş bakanı Mattis olmak üzere emekli generaller ve yine başta Exxon'un CEO'su yeni Dışişleri bakanı R. Tillerson olmak üzere ABD mali sermayesinin doğrudan yöneticilerinin birliğini ifade ediyor. Cumhuriyetçiler içinden Çay Partisi hareketinin reaksiyoner faşizan temsilcilerinin de kabinede yer aldığını belirtmek gerekir.

Trump, ilk iş olarak Obamacare'i tasfiye etti. Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) anlaşmasından imzayı geri çekti. Trans Pasifik Ortaklık Anlaşması'nı (TPPA) onaylamayacağını vurguladı. Ve kaydı olmayan göçmenlerin polis zoruyla yurtdışı edilmesini kararlaştırdı. İslam ülkelerinden 7'sinden ABD'ye girişe vizeli de izin vermeyeceği kararını çıkardı ama ABD yüksek yargısı bunu onaylamadı.

Bunlar, Trump'ın seçim kampanyasında, beyaz işçi sınıfı ve küçük burjuva yaşam tarzına sahip olan kitlelerin, kriz koşullarında yanılgılarını devam ettirmeyi hedefleyen uygulamalar. Devrimci yönde emekçilerin tepkisini harekete geçiren öncü ve kitle örgütleri olmadığı koşullarda, göçmen düşmanlığı ve içe kapanmayla geçmiş yaşam koşullarını koruyacağı özlemi ve yanılgısı içindeki kitleleri tatmine yönelik önlemler.

Trump, ABD emperyalist politikasının hangi yönde ilerleyeceğinin işaretini, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'na (CENTCOM) bağlı Mac Dill Hava Üssü'nde 6 Şubat'ta askerlerle öğle yemeği yedikten sonra yaptığı konuşmada verdi. ABD donanmasının ekipman bakımından 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı seviyesine düştüğünü vurguladı ve devamla: "ABD Silahlı Kuvvetlerine tarihi bir finansal yatırım yapacağız... Her gün ve her saat arkanızda duracağız" dedi.

Tek başına dünya devletlerinin toplamının yaklaşık yarısı tutarında yıllık bütçesi olan ABD ordusunun 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı dönemindeki düzeyde demode silahlarla donanmış vaziyette olduğu lafı, gerçeğin değil, hızla yeni teknolojik silahlanmayı tırmandırma amacının ironik ifadesi.

Anlaşılan, Trump silahlanmayı tırmandıracak. Tabii ki yalnızca silah tekellerine pazar yaratmak için değil, rakipleriyle bölgesel ve dünya çapında savaşlar ve işgaller için.

Trump, Rusya ile Suriye'de işbirliği yapacağı sözü vermişti. Bunu IŞİD'i yenilgiye uğratıncaya değin yapabilir de. Fakat sonrası için Çin başta gelmek üzere Çin-Rusya ekseniyle çelişki ve çatışmaları tırmandıracak. Zayıflayan ABD egemenliğini Çin'e karşı korumak için, Rusya'yı Çin'den koparacak taktikler de olasılık dışı değil. Ama görülen Çin-Rusya eksenine karşı çevreleme, kuşatma ve savaş stratejisi izleyecek.

Rusya'nın şu anki müttefiki İran mollalarıyla nükleer araştırmayı durdurmak üzere ambargoyu kaldıran Obama'ya karşı çıkan Trump, Pentagon'un bu politikasını pervasızcasına ve çatışmayı göze alırcasına uygulayacak. Nitekim uluslararası sularda İran gemisini silah zoruyla ABD donanmasına arattıran Trump'ın yeni savaş bakanı Mattis oldu.

Trump'ın yeni CIA başkanı M. Pompeo'yu çok gecikerek de olsa Erdoğan yönetimiyle görüşmeye göndermesi, diktatörün konuşmalarında "Bab-Mınbiç-Rakka” efelenmesine yeniden başlaması iyiye işaret değil ve Suriye'de savaşın tırmandırıcılığı işareti olabilir.

İlk görüşmelerinden bir bölümünü Körfez kral ve emirleriyle yapan Trump yönetimi, Suudi kral Selman'la stratejik işbirliği kararına vardı. Bu, aynı zamanda İran'ın etkisini yenilgiye uğratmak dahası yapabilirse molla yönetimini yıkmak için komplo ve savaşlara başvurulacak demektir.
Vurgulanması gereken bir nokta da, Trump'a karşı güçlü gösterilerde en geniş yeri kadın hareketi tuttu. Trump'ın kadın düşmanı ve emperyalist savaş tırmandırıcılığına karşı kadın hareketinin duyarlılığı ve enerjikliği yeni faşizan yönetimlere karşı mücadele çağrısıdır.

Kapitalist emperyalist dünyanın varoluşsal krizi koşullarında faşist saldırganların devasa burjuva devletlerin dümenine geçmelerine, yaratacakları bugünkünden daha ağır felaketlere karşı, işçi sınıfı ve ezilenlerin tek güvencesi, kadın hareketinin eylemli çağrısını yaptığı mücadeledir. Trump'lı ABD'yi de bu mücadele durdurabilir ve yenebilir.