ANASAYFA GÜNCEL DÜNYA POLİTİKA EMEK EKONOMİ YAŞAM GENÇLİK KADIN KÜLTÜR-SANAT ETHA ÖZEL ROPORTAJ ÇEVİRİ Et-TV Et-GALERİ ara

Ankara'da ESP ve SGDF üyelerine ajanlık dayatması

Ankara'da polis baskısı ve ajanlık dayatmalarına uğrayan ESP ve SGDF üyeleri açıklama yaptı. Zorla araçlara bindirilen, tehdit edilen sosyalistler yaşanacak olası alıkoyma ve benzer saldırılardan Ankara Emniyeti, TMŞ ve MİT'in sorumlu olacağını açıkladı.

Etkin Haber Ajansı / 16 Şubat 2017 Perşembe, 16:43

ANKARA- ESP ve SGDF üyeleri, Ocak ayı boyunca Ankara'da maruz kaldıkları polis baskıları ve ajanlık dayatmalarına ilişkin İHD şube binasında basın toplantısı düzenlendi.

13 Ocak'ta sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Ozan Doğu, yaşadıkları hakkında bilgi verdi. Doğu, işyerinde iken evlerine polis gelmesi üzerine ailesi tarafından eve çağrıldığını ve ardından gözaltına alındığı söyledi. Emniyet Müdürlüğü'nde avukat görüşü sonrasında TMŞ polisleri tarafından tekrar sorgu odasına alındığını belirten Doğu, "gelen kişiler emniyetten olduklarını ve kendilerine yardım ettiğim takdirde, maddi ve manevi olarak yardım edeceklerini söyledi" şeklinde konuştu. Doğu, eskiden üyesi olduğu Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ne giderek polis için haber akışı sağlamasının istendiğini belirtti. Katıldığı demokratik eylemlerin fotoğrafları ve haber içerikli sosyal medya paylaşımlarının kendisine gösterilerek tehdit edildiğini söyleyen Doğu, ailesi, arkadaşları ve sevgilisi ile ilgili tehdit ifadelerini maruz bırakıldığını aktardı.

'BAŞIMIZA GELECEKLERDEN TMŞ, VALİLİK, MİT SORUMLU'

Uğradığı psikolojik baskı ve ailesine ilişkin endişeleri nedeniyle polisin teklifini kabul ettiğini belirten Doğu, gözaltı süreci bitince yaşadıklarını basınla paylaşmaya karar verdiğini aktardı. Üç gün içerisinde savcılığa ve ardından mahkemeye sevk edilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını hatırlatan Doğu, yaşadıklarını kısa sürede ailesi, arkadaşları ve ESP ile paylaştığını, suç duyurusunda bulunmayı söyledi. Doğu şunları söyledi: "Bu süre zarfında benim ile iki defa görüşen ve adlarının Selim ve Poyraz olduğunu söyleyen kişiler, son olarak 14 Şubat'ta çalıştığım yere gelerek, yine aynı tehditlerini tekrarladı. Hatta eğer onlara yardımcı olmazsam her hafta Çarşamba günü adli kontrol şartı nedeniyle attığım imzayı engelleyeceklerini söylediler."

Yaşadıklarının tamamının insanları sindirmeye ve korkutmaya çalışan devlet politikası olduğunu belirten Doğu, "Vicdanlı olan, insani ve ahlaki değerlere sahip her bireyin yapması gerektiğini düşündüğüm, inandığım davranışı gösterip, bu insanları ve yaşadıklarımı buradan teşhir ediyorum. Bu açıklamayı yaptığım andan itibaren, benim ve ailemin karşılaşacağım tehdit, taciz, alıkoyma, fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddet gibi durumlardan Ankara Terörle Mücadele Şubesi, İl Emniyet Müdürlüğü, Ankara Valiliği ve Milli İstihbarat Teşkilatı sorumludur" dedi.

'LÖB ÜYESİ ZORLA ARACA BİNDİRİLDİ, ISSIZ BİR BÖLGEYE GÖTÜRÜLDÜ'

Liseli Öğrenci Birliği üyesi Hasret İrem Korucu da 19 Ocak akşam eve gittiği esnada üç polisin kimlik kontrolü yaptığını, hakkında arama kararı olduğu gerekçesiyle polis aracına binmeye zorladığını söyledi. Korucu, reddetmesi üzerine polislerin kendisini tehditle araca bindirdiğini, ıssız bir bölgeye götürüldüğünü söyledi. Polislerin birlikte çalışma yürüttükleri insanlar hakkında karalayıcı sözler ifade ettiğini söyleyen Korucu, kendisine sorulan bazı isimleri bilmediğini söylemesine rağmen yalan söylemekle suçlanıp zorla konuşturulmaya çalışıldığını söyledi. Korucu, "Yanlış işler yaptığımı, boşu boşuna kendimi tehlikeye attığımı" söylediler.

Korucu, aracı durdurup kendisini aşağı indiren polislerin kendisiyle yürürken, "ailenin evini basarız", "çok ses çıkartırız", "evi taşımak zorunda kalırsınız" gibi tehditlerde bulunduğu da söyledi. Korucu, polislerin kendisine Yasemin Çiftçi ile ilgili hazırlanan bir dosyayı gösterilerek, benzer bir dosyanın kendisi hakkında da hazırlandığını söylediklerini belirtti. İçerisinde HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın da yer aldığı bir fotoğraf gösterildiğini söyleyen Korucu, kişiler hakkında iddialarda bulunan polislerin "bu fotoğraf her şeyi gösteriyor" dediklerini aktardı.

Karşı çıkması üzerine tekrar polis aracına bindirildiğini ve tehdit edildiğini belirten Korucu, iki gün içinde ajanlık dayatmasına kabul etmediği takdirde evinin basılacağını söylediklerini ifade etti.
Basın toplantısında konuşan İHD Şube Eş Başkanı Hülya Mendillioğlu, son dönemde özellikle öğrencilerinden benzer çok sayıda başvuru aldıklarını söyledi. Referandum sürecinde tüm muhaliflere baskı, gözaltı ve işkence uygulandığını dile getiren Mendillioğlu, "Daha öncede bir çok insan benzer şekilde ajanlık dayatmasına maruz kaldı. Kabul etmeyenlerin evleri, işyerleri basıldı, gözaltına alındılar, özellikle aileleri ve eşleri üzerinden tehdit edildiler" dedi. Mendillioğlu, bu tür ajanlık dayatmalarının net duruş sergilenerek boşa düşürüleceğine işaret etti.

'GÖZALTINDAKİ GÖKTAŞ DA AJANLIK DAYATMASINA UĞRADI'

ESP MYK Üyesi Suat Çorlu da yaşanan baskıların "hayır" cephesinin zayıflatılmasına yönelik hamleler olduğunu söyledi. "Ezilenlerin Sosyalist Partisi ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu'nun yürütmüş olduğu çalışmaların sekteye uğratılmaya çalışılıyor" diyen Çorlu, AKP/Saray iktidarının muhalefeti bastırma politikalarıyla komplo ve ajanlaştırma dayatmalarının birbirine bağlı olduğunu dile getirdi. Çorlu, "Ankara'da özellikle genç arkadaşlarımız hedef alınıyor. Geçmişte partimizde çalışma yürütmüş dostlarımızdan ajanlık faaliyetlerinde bulunması isteniyor. Ozan özellikle ailesiyle, sevgilisiyle ve kardeşiyle tehdit edildi. Bu şekil yıpratılmaya, esir alınmaya ve ajanlaştırılmaya çalışıldı. İnsan haklarını ihlal eden bu uygulamalarla insanların ailelerine, sevgililerine, eşlerine, kardeşlerine uzanacak kadar çirkinleşmiş bir yöntem izlemeleri, onların ne kadar kirli olduklarını göstermektedir" diye konuştu.

Çorlu, 12 Ocak günü gözaltına alınan Sedat Can Göktaş'ın da ajanlık dayatmasına uğradığını söyledi. Çorlu, Göktaş'ın gözaltına alınan 10 kişi arasında en çok fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kalan kişi olduğunu, karanlık bir odaya götürülüp özel bir muameleye tabi tutulduğunu belirtti. Göktaş'ın gözaltına alınmadan önce 4 kişilik bir ekip tarafından çağrıldığını söyleyen Çorlu, ekibin başında sarışın, 45 yaşlarında, mavi gözlü TEM'de çalıştığını söyleyen bir kadının yer aldığını söyledi. Çorlu polislerin "Biz yeni ekip kurduk, burada sizi bitireceğiz, ya bizden yana olursunuz ya da sizi ezeriz" şeklinde tehditlerde bulunduğunu aktardı. Polislerin peşlerinde dolaşmaya devam ettiklerini belirten Çorlu, parti yöneticilerinin özellikle 06 DN 6664 plakalı beyaz Toyota marka araçla sistematik olarak takip edildiğini dile getirdi.

'ESP KOMPLO VE KİRLİ OYUNLARLA DURDURULAMAZ'

Çorlu şunları söyledi: "Sedat'ın teklifi kabul etmemesi üzerine 'bunun bedelini ödersin' şeklinde tehditlere maruz kaldığını biliyoruz. Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nin bu tür komplo ve kirli oyunlarla durdurulamayacağını bir kez daha ifade etmek isteriz. Biz tarihsel kökleri olan siyasi bir hareketiz. İşçi sınıfının, kadınların, gençlerin, Kürt halkının ve tüm ezilenlerin mücadelesini kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Üyelerimizin, dostlarımızın ve ailelerinin başına gelecek her şeyden Ankara TMŞ, Emniyet Müdürlüğü, Ankara Valiliği ve Milli İstihbarat Teşkilatı sorumludur. Zorla insanlara imzalatılan yalanlarla dolu ifadelerin hiç bir hükmü yoktur. Şunu çok iyi biliyoruz, hepsi Saray'a hizmet ediyor, Saray için çalışıyor. Bizim Saray'a karşı 'hayır' mücadelemiz büyüdükçe bunların bu oyunları da boşa çıkacak."